Her türlü şiddete dur de!

Kadının adı yine yok.

Duygu Asena’nın 1987 yılında yayınladığı kitabı ‘Kadının Adı Yok’ , Türkiye’de feminist hareketin adeta manifestosu olarak kabul edildi.

Aradan tam 35 yıl geçti ama hem Dünya Ekonomik  Forumu’nun toplumsal cinsiyet eşitsizliği rakamları hem de şiddet konusundaki istatistiklere bakınca iyimserliğimizi sürdürmek zor.

Her 3 kadından 1’i şiddete uğruyor.

2021 yılı rakamlarıyla her 5 kadından 1’i 18 yaşını doldurmadan evleniyor.

Şiddete maruz kalan kadınların yarısı bile yardım istemiyor. Yardım talebinde bulunanların oranı yüzde 40. Her 3 kadından 2’si şiddet mağduru bir kadın tanıdığını ifade ediyor. 

Kadına şiddet tüm dünyada belki de en öne çıkan insan hakları ihlali. Özellikle kadına yönelik ‘Femicide’ kavramı ile sizi tanıştırmak istiyorum. Femicide, embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetindeki bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı eylemleri bahane edilerek, bir erkek tarafından öldürülmesi ya da intihara zorlanmasıdır. Femicide vakaları salt kadın cinsiyetteki insanların öldürüldüğü cinayetler olarak algılanmamalıdır. Nefretle işlenen bu cinayetlerde, saldırıya uğrayan şey kadın kimliğidir. Bu kavram toplumdaki kadın kimliğine yönelik olan şiddet eğilimine dikkat çekiyor. 

Neden öldürülüyorlar? Boşanmak istedikleri, evlenmek istedikleri, okumak istedikleri ya da çalışmak istedikleri için öldürüldüğü gibi en yakınındaki kişinin kıskançlığına maruz kalarak birisiyle konuştuğu, baktığı, güldüğü için, sokağa çıktığı, yürüdüğü için dahi şiddete maruz kalıp öldürülebiliyor. Yani kısacası kadınlar yaşamak istedikleri için, özgür olmak istedikleri, yaşamları hakkında karar vermek istedikleri için öldürülüyor.

Şiddete sadece yetişkin kadınlar mı uğruyor? Tabi ki hayır…

Genç kızlar, küçük çocuklar… LGBT bireyler de bu toplumda maalesef marjinal kesimde kabul ediliyor ve erkek şiddetine daha da kötüsü yakınlarının şiddetine maruz kalıyorlar.

Bu küresel ölçekte bir sorun. 2001-2007 yılları arasında yapılan üç farklı araştırmaya göre Nikaragua’daki kadınların yüzde 52’si, Japonya’daki kadınların yüzde 67’si, Washington’daki kadınların yüzde 27’si, Yunanistan’daki kadınların yüzde 83’ü hayatlarının belirli bir döneminde psikolojik veya fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.

Kadın şiddetin her türlüsüne maruz kalıyor. Şiddet sadece fiziksel bir boyutla yaralama, işkence ya da öldürme ile sınırlanamayacak kadar geniş bir alanda kendisini gösteriyor.  Kadına yönelik şiddet farklı şekillerde kendini gösteriyor. Bazen kadın olarak maruz kaldığımız durumun bir şiddet olduğunu fark edemeyebiliyoruz.

  • Psikolojik (Duygusal) Şiddet: İlgilenmeme, izole etme, aşağılama, sevgi, ilgi göstermeme, kıskançlık, yalnızlaştırma.
  • Fiziksel Şiddet: Dayak, yaralama, işkence , öldürme.
  • Cinsel Şiddet: Mobbing, tecavüz, zorla cinsel ilişkiye girmek, rızası olmadan fiziksel temas, teşhirciliğe zorlamak.
  • Ekonomik Şiddet: Çalıştırmamak, parasız bırakmak, elinden parasını almak, borçlandırmak, para için yalvartmak. 

Kadına yönelik şiddet, tespit edilmesi oldukça zor ve karmaşık bir olgudur. Özellikle aile içinde, meydana geliyor olması veya gizli tutulması başlıca sebebi. Kadına yönelik şiddetin kaynağında ataerkil aile yapısı, erkek lehine sonuçlanan bir güç dengesizliği rol oynamaktadır. Erkeklerin kadınlar üzerinde daha güçlü konumlandırıldığı toplumsal yapı, beraberinde toplumsal cinsiyete dayanan psikolojik ve fiziksel şiddeti getirmektedir.

Her sene 25 Kasım’da dünya çapında kadınların maruz kaldığı şiddete dikkat çekmek ve her türlü şiddetin sonlanması için kamuoyunu aktivizme çağıran kampanyanın liderliğini Birleşmiş Milletler yapıyor. 25 Kasım-10 Aralık arasında tüm kurumlar ve bireyler şiddetin etkileri konusunda dikkat çekmek ve şiddeti oluşturan unsurları engellemek için etkinlikler düzenliyorlar.

Biz de Dişi Business işbirliği ile bu aktivizm günlerine #HertürlüŞiddeteDurDe kampanyaları ile destek veriyoruz. PWN Istanbul derneği olarak, UN Global Compact ve UN WEPs imzacısı olarak şiddet konusunda üyelerimizi ve toplumu bilinçlendirecek ve harekete geçirecek eğitim ve etkinlik programımız 16 gün boyunca devam edecek. 

Ben aktivist bir kadın olarak;

  • Çocuk evliliklerine
  • Ekonomik şiddete
  • Yakın şiddetine
  • Femicide vakalara ‘DUR DE!’ diyorum.

Adil, güvenli, umut dolu ve özgür bir dünyada güzel bir gelecek ancak eşitlikle mümkün.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER