Sürdürülebilir dünya için davranışları değiştirmeyi hedefliyor

 

Sohbetimize hoş geldin Aysu. Sen genç bir girişimcisin. Ama sosyal sorumluluk projesinden girişimciliğe evrilen bir hikâyen var. Sosyal girişimcilik hikâyene ve çevre duyarlılığınla ilgili çabana geçmeden önce seni biraz tanımak istiyoruz. Aysu Keçeci kimdir, nasıl bir öğrenciydi, meraklı bir çocuk muydu? Buradan başlayalım istersen.

Merhabalar. 22 yaşındayım. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiyim ve sürdürülebilirlik çerçevesinde etki yaratmak isteyen bir sosyal girişimciyim. İyi ve özellikle katılımcı bir öğrenciyim diyebilirim. Ailemin de anlattığına göre hep meraklı bir çocukmuşum, hâlâ da kendimi meraklı bulurum. Merak ve yeni bir şeyler öğrenmeye duyduğum istek beni her gün daha ileriye iten bir güç.

Çevreye duyarlı birisin ki geliştirdiğin proje de o yönde. Aysu’nun çevreye olan duyarlılığı nerede başladı, ne zaman çevreci biri olduğunu anladın?

Aslında kendimi bildim bileli doğa, çevre benim için çok önemli. Ege’de doğmuş biri olarak doğanın içinde ve onu hissederek büyüdüğüm için şanslı hissediyorum. Fakat maalesef bir yandan da özellikle kıyı bölgelerin hızla tahrip edildiğini gözlemleyerek büyüdüm. Bu yüzden küçüklüğümden beri temizleme ve ağaçlandırma projelerine dahil olmaya ve zamanla düzenlemeye hevesli hale geldim. Üniversite için İstanbul’a geldiğimde ise bir sürü bitkiyle yaşamaya başladım ve doğayla bağ kurmanın benim için ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Karbon ayak izimizin hayatımızdaki yerini düşünmeye başladıktan sonra ise kendimi sürdürülebilirlik projelerinin içinde buldum.

Senin de temsilcisi olduğun yeni kuşağı tanımlaman gerekirse, öncelikleri neler? Kendinden önceki kuşaklardan farkı ne sence?

Z kuşağı bence, şu anın yeniliklerini hızlı şekilde yakalayabilen ve hemen ayak uydurup etkili şekilde kullanabilen bir değişim kuşağı. Kalıpların dışında yaşamak için daha fazla istekliyiz ve daha fazla özgür bırakılıyoruz. Fakat maalesef bir sınıflandırma söz konusu olduğunda olumsuz çıkarımlar da onunla birlikte geliyor. Baby Boomers, Y veya Z… Bence hepimiz benzer karakter özelliklerini taşısak da şu an bu özellikler çok daha fazla görünür ve biz bu zamanın gençliği olarak mercek altındayız. Teknolojik ilerlemeyi göz önüne aldığımızda, kendimizi ifade edebileceğimiz yer ve insan sayısı çarpanlı şekilde büyüdü. Hal böyle olunca da hem eleştirilerin hem de eleştirilecek özellik ve durumların görünürlüğü arttı. Kalıplaşmış kötü söylemlerin ise hakkımızda yeterince bilgi sahibi olmamalarından kaynaklanan bir önyargı olduğunu düşünüyorum, toplumda gördüğümüz diğer birçok sınıflandırılmış örnek gibi.

Bir çevreciden sosyal girişimciliğe de evrilen süreci bizimle paylaşır mısın?

Geçen sene mart ayında Google’ın Türkiye çapında düzenlediği People&Peace Hackathon’unda WE projesiyle 1’inci olmamızla birlikte yolculuğumuz başladı. Ardından Google Global Solution Challenge’da derece kazanmamızla projemizi bir girişime dönüştürerek Arya Yatırıma Hazırlık Hızlandırma Programı’na ve ardından İTÜ Çekirdek’e kabul edildik. Girişimimiz, plastik geri dönüşümüne katılımı artırmayı destekleyen hardware tabanlı bir teknoloji geliştiriyordu. Büyük firmalarla bir araya gelme ve çalışma fırsatı bulduk. Zamanla kritik etki noktalarını daha iyi anladık ve o süreçte edindiğimiz bilgi ve deneyimle AR’la güçlendirilmiş bir yazılımla daha büyük bir etki yaratabileceğimizi fark edip Gatezero’yu geliştirmeye başladık.

GateZero uygulamasının amacını, faydalarını okuyucularımıza anlatır mısın?

GateZero olarak öncelikle şirket çalışanlarına odaklandık. Onların geri dönüşüm odağında sürdürülebilir davranışlar kazanmasını sağlayarak; gruplarda gerekli davranış değişimini yaratmayı hedefleyen, AR ile güçlendirilmiş, oyunlaştırma tabanlı bir mobil uygulama geliştiriyoruz. Öncü firmalarla birlikte dünyadaki karbon (CO2) ayak izini azaltmak ve insanlardaki farkındalığı artırarak onlara gerekli sürdürülebilir davranışları kazandırmayı hedefliyoruz. Öncü firmalara sunduğumuz abonelik paketi; şirketlerin İçsel Yeşil Pazarlama, atık ayrıştırma ve dijitalleştirme, yeşil şirket kültürü oluşturma gibi ihtiyaçlarını karşılarken; CDP raporlamalarında puan ve ticari prestij kazanmalarını sağlıyor. Çalışanları ise sürdürülebilir davranışları oranında fırsat ve ayrıcalığa sahip olurlarken kendilerini sosyal medyalarında ifade edecek yeşil bir kimlik kazanıyorlar. Ayrıca iklim krizi konusunda özellikle her şey biz insanlara bağlı. Özellikle pandeminin kayıpları ve somut çıktıları ile önceliği artan bir sorun haline gelmesiyle birlikte bize insanların farkındalığının ne kadar dönüştürücü bir etkisi olduğunu gösterdi. Biz insanlara sürdürülebilir davranışlar kazandırarak onların iklim krizi konusundaki farkındalığını ve çözümlere talebini artırmak istiyoruz. Bu yüzden yaratmak istediğimiz etki insanların bu konuda yüksek farkındalıklı ve gerçeklere dayalı bir bakış açısına sahip olması. Telaş içgüdüsünü tetiklemeyen, iklim krizi konusundaki olumlu ve olumsuz gelişmeleri bir arada değerlendiren bir platform olarak paydaşlarımızla birlikte çözümün öncü parçası olmak istiyoruz. İstiyoruz ki farkındalığı artan insanlar sayesinde tüm yeşil girişim, firma ve organizasyonlar daha fazla desteklensin, ilgi görsün, hızla büyüsün.

Uygulamayı geliştirdiğin süreçte hangi kurumlardan nasıl destekler aldın? Kendini yalnız hissettiğin oldu mu?

Google, İTÜ Çekirdek, Arya Kadın Yatırım Platformu tarafından aktif şekilde destekleniyoruz. Ayrıca şu an ClimateX Turkey programındayız. Program; Türkiye Girişimcilik Vakfı, 212 ve Amerikan Büyükelçiliği destekleriyle, Leaders For Climate Action, Impact Hub Istanbul, Hello Tomorrow Türkiye ve İmece ortaklığında hayata geçirilen küresel iklim krizi konusunda farkındalık yaratan çözümler üretmeyi amaçlayan bir sosyal etki programı. Tüm bu destekler sayesinde girişimimizi hızla geliştiriyoruz ve pek çok paydaşa ulaşma fırsatı buluyoruz. Kendimi yalnız hissettiğim olmuyor açıkçası, bu konuda şanslı hissediyorum. Etki girişimciliğinin her geçen gün büyümesiyle birlikte bu alandaki fırsat ve destekler de artıyor. Konu özellikle iklim krizi olduğunda herkesin bir şekilde elini taşın altına koymaya istekli oluşu bizi mutlu ediyor.

GateZero uygulamasını gelecekte neler bekliyor?

Öncelikle dünyanın dört bir yanındaki öncü şirket ve kurumlarla birlikte çalışarak ülkemiz ve dünya çapındaki geri dönüşüm oranlarına pozitif etki etmek istiyoruz. Vizyonumuz sadece geri dönüşümü artırma değil, sürdürülebilir bir dünya için gerekli pek çok davranış değişimini yaratmak. Bu yüzden ambalaj atığını minimize etmek için ilerleyen zamanda uygulamamıza bir özellik daha eklemek istiyoruz. 2024’te çıkacağı duyurulan Apple ve Google tarafından geliştirilmekte olan AR Glasses ise bizim için büyük bir büyüme potansiyeli ve fırsatı. Bu gözlüklere entegre olmak ve uzun vadede Gatezero’yu Metaverse’te de bir sürdürülebilirlik platformu haline getirmeyi hedefliyoruz ve bu yaşam tarzı için gerekli davranış değişimlerini yarattığı bir dünya hayal ediyoruz.

Senin gibi genç girişimcilere mesajınla sohbetimizi tamamlayalım. Neler söylemek istersin?

Üretmek, günümüz dünyasında gelişmek ve ilerleyebilmek için kaçınılmaz bir ihtiyaç. Bence bunun en etkili yolu ise katma değerli şeyler üretmekten geçiyor. Start-up, girişimcilik kavramı ise tam olarak bu ihtiyaca cevap verebilmek için oradaymış gibi duruyor. Bu yüzden bu alanda çalışan, kendi yaşamak istediği dünya için harekete geçen, çözümün parçası olmayı tercih eden herkes bence çok değerli. Birlikte hayal etmeye devam edelim, dramatik verilerden oluşan gürültüleri duymazlıktan gelerek gözümüzü büyük küresel risklerden ayırmayalım ve inanarak çalışmayı bırakmayalım.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER