Yeniyi istiyorsan Yeniye hazırlan Yeniye hizalan

BAHAR SOYSAL
Latest posts by BAHAR SOYSAL (see all)

Yeni başlangıçların enerjisini, yaydığı umudu ve hareket ettiren ateşini oldum olası çok sevmişimdir. Ancak geçmişe baktığımda, pek çok kereler içimdeki ateşin bir çan eğrisi gibi hareket ettiğine şahitlik ettim: Yenilik dönemi öncesi yükselen bir hal, sırasında daha yüksek bir hal, tam sonrası düşmeye başlayan ve daha sonrasında da, ‘Ya, hani daha farklı olacaktı!’ diye içsel serzeniş, vazgeçişleri yaşadığım zamanlar oldu hayatımda. 

O zamanlar toydum. Çok şükür ki şimdi biliyorum, dışarıda olanlar değil beni yeniye taşıyan, benim. Beni benden başka bir güç değil hareket ettiren. Bendeki niyet, istek, kudret, kararlılık, cesaret, hareket, güven, teslimiyet, sonrası da Allah’ın izniyle bereket. 

Dışarıda olan hareket enerjisi ise içsel ateşimi körüklemek üzere müthiş bir destek. 2023 yılını karşılarken böyle bir bilinçle yeniye kendimi açmayı seçiyorum. Ve yeniye yer açmak derken her yeni gelen oluşuma kabul veren bir yerden yayın yapmak yerine, iradeyi ele alarak, yol almak istediğim yöne doğru hizalanmaktır seçimim. Gelin birlikte neler yapabiliriz, elimizde neler var, hatırlayalım. Böylece 2023 gerçek bir kutlama ve şölene dönüşsün.
Hoş geldin 2023!

Değişim korkusu 

Kendimizden memnun, bir üst versiyonumuzla yaşama, bir üst notadan devam etmeye can atarken, eskiye alışmış olan başka bir parçamız o kadar da istekli değildir. 

Bilincimiz ‘Evetttt; değişime varım! Yaşasın yeni hayatım’ diye heyecandan yere göğe sığamazken, bilinçaltımız ‘Olduğun yerde kaldığın sürece güvendesin’ diyebilir. 

Atalarımız, ‘Tehdit olasılığı var. Bildiğini yapmaya devam et, yaşamda kal!’ derken, gelecekteki parçam ‘Ataların senin buradan geçebilmen için sana ihtiyaç duyduğun erdemleri miras bıraktılar. Sen ‘O’sun. Buradan geçme becerisi, sorumluluğu ve görevi sana verildi, yapabilirsin’ diyor olabilir.

Tüm bu ikilemlerin zihinde yarattığı kaotik bulutları dağıtıp resmi net ve berrak görmek, kalbin yolunu hatırlamak için uyanık kalmak gerekir. Bu uyanıklık haline de bilinçli farkındalık diyebiliriz.

Peki, bu köprüden nasıl geçeceğiz?

Öncelikle en kötü durum arafta kalmaktır, yani hareketsiz, kararsız. Ne olacağına karar veremeyen bir kişinin bocalaması, zihninin zehriyle günlerini geçirmesi bana göre cehennem azabıdır. Arafta kalmak yerine, az geride duran halimizde, acı da verse alıştığımız konformist alanda kalmayı seçebiliriz pek tabii ki. Böyle bir durumda içimizin rahat olmasıdır önemli olan. Kendimizden bu halimizde razı olmak, şikâyeti bırakıp belki de hazır hissedinceye kadar bu halin içinde kalmaya kabul vermek de bir seçimdir.

Daha güzeli ise, denemektir. Hiçbir zaman tam hazır hissetmeyeceğimizi bilerek, hata yapmak korkusuna rağmen bir adım atmak cesaretinde bulunmaktır. Denemek, taze kalmaktır. Denemek, bedenimize, aklımıza, ruhumuza hakkını vermektir. Denemek, özgürlüktür. Denemek, hep yanan bir ateştir. O yaşamdır.

Yapmak istediğimi denersem en kötü ne olur?

Yapmak istediğimi gerçekleştirirsem oluşabilecek en iyi senaryo nedir?

Elbette ki yaşamda birçok kereler adım attığımızı hatırlayıp adım atmamıza vesile olan erdemlerimizi anımsayarak bu sefer de isteğime doğru bir küçük adım atsam, bu adım ne olabilir?

Bu küçük adımı atmak için neye ihtiyacım var?

Bu küçük adımı atmış olmak bana ne hissettirir?

Ne zaman bu adımı atabilirim?

Hayalimizle aramızdaki en büyük engel biziz!

Kalbimizin rotasına akıl yolunu ve sezgilerimizi dahil ederek hizalanırken hatırlamamız gereken, engel gördüğümüz ne varsa bizden kaynaklı olduğudur. 

Kendimizi değişime hazırlarken yaratmak istediğimiz yeni gerçeklik için enerjisel boş alanlar yaratmalıyız. 

Dolu olan alana daha fazlasını koyamazsın, boşalttığın kadarını ise yepyeni güzel deneyimlerle doldurabilirsin. Alanı dolduran sana hizmet etmeyen duygusal yüklerini bıraktığında sadece yeniye alan açmakla kalmaz, kendi enerjini genişletir, eskisinden daha fazlasını almak kapasiteni de artırırsın. Böylece evrenin sana sunmak isteği güzelliklere nasıl alıcı olacağını öğrenmeye başlarsın. Kendine almak için izin verirsin. 

Sen yük taşımaya değil, kendi özgün doğanı özgürce, keyifle, mutlulukla, huzurla, heyecanla, neşeyle, coşkuyla var etmeye ve yaşamaya geldin!

Sana ağır gelen duygusal yüklerden hafiflemenin birçok yolu vardır. Benim bu konudaki en büyük destekçilerim, kendime ve danışanlarıma sentezleyerek uyguladığım ThetaHealing Meditasyon Tekniği ve Tantra öğretisidir. Bu yolların ortak amacı, öncelikle bilinçli ya da bilinç dışı seçimlerle kişinin bu yükleri almasının ardındaki sebepleri, kayıtları, yani hikâyeyi yakalamak ve kişiyi özgün varoluşsal doğası ile buluşturmaktır. 

Hikâyenin denklemi kendini açık ettiğinde, farkındalıkla beraber iyileşme başlar. Denklem artık hizmetini tamamlamıştır. Aynı döngüyü sürdürmeye, geçmişin izlerini, yüklerini yolda yanında taşımaya gerek yoktur. Yol hafifledikçe akar. Akış kendini bizim üzerimizden gerçekleştirir.

Bu kendini daha yakinen tanıyarak bilmenin, kendinle samimi olmanın, yeniden sağlıklı bağ kurmanın yoludur.

Kalbinin en büyük arzularını keşfet…

Bu noktadan sonra kalbin arzusu kendini daha çok açık etmeye başlar. Diğerlerinin sesinin gürültüsü gider, özden gelen istekleri duyarsın. 

Özlem tamamlanmak, yerini kavuşuma bırakmak ister. 

En büyük kavuşum kişinin kendi özü ile olan kavuşumudur. 

Bu kavuşumun içinde ilahi aşk vardır. İlahi aşk dışarıda değildir, içeridedir. 

Bizden öte değildir, bizdedir, bizimledir. 

Buna uyanan insan, varlığındaki kutsiyete uyanır. Bilgi yerini bilgeliğe bırakır.

Eksiklik, yokluk biter, varlığının sonsuz katmanlarında anda doyum başlar.

Yokluğunu hissettiğin ne varsa, sistemde senin için ondan gani gani olduğunu bir bilsen…

Kudretinin açığa çıkmak için, onu görmen için yokluk, eksiklik hislerinin seni dürttüğünü bilsen… Yine de durdurur musun kendini yoksa bir gayretle yola devam eder misin?..

Hırsla değil; anlayışla, kabulle, şefkatle, ilhamla yol aldığında tüm duraklarda tamamlanmış hissedersin. Amaç yolun sonu değildir, yolun kendisidir. 

Yolun kendisini seyir halinde izlediğinde enerjinin dışa doğru verdiği kaçaklar durur. İçeriye doğru akış başlar, an derinleşir ve genişler, doyum olur. 

Her doyum kendi içinde bir enerjisel patlamadır, şölendir. Bazen anın içinde genişleyen dingin bir huzur, bazen coşkulu bir neşe…

Yaşam doyum üzerinedir. 

2023 yılını karşılarken dileğim, niyetim, duam doyumlu bir yaşamdır. 

Kalbimizin sesini daha berrak duyacağımız, bu sese hizalanacağımız, kolaylıkla aktığımız, her andaki eşsizliğe hayranlıkla şahitlik ettiğimiz güzel bir yıla merhaba!

Hoş geldin 2023!

Aşk’la…

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER