Kadın yoksa tarım da yoktur

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun 18 -19 Aralık 2021 tarihlerinde üçüncüsünü gerçekleştirdiği Toplumsal Cinsiyet, Kent ve Mekan Sempozyumunun bildiri kitabı yayımlandı. Bildiri kitabında, İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Doktora Programı bursiyeri ve Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık’ın ‘Ataerkil Kapitalist Toplumda Tarımda Kadın Emeği’ başlıklı çalışması da yer aldı.

Çalışmada toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin en yoğun yaşandığı alanların başında tarımın geldiği, tarih boyunca tarımın yükünü kadınların daha çok taşıdığı ve tarımsal üretimin her aşamasında kadınların ön sıralarda görev aldığı belirtiliyor. Ancak kayıt dışı istihdam, eşit işe eşit olmayan ücret dağılımı, sağlıksız ortam ve elverişsiz çalışma koşulları, cinsiyetçi yaklaşımlar gibi çok sayıda ayrımcılık nedeniyle tarımda kadınların emeğinin her zaman görünmez oldu vurgulanıyor. Tarımsal alanda faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin kadın emeğinin görünür olmasındaki ve kadınların sosyoekonomik güçlenmesindeki etkisinin analiz edildiği ‘Ataerkil Kapitalist Toplumda Tarımda Kadın Emeği’ başlıklı çalışma bir alan araştırması niteliği taşıyor. Çalışma kapsamında, tarımda çalışan kadınların yaşadıkları eşitsizliklerin, ayrımcılıkların, adaletsizliklerin önlenmesine ve tarımda kadın emeğinin görünür hale gelmesine yönelik öneriler sunuluyor. Bu araştırmada “Kadın kooperatifleri tarımda kadın emeğinin görünür olmasına katkı sunmakta mıdır?” temel sorusuna cevap aranıyor. Bu çalışma, online anket yöntemiyle Türkiye’nin 5 farklı coğrafi bölgesinden (Akdeniz, Doğu Anadolu, Ege, Karadeniz ve Marmara) toplam 10 kadın kooperatifinden elde edilen verilere dayanıyor.

Araştırma bulgularına göre tarımda kadın emeğinin “alın teri” ile özdeşleştiği, tarımda çalışan kadınların erkeklere göre daha yoğun eşitsizliklerle karşılaştığı, tarımda kadınların yaşadığı zorluklar arasında “kayıt dışı istihdam” en önemli sorun olarak acilen çözülmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmaya göre, tarımsal alanda faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin kadınların emeğini görünür hale getirmek için çalışmalar yaptığı ve kadınları sosyoekonomik açılardan güçlendirdikleri saptanmıştır. Kadın kooperatiflerinin, kadınları ekonomik açıdan özgürleştirdiği, güvenlerini arttığı, motivasyonlarını yükselttiği, öz savunuculuk becerilerini geliştirdiği, sosyal dayanışmayı güçlendirdiği ve bilgiye erişim kolaylaştırdığı tespit edilmiştir. Kooperatifler üzerinden tarımda kadınların yaşadığı eşitsizliklerin, ayrımcılıkların ve adaletsizlikleri önlenebileceği ifade edilmiş, kooperatiflerin kadınların güvenceli ve ücretli gelir edeceği potansiyel bir yapı olduğu vurgulanmıştır.

Çalışmada, kadınların tarımda güçlenmesi ve emeğinin karşılığını alabilmesi için somut adımların atılması gerektiği belirtilerek şöyle denildi: Kadınlara devlet teşvikleri sunulmalı, güvenceli istihdam sağlanmalı, kadın emeği odağında yayın kanalları (TV, radyo, dijital kanallar) kurulmalı, dijital pazarlama ve markalaşma eğitimleri verilmeli, kadınlar örgütlenmeli ve örgütlü çalışma kültürü aşılanmalıdır. Kadının sırtındaki “bakım emeği” yükü kamusal olarak ücretsiz karşılanmalı ve ev içinde adil bir iş bölümü sağlanmalıdır. Devlet tarım işçisi kadınların emeğini görmeli ve kadınlar “kendi” topraklarında işçi olarak değil, toprak sahibi olarak söz hakkı kazanmalıdır.

Ezcümle, kadın yoksa tarım da yoktur. Sürdürülebilir yarınlar için bugünden itibaren tarım sektöründe “toplumsal cinsiyet eşitliği” sağlanmalıdır.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER