Kadınlar için ‘İş Yaşamında Müttefik’ olmak

Kadın lider olarak iş yerinde azınlık olduğunuzu düşündüğünüz oldu mu? Mevcut çalışma kültürü sizi kapsıyor mu? Ya da “Keşke daha fazla kadın liderle bir araya gelsek, birbirimizi destek olsak ne iyi olurdu” diye düşündüğünüz oldu mu hiç?

Yalnız değilsiniz. Son dönemde ‘İş Yaşamında Müttefiklik’ kavramıyla tanıştık. Çalışma yaşamında küçük gruplar, birbirine destek olmak ve güçlerini desteklemek ve desteklenmek için bir araya geliyor. Aktif ve tutarlı bir çabaya girişiyorlar. Aynı amaç için bir araya gelen gruplar; baskıyı, savunucu gruplarının desteğiyle azaltmaya ya da sonlandırmaya çalışır. O grubun desteği üyelerinin bilinçlenmesini, cesaretlenmesini de sağlıyor. 

Müttefikler, geleneksel olarak azınlıkta kalan ya da ortam içinde genel kültüre dahil edilmeyen kimliklere sahip kişilerin desteklendiklerini ve dahil olduklarını hissetmelerine yardımcı oluyor. Araştırmalar, müttefiklerin yalnızca bir kişiyi etkilemediğini gösteriyor. Bir kabul ve destek kültürü yaratarak, başkalarına da değişim aracıları olarak hareket etmeleri için ilham verirler. Dolayısıyla kapsayıcı ve destekleyici bir iş yaşamı için ‘müttefiklik’ önemli bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Bu ayki yazımızda iş yaşamında kadınların cesaretlenmesi ve güçlenmesi için müttefiklik kavramını gündeme getirsek de, global anlamda daha geniş kapsamda ele alınmaktadır. Engelliler, LGBT bireyler, siyahiler, göçmenler gibi mevcut sisteme dahil edilmeyen, kendi değer ve biriciklikleriyle var olma mücadelesi veren tüm gruplara yönelik müttefiklik, anlama, destek ve dahil etme açısından önemlidir. Facebook’un Global operasyonlarına liderlik eden Sheryl Sandberg 2013 yılında Lean In adında bir kitap yayınladı. Kadınlara ilham vermek ve amaçlarına ulaşmalarında desteklemek amacıyla yazılan kitabının ardından Lean In organizasyonu kuruldu. Lean In; cinsiyet, ırk, sınıf, cinsel tercih gibi tüm sosyal rol ve statülerin sebep olduğu ayrımcılık ve eşitsizlikle mücadele etmek için programlar oluşturdu. Zamanla bir hareket halini aldı. Şu anda da İş Yerinde Müttefiklik eğitim programlarıyla kapsayıcı ve hakkaniyetli organizasyonların önünü açmaya çalışıyorlar. 

Hayatımıza dokunan, bir arada özgür ve eşitçe yaşamak için kamusal alandaki sivil toplum kuruluşları müttefiklik bağlamında da önemli rol oynamaktadır. Türkiye’de yaklaşık 11 milyon dernek, konfederasyon, siyasi parti üyesi bulunmaktadır. Bunların yüzde 79’u erkek, sadece yüzde 21’i kadınlardan oluşmaktadır. Medya iletişimi sayesinde son dönemlerde toplumsal cinsiyet eşitliği ve iş yaşamında eşitlik açısından pek çok kadın derneğinin kurulması, kadınların ‘kız kardeşlik’, ‘Birliktelik zekâsı’ gibi kavramların etrafında bir araya gelmesi sevindirici ama toplumumuzdaki kadına yönelik önyargıların yarattığı eşitsizlikleri kaldırmak için daha uzun yıllar mücadeleye devam etmek gerektiği de aşikâr.

Müttefiklik kavramının zihninizde somutlaşmasını ve etkisini gösterebilmek için size, PWN İstanbul içinde yaklaşık iki yıl önce başlattığımız ‘Kadın Çemberleri’nden bahsetmek istiyorum. İstanbul büyük bir metropol. Üyeleri bir araya getirmek, tanıştırmak, İstanbul’un trafiğinde, üstelik iş yaşamında olsa da ev sorumluluğunu üstlenen kadınları bir araya getirmek ciddi bir çaba gerektiriyor. Bir de ardından pandemi ve karantina süreci başlayınca, dernekler için üye etkileşimi ciddi bir sorun oldu. Dernek olarak mentoring, eğitimler, webinar’ler ile üyelerimize ulaşıp, gelişimlerini desteklesek de bu yeterli değildi. PWN İstanbul’un en güçlü taraflarından birisi network kurmak ve üyeleri arasında kalıcı bağ oluşturmak. Bağ kurarak, üyelerimizi cesaretlendirmek, önyargılarımızı aşmayı ve farklılıklarımızı kucaklamayı misyonumuz olarak belirlemiştik. Üstelik pandemi döneminde network olarak yalnız olmadığımızı, engelleri birlikte aşmak için birbirimizden destek alabileceğimizi göstermemiz gerekiyordu. Gönüllü yönetim ekibimizle bir araya geldik. Yeni bir program geliştirdik. Programın adı PAC (PWN Angel Club) idi. Yaklaşık 3 ay süren programda;

  • Birbirini tanımayan, farklı yaş, meslek, sektör, çalışan statüsünde altı kadını bir moderatör eşliğinde bir araya geldi. 
  • Haftada bir kez toplu olarak 30 dakika online bir araya geleceklerdi. Toplamda 12 kez online bir araya geliyorlardı.
  • Temel amaç, öncelikle birbirlerini tanımak, etkileşim kurmak ve iyi hissetmekti.
  • Daha sonra kurdukları bu bağla hem dernekte gönüllü çalışmalarda yer almak için motivasyonları artacak hem de kişisel networklerini genişletme şansları olacaktı.

Sonuç mucize oldu. İki yılda 17 kadın çemberinde 185 üyemiz çemberlerimizde yer aldı. Yüzde 97 memnuniyetle, katılımcı her üyemiz altı ile dokuz yeni kişiyle tanışmış ve bağ kurmuş oldu. Birbirilerinin özel hayatlarındaki pek çok krizi ve sorunu birlikte göğüslediler. Pandemi ve karantinanın stresini birlikte aştılar ama en önemlisi yaş, pozisyonlarına bağlı hiyerarşik ilişkilerin yarattığı önyargıları birlikte aştılar. Ortak akıl olup, iş bulma, iş yerlerinde çalışma arkadaşları, yöneticileri ile olan sorunlarına, hatta aile içi sorunlarına birlikte çözümler buldular. Yetmedi; oluşturdukları büyülü bağı ve birliktelik enerjisini, diğer dezavantajlı grupların sorunlarına derman olmak için kullandılar. Katılımcılardan aldığımız geri bildirimde, “Nasıl böyle birbirine uyumlu bir grup oluşturdunuz? İnanılmazdı” dediler. Oysaki programda katılımcıları gruplara ayırırken bir numaralı önceliğimiz uyumsuzları bir araya getirmekti. Yaşlı-genç-ayrı sektörler-ayrı yönetim kademesi- ayrı uzmanlık alanları hatta kişilik tarzlarında olduğunca farklı profillere yer verildi. 

Bu programının pozitif etkilerini biz 400 üyelik derneğimizde her açıdan hissettik. Tanımak ve etkileşim kurmak her şeyin başlangıcı. Programın başlangıcında grup normlarını ve değerlerini belirlemek, o grubun sürekliliği ve başarısında kritik rol oynuyordu. Tabii ki gruba liderlik eden Angel’in (Melek) enerjisi, liderlik etme becerisi de grubu bir arada tutmada çok etkili oldu. Biz her PAC dalgasından sonra yaptığımız değerlendirmelerle, bir sonraki programa daha güçlü başladık. 

Böyle bir sosyal diyalog programının kapsamının daha çeşitli olduğunu bir hayal edelim. Sadece kadınlardan oluşsa bile içinde liseli genç kızların, Suriyeli kadın mültecilerin, obez kadınların, LGBT bireylerin bu kimliklerin yaşattığı önyargı ve ayrımcılıkları açıkça paylaştıkları ve birlikte çözümler geliştirdikleri bir müttefiklik, katılımcılara ve topluma sizce nasıl etkisi olur?

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER