Korkuları bırakmanın işe koyulmanın vakti bugündür

Emine Erdem, KAGİDER’in (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) Başkanı. KAGİDER 20 yıl önce kurulduğunda yüzde 4 olan Türkiye’deki kadın girişimci oranının bugün yüzde 14’e çıktığını söylüyor. “Bizler bu oranın daha da yükseklerde olması gerektiğini düşünüyoruz ve çalışmalarımızı bu yönde de yürütüyoruz. Son 20 yılda kadın girişimci oranındaki artışta KAGİDER’in çok önemli bir rolü olduğunu söyleyebilirim” diyor. Erdem, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için sadece KAGİDER’de değil, KA.DER, SEDEFED, UNESCO, Avrupa Soroptimist Federasyonu, Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği ve daha birçok sivil toplum kuruluşunda görev alıyor, başkanlıklar yapıyor. “Sivil toplum, benim hayatım” demesi boşa değil. Çünkü şikayet etmekten bir adım öteye geçmenin, çözümün bir parçası olmanın yolunun bundan geçtiğini biliyor. Biz de Emine Erdem’le KAGİDER’in projelerinden kadınların siyasetteki yerine, hedeflerine kadar birçok şeyi konuştuk.

Babanız bir profesör, anneniz biyokimyacı. Size öğrettikleri, sağladıkları en önemli şey neydi? 

Biz üç kız kardeş, kadın ve erkeğin hayatı ve sorumlulukları eşit paylaştıkları, eşitlik anlayışının hâkim olduğu bir evde büyüdük. Seçimlerimize ve düşüncelerimize saygı duyulan aile ortamımızda okumaya, araştırmaya oldukça zaman ayrılırdı. Bir bilim yuvası da olmasından kaynaklı olsa gerek, çok yönlü düşünmeye ve çözüm üretmeye yönelik hayat pratiğini de onlar sayesinde öğrenmiş oldum. Babam, bir bilim insanıydı ama sadece kendi bilimsel çalışmalarına zaman ayırmamış aynı zamanda üniversiteye çok önemli hizmetlerde bulunmuş, “hocaların hocası” unvanını hak eden, değerli biriydi… Annem, birçok hastanede laboratuvarlar kurdu ama kendi laboratuvarını da kurarak hayalini gerçekleştiren bir girişimciydi de aynı zamanda… Bana kazandırdıkları, öğrettikleri en önemli şeylerden biri de hedeflerim için azimle çalışmanın vereceği huzur ve hayatıma kattığı anlamdır. Üniversiteye giderken, başka kadınların eğitime ve fırsatlara eşit erişimle ilgili çektiği zorlukları gördüm. O zaman bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim ve sivil toplum çalışmalarında yer almaya başladım. Kadın hareketinin Türkiye’deki neredeyse yarım asrına tanıklık etmiş biri olarak kendimi bu mücadeleye adadım. 

KAGİDER, KA.DER, SEDEFED, UNESCO, Avrupa Soroptimist Federasyonu, Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği… Birçok sivil toplum kuruluşunda yer alıyorsunuz, zaman zaman başkanlıklar yaptınız. Sivil toplum çalışmalarında yer almak neden önemli?

Sivil toplum, benim hayatım. Kendimi bildim bileli hukukçu kimliğimin yanı sıra sivil toplum çalışmaları içerisindeyim. Eğer şikâyet etmekten bir adım öteye geçmek, çözümün bir parçası olmak, birlikte öğrenmek ve ona birlikte ulaşmak istiyorsanız, sivil toplum çalışmaları içinde olmalısınız. Odak konusu kadınlar, toplum, iş dünyası, bilim, çevre, dezavantajlı kesimler, mülteciler… Ne olursa olsun; bu alanda dönüşümü yaratan unsurlardan biri olan sivil toplum kuruluşlarıdır. Toplumun iyiye doğru dönüşümünü, çözüm için adım atılmasını teşvik eder, işaret eder; kamu ve iş dünyasını, eyleme geçmeye çağırır. Bu bir topluma hizmettir de aynı zamanda. Bir yurttaş olarak içinde yaşadığınız toplumun yararına kendinize düşen sorumlulukları tek başınıza değil, kolektif şekilde ve diğer kuruluşlarla da işbirliği içinde olarak, birlikte çalışmalar yürütmektir. Böyle hareket etmenin gücünü, çalışmalarınızın ve mücadelenizin sonunda mutlaka çok net görürsünüz. 

KAGİDER, Türkiye’nin en köklü kadın derneklerinden biri. Siz de uzun yıllardır bu yolculuğa tanıklık eden üyelerinden birisiniz. 2019’dan beri de KAGİDER Başkanı olarak çalışmalarınıza devam ediyorsunuz. Sizce KAGİDER’in 20 yıllık mücadelesi boyunca kadınlar için yarattığı en önemli açılım ne oldu?

KAGİDER bundan 20 yıl önce kurulduğunda, Türkiye’deki kadın girişimci oranı henüz yüzde 4’tü. Bugün ise yüzde 14 oranında. Bizler bu oranın daha da yükseklerde olması gerektiğini düşünüyoruz ve çalışmalarımızı bu yönde de yürütüyoruz. Son 20 yılda kadın girişimci oranındaki yüzde10’luk artışta KAGİDER’in çok önemli bir rolü olduğunu söyleyebilirim. KAGİDER bu süreç içinde girişimci kadınların yalnız olmadıklarını, bir değer olduklarını onlara hissettirdi. KAGİDER çatısı altında toplanan kadınlar, kendilerini daha güçlü hissettiler. Dayanışma içinde oldular, network yaptılar. Aynı sesi yükselttiler. Bu kadın hareketi için önemli bir gelişme ve 20 yıllık bir emek ve dayanışma sonuçlarını vermeye devam ediyor; bu hiç de küçümsenecek bir şey değil.

KAGİDER’in kaç üyesi var, şimdiye kadar kaç kadının hayatına dokundu, ekonomiye ne kazandırdı?

KAGİDER bugün 46 farklı sektörden 400’den fazla üyesiyle Türkiye ekonomisinin yüzde 8’ini temsil ediyor. Üyelerimiz, tarımdan kozmetiğe, perakendeden e-ticarete, ulaştırma ve depolama sektöründen bilgi ve iletişime, el sanatlarından idari hizmet ve danışmanlık faaliyetlerine kadar birçok sektör ve meslek kolundaki girişimleriyle faaliyet gösteriyor. KAGİDER 20 yıl içinde onlarca projesi, gerek yüz yüze gerekse online eğitim ve mentorluk programlarıyla binlerce kadının hayatına dokunmuştur.

Pandemide iş dünyasında ilk gözden çıkarılanlar, kadınlar oldu. Peki, pandemi kadın girişimcileri, girişimciliği nasıl etkiledi?

Pandemiyle evden çalışma ve uzaktan eğitim uygulamalarının yaygınlaşması, kuşkusuz en çok kadınları etkiledi. Evden çalışan pek çok kadın hem ev işlerini hem de dışarıdaki işini eş zamanlı yüklenmiş oldu. Okula gitmediği için evde olan çocuklarını ve bakım verdikleri aile büyüklerini de düşünecek olursak hayattaki sorumlulukları daha da arttı. Ayrıca işten çıkarmalarda ilk önce kadın çalışanlar maalesef gözden çıkarıldı. Öte yandan KAGİDER’in kurulduğu 20 yıldan bugüne kadın girişimciliğinin artmasında gördüğümüz en büyük ivme aslında pandemi döneminde oldu. Yani pandemi kadın girişimcileri hem tüm girişimcilere oranla çok daha ciddi sınadı, zorladı hem de kadın girişimciliğinin yüzde 3 oranında artmasına vesile oldu. Aile bütçesine destekte bulunmak isteyen kadınlar, girişimciliğe bu dönemde adım attı. Bu durum, kadınların girişimcilik ve zorluklarla mücadele etme potansiyeline dair çok şey söylüyor. Büyük resimde olumsuzlukların yanı sıra olumlu gelişmeleri de görebilirsek, yarınlar için umutlu olur ve başaramama ihtimalini hiç düşünmeyiz. 

KAGİDER’in çok fazla çalışması var ancak sizce son dönemde yaptığınız en önemli çalışmalar neler oldu? 

Özellikle ticarette, teknolojide, tarımda ve toplumsal hayatta kadının varlığını, bu alanlarda temsil edilmelerini destekleyecek çalışmalara ağırlık veriyoruz. Anadolu’daki kadın girişimci network’ünü genişletmek için şehir şehir istişare toplantıları yapıyoruz. 

Ticaretinkadinlari.com adıyla kurduğumuz portalda ülkedeki kadın girişimci havuzuna tek tıkla ulaşmayı mümkün kılıyoruz. Ayrıca kamuyla temaslarımızda kadın girişimcilerin sesi olmaya, kadın istihdamı için atılabilecek adımları çoğaltmaya gayret gösteriyoruz.

Tarım sektöründeki kadın girişimciler için Migros ile, kozmetik sektöründeki kadın girişimciler için Sephora ile eğitim kampları düzenleyip, girişimcilere mentorluk desteği sunduk. Yeni pazarlara erişmeleri için Migros ve Sephora mağazalarında tüketiciyle buluşmalarını sağladık.

Şirketlerdeki satın alma temsilcilerine, kadın girişimcilere eşit fırsatlar sunmaları için çeşitli eğitim programları düzenliyoruz. Ayrıca şirketlere süreçlerinde fırsat eşitliği sağlamak için rehberlik yaptığımız ‘Fırsat Eşitliği Modeli’ (FEM) sertifika programımız var. 

Daha pek çok proje sayabilirim. KAGİDER projeleri hakkında ayrıntılı bilgi için okurlarımızı derneğimizin web sitesini (www.kagider.org) ziyaret etmeye davet ederim. 

Kadın girişimcilerin geldiği aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne kadar yol alındı, daha neler yapılmalı?

Geçen yılın son çeyreği için açıklanan TÜİK İşgücü İstatistikleri’ne göre, 1 milyon 329 bin işverenin sadece 190 bini kadın. Bugün kadın girişimci oranı yüzde 14 seviyesinde. Ne yazık ki kadın girişimciliği ülkemizde yeterli düzeyde değil. KAGİDER bu tablonun değişmesi ve kadın girişimciliğinin yaygınlaşması için 20 yıldır çalışıyor.

Kadın girişimcilerin önünde finansmana, bilgiye ve network’e erişim, iş hayatındaki önyargılar gibi birçok engel var. Bu sorunları çözmeye temelden başlamalıyız. Okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği derslerinin daha ilkokuldan müfredata konulması gerek. İş yaşamında ve gündelik hayatta kadın-erkek fırsat eşitliğini sağlamalıyız. Bunun yanı sıra kadın girişimcilere özel teşvikler verilmesi, dijitaldeki yetkinliklerini geliştirmeleri için eğitim desteği sunulmasına ihtiyaç var. Bunlar uzun vadede gerçekleşecekmiş gibi dursa da bir kararlılıkla hayata geçse, tahminimizden daha kısa sürede geri dönüş alacağımıza ve yüzde 14’ü istenen seviyeye çekeceğimize inanıyorum. 

Kendi işini kurmak isteyen ancak cesaret edemeyen yarının girişimcilerine nasıl bir mesaj vermek istersiniz? 

Öncelikle doğru zamanı beklemekten vazgeçmelerini önermek isterim. KAGİDER’in Pusula platformundaki eğitimlerden faydalanabilir, kadın girişimcilere sunulan hibe ve destek programlarından faydalanabilirler. Başaramayacaklarını, yapamayacaklarını söyleyecek bir sürü insan çıkacaktır karşılarına. İçlerindeki inanca tutunmalarını öneririm. Bir kadının, kafasına koyduğu işi yapmasının önünde hiç kimse duramaz, kendi korkularından başka. O yüzden bu korkuları, endişeleri bir kenara bırakmanın ve işe koyulmanın vakti bugündür.

Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Danışma Kurulu Üyesi olarak da çalışıyorsunuz. Avrupa Komisyonu Türkiye Raporu 2020’ye göre, Türkiye’de parlamentoda kadınların temsili sadece yüzde 17.3. 30 büyükşehir belediye başkanından sadece 2’si ve 1272 belediye başkanından 38’i kadın. Merkezi hükümetin tüm yerel temsilcilerinin yüzde 3.7’si kadın. 21’inci yüzyılı geride bırakırken hâlâ kadınların yeterince temsil hakkı sağlayamamasının nedeni nedir? Bu durum nasıl düzeltilebilir?

Kadınların hayatın her alanında olduğu gibi siyasetteki, Meclis’teki ve yerel yönetimlerdeki temsiliyeti de yeterli seviyede değil. Eşit temsiliyet için partilerde kadın kotası konması, seçimlerde aday listelerinde kadın adayların eşit oranda yer alması gerek. Siyasette kadınların ön planda tutulması, kadın siyasetçi rol modellerin toplumun ve kadınların dikkatine sunulması çok önemli.

Kadınların toplum içindeki konumu, ülkeler için gelişmişlik göstergesi. İstihdamdan sosyal hayata, girişimcilikten siyasal temsile kadınların katılım oranı günümüz ülkeleri için sadece bir istatistik değil, geleceğimiz. Kadın ve erkek eşitliğini içselleştirmiş ve bunun gereğini yapmış toplumlar, sürdürülebilir kalkınmanın, refahın ve demokrasinin ön koşulu. Siyasette kotaları oluşturan eril bakış açısı yerine tüm bu saydığım olumlulukları içselleştirecek siyasetçilere ihtiyacımız var. Yakın geçmişte dünya üzerinde gördüğümüz gibi siyasette, kadın-erkek fırsat eşitliğini uygulayan ülkelerin sayısı arttı. Hatta bir adım ötesini, kadın temsilinin erkeğin önüne geçtiği ülkeleri bile görüyoruz. Bunların çoğu gelişmiş ülkeler, birçoğu da demin bahsettiğim gibi gelişmek için kadının eşit temsil edilmesine inanan ülkeler. Bizim de bunu sağlamamız gerekiyor.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER