Yapay Zekâ Duygusal ve Sosyal İlişkileri Nasıl Etkileyecek?

 

İnsanlar yaşamlarının her alanında karar alırken giderek bilgisayar zekâsına daha fazla güvenmeye başladı. Alışverişten seyahat tercihlerine, kariyer planlamasından sosyalleşme konularına her alanda yapay zekânın üstlendiği farklı rolleri görür olduk

Pandemiyle birlikte sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin artmasıyla, rolü de değişmeye başladı. Artık her gün hayat arkadaşı aramak konusunda insanlara bir nevi kişisel asistanı gibi davranan sosyal çöpçatanlık uygulamalarının yeni bir tanesini duymaya başladık. İnsanlar gönül ilişkilerinde farklı yaş evrelerinde, farklı konulara yoğunlaştığı için ideal hayat arkadaşı bulma konusunda yapay zekâ veri bazlı bir arama motoru özelliği ortaya koyuyor. Peki duygusal ruh halini bu kadar etkileyen ve birçok açıdan karmaşık kararla eşlik eden arkadaş seçimi konusunda insanlar aşk hayatlarında algoritmalara güvenmeli mi?

Esasen bugüne kadar hızlı ilerleyen siber dünyadaki arkadaş bulma siteleri, beklentileri karşılamakta çok da iyi bir performans sergiliyor mu, tartışılıyor. Örneğin, yüz tanıma teknolojisini kullanan yapay zekâ bazlı bir platform, abonelerin beğendikleri ünlüleri filtreliyor ve bu ünlülerin fotoğraflarına benzer fotoğraf sahiplerini bir araya getirerek potansiyel ilgi alanları ortak olanları buluşturmayı sağlıyor.

Tinder, son dönemde önemli kişilik belirteçlerini tanımlayarak örtüşenleri bulmak için Amazon’un ‘Recognition’ uygulamasını kullanarak sitesinde daha iyi eşleştirmeler yapmayı hedefliyor. Bir enstrüman çalan birinin fotoğrafları ‘yaratıcı’ olarak etiketlendiği zaman, başka bir ‘yaratıcı’ olarak etkilenen kişi eşleştiriliyor. Peki bu kişiler gerçekten yaratıcı mı? Veya yaratıcı bir kişilik onların aradığı arkadaşlık için ne kadar önemli?

So Syncd kurucu ortağı ve CEO’su Jessica Alderson’a göre algoritmanın amacı, çöpçatanlığa ‘bilim ve akıl yürütme’ uygulayarak, bekarların daha uyumlu kişilerle tanışmasını sağlamak.

2-3 milyar dolarlık arkadaşlık endüstrisi için makine öğrenimi ve yapay zekâ, bu tarz uygulamaların giderek kalabalıklaşan bir pazarda kendilerini farklılaştırmaları için çok daha önemli bir hale geliyor. Bekarlar için, Alderson’un dediği gibi, deneyimi biraz tesadüfi olmaktan ziyade daha fazla uygun özellikleri olan kişiler ile tanışmak, zamansızlık nedeniyle çok daha önemli bir konu haline gelmiş durumda.

Uzmanlık alanı yapay zekâ olan Avustralya’daki Griffith Üniversitesi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Okulu’nda kıdemli öğretim görevlisi olan David Tuffley, algoritmaların en önemli faydalarından birinin, insanların tek başlarına sınırlı zamanda yapabileceklerinden her konuda daha verimli olmalarına yardımcı olmalarının olduğunu belirtiyor. 

Çevrimiçi buluşmanın en çok konuşulan faydalarından biri de Covid-19 döneminde insanların sosyal dünyalarının ev işleri ve sosyal kısıtlamalar nedeniyle tipik olarak küçüldüğü, Covid döneminde özel bir avantaj olan buluşma havuzunu büyük ölçüde genişletebilmesidir. Bu konuda ezber bozan durum, yapay zekâyı besleyen makine öğreniminin, daha sonra daha iyi kararlar almak için kullanılabilecek bilgileri insanlardan çok daha hızlı bir şekilde iç görü olarak toparlayarak kategorize edebilmesidir.

Lisanslı bir psikoterapist ve ilişki uzmanı Babita Spinelli; yapay zekânın, özellikle kişileri tanıyarak daha iyi eşleşmeler bulmalarına yardımcı olduğunu vurguluyor. Ancak insanların yapay zekâ bazlı eşleşme uygulamalarını dikkatli kullanmaları gerektiği konusunda da uyarıyor. Çünkü herkesin kendisiyle ilgili doğru bilgiler vermediğini veya bazı insanların kendilerini yanlış tanıyarak esasta farklı bilgiler verdikleri için sonucun beklentiyle örtüşmeme riski olabileceğini söylüyor.

Daha önce Uluslararası Robotlarla ‘Aşk ve Seks Konferansı’nı yürüten I-University Tokyo’da profesör olan Adrian David Cheok, çok daha ileri gidiyor ve kullanıcıların ‘yapay zekâ’nın farkında olmadan sahip olabileceği büyük etkinin farkında olmaları gerektiğini söylüyor. Cheok, “Yapay zekânın inanılmaz gücünü, seçimleri tam anlamıyla nasıl tersine çevirebileceğini gördük. İnsanları kesinlikle birisini sevmeleri için etkileyebilirler, bu yüzden yapay zekâyı kimin kontrol ettiği önemlidir” diyor.

RANDEVULAR METAVERSE’E Mİ GİDİYOR?

Tüm uzmanlar, insanların aşk hayatlarını ve sosyalleşmelerin daha fazla çevrimiçi ve sanal olarak yaşanmasının hızlanan bir eğilim olduğunu kabul ediyor.

Bir arkadaşlık uygulaması tarafından yapılan ankette, pandeminin başlangıcında neredeyse hiçbir sanal buluşma sitesini kullanmayan kişilerin yaklaşık yüzde 44’ünün son iki sene içinde bir video randevusu yaptığı ve bu yüzde 44’lük kesimin yüzde 65’inin ise bu randevuları rutin hale getirdiklerini tespit etmiş.

2016’da yapılan bir araştırmada, Tinder’ın yalnızca yüzde 10.5’lik bir eşleşme başarı oranına sahip olduğu ortaya konulmuş. Aslında Google veya Facebook bu eşleştirme konusunda mevcut altyapı ve teknolojisini uyarlayarak milyarlarca insandan mükemmel eşleşmelerini bulmalarına yardımcı olabilir. Bu şirketler, artık biz daha bir konuda aramaya başlamadan önce ne istediğimizi tahmin edebilecek duruma geldiler, çünkü inanılmaz algoritmalara ve hepimiz hakkında 20 yıldan fazladır birçok konuda büyük miktarda veriye sahipler.

YAPAY ZEKÂ SEVGİLİLER GÜNÜ’NÜ NASIL ETKİLEDİ?

Sevgiyi güçlendirmek için yapay zekânın uygulanması, ileri teknolojilerden yararlanmanın en romantik yolları arasına girebilir. Yapay zekâya olan ilgi artıyor çünkü çiftler birbirleriyle sürekli iletişim halindeler ve aralarındaki iletişimi kuvvetlendirmek için birbirilerini daha iyi tanımayı arzu ediyorlar.

Bu açıdan algoritmaları kullanarak Sevgililer Günü için sevdiğine uygun hediye seçmek konusunda şirketlerin pazarlama stratejileri için bu tarz uygulamalardan aldıkları veriler ile yarattıkları alternatifler, kuruluşlara büyük ek gelir sağladı. Aşk arayan bir hedef kitlenin veya alışveriş yapma eğiliminde olan hedef kitlelerin dikkatlerini çekmek için, olası hedeflerine, ihtiyaçlarına ve isteklerine göre tespit ederek bunlara uygun teklifler sundular.

Covid-19 WhatsApp, Skype, Zoom, FaceTime, Google Duo ve daha birçokları gibi görüntülü arama uygulamaları, yapay zekâ yardımıyla çiftlerin birbirleriyle sanal olarak iletişim halinde olmalarına yardımcı oldu. Pandemi, özellikle bir ülkede Covid-19 normları ve düzenlemeleri nedeniyle düzenli olarak buluşamayan çiftler için sosyal etkileşim yöntemini değiştirmiştir. Birden fazla arkadaşlık uygulaması, bekarların tercihlerine göre uygun eşleşmelerini bulmalarını sağlamak için yapay zekâ tabanlı yüz tanıma özelliğini kullanıyor. Makine öğrenimi algoritmaları her geçen gün çöpçatanlık sürecini geliştiriyor.

YAPAY ZEKÂ VE ÇOCUKLARIN YENİ OYUNCAĞI: SOHBET EDEN, OYUN OYNAYAN ROBOT DADILAR

İnsanoğlu, her türlü canlının yavrusu konusunda çok hassas ve korumacı bir özelliğe sahiptir. Sadece kendi çocuklarımızı değil, çoğu zaman herhangi bir çocuğu ve hatta diğer türlerin yavrularını korumak için hayatımızı riske bile atabiliriz.

Çocuk konusu bu açıdan her dönem hassas bir konu olmuştur. Endüstri devrimi döneminde çocuklar televizyon karşısında çok uzun süre kaldığında yayıncılar sorumlu tutulurdu. İlk bilgisayar oyunları çıktığında ekran karşısında geçirilen zaman ebeveynler için her zaman bir endişe kaynağı olmuştu. Yeni dönemde çevrimiçi oyunlar ve çocuklarımızın karşısına ne tarz içerikler çıktığı konusunda endişeler daha da arttı.

Hiçbir şirket çocuklara verilen zararlardan sorumlu olmak istemeyeceğinden, robotik ve yapay zekâ şirketleri de bu konuda hassas olacaktır. Bu nedenle, yeni nesil robotlar özellikle ebeveynlere ve çocuklara hitap edecek şekilde tasarlanıyor. Ebeveynler tarafından daha kolay kabul ve tercih edilmesi için, herhangi bir robotun öncelikle oyuncak, gözetleme cihazları ve muhtemelen ev gereçleri olarak pazarlanması muhtemeldir. Yeni nesil robotlar özellikle ebeveynlere ve çocuklara hitap edecek şekilde tasarlanacaklar. Bazıları gelişmiş yeteneklere ve bazıları insansı özelliklere sahip çeşitli ürünler bekleniyor. Ebeveynlerin, bir robotun çocuklarını meşgul etme ve dikkatini dağıtma yeteneği nedeniyle çok daha tercih edeceği düşünülüyor.

Ebeveynler, çocuklarını televizyon izlemeye ya da başka çocuklarla oynamaya bırakabildikleri gibi robotlarla baş başa bırakabileceklerini fark edecekler. Ebeveynler, gelişmiş yapay zekâ ve iletişim becerilerine sahip robot dadıların çocukların eğitim hayatlarına katkılarını hızla keşfedecekler. Tabi bu geçiş süreci sorunsuz olmayacak. Scarlett ve Gurl romanındaki robot dadı ve yürümeye başlayan çocuk trajedisi gibi aksaklıkların olması çok muhtemel bir beklenti. Ancak ebeveynlerin ve şirketlerin robotları nasıl sorumlu bir şekilde kullanmaları gerektiği konusundaki gelişmeler tahmin ettiğimizden daha hızlı gerçekleşecektir. Çocuk sağlığı söz konusu olduğunda, oyuncaklara uygulanan aynı regülasyon modelleri ve fazlası robot üreticileri için de geçerli olacaktır.

Bir çocuğun ebeveynleriyle bağ kurma becerisinin; arkadaşlık kurma, romantik ilişkiler kurma ve genel olarak toplumla bütünleşme becerileri üzerinde uzun vadeli bir etki yaratacağını biliyoruz. İnsanları, robotlar ve yapay zekâ konusunda endişelendiren bir diğer nokta ise, robotlarla öngörülebilir etkileşimleri tercih eden çocukların, yaşamları boyunca insanlara kıyasla makineleri tercih etme riskleridir. Genel olarak, robot dadıların ve yapay zekâ oyuncaklarının beklenmedik şekillerde faydalı olabileceği olasılığı göz ardı edilmemelidir. Örneğin, uzun süreli AI deneyiminin bir çocuğun kendini ve insan olmanın ne anlama geldiğini anlamasını geliştirme şansı vardır. Çocuklar olgunlaştıkça, yapay zekâ ve robotik anlayışlarında büyüdükçe, bu cihazları kişiselleştirilmiş yasal ve savunma araçlarına dönüştürmelerini bekleyebiliriz. 

SOHBET ROBOTLARI HAYATIMIZIN NERESİNDE?

Dünya genelinde giderek daha fazla insan konuşma ihtiyaçlarını karşılamak için yapay zekâ sohbet  robotlarına yöneliyor. Amazon’un Alexa’sı veya Apple’ın Siri’si gibi dijital asistanlardan farklı olarak, yapay zekâlı (AI) sohbet robotları kullanıcılarıyla konuşarak öğreniyor. Gerçek bir insan gibi yanıp sönen ve kıpırdayan animasyonlu SIMS gibi avatarlara benzeyen kullanıcılar, uygulamayı kurarken cinsiyetini, saç stilini, etnik kökenini ve göz rengini seçerek görünümünü tasarlayabiliyor.

Pazar araştırması firması Markets and Markets’a göre, küresel konuşma tabanlı yapay zekâ endüstrisinin, pandemi sırasında bağlantıda kalmak için artan talebin de yardımıyla 2021’de yaklaşık 5 milyar sterlinden 2026’ya kadar 13.5 milyar sterline çıkması bekleniyor. Böylece chatbotlar ile sohbetimiz her geçen gün artarak büyümeye devam edecek. 

TEHDİT ALTINDA HİSSETMELİ MİYİZ?

Chatbotlar aslında stresi veya başka herhangi bir insani duyguyu hissedemezler. Bir girdiye, görünüşte uygun bir yanıt vermek için Doğal Dil İşleme (NLP) teknolojisini kullanarak çalışırlar. NASA Jet Propulsion Laboratuvarı’nda akıllı sistem mimarı ve NLP teknolojileri araştırmacısı Dr. Adrian Tang, “Bu, metin üretmek için metinle çalışan bir yazılımdır, bir fikri yoktur” diyor. Çünkü NLP’de hâlâ duygu ve deneyim yok. Semantik, yazılı dilden veya dilsel sinyallerden gelmez, deneyimden gelir. Replika uygun metin odaklı bir sohbet robotundan ses aktivasyonunu ve artırılmış gerçekliği içerecek şekilde evrimleşmiş olsa da çıktıları hafızalarına bağlıdır. Bu da konuşmaların tutarsız, anlaşılmaz veya çok garip olabileceği anlamına gelir. Ancak cevaplarını sıralayarak botunuzu ne kadar çok eğitirseniz, beğenilerinizi ve beğenmemelerinizi o kadar çok taklit edecektir. Stanley, “Sizinle neredeyse hiçbir zaman ayrı fikirde olmayacaklar” diye açıklıyor. Çünkü sohbet robotlarının birincil işlevleri insanları mutlu etmek üzerine programlanmış olmalarıdır.

2020’de Frontiers in Psychology dergisinde 133 katılımcıyla yapılan bir araştırma, empati bir sohbet robotu ile etkileşimlerin, sosyal dışlanma yaşarken ruh halinin olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olduğunu ortaya koydu. Peki bu durum insan psikolojisi için gerçekten olumlu mudur yoksa sadece bizi gerçeklikten uzaklaştıran bir yaklaşım mıdır? Bu konuyu artık bir sonraki yazıda değerlendirmek üzere…

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER