Kârlılık tesadüf değil sistem ve disiplin işidir

Ben şirketlerin mali tablolarındaki rakamları, o rakamları oluşturan dinamikleri anlamayı  daha sonra da şirketin performansını artıracak şekilde aksiyonlar alıp daha güçlü sonuçlar ve kârlılıklar yaratmayı, şirketlere iz bırakan faydalar sağlamayı çok seviyorum.

1997 yılından beri  Ernst & Young, BP, Aviva gibi şirketlerde danışmanlık ve yöneticilik yaparken, Londra’daki kendi danışmanlık şirketimde ya da ortağı olduğum girişimlerde yatırım, küçülme, büyüme, birleşme, başka ülkelere ve sektörlere açılma kararları verirken sayısız bilanço, kâr-zarar tablosu, faaliyet ve yönetim raporları, anlaşmalar inceledim.

Genelde büyük küçük her şirketin hedefleri arasında, en azından yazılı hedefleri arasında olan bir cümle nedir diye sorsanız kârlı ve sürdürülebilir büyüme diyebilirim.

Kim istemez ki: Hem büyüyelim hem para kazanalım hem de kârlı büyümenin dünyamıza, çevremize ve gelecek kuşaklara değer katarak devamlılığını sağlayalım

Peki kolay yoldan para kazanma ve ne kazansak kârdır mantığının çok popüler olduğu günümüzde, hedefi kârlılık ve büyüme olan her işletmenin bunu gerçekleştirebilecek kafa yapısı, sistemi var mı? Hayır!

Tam da 23 Nisan ve 19 Mayıs arasında yayınlanacak mayıs sayımızda Atatürk’e yakışır, bu ülkedeki şirketlerin sağlıklı gelişimine yaraşır bir ruhla çözüm önerileri ve tavsiyeler sunmak isterim. 

Bu sistemin kurulmasında önem verilmesi gereken birkaç maddeyi kendimce sıralamaya çalıştım. Bazıları çok basit gözükebilir, hatta ‘Biz bunları zaten biliyoruz’ diyebilirsiniz. Ama ödün vermeden uygulandıkça katlanan değerler değil midir başarıyı anlamlı ve gerçek kılan?

  • Yaklaşım

İster çalışanı, ister sahibi, ister yatırımcısı olalım, şirketler dönemsel çıkar ve hedeflerimizden çok daha büyüktür.

Şirket yönetiminin ödevi,  bürokrasiden ve karmaşıklıktan arındırılmış net bir strateji ve sistem kurmak, bunu da uygulanabilir hale getirmektir. Kısa dönemli, günü kurtarıcı yaklaşımlar yerine, kısa, orta ve uzun vadeyi dengeleyen stratejik yaklaşım ve kurum kültürü tüm paydaşların çalışma şekline de yansıyacaktır.

Hatta bence en küçük şirketlerin bile ‘Biz kurumsal değiliz’, ‘Etimiz ne budumuz ne’ söylemlerini bırakıp kişilere değil kurallara ve sisteme dayalı bir yaklaşımı benimsemesi, tedarikçilerden çalışana bu sistemin net bir şekilde uygulanması çok kıymetlidir.

  • İnsan kaynağının önemi 

Şirketlerin en büyük kaynağının ‘insan’ olduğuna inananlardanım. Ben iş hayatım boyunca sırf yıl sonu primi daha fazla olsun diye önce kendi cebini düşünüp şirketin geleceğini ikinci plana atan insanlar gördüm.

Şirket çalışanlarını bir maliyet olarak görüp sigortalarından, primlerinden kısan, hatta belgesiz çalıştıran patronlarla da karşılaştım. Kurumsal hedefleriyle uyumlu, nitelikli , çalışkan, dürüst, liyakat odaklı iş gücünü seçme kriterlerine sahip,  ekibinin parçası olan herkese eğitim, soysal haklar ve gelişim fırsatlarıyla yatırım yapan  şirketler her zaman kazanırlar.

Bunun üzerine bir de çalışanlara kurum hedefleriyle bağlantılı performans ölçme ve değerlendirme sistemi getirirlerse kârlılık ve büyüme yolları açılmış olur.

  • ‘Muhasebe’ye gereken önemi vermek

Muhasebe sadece bir departmandan veya yasal beyannamelerin hazırlanması için alınan hizmetten çok daha fazlasıdır. Muhasebe yaptığımız işin rakamlara yansımasıdır. Sonuçların anlaşılır, denetlenebilir ve nakit akışının ve performansın ölçülebilir olması çok kıymetlidir.

Yapılan her aktivitenin kayıtlı olmasının faydası, uzun dönemli kârlılığa olumlu etkisi özellikle küçük şirketlerde bizim ülkemizde maalesef hâlâ çok da anlaşılmadı. Büyümenin, büyürken kaçaklardan kurtulmanın, kurumsallaşmanın avantajları bir görülse, tadı bir alınsa, bir şeyler saklamanın, kaçırmanın yerine üretkenliğe konsantre olunsa daha fazla Türk şirketlerini uluslararası arenalarda görürüz.

Unutmamalıyız ki şirket parası, şirketin parasıdır, ortakların hayat standardını devam ettirmesi için kullandıkları bir mekanizma değildir.

Özellikle şirket yönetici ve ortaklarına tavsiyem: Şirketlerin büyüklüğü ve küçüklüğünden bağımsız SMM, YMM veya kendi içindeki ilgili departmanla her ay düzenli karşılaştırmalı mali tabloları incelemeleri  ve bir nevi sokratik sorgulama tekniğiyle her ana kalem için aşağıdakine benzer sorular sormalarıdır:

– Bu gelir/ gider/bilanço kaleminin doğası nedir? 

– Geçmiş  dönemlere göre artmasının/azalmasının sebebi nedir?

– Bizim şirketimizin yaptığı hangi aktiviteler bu kalemleri oluşturuyor?

– Yapacağımız hangi anlaşmalarla gider tasarrufu ve gelir artışı sağlayabiliriz?

– Vergi rakamımıza neler etki eder/Vergi Usul Kanunu’nda işimize yarayacak yeni düzenlemeleri takip ettik mi?

– Sektörde ve faaliyet alanımızda bize uygun teşvikler var mı?

Bu basit sorular hem farkındalığı artırır hem de yanlışları fark ettirir. Alınan iyileştirici aksiyonlarla da performans ve kârlılık olumlu yönde etkilenir.

Kârlılık ve performans bir kafa yapısıdır. Büyümeyi doğru ölçmek ise rakamları iyi anlamaktan geçer.

  • Kurumsal hafıza ve karar destek istemleri

Kurumsal hafıza, bir kurumun geçmişten bugüne kadar sahip olduğu tüm veri ve bilgilerin, ‘know-how’ın saklanması ve gerektiğinde tekrar kullanılmasıdır. Kurumsal hafıza organizasyonun geleceğinin planlaması, çalışanlar ve yöneticiler ayrıldığında devamlılığın ve büyümenin sağlanması ve günümüzde yapay zekâya baz olacak veri kaynağı olması açısından çok çok önemlidir.

Kârlılık ve sürdürülebilir büyüme, güvenilir karar destek sistemleriyle mümkündür.

  • Teknoloji ve inovasyon

Şirketi şirket yapan ve kârlılığındaki asıl dava, ürünün ve hizmetlerin kendisidir. Ürün ve hizmetlerin kaliteli ve sürekli olması ve geliştirilmesi çok önemlidir.

Günümüzde her şirket yönetim ve karar toplantılarında ‘Hangi teknolojiyi kullanırsak işimizi daha etkin yapabiliriz’, ‘Nasıl inovatif (yenilikçi) çözümler üretirsek hem kendi içimizde hem de rekabete kıyasla öncü olabiliriz?’ soruları sürekli gündeme gelmesi ve aksiyon alınması gereken konulardır.

Dünyada, sektörde uygulanan yenilikleri, rakiplerin ürün ve servislerini iyi takip etmek, örnek uygulamaları kendi bünyemize katmak ve bunu daha da ileri götürerek kârlı ve inovatif yatırımlar yapmak büyümenin belki de en heyecan verici yanıdır.

  • Yönetim ve denetim kurulunun önemi

Yönetim kurulu, şirketin ucuz danışmanları değildir. Bu üyeleri seçerken çok dikkat etmek gerekir. Egosuyla veya sadece kartvizitiyle seçildiği için şirket performanslarına zarar veren üyelerle karşılaştım. Verimlilik ve liyakat, yetkinlik, dünya görgüsü esasıyla seçilecek ortak akla katkıları olacak deneyimli yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirket geleceğine katkısı tartışılmaz. 

Tabi ki her zaman elde olmayan sebeplerden, krizlerden, sektörde değişen kanun ve dinamiklerden dolayı planlar, bütçeler, hedefler sekteye uğrayacaktır. Ama unutmayalım ki uzun dönemli ve tutarlı kârlılık  tesadüf değil  sistem ve disiplin işidir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER