New York ışıklarında yüzmek harikaydı

“Bir hedefiniz varsa hiç kimseyi dinlemeyin, gidip onu alana kadar çalışmaya devam edin.” Bu sözleri sadece sarf etmedi Bengisu Avcı, aynı zamanda tuttu da. Manş Denizi, Catalina Kanalı’nın ardından Manhattan Adası parkurunu da tamamlayarak Triple Crown yani Üçlü Taç’ı alan ilk Türk kadın oldu. Hayali okyanuslardaki en zorlu 7 parkuru tamamlamak. 3’ünü geçti, sırada 4 parkur kaldı. Bengisu Avcı’yla geçtiği parkurları ve başarılarını konuştuk. 

Bengisu sohbetimize hoş geldin. Son olarak 3 Haziran’da Manhattan Adası etrafındaki parkuru tamamlayarak büyük bir başarıya imza attın ve Triple Crown (Üçlü Taç) yapan ilk Türk kadın sporcu oldun. Başarılarına, rekorlarına geçmeden önce şu soruyla başlamak istiyorum: Su senin için ne ifade ediyor?

Çok teşekkür ederim. Triple Crown uzun süren çalışma ve emek sonucu gelen başarının tacı oldu benim için. Suda hep özgür hissettim kendimi, küçük yaştan beri bu branşla, açık su ile uğraşıyorum. Kendimi ifade edebildiğim, iyileştiğim ve sınırlarımı zorladığım yer açık su.

Suyla, denizle, havuzla yani yüzme sporuyla tanışıklığın nasıl oldu?

3-4 yaşlarında plajda suyla oynarken resimlerim olsa da yüzme sporuyla ilk tanışmam 2002 yılında, Ege Üniversitesi’nde olmuş. Annemle serbest yüzme saatinde birlikte yüzerken Akın Ongun hocam geliyor yanımıza. Alt gruplardan yüzmeye başlatıyor beni.

Bu sayede okul ile yüzme iç içe bir şekilde başlıyorum hayata. Sabah 04.45’te kurulan alarmlar, annemle havuz yolları… Oradan okula… Ders arası kurutulan havlular ve akşam ikinci antrenman. 

Havuz çok rekabetçidir. 2010 yılında açık su ile tanışana kadar ben de bu koşturmacada, ailem ve öğretmenlerimi de sürükleyerek yarışıyordum.

Havuzdan açık su parkurlarına neden geçtin? Birisinin sınırları varken diğeri sınırsız ve elbette tehlikeli…

Üniversite hocam Bahtiyar Özçaldıran ve ekibi o yıllarda Türkiye’de Açık Su branşına yarışmacı sporcular hazırlamaya başlamışlardı. Ülkemizde yeni bir dal Açık Su. Benim şansım o grupta olmaktı. 3, 5, 7 kilometre derken 2011 yılında Milli forma giydim. Havuzdaki kulvarlardan çıkıp denize açıldım bu sayede. İlk yıllar yarış sabahı dubaları gördüğümde heyecandan midem bulanırdı. Sonrasında su ile bir hissetmeye başladım. Her seferinde farklı şartlar olması, sudaki çeşitlilik, dalgalar ruhumu besliyordu. Korkularım yerini sevgiye bıraktı.

Açık su parkurlarından ilk olarak Manş Denizi’ni geçtin. Bu parkuru ikinci kez geçen Türk kadınısın ve en hızlı geçme rekoru sende. Manş’ı geçme fikri nasıl doğdu? Manş Denizi’ni geçmek istediğini söylediğinde hangi tepkilerle karşılaştın?

Bu çok güzel bir hikâye… Üniversiteye hazırlanırken o yıl hak kazandığım Milli Takım kampına gidememiştim. En zorlandığım yıllardı.

Özel yarışlara; Boğaz’a ve Aquamasters’lara katılmaya başladım. Bu yarışlarda tanıdığım Çılgın Türkler ekibi Capri – Napoli (36 km) maratonuna takım arkadaşı arıyordu. Beni içlerine aldılar ve ilk böyle başladım.

Sonraki yıl yönlendirmeleriyle Manş’a gittim. Hipotermi geçirdim. 7’nci saatte titreyerek sudan çıktım. Orada anladım ki böyle parkurlar için sadece yüzücü olmak yetmiyor. Orada tanıştığım sporcular ve diğer ekiplerden araştırmaya başladım, bir yandan antrenörlük de okurken bu bilgilerimi pekiştiriyordum.

“Sen hiç o kadar yüzmedin, sağlığını tehlikeye atıyorsun” diyen hocalarım oldu.

Fakat ben 2018’de Manş’ta suya atladığımda artık hazırdım.

Bu açık parkurdaki ilk sınavını başarıyla vermen sana neler hissettirdi?

Fransa kıyısına ulaştığımda dönüp bakmıştım, İngiltere gözükmüyordu ama ben buradaydım. “Demek ki imkânsız değil, sen bunu başardın” dedim.

Sıradaki hedefin Catalina Kanalı’ydı. Bu kanalı geçme fikri nasıl oluştu? Bu kanaldaki geçişin suda en uzun kaldığın süre sanıyorum, 12 saat. Büyük dalgalar, sis ve tehlikeli gece şartları… Endişelendin mi?

Manş için bu kadar çalışınca diğer okyanus parkurları da ilgimi çekmeye başladı. 

Cebelitarık için yazışmaya başladım fakat yer bulamayınca Catalina için hazırlandım. Okyanus bambaşka bir su. Gece yüzecek olmak ayrıca bir hazırlık gerektiriyordu, bu sefer sabaha karşı değil, direkt gece 11.00’de yüzmeye başlayacaktım. Saatlerce karanlıkta yüzdüm. California’daki ilk antrenmanda kıyıdaki sörf dalgalarından kaçınmak için 100 metre kadar açıkta yüzdüğümü hatırlıyorum. Suda büyük ‘kelp’ denilen ağaç gibi yosunlar ve fok balıkları vardı.

Yüzme günü 7 saat karanlıkta mücadele ettikten sonra güneş doğdu ve sis indi. Yanımdaki botu bile az görüyordum. Mental olarak çok zorlayıcıydı. Son saatlerde çok umutsuz hissettim ve gözlerim doldu ama kendimle konuşarak devam ettim. Bu sayede karşıya ulaştım.

Catalina’dan sonraki hedefin Manhattan Adası parkuruydu ve onu da 3 Haziran’da geçtin. ‘Triple Crown’ unvanına sahipsin artık. Manş, Catalina ve Manhattan… Günün hava koşullarına göre değişmekle beraber, seni en çok zorlayan; en çok keyif aldığın; tehlike atlattığın; geçtiğin için büyük mutluluk duyduğun parkur hangisiydi? Parkurları okuyucularımız için, seni takip edenler için değerlendirir misin?

Manhattan için en keyifli parkur diyorlar. Gerçekten de New York ışıklarında yüzebilmek harikaydı. Bu parkura ekip arkadaşım Murat Öz ile gittik. Biz sezon başı haziranda yüzme tarihi alınca iş değişti ve bu keyifli parkuru çok soğuk bir suda yapmamız gerekti. Neredeyse tamamını gece yüzdük, teknede ve suda titreyerek tamamladık geçişi. 

Her parkurun kendi içinde mutlu hissettiğimiz ve zorlandığımız anları oluyor. Saatlerce yüzerken aklınızdan çok sorular geçiyor; güzel başlayıp sonlara doğru bütün sinirlerinizi test ediyor parkurlar. Sonunda siz güçlü kalırsanız başarı geliyor. Hiçbirini birbirinden ayıramıyorum yani, hepsi ayrı deneyim.

Parkurları geçmek için nasıl hazırlıklar yapıyorsun? Her parkurun ayrı bir hazırlık evresi mi var yoksa birbirine benziyor mu?

İlk uzun mesafemden sonra diğerlerinde ne ile karşılaşacağımı tahmin ettiğimden; antrenmanlarımı da daha bir disiplin ve özveriyle yapmaya başladım. Belirsizlik veya korku duyduğum bir konu varsa üstüne gidiyorum. Soğuksa soğuk; denizanaları, dalgalar, karanlık… Bunları antrenmanda çalışıp yüzme günü daha özgüvenli oluyorum. Askeri eğitim gibi oluyor, psikolojik antrenmanlar, saate karşı antrenmanlar, soğuğa dayanıklılık… Bunlar sizi güçlendiriyor.

 

Sırada hangi parkur ya da parkurlar var?

Ocean7 bir hayal, dünyanın farklı yerlerinde konumlanmış 4 parkur daha. Ben kendime düşen hazırlığı bu tutkuyla yapıyorum. Bana inanan sponsorlarımın da desteğiyle bunu başaran ilk Türk kadın olmak istiyorum.

 

Kadın olduğun için bu parkurları geçemeyeceğini söyleyen ya da hissettiren oldu mu?

Parkurları geçtim de her gün yaşadığımız zorlukları nasıl aşacağız? 

Benim formam mayo.

Ödül almışım; bayrağımızı neden mayo ile tutmuşum… Havuzda antrenman bikinisi giymişim, yasak. Mayo ile neden fotoğraf paylaşmışım?

Sahilde üst değişmek için panço yaptım kendime. Neden kilo almışım, kilo vermişim?.. Bir baskı var kadına karşı. Bazen hemcinslerinden bile. Voleybolcularımıza yapılan yorumları görüyorum, böyle bir toplum mu olduk gerçekten? Konuyu anlamıyor kimileri. Fakat biz inandığımız yolda devam ediyoruz. 

Bir avuç genç kıza ilham olsam yeter bana.

 

Manş Denizi’ni geçen en genç Türk sporcu Aysu Türkoğlu’na destek olmuştun. Sporculara özellikle de kadın sporculara mesajınla sohbetimizi tamamlayalım. Onları cesaretlendirmek için neler söylersin?

Aysu ile dört yıl boyunca Manş için çalıştık. Birlikte büyüdük bu yolda. İnandı ve başardı. Ben de onunla tecrübelerimi paylaştım. Şimdi Aysu gibi iki sporcum var Manş yüzecek, beni en mutlu eden şey hikâyemin kimlere ilham olduğunu dinlemek.

Bir hedefiniz varsa hiç kimseyi dinlemeyin, gidip onu alana kadar çalışmaya devam edin. İnandığınız şey şu ana kadar yapılmamış olabilir; çalışın, araştırın… Yenilgiler insana yeni kapılar açar. Bilmeyen insan korkar ve kötümser insan sizi aşağıya çeker. Kimse ile yarışmayın, yolunuza inanan insanlar ile birlikte yürüyün. Kendiniz olmaktan hiç çekinmeyin.

 

Röportaj: Deniz Dallı

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER