Girişimcilik uzun bir yol, pes etmeyin

Bilge Çekiç Sarıgöllü, çiçeği burnunda bir girişimci. İçerik üreticileri, tasarımcılar ve yaratıcılığına güvenen herkesin sermayesiz olarak markalarını kurabilecekleri bir platform olan Triber’in kurucusu. Bu işe giriştiğinde önemli bir eksikliği kapatacağını biliyordu. Birçok zorlukla karşılaşacağını da. Ancak hayalini adım adım gerçekleştirmenin heyecanı, onun için tüm zorlukları çekilebilir kıldı. “Hâlâ öğrenmeye devam ediyorum fakat şimdiye dek öğrendiğim en kıymetli şey, ne verirsen onu geri aldığın oldu. O yüzden her gün en iyisini vermek için çabalıyorum” diyor. Bu yola yeni çıkan kadınlara önerisi ise net: Asla pes etmeyin. Bilge Hanım, çiçeği burnunda bir girişimci olarak kurduğunuz Triber’i konuşmadan önce sizi tanıyalım isteriz. Kimdir Bilge Çekiç Sarıgöllü? Girişimci olmaya nasıl karar verdi, çocukluğundan beri yaratıcılıkla ilgilenen, projeler üreten birisi miydi?

 Merhaba. 28 yaşındayım, eski reklamcı, yeni girişimciyim. Sizin de dediğiniz gibi oldukça yeni bir girişimin kurucu ortaklarından biriyim. İnsan, o dönemde fark etmiyor fakat şimdi geçmişe bakınca çocukluğumda ve ergenlik yıllarımda oldukça yaratıcı işlerle ilgilendiğimi anlıyorum. İlkokul üçüncü  sınıftan itibaren senaryo yazmaya başlamıştım. Tüm okula sunmak için öğretmenlerimi ikna ettiğimi hatırlıyorum. Sonrasında da uzun yıllar tiyatroyla ilgilendim. Zaman geçtikçe sahnenin önünde değil arkasında olmak istediğimi anladım.

İlk lisans eğitimimi, sanat ve kültür yönetimi üzerine aldım. Daha eğitimimin ilk yılında reklamcı olmaya karar verince medya ve iletişim bölümüne geçtim. Kısacası, ne istediğimi anladığım anda hızlıca karar verip yön değiştirebilen bir kişiliğim var.

Farklı ajanslarda, birçok marka için çeşitli projeler ve içerikler ürettim. En sonunda da girişimcilik yolculuğum başladı…

Çoğu insan aklından bir proje geçirir ancak bunu nasıl gerçeğe dönüştüreceğini bilemez. Triber bu anlamda çok iyi bir uygulama. Bu uygulamanın fikri nasıl oluştu?

Birçok girişim gibi Triber de kurucularının ihtiyaç duydukları bir hizmete ulaşamamaları sonucunda ortaya çıktı. “Peki, bunu biz yapsak?” düşüncesiyle oluşan bir projeydi. Sektörde çok fazla problem olduğunu, bu nedenle kullanıcıların kaliteli hizmet alamadığını analiz ettik. Biz de bu problemleri çözmek ve dijitale entegre etmek üzerine kafa yorduk. 

 

Peki, siz aklınızdakini hayata geçirirken ne yapmanız gerektiğine nasıl karar verdiniz? Yol haritanızı çizerken destek, yardım aldınız mı?

Bu noktada kişisel tecrübelerimizin katkısı oldukça büyük. Yıllarca kurumsal markalarla, özellikle proje alanında çalışmanın faydası diyebilirim. Fikri ilk düşündüğümüz gün ortağımla bir iş planı oluşturduk, daha Triber adı bile ortada yokken. Dosyanın adı ‘X Business Plan’dı. Hâlâ ona bakıyoruz. Yol üstünde ufak tefek değişiklikler olsa da bizim el kitabımız oldu.

MVP sürecini kurgulayıp başarılı olduğunu gördükten sonra projeyi daha ileriye taşımak için bizi yönlendirecek bir mentor arayışına girdik. 

Genç girişimcilere olan destekleriyle ve vizyoner bakış açısıyla tanıdığımız, Triber’ın gelişimi için de büyük bir şans olabileceğini düşündüğümüz Tunç Berkman’a projeyi anlattık.  Ardından onun mentorlüğünde sonraki süreçleri planladık.

İnternet teknolojileri, girişimciler için yeni mecralar ve düşük maliyetli yatırım fırsatları sunuyor. Ancak kritik nokta; iyi, yenilikçi ve yaratıcı bir fikrin peşine doğru zamanda düşmekten geçiyor ve bu da her daim mümkün olmuyor. Siz bunu nasıl başardınız?

Ben fikir kadar doğru zamanda ve doğru ortaklarla yola çıkmanın da önemli olduğunu düşünenlerdenim. Bu hizmete ilk ihtiyaç duyduğumuzda, yani girişim olarak düşünmeden önce fazlaca sektör araştırması yapma şansımız olmuştu. Hem yerel hem de global birçok uygulamayı deneyimledik. Pazarın ihtiyaçlarını ve eksikleri gözlemledik. Hem sektörel araştırmamız hem de dijital içerik üreticiliğinin Türkiye’de ulaştığı konum bize güç verdi diyebilirim.

Sıfırdan iş kurmak stresli, yorucu bir süreç. En çok nelerde zorlandınız, bu zorlukları nasıl aştınız?

 Yıllarca beyaz yakalı bir çalışan olmanın ardından kendi işini kurmak oldukça zorlu bir yolculuk. Üstelik kısıtlı maddi varlığa sahip bir girişimseniz, aynı anda birçok pozisyonu eksiksiz şekilde doldurmaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi. Bu zorluğun üstesinden gelmenin tek yolu da inandığınız şeyden elde ettiğiniz başarı oluyor. Bazı zorluklar bitiyor yenileri başlıyor. Triber’la birlikte değiştirmeye, geliştirmeye çalıştığımız şeyler var ve adım adım bunu yapmanın heyecanı tüm zorlukları çekilebilir hale getiriyor.

Triber, henüz çok yeni, sizden dinleyelim bu girişimi; insanlara neler sunuyor?

Triber;  içerik üreticileri, tasarımcılar ve yaratıcılığına güvenen herkesin sermayesiz olarak markalarını kurabilecekleri bir platform. Markasını oluşturanlar, tasarım paneline erişerek tamamen ürünlerini tasarlayabilir, mağazalarına ekleyebilir ve diledikleri fiyat üzerinden satabilirler.

Üretim, e-ticaret altyapısı, stok yönetimi, müşteri hizmetleri ve lojistik yönetimini ise Triber sağlar.

Sahip olduğumuz gelişmiş baskı teknolojileri sayesinde ürünler yalnızca satıldıkça üretilir, bu nedenle ön ödeme ya da sermaye gerektirmez. Marka sahiplerine ise yalnızca yaratıcılıklarıyla kazanç elde etmek kalır.

Katılmak isteyenler neler yapabilir?

Triber’a katılmak tamamen ücretsiz. triber.shop adresini ziyaret ederek dakikalar içinde kendi markalarını oluşturabilir ve ürünlerini tasarlamaya başlayabilirler.

Triber’da ücretsiz olarak mağazanı oluşturup, tasarımlarınla markanı yaratabiliyorsun. Üretim, stok, kargo ve müşteri hizmetlerini Triber üstleniyor. Bu anlamıyla Triber insanların en çok zorlanacakları yükü üzerlerinden almış oluyor. Üyelerinizden nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Yaratıcı kişilerin tüm bu zorlukları Triber’a bırakarak sadece yaratıcılıklarına odaklanmaları temel hedeflerimizden biriydi. En fazla geri dönüşü, ürün kalitemiz hakkında alıyoruz. Dünyanın en iyi baskı makinelerini kullanarak, büyük bir özen ve titizlikle kaliteli ürünler üretiyoruz. İlk günden itibaren hep “Bu işi nasıl daha kaliteli yapabiliriz?” sorusunu sorduk. İnsanların üzerinde gururla taşıyabileceği, kendi markaları olmasını isteyecekleri kadar kaliteli ürünler üretmek için çabalıyoruz. Aldığımız olumlu geri dönüşler sayesinde motive oluyoruz.

Kaç üyeniz var, neler satılıyor şu anda, ne kadar satış yapılmış?.. İstatistikleri bizimle paylaşabilir misiniz?

Triber’da şimdiye kadar 1.000’in üzerinde marka oluşturuldu, 20’den fazla tasarlanabilir ürün var ve tasarlanan binlerce ürün satılarak kullanıcılara ulaştırıldı. Tüm bunları çok az sayıda kişi ve sıfır reklam bütçesiyle gerçekleştirdik.

Ayrıca Triber’da her alışveriş, bir destek. Kurucular olarak düzenli bağışın öneminin farkındayız ve yıllarca bunu vurgulamak için çaba gösterdik. Daha güzel bir gelecek için verdiğimiz mücadelede, Triber kullanıcılarının da katkısı olsun istedik. Bunun için kullanıcılarımızdan herhangi bir ekstra ücret almıyoruz, yani bağış toplamıyoruz. Yalnızca kendi kazancımızdan yüzde 10’luk bir payı, satın alan kişinin seçtiği, anlaşmalı sivil toplum kuruluşlarımızdan birine bağışlıyoruz. Şimdilik beş önemli ve sosyal fayda yaratan STK ile anlaşmamız mevcut. Hayallerimizden biri de bu kuruluşların en büyük düzenli bağışçısı olabilmek.

Anlaşmalı olduğumuz STK’lar ise şöyle: SMA Derneği, ENCANDER, Kurtaran Ev, İyilik İçimizde, KASDER.

Triber, ilk girişimcilik deneyiminiz. Bu yolculuk size neler öğretti?

Hiç şüphesiz hâlâ öğrenmeye devam ediyorum. Fakat şimdiye dek öğrendiğim en kıymetli şey, ‘ne verirsen onu geri aldığın’ oldu. O yüzden her gün en iyisini vermek için çabalıyorum.

Kadın bir girişimci olarak karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Elbette birçok zorluk yaşadım. Yine de zorluklardan çok, üstesinden nasıl gelebileceğime odaklanan biriyim. Ekosisteme baktığımda Türkiye’nin en başarılı girişimlerinin kadın kuruculara sahip olduğunu görüyorum. Demet Mutlu, Hande Çilingir, Başak Değim ve dahası… Ben de onlardan ilham alıyorum ve gelecekte Triber’la birlikte hem kadınlar hem ülke hem de sektör için bir şeyleri değiştirmek istiyorum. 

Ayrıca kadın girişimcileri destekleyen platformların ve sizin gibi yayınların sağladığı görünürlük ve destek de çok kıymetli.

Kafasındaki projeyi hayata geçirmek isteyen kadınlara neler önerirsiniz?

Girişimcilik, girişiminiz başarılı da başarısız da olsa uzun bir yol. Bu yolda çok fazla zorluk olacak. Bazı sabahlar pes etmeyi bile düşünebilirsiniz. Böyle durumlarda size omuz verecek, onun gücü kalmadığında da destek vermekten çekinmeyeceğiniz insanlarla yola çıkmak en önemlisi.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER