Gülce

  • Çoğu insan yazı sever, ben kışa vurgunum. Meral de benim gibi kışa vurgundu. Tanıştığımızda da karlı bir kış gecesiydi. Eşimden yeni ayrılmıştım. Esaretim bitmiş, zincirlerinden boşalmış gibi her gece dışarı çıkıyor, evliliğim süresince görüşemediğim arkadaşlarımla buluşuyordum. O gece de lise arkadaşlarımla, üç kız, Taksim’de buluşmak üzere plan yapmıştık ama herkesin işi çıktı, kimse gelmedi. Ben de evde yalnız oturacağıma biraz takılmak istedim. Sonra yan masaya gelen grupla kaynaştım. Meral’i öyle tanıdım. O gece çok eğlendik; karaokede şarkılar söyledik, dans ettik, taklitler yaptık. O kadar eğlendik ki saatin gece yarısını geçtiğini fark etmemiştik bile. Dışarı çıktığımızda tüm İstiklal karlar altındaydı. Hızla yağan karla tüm yollar kapanmıştı. Umursamadan eğlenmeye devam ettik; karlara yattık, kartopu oynadık, İstiklal’de koştuk. En son da klasik olarak ıslak hamburgerimizi yedik. Meral ve Selma karşıda oturuyordu, taksiler köprüyü geçmeye cesaret edemeyince Selma ablasına gitmek için bizden ayrıldı. Ben de Meral’i bana davet ettim, hoş yapacağımız başka bir şey de yoktu. O zaman kocamdan ayrıldığım evde, Nişantaşı’nda oturuyordum. Düşe kalka, güle eğlene eve yürüdük. 
  • O gece sizi rahatsız eden bir şey oldu mu?
  • Hayır, ne o gece ne de sonrasında beni rahatsız eden hiçbir şey olmadı. Meral eğitimli, görgülüydü, hayata pozitif bakardı. Dünyaya iyilik yapmak için gelmiş gibiydi. İnsan, hayvan, bitki onun için fark etmezdi. Oturduğumuz yerdeki tüm sokak satıcılarını, kâğıt toplayıcılarını ve evsizleri bilir, tanırdı. Çok dikkatliydi, birisinin yüzündeki ifade değişse fark ederdi. Ondan bir şey saklamak imkânsızdı. 
  • Arkadaşlığınız ne zaman başladı. 
  • Tanıştığımızdan iki yıl sonra gibi. Tanıştığımız gece bende kaldı, sabah işe giderken o da kalktı ve evden gitti. Numaralarımızı almıştık ama bir süre görüşmek için bir şey yapmadık. Ben zaten çok kendimde değildim. Zorlu bir boşanma süreci geçirmiştim. İstediğim tek şey özgür olmaktı. 
  • Neden zorlu bir boşanma süreci geçirdiniz? 
  • Eşim boşanmak istemedi ama benim için aşk bitmişti ve evliliği devam ettirmek mümkün değildi. Ben gezmek, hayata karışmak istiyordum. Eşim ise evde oturup film izlemek, Playstation oynamak, maç izlemek. Birlikte paylaştığımız hiçbir şey kalmamıştı. 
  • Eşinizi aldattınız mı?
  • Hayır, bu aşamaya gelmeden boşandım. 
  • Evli iken kadınlara ilgi duymuş olabilir misiniz? Ya da sizi boşanmaya götürecek böyle bir ilgi, duygu farklılığı? 
  • Bana “Lezbiyen miydiniz?” diye soruyorsanız hayır, değildim. 
  • Şimdi öyle misiniz?
  • Bilmiyorum, Meral benim hayat arkadaşımdı ama bu ona özel bir şeydi sanki, bilemiyorum. 
  • Sizi ilişkiye zorladı mı?
  • Kesinlikle hayır. İlk tanıştığımız geceden sonra birkaç hafta görüşmedik. Sonra telefonlaşmaya başladık, sinemaya, bara, konsere gitmek gibi sıradan şeyler yapıyorduk. O zaman içinde kadınlara ilgi duyduğunu anlamadım. Karlı bir İstanbul gününde beni aradı, karda yürüyüşe gitmek istedi. O dönem benim hayatımda birisi vardı ve kocamdan daha bencil birisini bulmayı başarmıştım. Moralim bozuktu, çok içmiştim. Olur, evdeyim gel dedim. Kapı çalınca, evde kalan Jager’i alıp aşağı indim. Hem yürüdük, hem Jager’i içtik. İlk defa o zaman boşanma sürecimi, erkek arkadaşımı anlattım. Meral de Erzurum’da kalan ailesini anlattı. Abileri ve babası ile görüşmediğini anlattı. Babasının hayata tercihlerinden dolayı evlatlıktan ret ettiğini anlattı. Annesi ile gizliden telefonlaşıyor, annesine yengesinin kardeşi üzerinden para gönderiyordu. Aile içinde birinci derece akrabaları ile görüşmesi yasaklanmıştı. O zamana kadar hiç bu kadar yakın olmamıştık.  

Çok uzun yürüdük, o kadar uzun yürümüşüz ki eve geri döndüğümüzde, kalın eldiven ve botlar içinde bile el, ayak parmak uçlarımız büzüşmüştü. O gece arkadaşlığımız için milat oldu.

Sonrasında daha sık görüşmeye başladık, hatta haftada bir iki gün bende kalmaya başladı. Ama aramızda bir çekim, farklı bir durum olmadı. Yazın birlikte tatile, Kabak Koyu’na gitmeye kadar verdik. Aynı pansiyon, bungalovlarda kalan yabancı bir grupla arkadaş olduk.  İlk defa o zaman kadınlara farklı ilgi duyduğuna şahit oldum.  Sahilde cigara içip müzik dinliyorduk, tatlı bir sarhoşluk içindeydik. Meral İspanyol kızla sahile yürüdü, bir ara kızın Meral’i öptüğünü gördüm ama sadece o kadar. O gece bir yere gitmedi, odamızda kaldı. İkimiz de konuşmadık. Birkaç gün sonra gördüğümün doğru olduğunu, kadınlara ilgi duyduğunu söyledi. 

  • Bu durum sizi rahatsız etti mi?
  • Hayır etmedi. Çok iyi arkadaştık, çok iyi anlaşıyorduk. Kadınların arkadaşlığında kıskançlık olur, çekememezlik olur, beklenti olur bizim arkadaşlığımızda bunların hiçbirisi yoktu. Benden partner olmam yönünde de bir talebi olmadı. 

Üniformalı erkek polisin bana iğrenerek baktığını görebiliyordum. Elindeki kalemi masanın üstüne bırakarak, derin bir nefes alarak, alaycı bir gülümseme ile sordu: 

  • Sizin hayatınıza giren başkası olmadı mı? 
  • İlişki olarak hayır ama zaman zaman erkeklerle birlikte oluyordum sorunuz buysa. 
  • Evet, tam olarak kastettiğim buydu…
  • Meral nerde, beni neden sorguluyorsunuz? Öldüyse bilmek istiyorum.  
  • Henüz bilmiyoruz ama en yakını ve aynı evi paylaşan kişi olarak “Bir ipucu bulabilir miyiz?” diye bu sorular… İş yerinde ya da başka bir yerde bir düşmanı, tehdit eden, takip eden kimse var mıydı? 
  • Bana anlatmadı, bilmiyorum. 
  • Hiç telefon değiştirdi mi? Başka hattı var mıydı? 
  • Hep aynı numarayı kullanıyordu. Bildiğim kadarıyla başka hattı yoktu. 
  • Varmış, annesiyle konuştuğu, sizin adınıza kayıtlı başka bir hat varmış. 
  • Benim adıma mı? Nasıl olur? Ben… Ona hat almadım. 
  • Bu hattın bulunarak ailesi üzerinden izinin sürülmüş olmasından korkuyoruz. 
  • O zaman Meral… Bunu düşünmek istemiyorum. 

O tatilden sonra arkadaşlığımız daha da ilerledi. Bir akşam beraber uyuduk. Sonra haftanın üç dört günü bende kalmaya başladı. Beraber Cihangir’e taşındık. İkimizin de ayrı odası vardı. Ama birlikte uyumak istediğimiz zaman birbirimizin odasına geçerdik. Her şey kendiliğinden gelişti. 

  • Onun hayatında başkası ya da başkaları var mıydı? 
  • Yoktu. 
  • Ama bir gece önce Taksim’de başka bir kadın ile çekilmiş yakın pozları var. 

Sivil giyimli kadın polis, resimleri masanın üstünde sakince dizdi. Fotoğrafları gördükçe midem bulandı, titremeye başladım. 

  • İyi misiniz? 
  • Bilmiyorum

Demir kapı büyük bir gürültüyle açıldı, içeri giren adam bir şişe su, bir paket yulaflı bisküvi bıraktı, demir kapıyı aralık bırakarak odadan çıktı. 

Kapıdan gelen rüzgârla, masanın üstündeki sarı ışık başımın üstünde hafif sallandı. Işıkla beraber ışığın gölgesi, odanın ortasındaki masa sandalye de sallandı. Şimdi simsiyah bir odada değil, bir sandalda gecenin karanlığına kürek çeker gibiydim. Sallanmama engel olamıyordum. Yerimden kalkmak istedim, gücüm kalmamıştı, bacaklarım beni taşımıyordu.  Kendimi kontrol edemeyerek ağlamaya başladım. Ne kadar ağladım bilmiyorum. Çarpan kapının gürültüsüyle gözlerimi açtım. Odada sadece sivil kadın polis ve ben vardık, sigara uzattı. 

  • Kameraları kapattım, içebilirsin. 
  • Öldü mü? Lütfen söyleyin. 
  • Ailesi tarafından öldürüldüğünü düşünüyoruz. Abisi geçen hafta İstanbul’a gelmiş. Barda buluştuğu kadın ile görüştüğünü oradan da arkadaşınıza ulaştığını düşüyoruz. 
  • O zaman tuzağa mı düşürüldü? 
  • Henüz bilmiyoruz.  

Hıçkırarak ağlamaya devam ettim. 

  • Peki ben neden buradayım? Benim yerime abisini, o kadını neden bulmuyorsunuz. 

 Cevabını veremeden kapı açıldı, kadın polis dışarı çıktı,  çok kısa bir konuşmadan sonra içeri girdi. 

  • Sizi evinize gönderelim. Bu benim kartım, cep telefonumu da yazdım. Bizim bilgimiz dışında şehir dışına çıkmayın. Şüpheli bir durumda bize haber verin. 

Barda çekilmiş fotoğrafları göstererek, eğer bu resimdeki kıyafetler duruyorsa onları da almak isteriz. Kontrol etmek istiyoruz. 

  • Kirlide olması lazım, arkadaşınıza teslim ederim. 

Sivil bir araç ve sivil kıyafetli iki görevliyle evime geldim. Bütün gücümü sarı ışıklı o siyah, loş odada bırakmıştım.  Zar zor topladığım gücümle apartmanın büyük demir kapısına asıldım, açamadım. Sivil arkadaşın da yardımı ile demir kapıyı açarak asansörle daireme çıktık. İçeri girmedi, kapıda beklerken kıyafetleri kirli sepetinden çıkarıp, banyodaki bez çamaşır torbasına koyup teslim ettim. 

Uzun bir duş alıp direkt uyudum. 

Sabaha karşı kapının zili ile uyandım. Beni eve getiren sivil polisi karşımda görünce, beklediğim ama duymaktan kaçındığım haberin geldiğini anladım. Başını öne eğmesinden artık emindim. Meral sonsuza kadar yoktu. 

Aradan bir ay kadar zaman geçince kendimi toparlayıp, sorgu odasındaki polisin kartını buldum. Kartın üstündeki telefon numarası, artık kullanılmıyor uyarısı verince,  emniyete gittim. Komiser Fatma ile görüşmek istediğimi söyleyip beni araması için not bıraktım. Komiser bir hafta sonra beni aradı, bir kahve içmek için sözleştik: 

  • Olayın gerçekleşme şeklini bilmek istiyorum. 
  • Gülce Hanım sizi anlıyorum, anlatmamam gerekir ama anlatacağım: 

Abisi annesinin elindeki telefonda 15 günde bir olan aramalardan şüphelenmiş, izlemeye almış. Hattın sizin olduğunu öğrenince İstanbul’a gelip sizi takip ederek Meral’e ulaşmış. O gece bardaki kız Meral’in çocukluk arkadaşıymış, Belgin, ilk partneri. Abisi Meral’i affetmeye niyetli olduklarına onu ikna etmiş. O da olanı biteni anlatmak için Meral’le buluşmuş. Meral, Belgin’in hikâyesine inanmadığından abisi ile buluşmak istemediğini söyleyip, “Sen de bir süre başka yerde kal, abime izini kaybettir” diyerek yanında ayrılmış. Abisi neden bilmiyoruz ama ikisini de o gece takip etmemiş. O gece başka işleri olduğunu söylüyor. Ertesi gün Belgin’i iş çıkışında bulup evine götürmüş. Kızın Meral’i ikna edemediğini öğrenince hastanelik edene kadar dövmüş, sonra Belgin’i evine götürüp kapısının önüne öylece atmış.  

Derin bir nefes alarak, kahvesini yudumladı. Yüzüme bakmadan, kafası önünde konuşuyordu. 

  • Sizin evin yakınlarından Meral’i takibe almış. Sabah evden çok erken çıktığı için, havanın karanlığından faydalanarak, sahte plakalı bir arabaya bindirip İstanbul dışına çıkarmış. Bütün hikâye böyle. Merak etmeyin yakalandı. Sizi diğer kardeşlere açık etmemek için duruşmaya çağırmadık, ifadenizi gizli aldık. 

İyi misiniz? 

  • Dört yıllık bir hikâye bu, hem çok gerçek hem çok gerçeküstü. Böyle bir duyguyu yaşarken gerçek yaşamla bağlantıların, algıların değişiyor.  Şimdi kendimi nereye koyacağımı bilemiyorum. Ama yarım kalan her şey, yapamadığımız onca plan boynumda düğüm. Mezarlığını yaptırdım. Başına laleler ektim. Kışı sevdiği için belki kardelenler çıkar diye filizler attım. Artık ağlayamıyorum bile. Neyse… Teşekkür ederim. Cesaret edip ancak sorabildim. 
  • Hoşça kalın. Kendinize iyi bakın… 

Kadın cinayetlerinin yüzde 97’si erkek failler tarafından işleniyor. Bu faillerin yüzde  87.78’i birinci derece yakınlıkta; yüzde 43’ü koca, yüzde 11’i erkek arkadaş, yüzde 20’si aile (baba, abi, erkek kardeş) fertleri.  

Gözde, Leyla, İlknur, Rana ve Gülce şiddeti, kadın olarak yaşadıklarımızı görünür kılmak için anlattığım hikâyeler. Sistem ne kadar eril olsa da dünyayı biz değiştireceğiz. Yürekten inanıyorum. 

MÜGE MURAT
Latest posts by MÜGE MURAT (see all)

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER