Ne yapıyorsan yap elinden gelenin en iyisini yap

Mine Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Sizi tanıyarak başlayalım, bir beyaz yaka çalışanından bir girişimciye dönüş hikâyenizi sizden dinleyelim. Kurumları dijital dönüşüme hazırlıyorsunuz, sizin dönüşümünüz nasıl oldu peki?

Lise dönemimdeki bilgisayar oyunlarını çok sevmem, bilgisayar mühendisi olma hayalini kurdurdu bana ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği bölümünü kazanınca ilk hayalimi gerçekleştirdim diyebilirim. Lisans eğitimimden sonra iş hayatına atılırken önümde iki seçeneğim vardı. Ya Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birinin IT ekibinde çalışacaktım ya da çok deneyimli bir ekibin kurduğu StartUp bir şirketin küçük ekibine dahil olacaktım. Ben seçimimi ikinci tercihten yana kullandım. Bu seçim de bana daha kısa sürede yeni teknolojileri öğrenme, farklı sektörlerdeki müşterilerle iletişim kurma ve kendimi çeşitli yönlerden geliştirme şansı verdi. Profesyonel hayatımda böylelikle Coretech, KoçSistem ve IBM gibi teknoloji sektörünün önemli firmalarında deneyimler kazanarak başarılı projeler gerçekleştirdim. 2000 yılına geldiğimizde ise veri yönetimi ve analitiğinin hem ülkemizde hem de dünyada çok önem kazanacağı vizyonu ile GTech’i kurdum. 

Hayatta hep bir şeyleri yaratmak ve üretmek beni en çok motive eden şeylerdir. Cesaretle başladığım her yolculuğum bana başarıyı getirdi, bugün GTech’in teknoloji sektöründe öncü firmalardan biri olması, bana doğru yolda olduğumu bir kez daha kanıtlıyor.

Teknoloji baş döndüren bir hızla gelişiyor ve değiştirip dönüştürüyor. Bunun için şirketlerin dinamik bir yapıya sahip olması gerekiyor öyle değil mi? Türkiye’deki şirketler bu dönüşüme ayak uydurabiliyor mu? Adaptasyonda sorun yaşıyorlar mı?

 

Evet, büyük bir değişimden geçiyoruz. Kurumlar hızlı bir şekilde gelişen ve değişen teknoloji karşısında dijital dönüşüme ihtiyaç duyuyorlar. Bunu özellikle pandemi döneminde çok açık bir şekilde gördük. Değişen müşteri taleplerini karşılayabilmek, operasyonel maliyetleri azaltmak ve verimliliği artırmak için gerekli altyapının sağlanması çok önemli. Dijital dönüşüm sürecinde en önemli aşama verinin doğru bir şekilde toplanması ve iyi bir şekilde analiz edilerek doğru iç görülerin karar sürecine dahil edilmesidir. Şirketlerin, sadece kendi verilerinin değil aynı zamanda bulundukları ekosistem içindeki iş ortaklarına, rakiplerine dair veriler ya da kamusal verileri de bütünleşik olarak çok iyi analiz etmeleri ve hatta bunu da gerçek zamanlıya yakın yapmaları gerekir. Dijitalleşme süreçleri ülkemizde özellikle üst yönetimin ajandasında ilk sıralarda yer almakta. Büyük kurumların son yıllarda bu alanda yatırımlarını oldukça artırdığını ve çalışmalarında önemli adımlar attıklarını görmekteyiz. Daha orta ölçekli ve küçük kurumlar biraz daha geriden de gelseler, onlar da teknolojik dönüşüme yönelmeleri ve pazarın dışında kalmamak için projeler yapmaları gerektiğinin farkında.

Verinin dijital dönüşümdeki önemini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

Veriyi bir şirketin toprak altındaki değerli madeni olarak düşünebiliriz. Yıllar öncesinde sadece altın olduğunu zannediyorduk ancak zaman geçtikçe aslında çok daha farklı madenlerin olduğunu keşfettik. Dijital dönüşüm yolculuğunda kurumlar ilerledikçe kurumun içerisinde hayata geçirilen sistemler sayesinde çok farklı çeşitlilikte veriler oluşmaya başlıyor. Burada en önemli nokta bu verilerin içinden karar süreçlerini etkileyecek verileri çekmek ve işlemek…  

Veriyi işleyebildiğiniz ve doğru kullanabildiğiniz zaman hem müşterilerinizi daha iyi anlayabiliyorsunuz hem de operasyonel deneyiminizi artırabiliyorsunuz. Hatta yeni ürün geliştirme noktasında müşteri ihtiyaçlarını ve piyasanın değişimini takip edebildiğiniz için öngörüye sahip olup yeni ürün ve hizmetlerinizi şekillendirmenizde de kullanabiliyorsunuz. Şirketlerin hem varlıklarını devam ettirebilmesi hem de rekabetçi olabilmeleri için verinin varlığı ve bu verinin yorumlanarak karar süreçlerinde hızlı bir şekilde kullanılması çok önemli.

Yaklaşık 23 yıldır GTech bu alanda faaliyet gösteriyor, öncesine ait bir çalışma geçmişiniz de var. İşe başladığınız günle bugün arasında kadınların teknoloji sektörüne ilgisinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

 

Teknoloji sektörü yakın zamana kadar erkek egemen bir sektördü. Ben Bilgisayar Mühendisliği okurken bile öğrenciler arasında kadın sayısı azdı. Ancak bugün hiç öyle değil. Bugün ülkemizde teknoloji alanında başarılı pek çok kadın var ve bu alanda dünyaya güzel bir örnek olduğumuzu da söyleyebilirim. Bu başarının sırrı, bence kadınların kapsamlı düşünebilmek gibi ayırt edici bir yetenekleri olması. Yani kadınlar ürettiği işin yalnızca teknik tarafını değil, müşteriye ve ekibe olan etkisini de etraflıca analiz edebiliyor. Her geçen gün kadınlar da bunun daha çok farkında olarak iş hayatına katılmaya devam ediyor. YASAD Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Üyesi bir girişimci kadın olarak özellikle son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki desteklerinin artması da oldukça mutluluk verici. GTech olarak biz de eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık anlayışımız doğrultusunda çalışan profilimizde kadın erkek dengesine özen gösteriyoruz. Bizim için cinsiyet değil, yetenekler önemli. Çalışanlarımızın potansiyellerini sonuna kadar kullanabilecekleri ortam sağlayarak başarılarını destekliyoruz.  

Teknoloji sektöründe kadınların karşılaştığı başlıca sorunlar nelerdir sizce?

Ben bunun genellikle şirketlerin kurumsal yapılarına bağlı olduğunu düşünüyorum. Örneğin kendi deneyimlerimi göz önüne aldığımda profesyonel hayatımın geçtiği kurumsal ortamlarda bir kadın olduğum için hiç geri planda kalmadım. Ülkemizde bu konuda oldukça bilinçli bir bakış açısı bulunuyor ve bu nedenle teknoloji şirketlerindeki kadın lider sayısı oldukça fazla. Bununla birlikte müşterim olan firmalarda çokça farklı, sıkıntılı durumları gözlemleme şansım oldu. Biz de şirket olarak bu pozitif kurumsal ortamı bütün çalışanlarımızın hissedebileceği bir şekilde organize etmeye gayret ediyoruz. Çeşitliliğin yetenekleri geliştirdiğine, yaratıcılığı beslediğine inanıyoruz. Kadınlar birçok farklı noktaya daha hassasiyetle yaklaşıyor. Bu da ekip içerisinde uyumu güçlendiriyor. 

Sektörel bazda soracak olursam, Türkiye’de dijital dönüşüm hangi seviyelerde? Gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda hangi yönlerimiz eksik ve hangi yönlerimiz güçlü? 

Teknolojideki hızlı gelişim, hem dünyada hem de ülkemizde dijital dönüşümü artık bir seçenek değil ihtiyaç haline getirdi. Yeni nesil teknolojilerin iş süreçlerini kolaylaştırması ve verimliliği artırması şirketlere rekabet avantajı sağlıyor. Aynı zamanda değişen müşteri beklentileri, alışkanlıkları dijital dönüşümü kaçınılmaz hale getiriyor. Ülkemizin bu konuda gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça iyi bir noktada olduğunu söyleyebilirim. Gittikçe yaygınlaşan hibrit çalışma düzeni, özellikle yazılım sektöründeki birçok insan kaynağının uluslararası arenada faaliyet göstermesini kolaylaştırdı. Bu durum bizim gibi şirketlerin yurtdışına çıkmadan oralara hizmet vermesine fırsat verdi. Şu anda bunun avantajlarını yaşıyoruz. GTech olarak Türkiye’den remote her türlü danışmanlık hizmetini verebiliyor ve proje yapılabiliyoruz. Uzun yıllardır Avrupa ve İngiltere’deki farklı sektörlerden pek çok kuruma danışmanlık veriyoruz. Bu yılın başında açtığımız Dubai ofisimizle birlikte Körfez Bölgesi, Güney Asya ve Afrika’ya da sunmaya başladık. Bu şekilde sadece ülkemizin değil uluslararası çapta, şirketlerin dijital dönüşümlerine, finansal teknolojiler ve analitik alanlarındaki ihtiyaçlarına çözümler sunuyoruz. 

Dijital dönüşümün sürdürülebilir bir dünyaya etkisi sizce ne olur?

İklim değişikliğinin olumsuz etkileri her geçen gün daha da büyümekte… Doğanın dengesinin korunması en önemli öncelik. Dijital dönüşüm bu noktada önemli bir rol oynuyor çünkü artık bütün şirketler, geride bıraktıkları karbon ayak izine bakıp doğal kaynakları daha az tüketmekle ilgili eyleme geçmek üzere hedefler koyuyorlar. Üstüne bunları da ölçümleyerek bu hedefte gittiğini bütün paydaşlarıyla paylaşıyorlar. Kullanılabilecek yeşil teknolojilere yönelmek, şirketlerin kendilerini buna uygun bir şekilde dönüştürmesi belirledikleri hedeflere ulaşma konusunda en büyük yardımcıları oluyor. Tüm bunların yanında önemli bir başka konu da teknoloji sektörüne kazandırdığımız her türlü ürün ve çözümün sürdürülebilir olması.   

Siz bir girişimcisiniz ve uzun yıllardır da başarıyla bu sektördeki varlığınızı sürdürüyorsunuz. Girişimci olmak isteyen ama kaygıları nedeniyle buna cesaret edemeyen kadınlara tavsiyeleriniz neler olurdu? Ya da tüm cesaretiyle bu yola girenlere ne mesaj vermek istersiniz?

Vereceğim ilk tavsiye kendilerine inanmaları, kararlı bir şekilde yeteneklerini ve bilgisini en iyi bir şekilde kullanarak hayallerinin peşinden gitmeleri. İstediği şey için emek vermekten kaçmamalılar. Annemin “Ne yapıyorsan yap elinden gelenin en iyisini yap” sözü de benim için bir aydınlanma noktasıydı. Bütün girişimci kadınlar için ben de aynı şeyi söyleyebilirim. Ayrıca sektörümüzde de her zaman bir adım ötesine bakmak, öngörülerde bulunabilmek bir girişimci için olmazsa olmazdır. Hayat boyu öğrenmeyi çok önemsiyorum. Sürekli kendini geliştirmek, yeni gelişmelerden haberdar olup  deneyimlerinizle harmanlamak başarının altın anahtarı diyebilirim.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER