Özellikle genç erkekler cinsiyet eşitliğini sahiplenmeli

Toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine kafa yormaya ne zaman başladınız?

Kız çocuğu olarak farkındalığım küçük yaşlardan itibaren oluştu. Benden küçük olan kardeşimin özgürlüğü bana tanınmıyordu. Ben ergenlik çağına geldiğimde Galatasaray Lisesi’nde özgürlük, eşitlik, kardeşlik kavramının yalnızca erkekler arasında geçerli olduğunu bilfiil yaşayınca kadın olarak kendimi savunmak zorunda kaldım ve eşit haklarını arayan bir kimliğe büründüm. Özellikle şirketimi kurduktan sonra kadın çalışanlarımın işlerinde kalabilmeleri adına fiilen pozitif ayrımcılık yapmaya başladım.

Kişisel yolculuğunuzda yaşadığınız en büyük toplumsal cinsiyet eşitsizliği neydi?

Ben tek bir olay olarak değil yaşamımdaki tüm süreçlerde ve her aşamada ayrımcılığın bilinçli ya da bilinçsiz uygulandığını gördüm. Sürekli savunmada olduğumu bilerek yaşadım.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınların canını yaktığı için genelde kadınlar tarafından dert edilen, dillendirilen, gündeme getirilen bir konu. Siz, YANINDAYIZ Derneği’yle bu durumu değiştiren bir adım attınız. Erkeklerin aktif katıldığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı ses çıkardığı bir dernek kurdunuz. Bu fikir nereden çıktı?

TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı olarak görev yaparken, dünyadaki gelişmeleri takip ediyordum. ‘He for She’ hareketi ve dünyadaki kurulmuş olan dernekleri izlemeye başladım. Tek Kanatla Geleceği Uçulmaz filmini yaptık. İlk kez kanaat önderi lider erkekleri konuşturduk. Her biri TCE eşitsizliğine karşı durduklarını ilettiler. YANINDAYIZ Derneği’nin kurulması bu fikrin gelişmesinden 10 yıl sonra gerçekleşti.

Erkekler bu konuda sorumluluk almalı, eğitilmeli çünkü?..

Ataerkil zihniyet dönüşümü ancak bu şekilde gerçekleşebilir. Bizim birinci hedefimiz farkındalık yaratmaktır. Ataerkil düzenin kadın ve erkek olarak bizlere biçtiği rolleri incelemeli ve mutlak surette reddetmeliyiz. “Sen kadınsın” veya “Sen erkeksin” diyerek kendimizi dar kalıplara sıkıştırmamız bizi hiçbir şekilde ileriye götürmez. Bu amaçla dernek olarak toplumsal cinsiyet eşitliği alanında özellikle eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasını önemsiyoruz. Bu anlamda hem beyaz yaka çalışanlarla hem mavi yaka çalışanlarla birçok eğitim programı gerçekleştiriyoruz. Üniversite öğrencilerini bu sürece dahil ederek dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 

Türkiye’nin ilk İlçe Bazında Cinsiyet Eşitliği Endeksi projesini siz gerçekleştiriyorsunuz. Bu proje fikri nasıl gelişti? Neler yapıldı? Daha neler yapılacak?

YANINDAYIZ Derneği olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla Türkiye’de ilk kez, Kanada Büyükelçiliği finansmanı ve İstanbul Üniversitesi’nin desteğiyle ‘İlçeler Düzeyinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ raporunu hazırladık. Çalışmada 100 bin ve üzeri nüfusa sahip olan 234 ilçe belediyesi için karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir endeks hesaplaması yaptık. Çalışma, Dünya Ekonomik Forumu ana başlıklarına paralel bir şekilde, ‘politik katılım ve karar alma’, ‘eğitim’, ‘ekonomik yaşam ve kaynaklara erişim’ ile ‘sağlık ve spor’ gibi dört ana kategori ve 27 alt göstergeye göre yapıldı.

Dünya Ekonomik Forumu ortalamasında Türkiye’nin ortalaması 0,64 iken bizim çalışmamızda da 0,61 gibi yakın bir rakam çıktı. 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde birinci sırayı İzmir Karşıyaka alırken, genel endeks sıralamasında da ilk onun içinde İstanbul’dan 5, İzmir’den 3, Çanakkale ve Ankara’dan birer ilçenin yer aldığını gördük. Bu ilçelerin endeks ortalaması 0,74. Eğer ülkemizdeki tüm ilçe belediyelerinin ortalaması bu seviyede olsaydı, dünyanın en gelişmiş ülkeler sıralamasında olabilirdik.

Yaptığımız endeks çalışması bize toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin azalmasının Türkiye’nin batısında yaşandığını; kadınların güçlenmesinin Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde artış kaydettiğini ancak ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinde ve kadının güçlenmesinde iyileşme yaşanmadığını gösteriyor.

Bir bölgenin gelişmişliği toplumsal cinsiyet eşitliği endeksiyle birebir doğru orantılıdır. Bir ülke geliştiği için endeksi yükselmez, kadın-erkek eşitliğini birinci sıraya koyduğu için gelişmesi hızlanır, ekonomik kalkınma süreci kısalır.

Sonuçlara baktığımızda, ‘eğitim’ ile ‘sağlık ve spor’ kategorilerinde ilçelerin çoğunluğunun skor değerlerinin en yüksek puan olan 1’e yaklaştığını fark ettik. Ancak ‘politik katılım ve karar alma’ ile ‘ekonomik yaşam ve kaynaklara erişim’ kategorileri bazında bir değerlendirme yaptığımızda, maalesef ki en iyi durumdaki ilçelerin bile eşitlikten uzak olduğunu gördük.

Endeksin daha fazla çözüm odaklı olması açısından alt skaladaki ilçelerin daha ön planda olması gerekiyor. Böylece üretilen ve devreye sokulan çözüm önerileri ve eylem planlarıyla birlikte Türkiye genelinde bir skor yükselmesiyle birlikte, cinsiyet eşitsizliği açısından oluşan aralık da kapanabilecek. Böylece bölgesel ekonomik eşitsizlik de beraberinde ortadan kalkacak.

Diğer projeniz Berber Dükkânı Sohbetleri’ne birçok farklı şehirde yaşayan erkekler katılıyor. Bu sohbetlerden, eğitimlerden nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Üyelerimizin yer aldığı bu proje bizim en önem verdiğimiz eğitim çalışmalarımızdan. Markamız olan Berber Dükkânı Sohbetlerimiz ile değişimin öncüsü olarak üyelerimiz kendi hayatlarını, deneyimlerini paylaşmaları gençlere, şirketlere ve topluma aktararak örnek teşkil ediyorlar. Geri dönüşleri bizler için mutluluk verici. Bugün yerel yönetimlerle geliştirdiğimiz işbirlikleri sayesinde daha fazla kişiye ulaşıyor ve topluma rol model olan kişilerden, toplumsal cinsiyet eşitliğinin aktarılmasını sağlamak, katılımcıların bu aktarımları kendileriyle özdeşleştirmesi oldukça memnuniyet verici. Daha fazla kişiye ulaşmak üzere, çalışmalarımız devam ediyor. Buradan okuyucularımıza bir çağrımız olsun. Sosyal medya hesaplarımızı takip ederek, sizler de herkese açık Berber Dükkânı Sohbetlerimize ulaşabilir ve bu deneyimi yaşayabilirsiniz.

Dernekle ilgili istatistiki bilgileri sizden alabilir miyiz; kurumsal ve bireysel üye sayısı, ulaşılan kişi sayısı, eğitimler vb.?

YANINDAYIZ, toplumsal cinsiyet eşitliği savunusunu yapmak üzere yola çıkan ve ‘Kadınların YANINDAYIZ’ diyen bir dernek. Hedef kitlesi ve rol modelleri erkekler. Derneğimiz erkeklerden erkeklere köprü olmak amacıyla kurulan Türkiye’deki ilk sivil toplum kuruluşudur. YANINDAYIZ’da temel amacımız toplumsal cinsiyet eşitliğinde tam eşitliğe gidilecek yolda özellikle erkeklerde zihniyet ve davranış değişimini yaratmak. Ekonomide ve toplumda karar vericilerin, yasa koyucuların ağırlıklı erkekler olmasından dolayı zihniyet değişiminin erkeklerden başlamasının şart olduğunu düşünüyoruz. YANINDAYIZ’ın amacı başta kadına yönelik şiddetin sonlanması olmak üzere, eğitim, sağlık, çalışma hayatı, ev emeğinde ortaklık gibi hayatın tüm alanlarında tam eşitliğin sağlanması için farkındalığı artırmaya yönelik faaliyetler sürdürmektir. Bugün 78 bireysel, 34 Kurumsal olmak üzere 112 üyemizle yola devam ediyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana 12 bin kişinin üzerinde bir katılım ile 200’ün üzerinde eğitim, seminer, webinar ve proje eğitimleri gerçekleştirdik. Hızla bu sayıları artırmak üzere de çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temelinde nasıl bir problem var? Çözülmesi ülke olarak bize ne sağlayacak?

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili problemler aslında ailede başlıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmaya aileden başlamak gerekiyor. Toplumsal öğretiler nedeniyle, kadınlık ve erkeklik üzerine hepimizin erken yaşlardan itibaren içselleştirdiğimiz kalıplar bulunmakta. Bu kalıpları ilk çocukluğumuzdan başlayarak toplumsal ilişkiler içinde öğreniyoruz. Aile içinde başlayan bu süreç okul, iş hayatı, arkadaş çevresi, sokak ve tüm toplumsal ilişkilerle devam ediyor ve belirli noktalarda yaşanan farklılıklar bizi eşitsizliğe götürüyor. Bu noktada özelikle yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliği önemle irdelenmeli ve eşitlikçi politikalar geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapılmalıdır. Yerel eşitlik eylem planlarının oluşturulması ve farkındalık çalışmalarının artırılması, yerel yönetimlerle başlayan çalışmaların topluma nüfuz etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Toplumdaki farkındalığı artırma adına da bu tarz işbirliklerini geliştirmek herkesin ortak faydasına olacaktır.

Yeni açıkladığınız Gençlikte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı Araştırması’na göre, gençlerin yüzde 82’si şiddete uğradığını belirtirken, psikolojik şiddet ise en yaygın şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaptığımız bu araştırma, ülkemizde genç kadınların ve erkeklerin eşitliğe hâlâ çok uzak olduğunu ortaya koydu. Ve maalesef bu yıl da kadınların yaşadığı en büyük sorun şiddet oldu. Beni en çok üzen konu ise, büyük kısmının flört şiddetini tam anlamıyla bilmemeleri; partnerler arasındaki kıskançlığın şiddet değil aşırı ilgi ve sevginin tezahürü olarak algılanması. 

Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kaplumbağa hızında yol alan bir ülke. Bu hızın artması için özel sektör, kamu ve sivil toplum örgütlerinin el ele vermesi şart. Özellikle genç erkeklerin, toplumsal cinsiyet eşitliği davasını sahiplenmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre pandeminin en önemli etkilerinden biri cinsiyet eşitliği konusunda tüm dünyayı geriye götürmesi oldu. Salgın öncesinde cinsiyet eşitsizliğinin yaklaşık 100 yıl içinde biteceği öngörülürken pandemi sonrası bu süre raporda 136 yıl olarak hesaplandı. Kadınlar ve erkekler arasında en az ayrım olan ülkelerin başında İzlanda geliyor. Türkiye cinsiyet eşitliği endeksinde 146 ülke içinde 124’üncü sırada! Bizim bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Yaklaşık 100 yıldır kadınların yoğun hak arayışı sonucunda dünyadaki bazı ülkelerde eşitlik adına ciddi anlamda bir yol kat edildi. Dünya değişiyor, Türkiye de değişecek. Önemli olan, toplumsal farkındalığı yaratmak için yılmadan çalışmak.

Gençliği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda nasıl buluyorsunuz, ne kadar bilinçliler, talepkârlar?

Gençlerin büyük bir bölümü toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığını düşünüyor ve bu alanda birtakım çalışmalara katılmak için çalışmalarda bulunuyor. Son yaptığımız Gençlikte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı Araştırması’nda da bunu net bir şekilde görüyoruz.  Özellikle genç kadınların yüzde 87’si, genç erkeklerin yüzde 72’si eşitliğin olmadığını ifade ediyor. Hepimizin bildiği gibi, eşitliğin her alanda sağlanması bizlerin daha demokratik bir toplum olmamızın ön koşulu niteliğinde. Bunun sağlanabilmesi içinde gençlerin farkındalığının olması ve zihniyet dönüşümüne katkı sağlamaları şart. Bu bilinçle hareket etmeleri için bugün sivil toplum kuruluşları üniversitelerle işbirliği yaparak birçok proje geliştiriyor. Bu çalışmaların içerisinde yer almaları, yarınların daha aydınlık olmasına büyük katkı sağlayacaktır. 

Fakat bir yandan da gençlerimiz ülkemizdeki kurumların cinsiyet eşitsizliğini önlemeye yönelik çalışmalarını yetersiz buluyor, bu noktada tüm kurumlara da büyük bir iş düşüyor. Biraz öncede belirttiğim gibi, kaplumbağa hızıyla ilerleyen bir yapımız var ve yineliyorum bu hızın artması için özel sektör, kamu ve sivil toplum örgütlerinin el ele vermesi şart. Ancak bu sayede gençlerimiz de farkındalık seviyesine ulaşabilir ve talepleri karşılanabilir hale gelebilir. Bu süreçte ise tüm gençlerin bu konuya duydukları merak ve mücadeleci tutumlarını da büyük bir mutlulukla destekliyorum.

30 yaşında kurduğunuz firmanız SUTEKS, Birleşmiş Milletler (BM) Kadını Güçlendirme Prensipleri İlkesi’ni imzalayan ilk Türk KOBİ’si oldu. Aynı Zamanda WEPs ödülü alan ilk KOBİ oldu. Bu hikâyeyi sizden dinleyebilir miyiz? 

WEPs’in kuruluşunu takip ettim. WEPs ilkelerine bakınca SUTEKS olarak on yıllardır bu ilkeleri hayata geçirdiğimizi bildiğim için imzacı olma konusunda bir adım attım. Sonrasında WEPs global bir yarışma açtı. Biz de orta ölçekli şirket olarak yarışmaya katılma kararı aldık. Kurumsal duruşumuzla ve istatistiklerimizle örnek kurum olarak ödüllendirildik.

Hedeflerinizden biri de şu: “Ev emeğinin, çocuk yetiştirme ve yaşlı bakımının kadın ve erkeğin ortak sorumluluğu haline getirilmesi için, özellikle erkekleri hedefleyerek farkındalık oluşturacak kampanyalar, projeler üretecek, mevcut çalışmaların yanında olacağız.” Ev emeği, çocuk ve yaşlı bakımı, gerçekten de sadece kadınlara yüklenen ve en çok görmezden gelinen konular. Bu konuda bir çalışmanız var mı? 

Belirttiğim gibi, bu bir zihniyet dönüşümü mücadelesi. Bu mücadele içinde geliştirdiğimiz projelerde elbette hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Özellikle ev emeği sorumluluğunun paylaşılmasına yönelik verdiğimiz eğitim çalışmaları ile de bu hedefe ulaşmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yerel yönetimlerle işbirliği içinde olduğumuz tüm projelerimizde bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız sürmeye devam edecektir.

Sizce yaptığınız en iyi, en çok tabana yayılan proje hangisi oldu?

Dernek olarak ‘Şiddete Yol Verme’, ‘Şiddetin Görünmeyen Yüzü’, ‘Yerelde Eşitiz’, ‘İşyerimde Tacize ve Şiddete Yer Yok’, ‘Anadolu’da Berber Dükkânı Sohbetleri’, ‘İlçeler Düzeyinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ gibi birçok proje gerçekleştirdik. Bu projelerin bir kısmı aktif olarak devam ediyor. Hiçbir projemizi birbirinden ayıramam. Her birinde hedef kitle ile çok güzel sonuçlar alarak ilerledik ve ilerlemeye devam ediyoruz. İlk olması açısından İlçeler Düzeyinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nin bizim için yeri her zaman ayrıdır. Bu yeni projeleri geliştirirken buradan çıkan verileri kullanarak, yeni etki alanları belirlemeye devam ediyoruz.

2012’de Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca Türkiye’de Çalışma Hayatında Cinsiyet Eşitliği Ödülü’ne; 2013’te insan odaklı ve kadın-erkek eşitliği gözeten kurumsal iş modeli nedeniyle Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri Onur Ödülü’ne layık görüldünüz. Geçen yıl, 2021’de de, Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi ve Ödül Töreni kapsamında ‘Sosyal Girişimci Kadın Ödülü’nü aldınız. Bu ödüller sizin için ne ifade ediyor?

Benim yaşam boyu aldığım ödüllerin tümü, birlikte çalıştığım kişiler, takımlar, yönetimler adına alınmış ödüllerdir.  SUTEKS Takımı, TÜSİAD Takımı, YANINDAYIZ Takımı üyeleri ve Yönetim Kurulları bu ödüllerin var olması için çalışan insanlardır. Yola tek başınıza çıkmış olabilirsiniz. Hayallerinizi gerçekleştirmek için takımlar kurarsınız. Liderlerinizi yetiştirirsiniz ya da var olan liderlerle birlikte projelerinizi geliştirirsiniz. Gece gündüz birlikte çalışırsınız. Ortak hedeflere varınca da mutlulukla küçük kutlamalar yapar hemen akabinde yeni hedeflerinizi koyarak eski ya da yeni ekiplerle birlikte yola devam edersiniz. Sizi görüp takdir edenler olursa şevkiniz artar. Onlara teşekkür edersiniz. Ödül almak önemlidir. “Haklısınız. İyi yapmışsınız, elinize sağlık” denmektedir. Bu çok güzel bir duygudur. Daha iyi ve daha etkin yeni projeler yapmak adına sizi teşvik eder.

 

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER