Kadınlardan kadınlara bir dayanışma hareketi: TOKTUT

Birleşmiş Milletler’in (BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında ilk iki sırada ‘Yoksulluğa Son’ ve ‘Açlığa Son’ hedefleri yer alıyor. Hedefler belli ama ekonomik krizler, depremler, pandemi ve büyük göçler bu sorunu derinleştiriyor. Ve bundan da en çok kadınlar, çocuklar, yaşlılar etkileniyor. Yoksullukla mücadeleye omuz verenlerden biri de TOKTUT Derneği. Derneğin kurucusu Melsen Tunca ile okul beslenmelerine koyacak yiyecek bulamayan çocuklara, pandemide evinden çıkamadığı için yiyeceğe ulaşamayanlara, depremde bir tas sıcak çorbaya ihtiyaç duyanlara nasıl ulaştıklarını konuştuk.

 

Melsen Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Toplumsal fayda açısından çok önemli bir işe imza atıyorsunuz TOKTUT Derneği’yle. Derneği ve yaptıklarınızı konuşmaya başlamadan önce sizi tanıyalım. Melsen Tunca kimdir? Ruhunda hep bir yardımsever taraf var mıydı?

Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği lisans ve Biyo-Medikal Mühendisliği yüksek lisans mezunuyum. Felsefe Bölümü’nde ikinci yüksek lisansımı tamamladıktan sonra halen aynı üniversitede zihin felsefesi üzerine doktora çalışması yapıyorum. Profesyonel çalışma hayatına ilk atılırken büyük şirketlerde işe girmek yerine insan hayatına dair anlamlı bir şeylerin parçası olmak adına sağlık sektörünü tercih edip özel bir hastanede göreve başlamıştım. Sanırım o zaman da idealist bir yaklaşım içindeydim. Son 10 yıldır gıda israfı ve sağlıklı yemeğin ulaşılabilir olması hakkında yenilikçi yaklaşımlara sahip girişimler üzerine çalışıyorum. Son üç yıldır ise TOKTUT Derneği’nin kurucu başkanıyım. Ayrıca 19 yaşında ödüllü genç bir kadın yönetmenin annesi olarak kızımla birlikte sinemayı da öğrenmeye başladım bu aralar. 

Dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması için sürdürülebilir olması gerekiyor. Birleşmiş Milletler (BM) 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden birincisi ‘Yoksulluğa Son’, ikincisi ise ‘Açlığa Son.’ Siz de bu amaçla çok önemli bir işe imza attınız ve TOKTUT Derneği’ni kurdunuz. Derneğin kuruluş hikâyesini okuyucularımızla paylaşır mısınız? Kaç kişilik bir ekipten oluşuyor?

TOKTUT yardımlaşma hareketi, ilk olarak Nisan 2020’de COVID-19 nedeniyle İstanbul’da uzun dönem eve kapanan ve yalnız yaşayan yaşlılara sıcak yemek sağlamak için başladı. Pandemi sürecinde “Evde beklemek yerine bir şeyler yapmalıyız” refleksiyle sivil bir inisiyatif olarak yola çıkmıştık. Yaptığımız çalışmaların sosyal faydalarını sahada gözlemleyince, Nisan 2021’de Toktutmak Elimizde Derneği’ni kurarak resmi statü kazandık ve ülke genelinde yardım toplama/dağıtma izinlerini alarak yolumuza devam ettik. 

Kısa sürede belediyeler, muhtarlıklar, sosyal hizmet merkezleri ve sahada aktif yer alan diğer STK’lar ile yakın işbirliği içerisinde dezavantajlı bölgelerin kılcal damarlarına ulaşmak amacıyla etkin bir dağıtım ağı kurmayı başardık ve on binlerce kişiye temel gıda ulaştırdık. Okula yiyecek götüremeyecek kadar yoksul ilköğretim öğrencilerine beslenme ve bebekleri için gıda takviyesine ihtiyaç duyan ailelere mama sağladık. 

En başta 7 kişilik bir ekiple kurulan TOKTUT; onlarca üyesi, yüzlerce gönüllüsü, binlerce bağışçısı ve Türkiye’nin en güzide kurumlarını içeren paydaşları ile her geçen gün büyüyor. Kurucu ekip başta olmak üzere yönetim kurulunun çoğu Boğaziçi Üniversitesi mezun ve öğrencilerinden oluşuyor. Bu yüzden Boğaziçi Üniversitesi, özgür ve atılımcı ruhuyla TOKTUT sivil inisiyatifinin harekete geçmesine olanak veren başlangıç noktası oldu. Derneğin etki alanı büyürken en değerli destekler yine Boğaziçi mezunlarından geldi. 

Ekonomik krizler, pandemi ve deprem gibi beklenmedik olaylar yardıma olan ihtiyacı fazlalaştırıyor. Bu başlıkları sırayla açacak olursak, pandemi döneminde nasıl bir tabloyla karşılaştınız, neler yaşadınız? Herkesin evlere kapandığı bir dönemde insanlara nasıl ulaştınız?

 

İstanbul’da ve ülkenin diğer büyük şehirlerinde gelir düzeyleri arasında derin uçurumlar söz konusu ve birbirine tezat yaşamlar yan yana duruyor. Belki onları fark etmiyoruz ama yanı başımızdalar. Rezidansların ve lüks sitelerin arkasına düşen kenar mahallelerde, İstanbul’un göbeğinde, iki semt arasına sıkışmış daracık sokaklarda yaşıyorlar. Derme çatma da olsa evleri var ama gelirleri gittikçe azalıyor. Pandemide çoğu işini kaybetti. Ekonomik kriz dalgası ilk onları vurdu, ilk onlar aç kaldı. Bütün dünyada gelir adaletsizliği gitgide derinleşirken çözümün parçası olmak adına harekete geçmek, zor durumdakilere ulaşıp en azından sıcak bir kap yemek sunarak aç kalmamalarını sağlamak, yardımlaşma ruhu ve vicdani sorumluluk taşıyan her birey için anlam taşıyor. En temel ihtiyaç olan gıdayı temin ederek açlık sınırında yaşayanların bir nebze iyi hissetmelerini sağlamak ve hayat mücadelelerinde yalnız olmadıklarını göstermek adına onlara doyurucu, lezzetli ve sıcak yemekler ulaştırmaya karar verdik. 

Gerçek ihtiyaç sahiplerinin belirlenerek yemeklerin dağıtılmasını yerel yönetimler ve STK’lar ile sıkı iş birlikleri kurarak yürüttük. Bu anlamda mahalli birimlerin paydaşlığı bizim için çok değerli. Muhtarlar kendi mahallerindeki ihtiyaç sahiplerini şahsen tanıyorlar. Hane hane kim o akşam tok yatmayacak biliyorlar. Muhtarlıklar dahil hali hazırda İstanbul’un dezavantajlı mahallelerinde farklı noktalarda gıda bankaları, dayanışma ağları, gönüllü gruplar, dernek ve vakıflar ile düzenli gıda dağıtımları gerçekleştirdik. Farklı siyasi görüş, dini inanç ve etnik kökene sahip bireylere hiçbir ayrım gözetmeksizin yemek verdik. Birlikte çalıştığımız mahalli birimlerin profili bazen birbirine taban tabana zıt ama bizim için hiç fark etmiyor. Tek kriter o bölgede derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi verenlerin; özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların boğazlarından sıcak bir kap yemek geçmesini sağlamak. 

TOKTUT’un yardımlaşma sürecini anlatır mısınız? Şimdiye kadar kaç kişiye ulaştınız? 

Projeye katkı sağlamak isteyenler www.toktut.org adresinden askıya yemek bırakabiliyor. Öğünler bir ay boyunca askıda adet olarak birikiyor, askı süresi dolduğunda toplanan sayıda yemek gıdaya erişimde en fazla zorluk çeken gruplara öncelik verilerek düzenlenen aylık program çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Dağıtımların ardından, yemek bırakanlara iletilen e-postada askı numaralarına karşılık gelen teslimat hakkında detaylı bilgiler veriliyor.

Haziran 2023 itibarıyla bireysel bağışçıların askıya bıraktığı yüz binlerce yemeğin yanı sıra kurumsal paydaşların sağladığı desteklerle bir milyondan fazla kişiye sıcak öğün ve gıda yardımı ulaştırmış bulunmaktayız. Deprem bölgesindeki faaliyetlerimizi sadece beslenme yardımları ile kısıtlamayıp diğer temel ihtiyaçları da karşıladık. Kişisel hijyen ve bakım, temizlik, giyim kolileri ulaştırdık. Çocuklara kitap dolu çantalar dağıttık. Afet sonrası üçüncü faza geçildi ve ilk aylardaki akut durumun ardından kalıcı çözümler üretme zamanı geldi. Deprem bölgesinde şu an en temel ihtiyaç içme suyu ve bu sorunu sürdürülebilir şekilde çözmek için su arıtma tesisleri kurmaya başladık. Konteyner kentlere ve okullara temiz içme suyu sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Destek vermek isteyen kişi ve kurumlar web sitemizden proje hakkında detaylı bilgi alarak bizimle irtibata geçebilirler. 

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem… 11 il etkilendi, on binlerce insan öldü, yüzbinlerce insan da bundan etkilendi, göç etti. Siz tabi yine deprem bölgesindeydiniz. Burada yaptıklarınızı ve nelerle karşılaştığınızı paylaşır mısınız? 

 

TOKTUT yönetim ekibi afetten birkaç gün sonra bölgeye ulaştı ve depremzedelerin acil beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. Yerel paydaşlar ile çalışarak tüketime hazır gıda kolileri ve hijyenik paketlenmiş sıcak yemekleri gerçek ihtiyaç sahiplerine dağıtımını gerçekleştirdiler. Eş zamanlı olarak İstanbul’daki TOKTUT çalışanları tedarik ve lojistik süreçlerini organize ederek trafiği yönettiler ve TIR’larla malzeme göndermeye devam ettiler. Ayrıca gönüllü şefler davet edilerek afet mutfaklarından her gün düzenli yemek çıkması sağlandı.

İlk haftalarda sıcak yemeğe erişim imkânı olmayan depremzedelere tüketime hazır, besleyici gıdalar içeren kompakt kolileri birinci elden ulaştırdık. Daha sonraki haftalarda gıda kolilerinin yanı sıra acil ihtiyaç doğrultusunda sıcak öğün dağıtım organizasyonuna odaklandık. Kazanla ve kepçeyle dağıtılan sıcak yemeğin taşınmasıyla ilgili sorunları tespit eden TOKTUT, çözüm üretmek adına tek kullanımlık kâse, kaşık, bardak ve tabakları sahra mutfaklarına dağıtarak yemek servisi yapmalarını kolaylaştırmayı amaçladı. İlerleyen günlerde hijyen standartlarında yemek servisi için, pres yöntemiyle tabak paketleyen makineleri bölgeye getirttik. Bu sisteme geçen mutfaklardan yemek dağıtımı daha pratik ve sağlıklı koşullarda gerçekleşti. 6 ilde kurduğumuz afet mutfaklarına hijyenik paketleme sarf malzemeleri ve özel ekipmanlar yerleştirdik. On binlerce öğün vakumlu ambalajda paketlenip afetzedelere iletildi.  

Bölgedeki bütün canlılar özellikle sokak hayvanı dostlarımız da depremzede. Onlar da afet sonrası koşullara uyum sağlayıp hayatta kalmaya çalışıyorlar. Sokak hayvanlarını besleyerek onları da tok tutmaya çalışıyoruz.

Ekonomik krizler, deprem ve pandemiden daha farklı dinamiklere sahip. Anlık kriz değil de daha uzun süreli ve derin hissedilen bir süreç. Pandemi öncesinde de derin yoksullukla ilgili projeleriniz vardı. Yardım ederken karşılaştığınız bu yoksulluğu paylaşır mısınız, neler gözlemliyorsunuz? Ve bu yoksulluk giderek derinleşiyor mu? 

 

Gıda enflasyonu karşısında ezilen ailelerde geçim sıkıntısı son iki yıldır öyle boyutlara ulaştı ki, çocuklarını okula gönderirken beslenme kutularına süt, peynir, zeytin gibi en basit kahvaltılıkları bile artık koyamıyorlar. Derin Yoksulluk Ağı ile birlikte 23 Nisan 2022’de başlattığımız Beslenme Kutusu Kampanyası kapsamında İstanbul’un dezavantajlı bölgelerinde yer alan 4 farklı ilköğretim okulunun öğrencilerine 40 bin beslenme ara öğünü teslim ettik.

Bağışçılarımızın verdiği destekle süren kampanya kısa süre içinde kamuoyunda yankı buldu ve kantinlerden alışveriş yapacak harçlığı olmayan, okulda aç kalan çocukların mağduriyeti dikkat çekti. Bu sayede 2023 Şubat ayı itibarıyla ülke genelinde anaokullarında beslenme dağıtımı uygulamasına geçildi. 1’inci sınıftan 8’inci sınıfa kadar öğrencilerin tamamına beslenme saatinde ücretsiz sağlıklı öğün temin edilmesi ülkemizin geleceğine yapılacak en güzel yatırımlardan olduğuna inanıyoruz. Konuyla ilgili farkındalık oluşturma ve kaynak yaratma çalışmalarını sürdürüyoruz. 

 

Savaşlardan, depremlerden, pandemilerden ve yoksulluktan en çok kadınlar, çocuklar ve yaşlılar etkileniyor. Özellikle kadınlar daha büyük sorumluluk altına giriyorlar. Kadınların üstlendikleriyle ilgili neler söylersiniz? Kadınların yükünü azaltmak için neler yapılabilir?

Afetler, savaşlar ve göçler genellikle toplumun zayıf ve savunmasız grupları açısından son derece zor süreçlere dönüşüyor. Altyapı hasar gördüğünde ve temel hizmetler, su kaynakları, sağlık hizmetleri ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlara erişim zorlaştığında; kadınlar özellikle hamilelik, doğum, bebek bakımı ve hijyen ihtiyaçları gibi konularda eziyete varan derecede sıkıntılar yaşıyorlar.

Korunmasız barınma alanları, toplu yaşama koşulları ve sosyal düzenin bozulması gibi etmenler, kadınlara yönelik şiddetin artmasıyla sonuçlanıyor. Doğal afetler; iş kaybı, kaynakların tahrip olması veya geçici olarak kullanılamaz hale gelmesi gibi ekonomik etkilere yol açtığında, kadınlar daha fazla ekonomik güçsüzlük, maddi bağımlılık ve yoksullukla karşı karşıya kalıyor. Tüm bu nedenlerle afetler, savaşlar ve büyük çaplı göçler sırasında kadınlar daha fazla mağduriyet yaşıyor. Sivil toplum kuruluşları olarak bizlerin görevi bu sorunları ele alarak kadınların daha iyi korunmasını sağlamak ve cinsiyet eşitliği temelinde kapsayıcı ve adil bir toparlanma süreci için projeler geliştirerek iyi örnekler oluşturmak. 

TOKTUT’un aslında kadınlardan kadınlara bir dayanışma hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Çalışanlarımızın, gönüllülerin, bağışçılarımızın çoğunluğu kadın. En büyük bağışçılarımız ülkenin yetiştirdiği önemli iş kadınları ve büyük şirketlerin kadın yöneticileri. Öte yandan toplanan yardımların büyük çoğunluğu kadınlara, çocuklara ve yaşlılara ulaştırılıyor. Kadınlar arasındaki bu dayanışma ruhu TOKTUT’un sahip olduğu değerlerin en başında geliyor. 

Yoksullukla ilgili mesajınızla sohbetimizi tamamlayalım. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Sahada tespit ettiğimiz ihtiyaçları karşılamak için çalışmalarımız bütün hızıyla sürüyor.

Yenilikçi ve yaratıcı sosyal yardımlaşma modelleri geliştirmek konusunda oldukça hevesli ve heyecanlıyız. Küçük dokunuşlarla sahada oldukça anlamlı etkiler oluştuğunu deneyimledik. Pratik yaklaşımlarla eldeki imkânları en verimli şekilde değerlendirerek yardımların kaldıraç etkisini artırmayı ve çok sayıda ihtiyaç sahibinin hayatına dokunmayı başardık. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerine önem veren özel sektörden paydaşlar ile sosyal etkimizi daha da büyütmek istiyoruz. 

Bugüne kadar destek veren tüm bağışçılarımıza, paydaşlarımıza ve kurumsal destekçilerimize, ayrıca sivil toplum kuruluşlarına kendi medyalarında öncelik vererek daha geniş kitlelere ulaşmalarını sağlayan sizin gibi organizasyonlara; TOKTUT’un açlık ve yetersiz beslenme ile verdiği mücadeleye sağladıkları anlamlı katkılarınız için yardımlardan faydalananlar ve sahada çalışan gönüllüler adına sonsuz teşekkür ederiz.

Röportaj: Deniz Dallı

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER