Yüzde 63 kadın ortaklı teknoloji markası: Reeder

Tesadüf kelimesine değil tevafuk kavramına çok daha yakın. Çalışmanın öneminin altını çiziyor. Okul birincilikleri, onur derecesiyle mezuniyet, satış temsilciliğinden genel müdür yardımcılığına tırmanış, Türkiye’yi ilk e-kitap okuyucusu olan Reeder’la tanıştırmak, Samsun’da teknoloji fabrikası kurmak, kadın girişimcilik ödülleri ve daha birçok şey. Reeder’ın Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral düşüşleri göğüslemek, korkmamak ve vazgeçmemek olarak açıklıyor başarısının sırrını.

 

Merhaba Sezen hanım. Kariyeriniz başarılarla dolu. Alt alta sıralandığında saymakla bitmiyor. Röportaja şu soruyla başlamak istiyorum: Yoruldunuz mu? Motivasyonunuz nasıl?

Bilakis, kendimi yolun başında hissediyorum. İlk 10 senem var olma mücadelesiyle geçti, ancak şimdiden sonra istediklerimi yapabilmeye başlayabileceğime inanıyorum. Yorulmak bir yana her ilerlemede daha büyük bir enerji kazanıyorum. Ayrıca motivasyonumu hep yüksekte tutan KAGİDER gibi STK’larla ve muhteşem bir ekiple birlikteyim. 

En başa dönersek… Her şey nasıl başladı, ilk kıvılcım nerede çakıldı ya da şöyle sorayım tesadüflere inanır mısınız?

İnandığım şey sanırım ‘tevafuk’ kavramına daha yakın, daha mistik. Uygar’la tanışmam, onun yurtdışından Türkiye’ye dönmesi, ikimizin eğitim, deneyim, yetenekler ve ilgi alanları anlamında sosyal hayatta ve iş yaşantısında birbirimizi tamamlayışımız önemli bir etken. Girişimcilik ekosisteminin yavaş yavaş yerleşmeye başladığı yıllarda, onun teknik bilgisi ve vizyonu ile benim idealist yapım ve uluslararası ticaret geçmişimin birleşmesi Türkiye’ye ilk kez e-kitap teknolojisini getirmemizi sağladı. 

Genellikle başarılı insanlara zaman ve emek harcamadan ‘çok para kazanmak ve kariyer sahibi olmak’ için formüller sorulur. Türkiye’nin önemli iş adamlarından biri olan Sakıp Sabancı buna ‘çalışmak çalışmak çalışmak’ yanıtını vermişti. Bu bir sanayici yanıtıydı. Devir değişti. Sizin mottonuz nedir?

Bana kalırsa ‘Çalışmak, çalışmak, çalışmak’ gelmiş geçmiş en iyi mottodur. Ama madem sordunuz, ben de kendi mottomu paylaşmak isterim; en sevdiğim yazar olan Ayn Rand’ın bir sözüdür:  Asıl soru “Nasıl yapacağım?” değil, “Beni ne durdurabilir ki?”.

Hep başarılardan bahsediyoruz. Oysa ki “Hayallere ulaşmanın yolu bol bol düşüşlerle döşeli” demiştiniz. Kadın girişimcileri cesaretlendirmek için, bu düşüşlere örnek verebilir misiniz?

Aslında bakarsanız yüzlerce hatta binlerce örnek verebilirim. Nerdeyse her gün en az 1 kere umutsuzluğa düşüyorum ve yine günde en az 1 kez kendime, çevreme, topluma, dünyaya, evrene olan tüm inancımla ayağa kalkıyorum. Plana göre ilerlemeyen projeler, değişen siparişler, tedarik zinciri sorunları, operasyonel hatalar, insan kaynağı konusundaki zorluklar, misyon ve vizyon ile uyumlu hale getirilmesi gereken finansal stratejiler, anlık ve beklenmeyen problemler, bunların kısa ve uzun vadeli sonuçları… Önemli olan, kadın girişimcilerin bunların sürecin bir parçası olduğunu bilmesi ve düşüşleri göğüsleyebilmesi.

“İnsanların kartvizitleri, kendilerinde yarattıkları ve karşılarındaki insanlarda bıraktıkları duygulardan oluşacak.” Reeder’ın manifestosundaki bu cümleyi biraz açar mısınız? Sizin kartvizitinizde oluşturduğunuz duygu hangisi?

Aşk, kardeş sevgisi, seçilmiş aileni kurmak, dostluk, güven, umut, dayanışma, dönüşüm, gelişim, heyecan, heves, ortak inanç, kazanmak, fayda üretmek. Bu kavramların hepsini art arda okuyunca hangi duygu beliriyorsa, işte o. 

Anneniz ve kızınız arasında yani geçmişle gelecek arasında bir bağsınız. Bu aradaki misyonunuz nedir?

Annemden gelen ulviyeti kızımın pratiğine dahil etmek. 

İnsanı başarıya götüren dengeler varsa bu dengeler nelerdir? Aile, arkadaşlar, sağlık, farkındalık… Bunları sıralamak mı gerekir yoksa dengelemek mi? Hangisini tavsiye edersiniz?

Ben bu tip formüllerin tamamen kişiye özel olduğunu düşünüyorum. Yaşa, imkânlara, tercihlere göre değişiyor; aynı kişi için farklı koşullarda değişik formüller çalışabiliyor. İnsan kendi mental ve fiziksel sağlığını ön plana koyarak seçimlerini yapmalı diye düşünüyorum. 

Önceliklerinizden biri de kadının toplumda sosyo-ekonomik olarak yükselmesi. Neden?

Çünkü ancak kadınların ekonomiye katılımıyla gerçek potansiyeli ortaya çıkaracağız. Ekonomimiz katlanarak büyürken daha sorumlu ve duyarlı bir iş dünyasını var edebileceğiz.  

Samsun’da bir teknoloji fabrikası kurdunuz. Bu şehrin dokusuna dokunduğunuzu ve kadınların hayatını değiştirdiğinizi düşünüyor musunuz?

Samsun’daki fabrikamızda 320 çalışandan yüzde 55’i kadın ve 10 departmandan 8’inin başında kadın yöneticiler var. Reeder, yüzde 63 kadın ortaklı bir teknoloji firması olarak kadınlar için pozitif ayrımcılık politikalarını benimsiyor. Bu sene, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan iki anlaşmaya imza attık: ‘Global Compact’ ve ‘Women Empowerment Principles’. Bu, Reeder’a dahil olan tüm kadınları direkt etkileyen bir gelişme.

Bu fabrikadan hangi ürünleri çıkarıyorsunuz? 

Akıllı telefon, tablet bilgisayar, akıllı bileklik, akıllı saat, çocuk saati, robot süpürge, bluetooth kulaklık.

Başka bir şehirde böyle bir yatırım planınız var mı?

Samsun’da iki yeni fabrika açıyor olacağız, hem ürün gamımız hem de kapasitemiz genişleyecek. Samsun; 2 üniversitesi, teknoparkı, limanı, deniz kıyısındaki sosyal yaşantısıyla bize kucak açan, içinde filizlenip büyüdüğümüz yuvamız olmuş durumda. 

Memleketim İzmir’de yeni açılan Bilişim Vadisi’nin içinde bir üretim tesisi kurmak şu anda yalnızca fikir aşamasında da olsa, beni çok heyecanlandırıyor. 

Kadın girişimcilere, sizin yolunuzdan yürümek isteyenlere ne YAPMAMALARINI tavsiye edersiniz?

KORKMAMALARINI ve VAZGEÇMEMELERİNİ.

İlk e-kitap okuyucu Reeder ile kaç kitap okudunuz?

İlk çıkardığımız e-kitap okuyucu modelimiz ve sonrasındaki modeli toplamda 10 sene kullandım,  sanırım sadece onlarla 250 kitap okumuşumdur. 

Önümüzdeki dönem için sizi heyecanlandıran projeler nelerdir?

Bu yıl meslek liselerindeki kız çocuklarına STEM eğitimi verilmesini sağlayan bir projeyi Milli Eğitim Bakanlığı’yla (MEB) birlikte yürütüyor olacağız. Hem toplumsal cinsiyet eşitliğine hem de nitelikli eğitime katkı sağlayacak olan bu ülke çapındaki projeyle sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize bir adım daha yaklaşmış olmayı amaçlıyoruz. 

Ayrıca mayıs ayı içinde hem fiyatı hem de özellikleriyle bugüne kadar yaptığımız en iyi akıllı telefonu lanse ediyor olacağız. 

Bunlar en heyecan verici ve bizzat en yakından takip ettiğim konular. 

Hedefiniz nedir?

Global bir marka olarak dünyanın her yerine bilgiyi ve teknolojiyi erişilebilir kılmak.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER