Yapay zekâda Gücün Tek Elde Olması Sorun Yaratır

Yapay zekânın taşıdığı birçok olumlu potansiyelinin yanında, tehdit veya tehlike potansiyelinin de göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uluslararası otoriteler hemfikir. Yapay zekânın son birkaç yılda gösterdiği gelişim ve kullanıldığı alanlardaki sonuçlara dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Nuri Bingöl, yapay zekâ teknolojisindeki gelişimin bazı düzenleme ve denetimlere tabi olması gerektiğini söyledi. Fikir ayrılıklarının ‘bu denetimin nasıl ve kimler tarafından uygulanacağı’ konusunda olduğunu belirten Bingöl, bu yetkinin tek elde toplanması gerektiğini vurguluyor. 

Üsküdar Üniversitesi Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Nuri Bingöl, hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerinin ulusal ve küresel anlamda nasıl denetlenmesi, ne tür sınırların getirilmesi gerektiği ve tüm bunların önünde ne gibi engeller olduğuna dair açıklamalarda bulundu.

Yapay zekânın taşıdığı birçok olumlu potansiyelinin yanında, tehdit veya tehlike potansiyelinin de göz ardı edilmemesinin önemli olduğunu belirten Bingöl, “İnsanlık bu konuda tecrübeli ve bu tecrübeyi hızlıca pratiklere çevirmeli. Daha önceki devrimsel teknolojik gelişmelerin yol açtığı olumlu veya olumsuz sonuçlardan çok şey öğrendik. Bu bilgi birikimini, yapay zekânın faydasını maksimize edecek şekilde kullanmanın tam zamanıdır” dedi.

Düşünceleriyle bugünün toplumlarına yön veren birçok otorite ve hatta yapay zekânın gelişmesinde önemli rol oynayan insanların dahi, benzer düşünceleri paylaştıklarını ifade eden Bingöl, “Yapay zekâ teknolojisindeki gelişim, bazı düzenleme ve denetimlere tabi olmalı. Fikir ayrılıkları bu konuda değil, ‘bu denetimin nasıl uygulanacağı’ üzerinedir” diye konuştu. 

Tartışmaların ve fikir ayrılıklarının, denetimin nasıl uygulanacağı noktasında yoğunlaşmasının sebeplerine de değinen Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Yapay zekâ teknolojileri müthiş bir güçtür ve bu gücün sadece bir kurumun elinde toplanmasının getireceği sorunlar var. Bu teknolojiler doğası gereği iki aşamalı bir üründür. İlki yapay zekânın kapasitesinin geliştirilmesi, ikincisi de belirli bir amaç için kullanılması. Bu iki aşamadan hangisi denetime tabi tutulmalı veya sınırlandırılmalı? Hangi aşaması daha fazla potansiyel tehdit veya tehlike içeriyor? Doğal olarak bu sorunun yanıtına göre alınabilecek tedbirler de değişiyor. ‘Nasıl uygulanacağı’ sorusu farklı bir anlam kazanıyor.”

Yapay zekânın denetim ve sınırlandırmasının hangi düzeyde olacağı konusuna da dikkat çeken Bingöl, “Unutmamak gerekir ki teknoloji üzerinde aşırı bir denetim ve sınırlandırma, o teknolojinin gelişmesinden doğan faydaların da azalmasına yol açar. Oysa insanlığın önünde büyük varoluşsal problemler var ve yapay zekâ teknolojileri bu konularda büyük potansiyel taşıyor” dedi.

Bingöl, yapay zekânın denetim ve sınırlandırmalarının, sadece tehdit ve tehlike boyutu üzerinde etkili olmaması gerektiğini belirtti. İnsanların kolayca ulaşabileceği ve ulaştığında hem kendi hem de başkalarının hayatlarına etki edebileceği bir teknolojinin denetlenmesi gerektiğine vurgu yapan Nuri Bingöl, “Ancak yalnızca bir bilgisayar ve biraz matematik bilgisi ile oluşturulabilen yapay zekâ modellerinin tamamı üzerinde bir denetim mekanizması kurulması pek de mümkün gözükmüyor.” dedi.

Yapay zekâ teknolojisinin bir denetim ve sınırlandırmaya tabi olmasının, kaçınılmaz olarak bu yetkinin tek elde toplanması olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hatta günümüz teknolojileri merkeziyetsiz altyapılar üzerine odaklanıyor ve bu alanda birçok gelişme yaşanıyor. Kaldı ki yapay zekâ teknolojilerinin bir defa üretildikten sonra, herhangi bir merkeze hatta internete bağlı olmadan gömülü sistemler olarak çalışabilmesi, en azından kullanım aşaması için bir özgürlük sağlıyor. Bu kabiliyete sahip yapay zekâ sistemleri için, günümüzde her alanda görüldüğünden, merkezi bir bağlantı ve denetim oluşturmak neredeyse imkânsız.”

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER