Mesleğin kadını erkeği olmadığına inanın

Selda Hanım, sohbetimize hoş geldiniz. Kariyeriniz büyük başarılarla dolu. İş ve yaşam yolculuğunuzda geldiğiniz yer ilham verici. Başarılarınıza birçok kaynaktan ulaşmak mümkün. Ancak kim olduğunuzu, nerede doğduğunuzu, nasıl bir çevrede yetiştiğinizi, bu yola nasıl çıktığınızı merak ediyoruz. Selda’yı bize tanıtır mısınız?

Bu değerli davet için çok teşekkürler. İstanbul’da doğdum ve büyüdüm. Çocukluğum sevgi dolu ve huzurlu bir ortamda geçti. Ailem eğitime, özellikle de çok yönlü eğitime önem verdiği için küçük yaştan itibaren okulun yanı sıra müzik eğitimine piyano ile başladım. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji’nde bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği Bölümü’ne devam ettim. Bu bölümü birincilikle bitirdikten sonra ise kazandığım bursla Amerika’da, Penn State Üniversitesi’nde mastır ve doktora eğitimimi tamamladım. 

Kariyerim boyunca endüstride, çok farklı görevlerde ve değişik kültürlerde; Amerika, Avrupa ve Asya’da çalışma imkânı buldum. Her kültüre kolaylıkla adapte olabildim, bunun sırrının İstanbul gibi çok zengin kültürel mirasa sahip olan bir şehirde yetişmem olduğunu düşünüyorum.   

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilen ‘Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar’ ödülünü aldığınızda medeniyetlerin, bilim ve teknolojinin enerjiyle şekillendiğini vurgulamıştınız. Sizi şekillendiren enerji neydi, nasıl bir motivasyondu?

Evet, enerji gerçekten hayatımızın tüm alanlarını etkileyen, yaşam kalitemizi artıran, çok önemli bir kaynak. Ben de iş hayatım boyunca, enerji sektöründe, özellikle de teknoloji ve inovasyona odaklanarak çalışabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Beni motive eden enerjinin kaynağı ise her zaman bulunduğum ortama gerek iş hayatımda gerekse özel hayatımda, olumlu bir katkı sağlama amacını benimsemiş olmamdır.

Bu doğrultuda, son 20 yıldır Shell ile sektöre yön veren ve pek çok kuruma ilham olan çalışmalara imza atıyor olmanın gururu içerisindeyim. Sektörümüzde her zaman ilkleri sunmayı ilke edinen bir marka olarak, pek çok farklı alanda olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında da hem kurum hem de toplumumuz nezdinde önemli çalışmalar içerisinde olmak, beni daha iyiyi inşa etme yönünde motive ediyor. 

Kimya mühendisi olmaya nasıl karar verdiniz?

Öğrenciyken en çok ilgi duyduğum dersler matematik ve fen bilimleriydi. Problem çözmekten hoşlanıyordum. Bu yüzden uygulamalı matematik ve bilimden faydalanan bir alanda eğitimimi sürdürmek istedim; açıkçası kimya mühendisliği bu ilgime uygun bir tercih gibi görünüyordu. Geriye dönüp baktığımda bu seçimimden çok memnunum. Kimya mühendisliği eğitiminin sağladığı altyapı ve esneklik kariyerimde her zaman bana yardımcı oldu.   

Shell gibi küresel bir şirketten davet aldığınızda neler hissettiniz? 

Shell ile enerji sektöründe çalışabilmek benim için gerçekten ilham verici. Dünyanın enerji sistemini olumlu bir şekilde etkileyebilecek özelliklere sahibiz; örneğin küresel boyutumuz, teknoloji ve entelektüel kapasitemiz, müşteri ve paydaş ilişkilerimiz ve en önemlisi şirket olarak amacımızın enerji dönüşümünü desteklemek ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyonla faaliyet gösteren bir şirket olması bunların başında yer alıyor…  Ayrıca, Shell’de teknoloji ve inovasyon şirket DNA’sının bir parçası, ben de bir teknoloji uzmanı olarak böyle bir ortamda çalışabildiğim için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Sürekli bir gelişim içerisinde bugünün enerji dönüşümüne yön veren inovasyonlara, ürün ve hizmetlere imza atıyoruz. 

Çevresel olarak sürdürülebilir bir dünya için karbon emisyonunun azaltılması sürecinde artan enerji talebini karşılamak için yakıtların ve madeni yağların geliştirilmesi, üretilmesi alanındaki katkılarınızdan dolayı 2017’de ABD Ulusal Mühendislik Akademisi’ne seçildiniz. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için madeni yağ teknolojisinde nasıl değişiklikler öngörüyorsunuz?

Enerji sektörü daha düşük karbonlu bir geleceği amaçlayarak önemli bir dönüşümden geçiyor. Ancak daha temiz, sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir enerji sistemine geçebilmemiz için tek bir çözüm veya kolay bir çözüm yok; birçok çözümü birden geliştirmemiz ve uygulamamız gerekiyor. İlk olarak kullandığımız enerjinin verimliliğini artırmalıyız. Aynı zamanda, enerji ürünlerini biyoyakıtlar, hidrojen, elektrik, yenilenebilir enerji kaynakları gibi düşük karbonlu alternatiflerle değiştirmemiz lazım. Son olarak da atmosferdeki karbonu, karbon yakalama ve depolama teknolojileri ile veya doğa bazlı çözümlerle azaltmamız gerekiyor. 

Bu doğrultuda Shell olarak biz güçlü hedeflerle 2050 yılına kadar net sıfır emisyonla faaliyet gösteren bir enerji şirketi olma yolunda ilerliyoruz. Operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonları, kendi ürettiğimiz enerjinin tüketilmesinden kaynaklı emisyonları ve daha da önemlisi, başkalarının ürettiği ve bizim satın aldığımız petrol ve gaz kaynaklarının tüketilmesinden kaynaklanan emisyonları azaltmak üzere küresel iş dünyasına örnek olan çalışmalara imza atıyoruz. Elektrikli araçlar için şarj istasyonları, hidrojen, güneş ve rüzgâr enerjisiyle üretilen elektrik gibi daha düşük karbonlu enerjiler sağlayarak, işimizi karbon emisyonlarını azaltma hedefimize uygun şekilde dönüştürüyoruz. Havacılık, denizcilik, karayolu taşımacılığı ve sanayi gibi karbondan arındırılması zor sektörler de dahil olmak üzere farklı sektörlerden aynı hedefle süreçlerini dönüştüren müşterilerimizle işbirliği içinde çalışıyoruz.

Bu kapsamda madeni yağ teknolojisinin, motor ve makine sistemlerindeki sürtünmeden kaynaklanan enerji kaybını azaltarak enerji verimliliğini artırma ve karbon emisyonunu azaltmadaki önemli rolünün bilincinde olarak, madeni yağ alanındaki çalışmalarımıza da ivme katmış durumdayız. Bu kapsamda enerji kaybını azaltan düşük visoziteli yağ teknolojilerinin, biyo-bazlı yağ teknolojilerinin, geri dönüşümlü baz yağların ve yeniden rafine edilmiş baz yağların (Re-Refined Base Oils, RRBO) madeni yağ teknolojisinde gereken bazı değişiklikler olduğunu söyleyebilirim. 

Otomobiller elektriklendi ve bu hızla sürüyor. Bu değişimden yağ teknolojisi nasıl etkileniyor ve bu konuda sektörü nasıl bir gelecek bekliyor?

Enerji dönüşümü stratejimiz doğrultusunda alternatif yakıtlı araçlar konusunda önemli yatırımlara imza atıyoruz. Elektrikli araçlar bu kapsamda stratejimizin önemli bir parçası. Bu alanda bir yandan dünyanın dört bir yanında şarj istasyonu yatırımlarımıza hız verdik. Hedefimiz 2030 yılında 2.5 milyon şarj noktasına ulaşmak.  

Eşzamanlı olarak elektrikli araçların performansını artırmak için Shell E-Fluids platformu çerçevesinde, şanzıman yağları, gres yağı, bateri soğutma sıvıları gibi birçok özel ürün geliştiriyoruz. Bu ürünlerin geleneksel yağlardan farklı ortamlarda, örneğin yüksek voltaj ortamında, bakır malzemelerle temasta etkin olarak çalışmaları gerekiyor. Şanzıman sisteminin dizaynına bağlı olarak bazen hem yağlama hem de soğutma özellikleri gerekiyor. Elektrikli arabalarda bateri ömrü ve performansı çok önemli. Bateri ısısının iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Bu yüzden yeni soğutma teknolojileri (immersed cooling) geliştiriyoruz.  

Shell olarak madeni yağların ne kadarını geri dönüştürebiliyorsunuz?

Son yıllarda, madeni yağ portföyümüzdeki baz yağ oranını yenilenebilir, biyo-bazlı, geri dönüşümlü alternatiflerle değiştirmek için birçok proje başlattık.  Müşterilerimizle ortak çalışarak, teknoloji ve market liderliğimizden yararlanarak, bu tür sürdürülebilir ürünlerin endüstrimizde kabul görmesi yolunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.  Naturelle markası altında geri dönüşümlü ürünlerimizi piyasaya sürdük. Sürdürülebilir madeni yağlar konusunda endüstri standartları geliştiren Amerika, Avrupa ve Asya’daki birçok komitede çalışıyor ve endüstride Lubricants Carbon Footprint Life Cycle Assesment metodolojisini geliştirmede liderlik yapıyoruz. Yeni madeni yağ geliştirme projelerimizde hedefimiz, geri dönüşümlü içeriğin minimum yüzde 25 olması.   

Shell’in ABD’deki Projeler ve Teknoloji biriminin de başkanlığını yapıyorsunuz. Ekonomide ABD’nin en büyük rakibi olan Çin’de ilk Shell teknoloji merkezini kurdunuz. Çin’de bunu başardığınızda hangi zorluklarla karşılaştınız?

Çin’deki görevim sırasında hem kişisel olarak hem de profesyonel olarak çok şey öğrendim. Shell gibi son derece köklü ve başarılı bir şirkette, yeni bir projeye sıfırdan başlayarak imza atabilmek benim için son derece anlamlı bir görev oldu. Şangay’a bu proje için ilk gittiğim zaman yerel yönetimle anlaşarak büyük bir inovasyon parkı içinde teknoloji merkezimizi kuracağımız bir alan aldık ve inşaata başladık.  Proje inanılmaz bir hızla ilerledi, 18 ay içinde 9 katlı modern bir teknoloji merkezimiz oldu. Bunu dünyanın başka hiçbir yerinde görmedim! Bu kadar kısa bir sürede bu projenin tamamlanması, hem de hiçbir iş kazası olmadan, gerçekten büyük bir başarıydı.   

Tecrübelerinizi gelecek kuşaklara aktarmak için yaptığınız çalışmalar var mı?

Evet, şirket içinde ve dışında mentorluk yapıyorum, kariyerim boyunca öğrendiklerimi, edindiğim tecrübelerimi gelecek kuşaklara aktarmak için aktif olarak çalışıyorum.  

Enerji erkeklerin egemen olduğu bir sektör. Siz bu sektördeki yolculuğunuzda engellerle ve önyargılarla karşılaştınız mı? Yalnızlık duygusuna kapıldınız mı?

Kariyerimin başından bu yana erkeklerin egemen olduğu bir sektörde çalışan az sayıda kadından biri olduğumu asla unutmadım. Bir kadın olarak kendimi asla daha az güvenilir hissetmedim ama başkalarının da beni güvenilir bulduğundan emin olmak için çok çalıştım.  Engeller ve önyargılarla karşılaştım ama her defasında yılmadan kendimi ispatlamayı başardım. Şirket içinde ve dışında bana yol gösteren mentorlar buldum. Kariyerimle ilgili en büyük zorlukları anne olduğum zaman yaşadım. Eşimin ve ailemin desteği bana bu konuda çok yardımcı oldu.   

Enerji sektöründe cinsiyet dengesini sağlamak için siz neler yapıyorsunuz? Shell neler yapıyor ve sektöre düşen görevler nelerdir?

Shell, bu resmi değiştirmek üzere çok köklü bir dönüşümün mimarıdır. Şimdiye dek uyguladığı politikaları, izlediği yol ve yaratıcı çalışmalarıyla bugün sektöründe pek çok önyargının yıkılmasında ve kadınların bu sektörde çok daha fazla yer bulmasını kolaylaştırmada öncü rol oynamaktadır. Örneğin Shell’de Türkiye’de çalışan her 10 kişiden 3’ü, yönetim kadrosunda ise her 10 kişiden 5’i kadın. Bu oranlar sektörümüz için bir ilk ve bunu daha da ileri taşımak için çok çeşitli programlar ve girişimler yürütülüyor. İstasyonlarımızda her kademede kadınların çalışmasına olanak sağlayan ve böylece toplum nezdinde de bir dönüşüme imza atan Shell’de Kadın Enerjisi gibi sıra dışı çalışmalarla fark yaratıyoruz.

Ben de bu kapsamda, bir lider olarak Shell’de çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konusunda aktif olarak çalışıyor, birçok kadın ekip arkadaşımıza mentorluk yapıyorum. Shell kadınları olarak bizler bu anlamda daha şanslıyız. Shell, çeşitlilik ve kapsayıcılık politikalarını her kademeden çalışanı için uygulayan bir anlayışa sahip. İnsan haklarına ve toplumsal eşitliğe gönülden bağlı bir marka. Çalışanların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı yaratıyor ve gerekli fırsatları sunuyoruz. Diğer yandan, ne yazık ki toplumsal cinsiyet eşitsizliği dünya genelinde hâlâ önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. İş hayatında kadın istihdamı rakamsal olarak artsa da görev, kademe, ücret farkı gibi sorunların halen devam ettiğini gözlemliyoruz. 

Kadınların üretimden dağıtıma, satış ve pazarlamadan operasyona, teknolojiye ve üst düzey yönetici pozisyonlarına kadar her görevde başarılı olup değer katacağını somut iş fırsatları yaratarak göstermek, kadın çalışanları cesaretlendirerek potansiyellerine ulaşmalarını sağlamak ve gelişimlerine destek olmak gerekiyor. Bu anlamda da hem bireylere hem de şirketlere önemli görevler düşüyor. 

Sektördeki erkekler, kadınları bir rakip olarak görüyor mu?

Bu konuda farklı yerlerde farklı tutumlar gözlemliyorum ancak bir genelleme yapmak çok zor. Bazı erkekler bu konuda son derece destekleyici, cinsiyet dengesinin önemine gerçekten inanıyor. Bazıları ise bu konudan oldukça rahatsız oluyor. 

Sektöre girmek isteyen ama buna cesaret edemeyen kadınlara mesajınızla sohbetimizi tamamlayalım?

Enerji sektörü büyük bir dönüşümden geçiyor ve farklı seslere, yeteneklere ihtiyacımız var. Tavsiyem, ne yapmak istediğinizi bilin, kendinizi iyi tanıyın, güçlü yönlerinizi bilin ve kullanın. Yeniliklere ve öğrenmeye, deneyip yanılmaya açık olun. Şirkette ve özel hayatınızda da size destek olacak bir ağ kurun ve ‘Mesleğin kadını erkeği olmadığına’ inanın!

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER