İşyerinde sürdürülebilirlik ve İK

‘Sürdürülebilirlik’ kavramı, hayatımıza devam edip kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken, gelecek nesillerin de aynı şekilde ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağlamaya yönelik bir anlayış güderek hayatımıza girdi.  Doğayı, gezegenimizi ve doğal kaynaklarımızı korumaya yönelik tüm eylemlerimizle sürdürülebilirliğe katkı sağlamak gittikçe daha çok önem kazanıyor. 

İş dünyası açılımından konuya baktığımızda, Z Kuşağı’nın büyük önem verdiği ve hassas olduğu bu konuya gerekli yatırımı yapmayan kurumların çalışan memnuniyeti ve sadakati alanlarında geride kalabildiğini de gözlemliyoruz. 

Peki işyerlerinde ‘sürdürülebilirlik’ nasıl sağlanabilir? Plastik bardaklardan vazgeçmek, çıktı almamak, çöpleri geri dönüşüme uygun şekilde ayrıştırmak iyi niyetli ve güzel adımlar, ama sadece ilk adımlar…

Çalışanların çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik konusunda samimi bir politika izlenildiğini fark etmesi için, atılması gereken daha pek çok adım olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle ‘samimiyet’ kavramı bu konuda büyük önem taşıyor. Kurumsal yapının her kademesindeki çalışanlardan aynı ‘sürdürülebilirlik’ beklentisinde olunması, farklı kademelerde farklı uygulamalar yapılmaması oldukça önemli. 

Kurumun sadece şirket içi değil, şirket dışı kurumsal faaliyetlerine de bu kapsamda sosyal sorumluluk faaliyetleri eklemesi de oldukça olumlu bir adım olur. Bu faaliyetler sonucunda kitlesel olarak bilinçlendirmek, bilgilendirmek, harekete geçirmek ve nihayetinde bir fark yaratılmasını sağlamak ‘sürdürülebilirlik’ konusunda bir kurumun sağlayabileceği en büyük katkılardan olacaktır. 

Son olarak çalışanların fikirlerinin değerlendirilmesinin ve dikkate alınmasının sağlıklı bir iş ortamında büyük bir motivasyon olduğunu hesaba katarak, ‘sürdürülebilirlik’ konusunda bir komite kurulması, düzenli olarak çalışanların önerileri ve fikirlerinin sorulması ve gündeme getirilmesi hem proaktif hem de olumlu bir adım olacaktır. 

Günün sonunda, dünyamızı yaşanacak bir yer olarak gelecek nesillere bırakabilmek gittikçe daha zor bir hedef haline gelirken, genç nesillerin bu konuda hassas olması ve bu konuya yatırım yapan samimi bir şekilde duyarlı olan kurumlara karşı pozitif yaklaşması son derece normal. 

Sizce de artık iş hayatında Z Kuşağı’na kulak vermenin, “onlara” değil, “onlarla birlikte” konuşmanın, fikir üretmenin zamanı gelmedi mi?

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER