Nur topu gibi yeni kavramımız: Quiet Quitting

Türkçeye ‘Sessiz istifa’ olarak çevirebileceğimiz kavram, işyerinde etkinliğini sıfırlayan, sadece kendine tanımlanan işleri yapan, çalıştığı kuruma karşı manevi bir bağlılık hissetmeyen, genel olarak motivasyonunu kaybetmiş çalışanların davranış modelini betimliyor. ‘Sessiz istifa’, pandemi sonrası uzaktan çalışma modelinin sona ermesiyle gittikçe daha çok yayılıyor ve kurumların yönetim süreçlerini zorluyor. 

İşyerinde pasifize bir tutum izleyen, çalışma saatlerinin dışında işle ilgili konularda ulaşılamayan, mesai saatinin dolmasıyla çantasını toplayıp çıkan bir çalışan… Acaba özel sektör gerçeklerinin oluşturduğu denkleme nasıl etki eder? 

The Hustle’ın yayınladığı Gallup araştırma sonuçlarına göre, ABD çalışanlarının yüzde 18’i işyerinde kendilerini aktif olarak ‘devre dışı’ kalmış şekilde tanımlıyor. Bu 2013’ten beri tespit edilmiş en yüksek oran. Kendini işine bağlı olmayan bir çalışan olarak tanımlayanlar ise yüzde 50 oranında. Bu yüzdenin büyük bir kısmını 35 yaşın altındaki çalışanlar oluşturuyor.

Konuya işverenler ve yönetim kademesi açısından baktığımızda, tahmin edebileceğiniz gibi bu konuya bakış açısı oldukça olumsuz. Motivasyonunu kaybetmiş, inisiyatif almaktan kaçınan çalışan, yönetim açısından bakıldığında geleceği olmayan bir çalışan profilini gösteriyor. Aidiyet, motivasyon, iş hayatından beklentiler ve işini sahiplenme anlayışlarını kaybettiğini düşündükleri bu çalışanlar için kurumsal bir kariyer haritası çizebilmek pek de kolay görünmüyor. 

Ancak, işin diğer tarafından, yani çalışan tarafından baktığımızda başka bir açıdan bu kavramı değerlendirme şansımız oluyor. Sadece iş dünyası değil tüm dünya pandemi sonrası yeni yaşam anlayışlarıyla tanıştı. Zaman yönetimini kendi kurallarıyla yapabilmek ve iş dışında da tatmin edici bir hayat kurabilmek, çalışanlar için öncelik haline geldi. Çoğu senaryoda yüksek maaştansa, esnek çalışma saatleri çalışanlar için daha önemli bir motivasyon sebebi olabiliyor. 

Bir yandan da çalışanlar, kurumsal yapılardaki sınırsız mesai saatleri anlayışının değişmesinin zamanının geldiğini savunuyor. Sadece mesai saatleri içerisinde, sadece kendisine verilen işleri yapan, ekstra bir yük altına girmeye gönülsüz olan çalışanların eleştirilmesi yerine desteklenmesi gerektiğini savunanlar da oldukça çok. 

Sonuç olarak, iş hayatının içerisine giren ‘quiet quitting’ yani bir nevi atanamamış memur sendromu, daha uzun süre gündemi meşgul edecek görünüyor. Uzun zamandır alışık olduğumuz standartların değişmesi bir çözüm olarak da bir sonuç olarak da değerlendirilebilir.  

Belki de iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırma zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER