Sözcüklerin gücü adına

Çocukluğumdan beri okumayı çok sevdim, hâlâ da ne olursa olsun günü en az birkaç sayfa okuyarak kapatırım. Bir dönem kitap eleştirmenliği de yapmıştım, o yüzden iyice kitaplara, sözlere, cümlelere bağlandım diyebilirim. Diğer yandan konuşmayı, sohbet etmeyi; hele ki iyi hitabeti olanlarla kelam etmeyi de ayrıca çok severim. 

Tam yılbaşından önce Instagram’da bir profile denk geldim. @etimoloji isimli bu profilin sahibi Erhan İdiz’in ‘Sözün Başladığı Yer’ isimli bir de kitabı olduğunu gördüm. Yazdıklarını okudukça aslında sözcüklerin arkasında kocaman bir dünya olduğunu keşfetmek beni çok heyecanlandırdı, çünkü burası inanın bambaşka bir dünya… Gördüm ki her kelimenin bir hikâyesi vardı. Sözcüklerin dünyasına girince nasıl güçlü olduklarını görüyorsunuz. Fark etmeden savurduğumuz, yerinde kullandığımızı sandığımız, kendimizi ifade etmek için kullandığımız sözcükleri heba etmemek, böyle özensizce savurmamak gerekiyor. 

Kendine has güçleri vardır. Onlarla ister şifa, ister silah yaratabilirsiniz.

Harvard Tıp Okulu’nun önde gelen isimlerinden biri olan, bilişsel davranışçı psikoloji alanında dünyanın sayılı bilim adamlarından Jeff Brown’ın sözcüklerle ilgili şöyle bir söylemi vardır ki, çok beğenirim ve bence gayet güzel bir tanımdır, der ki:  “Sözcükler çok güçlü. Kalbi parçalayabilir ya da şifalandırabilir. Ruhu utandırabilir ya da özgürleştirebilir. Hayalleri paramparça edebilir ya da güçlendirebilir. İlişkileri engelleyebilir ya da davet edebilir. Sözcüklerimizi bilgece kullanmalıyız.” 

Konuya bir de bilimsel tarafından bakalım isterseniz.  Kullandığımız kelimelerin hayatlarımızı ne kadar etkileyebileceğini inceleyen psikolojinin bir alt dalı vardır. Dönüşümsel Dilbilgisi / Psikodilbilim. Kuruculuğunu Noam Chomsky’nin yaptığı bu alt alan, aslında kullanılan dilin ve ağızdan çıkan cümlelerin  zihinsel süreçleri etkilediğini savunur. Mevlana’nın dediği gibi, “İnsan her nefeste yeni biri olur ve her nefes, içini doldurduğumuz kelimelerle bilmediğimiz bir aleme yolculuk eder; sonra da oradan hediyelerle geri döner.” Burada dikkatinizi ‘geri döner’ kısmına çekmek isterim. Büyüklerimiz de hep der ya “Beddua etme, döner dolaşır seni bulur” diye; farkında olsak da, olmasak da kullandığımız kelimeler bize çeşitli yollarla geri dönüyor. 

Sözcükleri kullanmaya bir sanat olarak bakmak lazım.

Sözcükler sihirdir. Yok olanı var, var olanı yok eder. Düşündürür, güldürür, kederlendirir, keyiflendirir, merak ettirir, keşfettirir, eğitir, öğretir, öfkelendirir, isyan ettirir ve hatta savaş ettirir. Her konuştuğumuzda bir şey, bir durum, bir tavır, bir his inşa ettiğimizin farkında olmak bile bence başlangıç olarak iyi bir adım olur. Bazı sözcükler içimize, ruhumuzun derinliklerine ulaşarak hayatımıza yeni bir anlam katarak, yeni anlayışlar kazandırabilir. Sözcükler, her birimiz için farklıdır ancak hepsinin amacı aynıdır. Sözcükler büyülüdür. Onlarla bir yüreği de, dünyayı da yönetebilirsiniz.  Yeter ki büyü kâsesine hangi sözcükten ne kadar koyacağınızı bilin. Yeter ki, o kâseye güzel sevmeyi, derin sevmeyi, örselemeden sevmeyi, yüreğinizi de ekleyin.  Aramiceden gelen sihirbazların, büyücülerin kullandığı abra kadabra ‘söylediğim gibi yaratacağım’ anlamına geliyor. Sözcükler gerçekten sihirli, güçlü ve etkili. Sevgi de yayabilir, nefret de. Nasıl kullandığımıza bağlı. Karşımızdaki insan hakaret bile etse cevap verirken iki kere düşünmeliyiz.

Ağzımızdan çıkanın farkında olmakla başlıyor her şey.

Sözcüklerden oluşan sanat, kullandığımız kelimeler öncelikle bizim olayları nasıl gördüğümüzü yani algımızı belirliyor. Olumsuz kelimeler kullandığımızda, olaylara bakış açımızı da olumsuz olarak etkiliyoruz. Mesela, “Yapamam, imkânsız.” Yapabileceğimiz durumu oldukça zor ve zahmetli bir yola sokuyoruz. Oysa, “Bunu yapmak zor olabilir ama en azından deneyebilirim” dediğimizde ise çok daha olumlu bir hava yaratıyor, yeni bir bakış açısı kazanıyor ve çok daha rahat ve huzurlu hissediyoruz. Sözcükleri kullanırken ne mi yapmalıyız? Önce işe farkında olmakla başlamalıyız. Gün içinde konuşurken ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat edip, kendimizi ifade ettiğimiz durumları gözlemleyip bundan çeşitli sonuçlar çıkarmalıyız. Konuşmalarımızda çok sık yer verdiğimiz olumsuz kelimeleri tespit edip, onları yapıcı, olumlu ve hoşgörülü ifadelerle değiştirmeliyiz. Dile getirdiğimiz her düşünce, bizim dünyayı, diğerlerini ve kendimizi nasıl gördüğümüzün bir onaylamasıdır. Ağzımızdan çıkan bu sözcükler hayatımızda gerçeklik haline gelirler. 

Konuşmak, konuşurken sesleri sözcüklere dönüştürmek biz insanlara ait çok güçlü bir özellik; kendimize ve birlikte bir yaşam paylaştığımız kişilere söylediğimiz sözcükler, cümleler yaşamın şekillendirici parçaları içinde önemli yerler tutuyor. Nasıl söylediğimiz kadar ne söylediğimiz, hangi kelimeleri seçtiğimiz de bir o kadar önemli ve değerli. “Kelimeler, tecrübelerimizi dizdiğimiz ipliktir” demiş  Aldous Huxley. Ne güzel söylemiş. Kelimelerden inançlarımıza, inançlarımızdan davranışlarımıza, davranışlardan yarattığımız gerçekliklere uzanan upuzun bir yolculuktayız her birimiz. Yarattığımız gerçeklerse hayatımız. Kelimelerin gücünü hafife almayalım.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER