“Nobel Barış Ödülü” Alan İlk Kadın: Barones Von Suttner

Kadınların, toplumsal yaşamda dönüştürücü olarak ortaya çıkması, önder olması ve kamusal alanda kabul görmesi uzun soluklu bir mücadeleyle oldu. İşte bu mücadeleden başarıyla çıkma şansını yakalamış Prag doğumlu Barones Bertha Von Suttner  Nobel Ödülleri kapsamında “Nobel Barış Ödülü”nü alan ilk kadın oldu. Savaş karşıtlığının, silahsızlanma ve barışın en önemli sembollerinden biridir. O, aynı zamanda kadınların eşitliği için çabalayan aktivist kadınların başında gelmektedir.

Bu ödülü kazanan ilk kadın olmasının yanı sıra hayatı macera dolu geçen bir kadın. Yazdığı meşhur savaş karşıtı romanından, çalkantılı aşk hayatından, Nobel’in kurucusu Alfred Nobel’le olan ilişkisinden, barış ve kadınların eşit hakları için verdiği çabalara kadar inişli çıkışlı bir hayatı oldu…

Barones Bertha Von Suttner

9 Haziran 1843’te Prag’da doğan Von Suttner, aristokrat bir Avusturyalı ailede büyüdü. Babası, İmparatorluğun mareşali ve askeri danışma olması nedeniyle savaş felsefesinin temel olduğu bir hayata adım attı. Ancak babasının ölümü ve annesinin kumar bağımlılığı ailenin servetini çok çabuk yok etti, bu yüzden Bertha Viyana’ya taşındı. Annesinin liberal fikirleri, onu Avrupa’yı dolaşmaya itti ve birçok dil ve sanat bilgisi öğrendiği nitelikli bir eğitim hayatı oldu. Çocukluğundan itibaren müziğe özel bir eğilimi olan Bertha Von Suttner, operaya ayrıca tutkundu. Opera şarkıcısı olma hayalleri kuruyordu ancak bir süre sonra sesinin böyle bir kariyer için yeterli olmadığını fark etti. Bunun yerine akademisyenlere döndü, 16 yaşındayken eski Yunan filozofu Platon’un ve Alman bilim adamı Alexander von Humbolt’un eserlerini okuyordu. Kendi kendine İtalyanca da öğrendi. Harika bir güzellik olarak ünlenmişti. Doğup büyüdüğü dönem ve coğrafya da aslında ona sanatla ilgilenmesi için oldukça imkân tanıyan bir kapasiteye sahipti.

Bertha Von Suttner öğrendiklerini, bildiklerini çevresine aktarmayı seven, hatta bunu kendine görev edinen bir karaktere sahiptir. Bu mürebbiye olmaya karar verir. Kendi çağında kadınların zaten başka bir iş yapmasının da pek mümkün olmaması bir diğer nedendir. Avusturyalı Baron Von Suttner’in dört kızına mürebbiyelik yapmaya başlar ve ailenin evine taşınır. Burada, kalbini vereceği Arthur Gundaccar’la tanışır ve ona aşık olur. Fakat Arthur’dan büyük olduğu gerekçesiyle aile bu ilişkiye mani olur.

Alfred Nobel ile tanışması 

İşinden ve annesi yüzünden aşkından kopup Paris’e yerleşen Bertha Von Suttner’ın  gördüğü bir gazete ilanıyla tüm hayatı farklı şekillenecektir: İlanı veren kişi, Nobel’in kurucusu, kimyager Alfred Nobel’den başkası değildir ve kendi işlerine yardımcı olması maksadıyla bir asistan aramaktadır. Bertha Von Suttner, Nobel’in yanında yalnızca sekiz gün çalışır ve arkasında bir mektup bırakıp, 1876 yılında aşkı Arthur’a döndü. Alfred Nobel’in yanından sessiz sedasız ve aniden gitse de, daha sonra iki yakın arkadaş oldular. Suttner, Paris’te rahat bir yaşamdan vazgeçmesi ve engellerle dolu bir serüvene atılmasını kendisi şöyle anlatmıştır: ‘’Çok değerli pırlanta bir haçım vardı. Onu bozdurmaya gittim. Aldığım parayla otel faturasını ödedim, bir sonraki Viyana ekspresine bilet aldım ve bir miktar da naktim kaldı. Dayanılmaz bir baskı altında, rüyadaymışım gibi hareket ediyordum. Delilik olduğunun farkındaydım, belki de bir mutluluktan kaçıp bir mutsuzluğun kollarına atıyordum kendimi. Tüm bunlar bilincimde şimşek gibi çakıyordu, fakat yapamıyordum, başka türlü davranamıyordum…’’

Savaşlar, Barış Hareketi ve “Die Waffen Nieder!’’ (Silahları Bırakın!) Romanı

Aile mirasından mahrum kalan Arthur Gundaccar ile gizlice evlendi. Kafkasya’da Gürcistan’a taşınmak zorunda kaldılar, popüler romanlar yazarak kazandıklarıyla güvencesiz bir şekilde yaşadılar. Bekar, genç bir kızken savaşın kötü ama mecburi bir durum olduğuna dair fikirlerinin değişmesi içinse biraz daha zamana ihtiyaç vardı. Anavatanlarından ve ailelerinden uzakta yaşayan Arthur – Suttner çifti, yine de mutluydular. Bu zaman diliminde geçimlerini özellikle yazarlıkla sağlayan ikili savaşlara da tanıklık ettiler. Kafkasya’daki evlilik yıllarında, 1877 – 1878 Osmanlı – Rus savaşına şahit oldular. İçinde bulundukları hayattan memnun olsalar da Suttner’in bu dönemde kendisini barışa adayacağı o kişisel yolu da oluşmaya başladı. Zira 1859, 1864, 1866 ve 1870’te dört ayrı savaş gördüler. 1886 – 87 kışını Paris’te geçiren ikili burada yazar, hukukçu, siyasetçilerle bir araya gelir ve yeni bir savaşın kapıda olup olmadığını tartıştılar. Paris’teki bu toplantıları sırasında Suttner’e 1880’den bu yana Londra’da bir barış hareketinin olduğu, bu hareketin uluslararası sahada barışa yönelik çalışmalar amaçladığı söylendi. Kendini inşa etme sürecinde barışı çok önemseyen Bertha Von Suttner için toplumsal boyutta da harekete geçme vaktiydi. Tüm enerjisini bu amaca adamaya karar verdi. Edebi yeteneklerini bir kurgu eseri aracılığıyla birçok insana barış mesajını yaymak için kullanabileceğini fark etti ve en iyi bilinen ve dünyaca ünlü eseri ‘’Die Waffen Nieder!’’ (Silahları Bırakın!) romanını yazdı. Üç – beş senelik aralıklarla dört savaş yaşayan o günün dünyasında bu roman büyük yankı uyandırdı. Yazarın, akademisyen titizliğiyle araştırmalar yaparak yazdığı eser, daha sonra 12 dile çevrildi.

Viyana’ya Dönüş

Suttner, eserin barış hareketi üzerindeki etkisini Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe’un Tom Amca Tom’un Kulübesi’nin kölelik karşıtı hareket üzerindeki etkisiyle karşılaştıran Rus romancı Leo Tolstoy da dahil olmak üzere bir dizi aydınlatıcıdan cömert övgü aldı. Kendisiyle alay edenler, onun barış talebini küçük görenler de oldu. Ancak bu karalamalar Suttner’i bu çabasından döndüremedi. Bu dönemde, evlendikten sekiz yıl sonra, 1885’te çift aile tarafından affedildi ve Uluslararası Tahkim ve Barış Derneği ile tanıştıkları Viyana’ya döndüler. 1891’de Viyana’da Barış Derneği’nin Avusturya kolunu kurdu ve ilk döneminde de başkanlığını yaptı. İsviçre’nin Bern kentinde de ‘’Bern Barış Bürosu’’nun kurulması için çalışmalar başlatan yazar 1892’de Berlin’de de Barış Derneği kurdu. 

Lahey Barış Konferansı’na Katılan Tek Kadın

Kitabın başarısı Suttner’ı savaş karşıtı hareketin ön saflarına taşıdı. Gazeteci Alfred Hermann Fried ile birlikte, sekiz yıl boyunca barış hareketindeki gelişmeleri ve faaliyetleri ayrıntılı olarak anlatan Silahlarınızı Bırakın başlıklı popüler bir aylık dergiye başladı. Barış aktivistleri için büyük bir zafere işaret eden ve 1899’da ilk kez düzenlenen Lahey Barış Konferansı’na katıldı ve o dönem katılan tek kadın oldu.  Etkinliğe Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerden üst düzey yetkililer katıldı ve eleştirmenler tarafından çoğu kez gerçekçi olmayan ve saf olarak reddedilen barış çabalarına inanılırlık kazandırdı. Suttner konferansta öne çıkan bir konuşmacıydı ve hayran kitlesi tarafından iyi karşılandı. Bu anlamda aslında Suttner iki mücadelenin simgesi haline de gelmiş oldu: Savaş karşıtlığı ve kadınların eşitlik mücadelesi… Konferansta yaptığı konuşma kadınların eşitlik mücadelesinin mihenk taşlarından biri oldu. Kadınların eşitliği bağlamında, oy hakkı üzerine de şunları söyledi: ‘’İşçi kadınlar Viyana’da kadınların oy hakkı için dev bir gösteri düzenlediler. Binlercesi, büyük bir düzen ve sessizlik içinde caddelerden geçtiler. Gartenbau salonunda konuşma yaptılar. Bu arada Adelheid Popp da şunları söyledi: ‘Aynı zamanda cinayetlere, kardeşin kardeşi vurduğu savaşlar için milyonların harcanmasına karşı da savaş vermek istiyoruz. Ölümcül silahlanmanın son bulmasını ve bu milyonların halkın ihtiyaçları için harcanmasını istiyoruz!’ Kadınca politika mı? Hayır: İnsanca politika!’’

 

Nobel Barış Ödülü 

1902’de kocasının ölümünden sonra, Suttner barış mesajını yaymak için daha da çok çalışarak kaybının üstesinden gelmeye çalıştı. Yazmaya devam etti ve konuyla ilgili çok sayıda konferans ve toplantıya katıldı. 1904’te Başkan Theodore Roosevelt ile tanıştığı ve şiddete karşı ilham verici bir yaşam örneği sunan Quaker topluluklarını ziyaret ettiği Amerika Birleşik Devletleri’nde bir konuşma turu başlattı. Aynı zamanda, İngilizlerin eski kolonilere Commonwealth statüsü verme hareketi ve yaşlanan Avusturya imparatorunun ölümünü takip etmesi muhtemel görünen değişiklikler gibi zamanın uluslararası gelişmelerinde dünya barışı için umut gördü. Barışçıl bir dünya toplumu ideallerini destekleme çabalarından dolayı Suttner, 1905’te Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Aktivist ayrıca, ilk Lahey Barış Konferansı’nın düzenlenmesine yardım ederek ve arkadaşı Alfred Nobel’i uluslararası saygınlığı olan Nobel Barış Ödülü’nü yaratmaya teşvik ederek dünya barışını da destekledi.Pek çok etkinliği, hareket için saygın dünya liderlerinin ve aydınlarının desteğini kazanarak, barış aktivizmine dahil olanlardan “ütopik” ve gerçekçi olmayan “idealistler” etiketlerinin kaldırılmasına yardımcı oldu.

Bertha Von Suttner, barışın ve silahsızlanmanın sembol isimlerinden biri olarak hayatının sonlarına gelir. Yakalandığı ağır bir hastalık nedeniyle 21 Haziran 1914’te, Birinci Dünya Savaşı’na çok az kala Viyana’da hayatını kaybeder. O dönem bir başka barış savunucusu, Alman Barış Hareketi’nin kurucularından Alfred Hermann Fried’e göre Suttner’in son sözleri şöyledir: 

“Silahları bırakın! Bunu herkese söyleyin… herkese…”

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER