Sosyal adalet olmadan iklim adaleti olmaz

Ela, hoş geldin sohbetimize. Bir sosyal girişimci ve iklim aktivistisin. Bu kavramlar üzerinde konuşmaya başlamadan önce seni biraz tanıyalım. Nerede doğdun, nerede büyüdün, nasıl bir çevrede yetiştin ve nasıl bir eğitim aldın?

Tabii ki! Annem ve babam Türkiye’den ama ben Amerika’da, Washington DC’de doğup büyüdüm. Anne tarafından ailemin Avşa Adası’nda bir yazlığı var ve ben doğduğumdan beri her yaz oraya gidiyorum. Gerçekten de adanın ekosistemine saygı duyarak ve gözlemleyerek yürüyebildiğim için Avşa’da vakit geçirmek hayatıma çok şey kattı. Şu anda Massachusetts, Boston’daki Babson College’de sürdürülebilir girişimcilik eğitimi alan üçüncü sınıf öğrencisiyim. Avşa’da geçirdiğim zaman, sürdürülemez ekonomilerin ve iş dünyasının Avşa’daki topluluğun üzerindeki etkisini görebilmem bu alana girmem için bana ilham verdi.

Evrende şu an için bilinen tek yaşam alanı olan Dünya için gelecek senaryoları pek de iç açıcı değil. Özellikle iklim krizi büyük risk oluşturuyor. Ela Gökçiğdem neden ve ne zaman karar verdi iklim aktivisti olmaya?

Bence, iklim aktivisti olmak için karar vermek gerekmez, olmak zorundasın. Seneler boyunca iklim değişikliğinin Avşa’daki etkilerinin ne kadar kötüye gittiğini görmek beni çok korkutuyor ve üzüyor. 20 yıl ya da 30 yıl sonra çocuklarımı bu adaya getirmek isterim fakat korkarım ki benim çocukluğumdaki adayı bulamayacaklar. Benim iklim aktivisti olma sürecim Amerika’da başladı. Geri dönüşebilir plastik malzemeden kablosuz kulaklık yarattım. Avşa kıyılarındaki birikmiş plastik atıkları hatırlayınca kulaklıkları geri dönüşümlü plastikten yapmaya karar verdim. Böylece geri dönüştürülmüş plastikten kablosuz kulaklık yapan ilk firma oldum. Kazancımın büyük bir kısmını çevreci, kâr amacı gütmeyen bir kuruluşa bağışladım. O sıralarda farkına varmadım ama bu işi yaparak iklim aktivisti olmuştum. Yaptığım işle, çevre dostu iş hayatını savunmuştum. Gördüm ki deniz biyolojisi veya deniz bilimleri alanında eğitim almasam da çevre üzerinde büyük bir etki yapmıştı. Tüm yapmam gereken şey olumlu hale getirmek.

Sürdürülebilir Okyanus İttifakı’nda Gençlik Politikası Danışma Konseyi’nde Türkiye temsilcisisin. Okyanuslardaki kirliliğin engellenmesi neden önemli ve okyanusların korunması için ittifak neler yapıyor?

Bulunduğum konum nedeniyle TEMA ve TÜBİTAK girişimlerini Sürdürülebilir Okyanus İttifakı’nda sergileyebilirim. Daha önce söylediğim gibi, deniz sevdam Avşa Adası yüzündendir ve bu adada yaşayanlar her gün iklim değişikliğinin etkisini yaşıyor. İttifak, Avşa Projesi’ni yürütebilmem için para, eğitici malzeme vererek ve iletişim ağını kurarak bana yardım ediyor. Amacım bana verilen süre içinde Marmara Denizi’nde Deniz Koruma Alanı yaratmak.

İş dünyası, hükümetler ve sivil toplum kuruluşları arasında diyalog ve işbirliğinin sağlanmasıyla dünyanın durumu düzelir mi?

Bu zor bir soru… Dünyanın iletişim sayesinde gelişebileceğini düşünmüyorum ama gene de değişim için büyük bir adımdır. Dünyanın iyileşmesi için iletişim ve eylem beraber gitmelidir. Dünyanın her tarafında konuyla ilgili konferanslar tertip edilmekte fakat iklim değişikliği etkisi gittikçe kötüleşmektedir. Çünkü yetkili kişiler sadece konuşuyor, eyleme geçmiyorlar. Bu yüzden iklim aktivistleri, sosyal girişimciler, insanların yaptığı küçük davranışlar çok etkilidir. Yetkililerin bir şeyler yapmasını beklememek lazım.

Yaz tatillerini Türkiye’de, Avşa Adası’nda geçiriyorsun. Avşa Adası’yla nasıl bir bağın var? Ve nasıl bir kirlilikle karşılaştın? Neler hissettin? 

Avşa Adası’nda adı Tavşanlı olan bir kumsal var ve sahilden 10 metre uzaklıkta ufak bir kayalık var. Yüzmeyi öğrendiğimden beri şnorkelimi takıp oraya gidip denizaltı yaşamını izledim. Hatta bir de kendime ait ‘balık lokantası’ yarattım. Burada midyeleri kırıp çeşitli balıkların gelip karınlarını doyurduklarını gözlemledim. Bunu yapmak tatilimin en keyifli zamanıydı. Ancak ne yazık ki, yaşım ilerledikçe bu kayalıkta gittikçe azalan balık çeşidi ve hızla çoğalan plastik atıklar gördüm. Bu durum benim iklim aktivisti olmama yol açtı. Çünkü bana bugünkü kimliğimi kazandıran bir şeyi korumak istedim. Korktum ama korkumu eyleme geçirerek olumlu bir durum yaratmaya çalışıyorum.

Avşa’daki kirlilikle ilgili iki girişim başlattın. Bu girişimleri ve girişimlerle neyi hedeflediğini bizimle paylaşır mısın?

Geçen yıl, adanın köylülerini tanıtan bir kısa film, ‘Avşa Projesi’ni yarattım. Denizdeki müsilaj krizinden sonra, köylüler sessizce mücadele ediyormuş gibi göründüğü için seslerinin duyulduğundan emin olmak istedim. Çevresel bir medya NPO EarthX Media ile olan bursum aracılığıyla bu kısa filmi oluşturduktan sonra viral oldu. Ödüller, fonlar aldım ve bunların hepsi adadaki insanlara yardım etmek için gitti. Şu anda, müsilaj veya alg patlamalarını kömür veya gübreye dönüştürmeyi, yenilenebilir enerji geçişine yardımcı olmayı ve adadaki yüksek kömür ve gübre fiyatlarının acısını hafifletmeyi hedefleyen Bloom adlı bir teknolojik girişim üzerinde çalışıyorum. Amacım bölgedeki ada ve ada insanları için yavaş yavaş daha sürdürülebilir bir ekonomi yaratmak.

EarthEcho International’da Gençlik Liderlik Konseyi’ne seçilen 16 küresel üyeden biri oldun. Buradaki çalışmalarından bahseder misin?

EarthEcho’ya katılmak, deniz sürdürülebilirliği hareketine katılmanın ilk adımıydı. Pozisyonum sayesinde konferanslara katılabildim, dünyanın dört bir yanından diğer aktivistlerle tanışabildim ve 30’a 30 hareketine katılabildim. 30’a 30 hareketi, hedefin 2030 yılına kadar okyanusun yüzde 30’unu korumak olduğu anlamına geliyor. Daha önce de belirttiğim gibi hedefim, görev süremin sonuna kadar Marmara Denizi’nde bir Deniz Koruma Alanı oluşturmak. Bu, Türkiye’yi bu küresel okyanus aktivizmi hareketine dahil ederek katkıda bulunacaktır.

Çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal adaletle ilgili gençlere mesajınla sohbetimizi bitirelim. Neler söylemek istersin?

En az kaynağa sahip olan insanlar, iklim değişikliğinden en çok etkilenenlerdir. En gelişmiş ülkelerin tükettikleri, bu topluluklar için kirlilik olarak sonuçlanıyor. Bunu ilk elden yaşadığınızda daha iyi görebilirsiniz. Sosyal adalet olmadan iklim adaleti diye bir şey yoktur. Ayrıca, uygun finansman olmadan iklim adaleti diye bir şey de yoktur. Bu yüzden sürdürülebilir işletme okuyorum, çevreye veya insanlara zarar vermeden para kazanmanın bir yolunu bulmaya çalışıyorum. İster avukat ister politikacı olun, herkes sürdürülebilirlikle ilgili bir kariyer bulabilir. Değişimi kendimizde bulmak sadece bize kalmış.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER