Yolda en iyisini yapmaya odaklanmak başarıyı getiriyor

Banu Hanım, sohbetimize hoş geldiniz. Araştırma yaptığımda Banu’nun kendisini arayan biri olduğunu fark ettim. Kendinizi ararken de ConectoHub’ı buldunuz. ConectoHub’ın ne yaptığını anlamak için önce sizi tanımak gerekiyor. Sizi tanıyabilir miyiz?

Kendini arayan biriyim ama arama yolculuğu hep devam edecek. ‘ConectoHub’ı buldum kendimi buldum’ diye bir cümle de kuramam. Ben şu anda girişimciyim. Bundan önce akademisyen olma hedefiyle yola çıkmış, sonra özel sektörde 7 sene çalışmış, en sonunda da pazarlama yöneticisiyken yeni şeyler üretmekten keyif aldığını fark eden bir insan olarak rotayı çevirmiş biriyim. 

Anlatmayı, anlamayı çok seviyorum. Ben ekonomi okudum, davranışsal ekonomi en sevdiğim alandı. İnsanı anlamaya çalışıyordum. Çünkü insan rasyonel değildir. ‘Biz nasıl karar veririz?’ Akademisyen olmaya karar verdiğimde de bunun üzerinde çalışacağımı düşündüm. Ama mastırın içinde tamamen matematik ve 25 sayfalık proof yaparken buldum kendimi. Hiçbir şekilde hayata dokunmuyordu. İnsanı anlamıyordum, kendimi anlatamıyordum, kağıtlar içerisinde kayboluyordum, sadece matematik yapıyordum. Bu benim enerjimi yukarı çeken bir şey olmadı, hiç heyecanlandırmadı. Pazarlamaya da bu yüzden girmek istedim. Çünkü pazarlama insanı anlamaya çalışan, insanı merkeze alarak iş yapmaya çalışan bir disiplin. Ben de direkt olarak davranışsal ekonomideki hem bilgimi hem oradaki merakımı aldım ve pazarlamacı olarak yoluma devam etmek istedim. Sürekli olarak yeni şeyler üreten insanları gördükçe çok büyük heyecan duyuyordum ve artık ben kendi işimi kurmak istiyordum. Kurum içi girişimci olmak değil gerçekten o tehlikelerle o risklerle karşılaşmak için girişimci olmaya karar verdim. 

ConectoHub’a varan yolculuğunuzdaki birkaç kırılma anını, sizde kelebek etkisi yapan anları, bizimle paylaşabilir misiniz? Yolculuğunuz nasıl geçti?

İlk kırılma anı start-up’larda çalışmaya başladığım zaman oldu. Mükemmel bir heyecanla çalışan ekipleri tanıdım. Onlarla çalıştığım her an enerji doluyordum. İkinci kırılma anı ise benim için artık işe gitmenin çok büyük yük olduğunu fark ettiğim nokta oldu. Sabah kalkmakta zorlanmaya başladım, enerjim düşmeye başladı, heyecan duymamaya başladım. Baktığım zaman, beni genel müdür yapsalar ben mutlu olur muyum, diye düşündüm. Hiç de istemediğimi fark ettim. 

Kelebek etkisi gibi ‘siyah kuğu kavramı’ da sizin için önemli. Siyah Kuğu kavramı ne ifade ediyor sizin için, ConectoHub sizin için bir siyah kuğu muydu?

Siyah Kuğu beni şok eden bir kitap, ezberleri yok eden bir kitap. Hayatta dikkat etmediğimiz ve bize sunulan şeylerle hareket ettiğimiz birçok şey var. Bu ezberlerden her zaman kaçamayız, beynimiz çünkü otomatik pilotta çalışmak zorunda, nasıl kaçabileceğini gösteren bir kitap oldu benim için. ConectoHub da bana verilen ezberlerden kaçtığım bir yer oldu. Evet, ConectoHub siyah kuğu olabilir. 

Girişimcilik ruhunun formülü de o galiba, ezberlerden kaçmayınca girişimci olamıyor, risk almayınca olmuyor. 

Ben “İyi bir girişimci şudur” diyemem. Ama şunu gördüm; girişimcilik çok zor. Zaten kolay olsa herkes yapardı. Bu noktada herkesin ortak yaşadığı şey şu, ben her sabah spor yaparım ve mutlaka podcast dinlerim, girişimcilerin hayatını dinlerim. Bütün girişimcilerin ortak noktası şu; sürekli bir zorlukla karşılaşıyoruz. Çıkıp şu an burada konuşuyorum ama ben dün gece büyük bir zorlukla karşılaştım, sabah başka bir problem çözüyordum, bir kaos içinden koşarak geldim buraya. Bunu kimse görmüyor. Her girişimci, unicorn da olabilir, çok büyük başarılar elde etmiş olabilir ama arkada ne acı çektiğini görmüyoruz. 

Bu zorluk acı mı veriyor?

Spor gibi, kasınız gelişiyor. Ve şunu öğretiyor girişimcilik, bunu öğrendiğiniz zaman oluyor; belirsizlikle yaşama, dans etme. Çünkü biz insan olarak belirsizlikten kaçmak üzerine kurulu bir sisteme sahibiz. Çok doğal, bu insanın doğasında var. Ama bu, şu anda bütün girişimciler için geçerli; hayat çok belirsiz ve bununla dans edebilmek gerekiyor. Yüzde 90’ı belki de zorluktur, çok büyük bir genelleme yapmayayım ama… Bununla dans etmeyi öğrenmek, işte bence ortak noktası girişimciliğin. 

Her sabah saat 5’te kalkıp spor yapıyorum. Zaten her sabah büyük bir stresle kalkıyordum. Ne yapabilirdim? Çıkıp koşuyordum. Muhteşem bir enerji. Koşmak meditasyon gibi bir şey. Ya podcast dinliyorum ya da gerçekten o sırada bir şey düşünmüyorum. Onun verdiği enerjiyle sıfırdan başlama gücünü buluyordum. Herkesin enerji kaynağı başkadır. Kitap okumak da bana güzel bir enerji verir ama tabii ki sporun verdiği enerji başka. Bu yeniden kalkmayı sağlıyor. Çökmedim mi? Çok çöktüm ben de. Ama şu an daya iyiyim. Ne değişti? Hayatımda stres mi azaldı? Hayır. ‘Bu noktayı da atlatırız, bir yolunu buluruz, sakince düşün Banu’ demeyi öğrendim. 

Kaygı ve stres başarıyı nasıl etkiliyor peki?

Neyden kaygı duyduğunuz çok önemli. Ben şunu öğrendim; bu bir süreç. Sonuca odaklanırsanız o kaygı ve stresle baş edemezsiniz. ‘Ben bu ciroyu yapacak mıyım, bu yatırımı alacak mıyım, global bir marka yapacak mıyım? Hedefim bu ama bu olacak mı?..” Bilmiyoruz değil mi? Ama buraya ulaşmak için benim yapmam gereken ‘elimden gelenin en iyisi’ dediğimiz şeyler var. Bir de akıl akıldan üstündür, sadece ben değil, bir bilene danışarak da doğru adımlar atmam gerekiyor. Ben hedefe giden yola odaklanırsam dünyam değişiyor, kaygım azalıyor. Kaygım günlük seviyeye iniyor, her şey ‘an’da kalıyor. Ben bugün kalktım, bugün benim yapmam gereken en önemli şeyler ne, ama en önemli şeyler. Bu arada her şeyi yapamıyoruz. Benim ekibimin yapması gereken en önemli şeyler ne? Ekibime bunu yapmaları için ne sağlayabilirim? Ama yarın yatırımı kapatıp kapatamayacağımı şu anda dert edip de bu işlerimi aksatırsam zaten bu iş olmaz. Şimdi biz bugünü iyi yaptık mı, yarın daha iyi olduk mu, tamam. Bu adım adım olacak. O yatırım olmasa da başka yatırım olacak, bu iş olmasa da başka bir iş olacak. Bakın en iyi girişimcilerin nasıl olduğuna? Hikâyelerine bakın. Üç-dört tane iş olmamış ama o olmayan işler zaten o muhteşem işe götürmüş. Bu bir yolculuk, eğer ki siz sonuca odaklanıp oranın kaygısını duyuyorsanız o zaman başarı olmuyor. Yolda en iyisini yapmaya odaklanıyorsanız başarı geliyor. 

Şubat 2020’de ConectoHub’ı kurdunuz. Sermayeniz var mıydı? 

Biz şanslıydık, yatırım alarak kurduk. 

Kurarken aldığınız destekleri, kadın girişimcilere yol gösterici olması açısından, bizimle paylaşır mısınız? Sadece fikir yeterli mi?

Asla fikir yeterli değil. Takım çok önemli. Şimdi bu klişe gibi gelecek ama, o fikir zaten herkeste var. O fikri ilk defa siz bulmadınız. Fikir tabii ki önemli ama takım daha önemli, ilk aşamada. İki; kadın girişimci diye ayırmayı hiç sevmiyorum. Umarım ayırmadığımız günlere geliriz ama soru olduğu için söyleyeyim, ben kadın girişimci olarak görülüyorum şu anda, erkek girişimci demiyoruz ama kadın girişimci diyoruz. Ben hiçbir zorluk yaşamadım, hiçbir şekilde benden düşük performans beklenir görüşüyle biriyle masaya oturmadım. Aksine kurumsaldan ayrılmış, kariyerini bırakmış bir kadının bu yolculuğunu hep destekleyen insanlarla karşılaştım. Duyduğum kadarıyla çok negatif deneyimler yaşayan girişimciler var, kadın olduğu için beklentilerin düşük olduğu yönünde… Ama ben dediğim gibi bu konuda insanların korkuyla yola çıkmasını hiç tavsiye etmiyorum. Aksine dünyada toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemiş ya da benimsemek zorunda kalan insanların pozitif yaklaşımlarıyla karşılaşacaksınız. 

İyi bir fikrin yanında çantada başka ne olmalı?

İyi bir ekip. Bir kişi misiniz? Çok zor. Ortağınız olmalı. Çünkü her şeyi siz yapamazsınız. Biz şöyle yola çıktık: Ben satış pazarlama tecrübesine sahip biriyim. Ortağım teknik konulardan anlıyor. Bu sayede muhteşem bir şekilde iş bölümü yaptık. Zaten kaynak çok az. Eğer tek başına fikirle yola çıkıyorsanız o fikrinizle önce para değil ortak bulun. Sizde olmayan yetenekleri sağlayacak birini bulun. Bana bir yöneticimin en iyi öğrettiği şey şuydu; “Her şeyde mükemmel olamazsın. Mükemmel olmadığın, yapmaktan keyif almadığın şeyler için ekip kurmayı öğren. İşte bu yöneticiliktir” derdi. İşte bu da iş kurmaktır. Nerede iyi değilseniz o zaman o iyisini bulun, ekibe getirin. Zaten siz o iyiyi kurduğunuz anda yatırımcı size gelecek. Ya da yatırımcı gelene kadar, siz gerçek bir ürün yaratmayın gerçek gibi görünen bir ürün yaratın, bununla müşteri testlerine gidin. Zaten buradaki potansiyeli siz ortaya çıkarırsanız her türlü yatırımı alırsınız. 

ConectoHub ne yapar, okuyucularımızla paylaşır mısınız?

Rutin herkesi öldürüyor, yaratıcılığı da öldürüyor. Biz bunu kurumlarda gördük. Yukarıda hedefler var, üst yönetimin hedefleri var, aşağıda her gün gelen insanlar bir operasyon yapıyor ama neden yapıyor… Bir sorun, bugünkü toplantıya o kişi neden giriyor? Bugünkü toplantıya gerçekten girmesi gerekiyor mu, o projeyi gerçekten yapması gerekiyor mu, o projeyi neden yapıyor? Biz işte bu nedenleri gösteriyoruz insanlara uygulamamızla. Bir; diyoruz ki, tüm organizasyondaki her bir bireyin nedenlerini koyun, stratejilerini koyun.  Burada da yapay zekâ size yardımcı oluyor. Şirketinizin en yüksek hedefi ne? Buna göre bütün takımlar ve kişi bazında biz size hedefleri vermenizi sağlıyoruz. Sonra diyoruz ki bu hedeflere yönelik ne iş yapacaksınız, onu da bizim uygulamamızdan yapın, yani bir iş yönetimi var. Ve diyoruz ki bunları verimli yapın, yüzde 40 oranında verimlilik sağlıyoruz. Stratejilerini ve günlük operasyonlarını tek bir platformdan verimli bir şekilde yönetmelerini sağlıyoruz. Ve her çalışan için neyi neden yaptıklarını gördükleri bir sistem yaratıyoruz. Yani anlam katıyoruz. 

Dünya için öngörülemeyen etki pandemiydi, sizin için de öyle. Bu etki sizi ve şirketinizi nereye doğru taşıdı?

Pandemi dijitalleşmeyi artırdı, herkesin çalışma şeklini değiştirdi, bizim işlerimiz için pozitif katkı oldu. İki katından fazla büyüyen bir pazardan bahsediyoruz, verimlilik uygulamaları pazarı. Bizim pazarımız 65 milyar doların üstünde bir pazar dünyada, çok büyük bir pazar ve iki katından fazla büyüyen ve bu büyüme trendini devam ettirmesi beklenen bir pazar. Neden? Çünkü uzaktan çalışmaya başladık, verimli çalışmaya başlamamız lazım. Herkesin aynı sayfada çalışması lazım, eskiden verimsizlikleri yüz yüze çözüyorduk, şu an çözemiyoruz. Bir de artık global bir çalışma ortamı oldu. Ben Türkiye’den globalde herhangi bir yerde çalışabiliyorum, o zaman benim verimli, anlam katan işler yapmam gerekiyor. Bunu sağlayan şirketlerle çalışıyorum. Bu yüzden de şirketlerin gerçekten çalışanlarına katkıda bulunması, onların gelişimini sağlaması, verimli çalışmasını sağlaması, özel ve iş hayatı dengesini sağlaması lazım. İşin özü yani en tepede verimli çalışmaya geliyor. Biz de bunu sağlıyoruz. Biz hedeflediğimiz büyümeyi yakaladık, yüzde 200’ün üstünde büyüdük. Bizim için asıl başarı şurada oldu; biz 14 ülkeye gittik, 14 ülkeden müşteriler elde ettik. Özellikle Latin Amerika ve Amerika bizim için güzel bir pazar oldu. Ve bu noktada çok büyük global rakiplerden müşteri almaya başladık. Çünkü biz işin içinden gelip ihtiyacı gören insan olarak dizayn etmeye başladık kurumumuzu. Pandemi sonrası ne oldu? Bizim gidip fiziksel toplantı yapmamıza gerek kalmadı. İnsanların arayışı arttı. Bu sayede de bizim satışlarımız arttı. 

Şu anda ConectoHub kaç firmaya hizmet veriyor? 

Şu anda 127’nin üstüne çıktık. Ve bunun yüzde 90’ı global. Biz Ekim 2020 yılında ürünümüzün ilk beta versiyonunu çıkardık, ilk müşterimizi aldık. Şimdi 127’yi geçtik ve globaliz. 

Global marka yolculuğunda neredesiniz?

Şu anda global müşterileri olan bir şirketiz. Ama global marka olmak demek, globalde adınızın bilinmesi demek. Tabii ki daha oraya gelmedik. Açıkçası biz de heyecanla bunun için çalışıyoruz. 

Girişimciliği bir kasa benzetiyorsunuz ve geliştirilebileceğini söylüyorsunuz. Nasıl?

Girişimci olunur mu, doğulur mu? Ben zaman içerisinde bu kasın geliştirilebilir olduğuna inanıyorum. Ama şu var, tembellik daha kolay, alışkanlık daha kolay, konfor daha kolay. O yüzden birçok insan 9-5 çalışıyor, girişimci olmak istemiyor, tehlikeden korkuyor. Ne kadar kendinizi sorguluyorsunuz, hayatı sorguluyorsunuz, değişime açıksınız, açılmak istiyorsunuz?.. Bununla alakalı. Ama gün bir, girişimci olmuyorsunuz. Zaman içinde daha iyisi oluyorsunuz. Bu bir kas, her gün acı çekerek, zorlanarak o kas gelişiyor. 

Kadınlara tavsiyelerinizi alalım o zaman?

Kadınlara tavsiye vermeyi hiç sevmiyorum. Neden erkeklere tavsiye vermiyoruz? Kadın girişimci demek istemiyorum, her seferinde her Kadınlar Günü’nde umarım Kadınlar Günü’nü artık kutlamak zorunda kalmayız, diyorum. Ama neden bunu yapıyorsunuz siz de, ben niye bunu sahiplenmek zorunda kalıyorum? Çünkü baktığımızda iş gücünün çok düşük bir oranı kadın. Eğitime ulaşımda kadınların çok büyük dezavantajı var. Kadınların yaşadığı sorunlara baktığımızda, evet bunu yaparak aslında eşitliğe doğru gitmeye çalışıyoruz hepimiz. Sizi de anlıyorum. Bu noktada benim tek söyleyecek şeyim şu girişimci olarak. Ben de bu hikâyeleri  duyuyorum, kadınlara yönelik daha negatif bir bakış açısıyla yatırımcıların ya da müşterilerin yaklaştığına dair. Ben bunu hiç yaşamadım, tam tersine pozitif yaşadım. Biz güçlü oldukça başka kadınların da güçlü olmasını sağlıyoruz. Şu anda bizim ekibimizde neredeyse yarısı kadın, gurur duyuyorum çok mutlu oluyorum, hepsi inanılmaz girişken. Kadın erkek diye ayırmıyoruz, zaten o güzle bakmıyoruz. Biz bireyiz. Bu gözle bakmak çok mantıklı. Bir de şunu duymaya başlıyorum, işte kadın girişimciyiz, çok yoğun çalışıyoruz; evleneceksin çocuğun olmayacak… Yani bir erkek de evleniyor bir kadın da evleniyor, ikisinin de çocuğu oluyor. Bakış açısını buna çevirmek gerekiyor. Bir kadının değil sadece o çocuk ya da o evlilik sadece bir kadının değil. Hayat müşterek. Ben bir birey olarak bakıp yola çıkmalarını tavsiye ediyorum. Korkacak bir şey yok. Her şey çok daha pozitife dönecek.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER