Manş Denizi değil zafer yoluydu onun için

Aysu Hanım, öncelikle Dişi Business ailesi olarak sizi tebrik etmek istiyoruz. Çok büyük bir başarıya imza attınız. Manş Denizi’ni geçen en genç Türk yüzücü oldunuz. İsterseniz filmi en başa saralım, Aysu’nun denizle olan bağına gidelim. Nasıl başladı denizle bağın ve ne zaman bir tutkuya dönüştü?

Zaten Bodrumlu olduğum için deniz tutkum hep vardı. Yani sonradan oluşan bir şey değil, içimden gelen bir sevgi ve bağlılık.

Ablanız da bir yüzücü. Bunun sizin de yüzücü olmanızda bir etkisi var mı?

Kesinlikle. Zaten onun antrenmanlarını küçük yaşlarda izlemeye giderken, yüzmeye başlama serüvenim başladı. Daha sonra beraber yarışlara gittik. Yani aslında yüzmeye başlamama ablam vesile oldu diyebiliriz, ondan örnek alarak başladım.

Ailenizin başarınızda katkısı yadsınamaz. Babanız Mustafa Türkoğlu’nun size katkısını okuyucularımızla paylaşır mısınız? Manş Denizi’ni geçtiğinizde o da yanınızdaydı.

Ailem bana ve ablama yüzme hayatımız boyunca hep destek oldu. Annem de babam da hafta sonu, yağmur, fırtına demeden bizi antrenmanlara, yarışlara hazırladılar. Babam da sadece Manş geçişinde yanımda değil, Manş geçişini aklıma ilk koyduğum andan beri destekçim olarak arkamdaydı. Oldukça zorlu süreçler geçirdik ama onun arkamda olması beni her zaman rahatlatmıştır. Hem anneme hem de babama bu göstermiş oldukları özveriden dolayı çok teşekkür ederim.

‘Açık su yüzücülerinin Everest’i’ olarak nitelendirilen Manş Denizi’ni geçmek ne zaman aklınıza düştü? Ve neden Manş Denizi’ni seçtiniz?

2016’da katılmış olduğum Aquamaster yüzme yarışmasında kürsüye Manş Denizi’ni geçen Türkler diye anons etmişlerdi ve benim de ilgimi çekmişti. Daha sonrasında araştırdım, geçen kişilerle tanıştım ve şu anda da geçenler arasındayım.

Antrenörünüz de yine bir Manş Denizi kahramanı: Bengisu Avcı. Manş’ı geçen ikinci Türk kadını. Antrenörünüz olması için nasıl ikna ettiniz?

Kendisiyle zaten yarışlarda hep bir araya gelirdik ve ben de bir buluşmamızda, “Benim de aklımda kanal geçişi yapmak gibi bir hedefim var yardımcı olmayı düşünür müsün?” diye sorduğumda, bana oldukça güzel bir dönüş yapmıştı ve bu şekilde aslında süreç başlamıştı.

Manş Denizi’ni geçmek azim, kararlılık, güç ve dayanıklılık istiyor. Ancak İngiltere Dover kıyısından denize girebilmek için maddi desteğe de ihtiyaç var. Sponsor desteğini nasıl çözdünüz?

Başlarda sponsor bulma konusunda oldukça zorluk çektim. Babamla beraber sayısız yere CV verdik ama bir şekilde olmadı. Sonrasında geçişe çok az bir süre kaldığında sayın Atila Türkmen’in destekleri ile ATM Yatçılık sponsor oldu ve bu geçişi gerçekleştirebildim.

Bu zorlu yolculuğa çıkmaya karar verdikten sonra nasıl hazırlanmaya başladınız? Manş’ın soğuk suyuna dayanıklılık için neler yaptınız? Psikolojik olarak motivasyonunuzu nasıl yüksek tuttunuz?

Oldukça zorlu antrenmanlarım oldu ama bu antrenmanlar sayesinde psikolojimi geliştirip yüzüşümde de oldukça zorlu şartlarda yüzmüş olsam da sonunda geçişi tamamladım. Bodrum’da, İzmir’de kışları dahil hep denize girip soğuk su antrenmanları yaptım, hatta yazın su sıcaklığı yükseldiği için babam bir küvet buldu ve içerisine kuyu suyu ve 10 kiloluk buz koyup içerisinde beklememi sağladı, bu sayede aslında oldukça fazla soğuk direnci kazandım.

Dover’a ulaştığınızda herhangi bir aksilik yaşadınız mı? Organizasyon yetkililerinin, kaptanın yaklaşımı nasıldı?

Hayır, hiçbir sorun yaşamadım, kaptan ve ekibi de oldukça iyi ve yardımsever insanlardı.

Suya girmeden önce nasıl hazırlıklar yaptınız? Bodrum’dan elma yağını da yanınızda götürmüştünüz. Onun da nedenini anlatır mısınız?

Elma yağı, adaçayı otunun damıtılma işlemi sonrası elde edilen yağdır. Küçüklükten beri annem hasta olduğumuzda, üşüttüğümüzde karnımıza ve ayağımızın altına sürer, yağda o ağrıları dindirir. Belki de psikolojik ama bana iyi geliyor.

Manş’a ilk giriş anınızı hatırlıyor musunuz? Neler hissetmiştiniz?

Zaten oldukça hazır olduğum için aklımdan tek bir şey geçiyordu, o da “Evet Aysu, çok hazırlandın şimdi gir yüz ve Fransa’dan çık” şeklindeydi.

Dalgalarla mücadeleniz 16 saat 28 dakika sürdü. Öngörülenden fazla, yaklaşık 60 kilometre yüzdünüz. Bunun nedenini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

Öngörülen 44-45 kilometreydi. Ancak hava şartları ve ikinci medcezire yakalanmış olduğumdan dolayı yüzdüğüm mesafe daha da uzadı. Yani hava şartlarından dolayı yüzdüğüm mesafe uzadı diyebiliriz.

Denizdeyken su ve gıda ihtiyacınızı nasıl karşıladınız? Neler yediniz?

Tekneden bana ipe bağlı suluk attılar ve oradan sıvı şekilde mineral, karbonhidrat ve protein gibi besinler aldım. Tabi arada da çiğneme ihtiyacı hissettiğim için kraker yedim.

Yaptığınız antrenmanlarla fiziksel dayanıklılık açısından hazırdınız. Peki bu kadar uzun saat sudayken psikolojinizi nasıl korudunuz? Örneğin Manş’ı ilk geçen Türk kadını Nesrin Olgun Arslan sayı saymış, şarkı söylemiş sıkılmamak için. Siz de benzer bir şey yaptınız mı? Yaptıysanız hangi şarkıları, marşları söylediniz?

Çok çeşitli şarkılar döndü kafamda, çorba gibi oldu diyebiliriz. İleri Marşı, pop, rock, tabi bir de Galatasaray Marşı.

Hiç bitmeyeceğini düşündüğünüz bir an oldu mu?

Hayır, hava şartları ne kadar zorlansa da her zaman bitireceğimi düşünerek yüzdüm. 

Suya girdiğiniz ilk anı sorduk, peki Fransa’nın Cap Gris-Nez kentinden sudan çıktığınız o anı hatırlıyor musunuz? Yorgunluktan başka bir şey var mıydı aklınızda?

Aslında yorgunluk hissinin önüne geçmiş bir duygu vardı, mutluluk. Bitirdiğim için, yaklaşık 4 senelik hedefime ulaştığım için çok mutluydum.

Bundan sonraki hedefiniz hangi zorlu yolculuk?

Manş gibi 6 tane daha dünyanın belli zorlu denizlerinde parkurlar var, sonrası sürpriz olsun.

Türk sporu için neler yapmayı planlıyorsunuz?

Ben aynı zamanda Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde 3’üncü sınıf öğrencisiyim. Okulumu bitirip sporun bilim kısmıyla da ilgilenmek istiyorum. Tabii ki de insanlara örnek olmak da benim için oldukça önemli.

Manş Denizi’ni geçen üçüncü ama en genç Türk kadınısınız. Sizin gibi Manş’ı geçmek isteyen küçük kız çocuklarına, genç kızlara ne söylemek istersiniz?

Biraz klişe olacak ama onlara hayallerinden, hedeflerinden asla vazgeçmemelerini ve akıllarına ne koydularsa yapabileceklerini söylemek istiyorum.

Başaracağınıza dair inancınızı önce zihninize kazımanız gerekiyor. Yolunuzun uzaması sizi vazgeçirmez. 21 yaşındaki Aysu Türkoğlu da, İngiltere kıyısından Manş Denizi’ne girip Fransa’dan çıktığında öngörülen mesafe 44-45 kilometreydi. Ancak onun yolu, hava şartları nedeniyle 60 kilometre sürdü. Vazgeçmedi elbette. İleri Marşı’yla motive etti kendini. 16 saat 28 dakika yüzdü ve Manş’ı geçen en genç Türk sporcu oldu. 

 

Aysu Hanım, öncelikle Dişi Business ailesi olarak sizi tebrik etmek istiyoruz. Çok büyük bir başarıya imza attınız. Manş Denizi’ni geçen en genç Türk yüzücü oldunuz. İsterseniz filmi en başa saralım, Aysu’nun denizle olan bağına gidelim. Nasıl başladı denizle bağın ve ne zaman bir tutkuya dönüştü?

Zaten Bodrumlu olduğum için deniz tutkum hep vardı. Yani sonradan oluşan bir şey değil, içimden gelen bir sevgi ve bağlılık.

Ablanız da bir yüzücü. Bunun sizin de yüzücü olmanızda bir etkisi var mı?

Kesinlikle. Zaten onun antrenmanlarını küçük yaşlarda izlemeye giderken, yüzmeye başlama serüvenim başladı. Daha sonra beraber yarışlara gittik. Yani aslında yüzmeye başlamama ablam vesile oldu diyebiliriz, ondan örnek alarak başladım.

Ailenizin başarınızda katkısı yadsınamaz. Babanız Mustafa Türkoğlu’nun size katkısını okuyucularımızla paylaşır mısınız? Manş Denizi’ni geçtiğinizde o da yanınızdaydı.

Ailem bana ve ablama yüzme hayatımız boyunca hep destek oldu. Annem de babam da hafta sonu, yağmur, fırtına demeden bizi antrenmanlara, yarışlara hazırladılar. Babam da sadece Manş geçişinde yanımda değil, Manş geçişini aklıma ilk koyduğum andan beri destekçim olarak arkamdaydı. Oldukça zorlu süreçler geçirdik ama onun arkamda olması beni her zaman rahatlatmıştır. Hem anneme hem de babama bu göstermiş oldukları özveriden dolayı çok teşekkür ederim.

‘Açık su yüzücülerinin Everest’i’ olarak nitelendirilen Manş Denizi’ni geçmek ne zaman aklınıza düştü? Ve neden Manş Denizi’ni seçtiniz?

2016’da katılmış olduğum Aquamaster yüzme yarışmasında kürsüye Manş Denizi’ni geçen Türkler diye anons etmişlerdi ve benim de ilgimi çekmişti. Daha sonrasında araştırdım, geçen kişilerle tanıştım ve şu anda da geçenler arasındayım.

Antrenörünüz de yine bir Manş Denizi kahramanı: Bengisu Avcı. Manş’ı geçen ikinci Türk kadını. Antrenörünüz olması için nasıl ikna ettiniz?

Kendisiyle zaten yarışlarda hep bir araya gelirdik ve ben de bir buluşmamızda, “Benim de aklımda kanal geçişi yapmak gibi bir hedefim var yardımcı olmayı düşünür müsün?” diye sorduğumda, bana oldukça güzel bir dönüş yapmıştı ve bu şekilde aslında süreç başlamıştı.

Manş Denizi’ni geçmek azim, kararlılık, güç ve dayanıklılık istiyor. Ancak İngiltere Dover kıyısından denize girebilmek için maddi desteğe de ihtiyaç var. Sponsor desteğini nasıl çözdünüz?

Başlarda sponsor bulma konusunda oldukça zorluk çektim. Babamla beraber sayısız yere CV verdik ama bir şekilde olmadı. Sonrasında geçişe çok az bir süre kaldığında sayın Atila Türkmen’in destekleri ile ATM Yatçılık sponsor oldu ve bu geçişi gerçekleştirebildim.

Bu zorlu yolculuğa çıkmaya karar verdikten sonra nasıl hazırlanmaya başladınız? Manş’ın soğuk suyuna dayanıklılık için neler yaptınız? Psikolojik olarak motivasyonunuzu nasıl yüksek tuttunuz?

Oldukça zorlu antrenmanlarım oldu ama bu antrenmanlar sayesinde psikolojimi geliştirip yüzüşümde de oldukça zorlu şartlarda yüzmüş olsam da sonunda geçişi tamamladım. Bodrum’da, İzmir’de kışları dahil hep denize girip soğuk su antrenmanları yaptım, hatta yazın su sıcaklığı yükseldiği için babam bir küvet buldu ve içerisine kuyu suyu ve 10 kiloluk buz koyup içerisinde beklememi sağladı, bu sayede aslında oldukça fazla soğuk direnci kazandım.

Dover’a ulaştığınızda herhangi bir aksilik yaşadınız mı? Organizasyon yetkililerinin, kaptanın yaklaşımı nasıldı?

Hayır, hiçbir sorun yaşamadım, kaptan ve ekibi de oldukça iyi ve yardımsever insanlardı.

Suya girmeden önce nasıl hazırlıklar yaptınız? Bodrum’dan elma yağını da yanınızda götürmüştünüz. Onun da nedenini anlatır mısınız?

Elma yağı, adaçayı otunun damıtılma işlemi sonrası elde edilen yağdır. Küçüklükten beri annem hasta olduğumuzda, üşüttüğümüzde karnımıza ve ayağımızın altına sürer, yağda o ağrıları dindirir. Belki de psikolojik ama bana iyi geliyor.

Manş’a ilk giriş anınızı hatırlıyor musunuz? Neler hissetmiştiniz?

Zaten oldukça hazır olduğum için aklımdan tek bir şey geçiyordu, o da “Evet Aysu, çok hazırlandın şimdi gir yüz ve Fransa’dan çık” şeklindeydi.

Dalgalarla mücadeleniz 16 saat 28 dakika sürdü. Öngörülenden fazla, yaklaşık 60 kilometre yüzdünüz. Bunun nedenini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

Öngörülen 44-45 kilometreydi. Ancak hava şartları ve ikinci medcezire yakalanmış olduğumdan dolayı yüzdüğüm mesafe daha da uzadı. Yani hava şartlarından dolayı yüzdüğüm mesafe uzadı diyebiliriz.

Denizdeyken su ve gıda ihtiyacınızı nasıl karşıladınız? Neler yediniz?

Tekneden bana ipe bağlı suluk attılar ve oradan sıvı şekilde mineral, karbonhidrat ve protein gibi besinler aldım. Tabi arada da çiğneme ihtiyacı hissettiğim için kraker yedim.

Yaptığınız antrenmanlarla fiziksel dayanıklılık açısından hazırdınız. Peki bu kadar uzun saat sudayken psikolojinizi nasıl korudunuz? Örneğin Manş’ı ilk geçen Türk kadını Nesrin Olgun Arslan sayı saymış, şarkı söylemiş sıkılmamak için. Siz de benzer bir şey yaptınız mı? Yaptıysanız hangi şarkıları, marşları söylediniz?

Çok çeşitli şarkılar döndü kafamda, çorba gibi oldu diyebiliriz. İleri Marşı, pop, rock, tabi bir de Galatasaray Marşı.

Hiç bitmeyeceğini düşündüğünüz bir an oldu mu?

Hayır, hava şartları ne kadar zorlansa da her zaman bitireceğimi düşünerek yüzdüm. 

Suya girdiğiniz ilk anı sorduk, peki Fransa’nın Cap Gris-Nez kentinden sudan çıktığınız o anı hatırlıyor musunuz? Yorgunluktan başka bir şey var mıydı aklınızda?

Aslında yorgunluk hissinin önüne geçmiş bir duygu vardı, mutluluk. Bitirdiğim için, yaklaşık 4 senelik hedefime ulaştığım için çok mutluydum.

Bundan sonraki hedefiniz hangi zorlu yolculuk?

Manş gibi 6 tane daha dünyanın belli zorlu denizlerinde parkurlar var, sonrası sürpriz olsun.

Türk sporu için neler yapmayı planlıyorsunuz?

Ben aynı zamanda Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde 3’üncü sınıf öğrencisiyim. Okulumu bitirip sporun bilim kısmıyla da ilgilenmek istiyorum. Tabii ki de insanlara örnek olmak da benim için oldukça önemli.

Manş Denizi’ni geçen üçüncü ama en genç Türk kadınısınız. Sizin gibi Manş’ı geçmek isteyen küçük kız çocuklarına, genç kızlara ne söylemek istersiniz?

Biraz klişe olacak ama onlara hayallerinden, hedeflerinden asla vazgeçmemelerini ve akıllarına ne koydularsa yapabileceklerini söylemek istiyorum.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER