‘O ne karışıyor ki?’

AYLİN LÖLE
Latest posts by AYLİN LÖLE (see all)

Başlıktaki cümleyi duyduğumda ‘Acaba ne tepki verdi?’ diye düşündüm. Kimden mi bahsediyorum? Geçtiğimiz günlerde aktif yarış hayatına nokta koyduğunu bir video ile açıklayan ünlü F1 pilotu Sebastian Vettel’den. CO2 emisyonları açısından sorunlu bir sektörün aktörlerinden olup iklimle ilgili mesajlar verdiği için “O ne karışıyor ki?” cümlesine muhatap kalan Vettel’in, çözümün parçası olmayıp ‘sorun’ları daha da çıkmaz sokaklara taşıyanlarla ilk karşılaşması değil bu.

Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim Direktörü Sinan Cem Şahin, Vettel’in vedasıyla ilgili harika bir yazı yazdı geçtiğimiz günlerde Linkedin’de. Sadece kişisel marka yönetimi açısından değil, ‘dünya vatandaşı’ olmak adına da müthiş bir değerlendirme kaleme alan Şahin, Vettel’in son yıllarda iklim krizi ve toplumsal konulara olan duyarlılığına dikkat çektiği yazısında, onun çocuklarla arı evleri inşa etmekten çöp toplamaya, geri dönüşüm tesisleri ziyaretlerinden ötekileştirilen gruplara desteğe kadar pek çok toplumsal konuda ses çıkarmaktan geri durmadığını belirtiyordu. 

Eriyen buzullardan, LGBTİ+’ye kadar ‘insan olmanın’ ve ‘sorumluluk’ duymanın gerekliliği üzerine Vettel’in bir yarış pilotu olmasından çok daha fazlası olduğunun muhteşem bir özetiydi Sinan Cem Şahin’in çizdiği Vettel portresi. Olay sadece Vettel’in ‘dünya vatandaşı’ olması ve kişisel marka kimliğini nasıl yönettiğinden çok daha fazlası elbette. “O ne karışıyor ki?” diyenlere inat, problem gördüğü alanlarda çözüme yönelik yarattığı farkındalıktı.

Vettel’in hikâyesi üzerine geçtiğimiz aylarda TÜSEV’in açıkladığı Türkiye’de Hayırseverlik ve Bireysel Bağışçılık 2021 Raporu’nun aklıma gelmesi de bu yüzden sanırım, algıda seçicilikten.

Vettel portresinde bana göre kilit kelime ‘Gönüllülük’ aslında. Vettel’den nasıl rapora geldim, hemen aktarayım. 

TÜSEV’in raporunda ‘Gönüllülük’ de masaya yatırılmış. Nasıl mı? Raporda kuruluşlarda gönüllülük yapmanın ardında yatan sebeplere baktığımızda, ilk sırada “Bu gönüllü çalışmadan kişisel olarak haz alıyor olmam” diyenler yüzde 19 ile ilk sırada yer alıyor. “Bu gönüllü çalışmanın toplumsal gelişimimize katkıda bulunması” diyenler ise yüzde 15 ile ikinci sırada yer alıyor. Gönüllülük çalışmalarına toplumun değer verdiğini düşünenlerin oranına baktığımızda ise yüzde 11 olduğunu görüyoruz. Başka insanlarla tanışıp birlikte çalışmak için gönüllülük yapanların da oranı yüzde 11. Gönüllülüğü insanların ihtiyaçlarına cevap verdiği için yapanların oranı ise yüzde 10. Bunu bir hayat tecrübesi olarak da görenler var ki onlara katılmamak mümkün değil, onların oranı ise yüzde 7.

Raporda sizlerle paylaşmak istediğim başka çarpıcı başlıklar da var. Son 1 yılda sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine katılım oranına baktığımızda yüzde 13 ile gönüllülük üçüncü sırada yer alıyor. Son 1 ayda bir kuruluş için gönüllü zaman ayıranların oranı ise yüzde 6. 

Gönüllü katılıma yönelik kuruluşlarda faaliyetlere katılmama sebeplerinin başında ise, yüzde 29 ile “Bu tür faaliyetlere ayıracak param yok”, yüzde 17 ile “Bu faaliyetler şeffaf şekilde yapılmıyor”, yüzde 14 ile “Bu kuruluşlara güven duymuyorum”, yüzde 9 ile “Bu faaliyetlerin bana bir faydası yok”, yüzde 9 ile “Bu faaliyetlere ilgi duymuyorum” yanıtları geliyor.

Tablo böyleyken, o halde sizi bugüne kadar pek sık rastlamadığımız türden gönüllülükle tanıştırmanın vakti geldi…

Hani Amerikan filmlerinde olur ya, bir telefon gelir ve her şey değişir. İşte geçtiğimiz yaz da olan tam buydu. Kadınların liderlik pozisyonlarında daha çok yer alması konusunda her platformda çözüm getirmek için çaba gösteren isimlerden biri olan Amgen Türkiye Genel Müdürü ve aynı zamanda PWN İstanbul Danışma Kurulu Üyesi olan Güldem Berkman’ın telefonuyla başladı her şey. PWN İstanbul ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi işbirliği, UNSDSN Türkiye ve Awen for Us katkılarıyla hayata geçirilen ‘Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler’ programı bugüne kadar sektörde görülmemiş kolektif bir gönüllülük hareketine dönüştü. İçinde eğitim, mentorluk ve networking’in olduğu bugüne kadar yapılmamış bir içerikle yola çıktı ve bu kapsamda her biri kendi alanlarında birer yıldız olacak 23 kadın ‘yaşamboyu öğrenme’ adına muhteşem bir sektörel ve kişisel gelişim deneyimi kazandı. Program o kadar çok ilgi gördü ki, 1 Ekim itibarıyla ikincisinin de kapıları açması için çalışmalar başladı. Tüm bu yolculukta emeği çok olan, her biri kendi sektöründe lider olan isimlere tek tek teşekkür edilmesine gerektiğine ‘gönülden’ inanıyorum. Zira ‘O ne karışıyor ki?’ diyenlerin olduğu bir dünyada kadınların yönetim kademesinde daha fazla söz sahibi olması için hiçbir karşılık beklemeden destek olanların ismini bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Ki bu isimlerin her birinin kendi alanında neden bir lider olduğu sürpriz olmasa gerek. 

Gelelim Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler Programı’nın emek yoğun gönülden çalışan liderlerine…

PWN İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Satun Olsun, PWN Danışma Kurulu Üyesi Güldem Berkman, Şeyda Atadan (Takeda), PWN İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Beril Koparal Ergün (Kampotu) ve PWN İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Sevda Solak’a (Time PR) ne kadar teşekkür etsem az. İkinci dönem Proje Sektör Danışma Kurulu üyesi olan Demet Russ (Janssen Turkey) ve Mete Hüsemoğlu (AbbVie) da programa gönüllü destek veren isimler. 

Bir de bu programı benzersiz kılan, deneyimlerini gönülden paylaşan sektörün değerli isimleri var. İzninizle hepsinin ismini saymak istiyorum. Ayşe Uysal Torun (I.H.D Danışmanlık), Aylin Kurtsan (Kurtsan), Beril Koparal (Kampotu), Berna Çağlayan (UCB), Burçak Çelik (Roche Diagnostik İtalya), Canan Bademlioğlu (Abbott), Ceylan Güzekin (BMG), Çağlar Gözüaçık (Tazefikir), Dida Kaymaz (Kansersiz Yaşam Derneği), Didem Bay (Italfarmaco), Ece Kaşıkçı (Bristol Myerb Squibb), Elif Çelik (Kurtsan, Centrion ve Otacı), Emin Fadıllıoğlu (Eczacıbaşı Sağlık Grubu), Esen Girit Tümen (Medicana), Fatih Yedikardeş (Daichi Sankyo), Gözde Güllüoğlu (MSD), Güldem Berkman (Amgen), Hüseyin Ütebay (Solgar), Özdemir Şengören (Astellas), Meltem Yıldız (Amgen-Gensenta), Meri İstiroti (Liv Hospital), Mete Hüsemoğlu (AbbVie), Mustafa Cem Açık (Pfizer), Natasa Klicko (RochePınar Üstündağ (Novartis), Rezzan Özoğul Newton, Şehram Zayer (Merck Group), Şebnem Girgin (Gilead), Şeyda Atadan Memiş (Takeda), Yelda Ulu Colin (Abbott) ve Zeynep Atabay (Atabay İlaç).

Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler Programı’nın en iyisi olması için gönülden destek veren isimlerden biri de Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ve UN SDSN Türkiye Direktörü Dr. Tamer Atabarut. Ve tabii ki gizli kahramanımız Ece Gökakın (BÜYEM) da var.

Ezcümle, bu kadar kıymetli isim ‘İş’te Eşitlik’ sağlansın, sağlık sektöründe daha fazla kadın lider olsun diye gönülden çalışıyor. 

Ben mi? Çok üzgünüm, son 3 kuşaktır, “O ne karışıyor ki?” diyenlere inat, bir ‘problem’ olduğunda ‘çözmeye’ dahil olan bir genetikten gelince, işin dışında kalamıyorum. Ezcümle, ‘gönüllülük’ çok güzel, siz de gelsenize…

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER