Eşit Geleceğin Yolu Teknolojiden Geçiyor

Bazı meslekler ne yazık ki, hâlâ erkeklerle özdeşleştiriliyor. Teknoloji de onlardan biri. Oysa kadınlar bu alanda büyük atılım gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor. Programlamadan teknoloji şirketlerinde yöneticiliğe kadar birçok alanda kadın sayısı giderek artıyor. Teknosa’nın ilk kadın genel müdürü olan Sitare Sezgin de o kadınlardan biri. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin büyük bir zihinsel dönüşüm gerektirdiğini söyleyen Sezgin, “Bu da bir süreç. Ülkemizde bu konuda bilinç artıyor ama daha çok yol almamız, daha hızlı olmamız lazım” diyor. Ona göre, eşit bir geleceğin şekillenmesinde teknoloji belirleyici olacak. Teknosa’nın, ‘Kadın için Teknoloji’; ‘Teknosalı Anne Mentorlar’ ve ‘Kadın için Teknoloji, Hepimiz için Dayanışma’ projeleri de bu süreci hızlandırmayı amaçlıyor. Teknosa Genel Müdürü Sitare Sezgin ile teknolojide kadınlara yönelik önyargıları, Teknosa’nın sosyal sorumluluk projelerini ve bu konuda neler yapılabileceğini konuştuk. 

1 Eylül 2021’de Teknosa’nın ilk kadın genel müdürü olarak atandınız. Bu süreci sizden dinleyebilir miyiz? 

2004-2009 yıllarında Sabancı Holding Perakende Grup Başkanlığı’ndaki rolüm dolayısıyla Teknosa büyüme stratejisini oluşturan ekipteydim. Geçen süre zarfında yönettiğim şirketlerde de Teknosa ile ortak çalışmalar yaptım. Teknosa’nın başarılarla ve atılımlarla dolu yolculuğuna tanıklık ettim. Sektörün kurulduğu günden beri oyun kurucusu olan ve yeni nesil perakendeciliği şekillendiren Teknosa’da olmaktan hem heyecan hem mutluluk duyuyorum.

Teknosa için hedefleriniz nedir?

Teknosa, 22 yıldır ‘Herkes için Teknoloji’ felsefesiyle halkımızı teknolojiyle buluşturan öncü bir marka. 

Genç ve çok parlak bir ekibimiz, geleceği kavrayan bir işimiz var. Bu doğrultuda Teknosa’da yenilikçilik ve girişimcilik potansiyelini değerlendirmeyi, bugünkü performansı maksimize ederken, geleceğin işlerini de doğru zamanda hayata geçirmeyi hedefliyoruz. 

Teknosa olarak varlık sebebimizi, “Dünyanın teknolojisini herkesle buluşturarak mutlu anlar yaşatmak için varız” şeklinde açıklıyoruz. Bu amaç çerçevesinde müşterilerimizin teknolojiye dair ihtiyacı olan tüm ürün ve hizmetleri bütünsel bir deneyimle sunmak istiyoruz. 

“Yeni Neslin Teknosa’sı” adını verdiğimiz kapsamlı dönüşüm programıyla şirketimizi geleneksel perakendeci konumundan fiziksel lokasyonları olan dijital bir platforma dönüştürüyoruz. Mevcut işlerimizi ve etki alanımızı genişletmeyi, işimizi dönüştürerek sürdürülebilir büyüme sağlamayı hedefliyoruz. Tüm yatırımlarımızı da bu çerçevede şekillendiriyoruz. 

Bu süreçte omnichannel (çok kanallı) kaslarımızı güçlendirmek, pazar yeri dönüşümümüzle online yetkinliklerimizi artırmak, mağazalarımızda fijital yani fiziksel ve dijital deneyimin entegrasyonunu sağlamak ve tüm operasyonlarımızı akıllı, verimli hale getirmek gibi konulara ağırlık veriyoruz.

Tüm faaliyetlerimizi sürdürürken, içinde bulunduğumuz topluma ve tüm paydaşlarımıza uzmanlığımızı da işin içine katarak daha fazla değer sunmayı amaçlıyoruz.

Genelde, “Kadınlar teknolojiden anlamaz” diye bir önyargı var. Böyle söyleyen, düşünen insanlara ne demek istersiniz? 

Teknoloji dünyasından bahsedilince genellikle hep erkek egemen bir topluluk akla geliyor. Fakat teknolojinin tarihine ve günümüze baktığımızda bu konuda birçok yeniliğe imza atan kadın liderler de görüyoruz. İlk bilgisayar programcısından programlama dillerini bulan isimlere ve günümüzde büyük teknoloji şirketlerinin tepe yöneticilerine kadar pek çok kadın bu konuda söz sahibi olmaya devam ediyor. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği, büyük bir zihinsel dönüşüm gerektiriyor. Bu da bir süreç. Ülkemizde bu konuda bilinç artıyor ama daha çok yol almamız, daha hızlı olmamız lazım. 

Teknosa olarak daha eşit ve güçlü bir gelecek için kadınları daha fazla şirketimize çekmeye, kariyer yollarını açmaya ve yöneticilik rolünde daha fazla rol almalarını sağlamaya dönük adımlarımızı güçlendiriyoruz. Ne mutlu ki Teknosa merkez ofisimizde kadın çalışan oranımız yüzde 50’yi geçti. Yönetici pozisyonlarımızda kadın oranı da bu yıl yüzde 38’e ulaştı. Teknosa’da yönetim seviyesindeki atamalarda kadın sayısını artırmayı hedefliyoruz. Mağazalarda kadın çalışan oranımızı artırmak için de farklı projeler yürütüyoruz.

Teknosa, birçok sosyal sorumluluk projesi yürütüyor. Kuşkusuz, hepsinin kıymeti ayrıdır, yine de sizin en aklınızda kalan, içinize en çok sinen projesi hangisi?

Her bir projemiz ve aktif rol aldığımız her bir platform bizim için çok kıymetli. Dijitalleşmenin toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz. Biz Teknosa olarak, şirketimizde kadın liderlerin yetişmesine odaklanırken, kadınların hayata etkin katılımı, dijital dünyaya adapte olması için toplumsal projeler de yürütüyoruz. 2007’den bu yana Habitat Derneği ile gerçekleştirdiğimiz dijital okuryazarlık eğitimlerimiz, içeriği zenginleşerek devam ediyor. 

Kadın için Teknoloji projemizin yanı sıra 2021 yılında Sabancı Vakfı ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) iş birliğiyle şiddet gören ve teknolojiye erişimi kısıtlı kadınlar için bir toplumsal farkındalık ve dayanışma hareketi de başlattık. 

Kadın çalışanlarımızın kariyer yolculuğunda desteklenmesi ve birbirlerinin deneyimlerinden öğrenmesini sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz Teknosalı Anne Mentorlar projemizle 2021 yılında uluslararası alanda gerçekleştirilen ‘Brandon Hall HCM Excellence Awards’ ve ‘Stevie Awards Women in Progress’ programında dört ödül birden kazandık.

UN Global Compact ve UN Women’ın ortak girişimi olan Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) imzalayarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları oluşturmaya taahhüt verip Türkiye’de bu platforma katılan ilk teknoloji perakende şirketiyiz.

 

Teknosa olarak kadınların eşitlik mücadelesinde erkeklerin de aktif rol almasını amaçlayan Yanındayız Derneği ile perakende ve tüketici ürünleri sektöründe çalışan kadın liderleri destekleyen, üst düzey kadın yöneticilerin sayısını artırmayı ve gelişimlerine katkıda bulunmayı misyon edinen Lead Network’ün de kurumsal üyesiyiz. Bunların hepsi çok değerli.

Kadın için Teknoloji projeniz çok uzun zamandır istikrarlı bir şekilde sürdürülüyor. Kaç ilde, kaç kadına ulaşıldı? Katılımcıların profili hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Habitat Derneği işbirliğiyle kadınların dijital okur-yazar olmasına katkı sağlamak üzere 2007 yılında başlattığımız proje kapsamında, 15 yılda Türkiye çapında 22 binden fazla kadına ulaştık. 2020 yılına kadar 66 ilde fiziksel olarak eğitimlerimizi sürdürdük. 2020’de pandemi nedeniyle eğitimlerimize online devam ettik. Geçen yıl eğitimlerimize 2 bin 500 kadın katılım gösterdi. 

Temel bilgisayar kullanımı ve Office programları eğitimleriyle başlayan projemiz, teknolojinin gelişimine ve katılımcıların beklentilerine paralel olarak sosyal medya, e-hizmetler, güvenli internet ve mobil cihaz kullanımı eğitimlerinin eklenmesiyle gelişerek sürüyor.

Projemizin hedef kitlesi, Türkiye çapında dijital okuryazar olmak isteyen ve var olan bilgisini geliştirmeyi amaçlayan tüm yaş grubundan kadınlar. Teknoloji eğitimleri, genç gönüllülerin liderliğinde, yerelde sivil toplum örgütleri, belediyeler ve üniversitelerin katılım ve katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Proje kapsamında kadınlara e-hizmetler, sosyal medya, güvenli internet kullanımı, dijital okur-yazarlık öğretilmesi neden önemli? Bunu öğrenen kadınların hayatında ne değişiyor? Proje, somut hayatta neyi dönüştürmüş oluyor? 

Eğitimlerin sonunda kadınlar, teknoloji ve internet kullanarak her türlü bilgiye daha kolay erişme imkânı buluyor. Sosyal çevrelerini genişletip, işlerinde ve e-devlet işlemlerinde teknoloji araçlarını aktif olarak kullanırken, sosyal medya üzerinden el emeklerini, evde ürettiklerini tanıtmaya, satmaya da başlıyorlar. 2021 yılında yapılan çevrimiçi eğitimlere katılan kadınlar arasından seçilen 200’den fazla kişiyle yapılan saha çalışmasına göre kadınlar, eğitimlerle birlikte bilgi, beceri, sosyalleşme, özgüven, motivasyon ve farkındalık konularında geliştiklerini ve kendilerini daha güçlü hissettiklerini belirtiyor. 

Projeye katılıp hayatında değişim olan birkaç kadının hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? 

Kadınlar eğitimin faydasını, “Evde otururken bilgilenebileceğimi, gelir elde edebileceğimi öğrendim. Evde üreteceklerime odaklandım ve yapabileceklerimi gördüm”, “Eğitimlere girdikten sonra Canva’da bir sunum hazırladım, oğlum şaşırdı, sen mi hazırladın, diye sordu. İnsanın ister istemez kendine güveni geliyor” gibi sözlerle açıklıyor.

Bugüne kadar birçok ilden başarı hikâyeleriyle karşılaştık. Örneğin; Adıyaman Gençlik Evi bünyesinde açılan hasır çanta yapım kursuna gelen kadınlar, Kadın için Teknoloji Projesi kapsamında aldıkları eğitimler sonrasında yaptıkları el işi hasır çantaları sosyal medya hesapları üzerinden satışa sunarak aile bütçesine destek olmaya başladılar. 

Aydın’ın Kuyucak ilçesinde yaşayan kadın emekçiler de Kuyucak Kadın Girişimciler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu ve bu kooperatifle ürettikleri ürünlerin ticaretini yapmaya başladılar. Aldıkları teknoloji eğitimiyle sosyal medya satış kanallarının daha efektif kullanımını, Office uygulamalarıyla da bütçe hesap tutma formüllerini öğrendiler. Bunun gibi daha pek çok hikâye var. Bu güzel hikâyeler, bizleri projemizi yaygınlaştırarak sürdürmek konusunda daha da motive ediyor.

Geçen yıl ‘Kadın için Teknoloji, Hepimiz için Dayanışma’ adlı bir proje daha başlattınız. Şiddet gören kadınların sesini duyurabilmesi için onları akıllı telefonla buluşturuyorsunuz. Bu fikir nasıl oluştu? Neden böyle bir adım atıldı?

Sabancı Vakfı ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) işbirliğiyle şiddet gören ve teknolojiye erişimi kısıtlı kadınlar için başlattığımız toplumsal farkındalık ve dayanışma hareketinin çıkış noktasını, pandemi  döneminde belirginleşen aile içi şiddet oranlarındaki artış oluşturdu. Buradaki farkındalığı çok ama çok önemsiyoruz. Esas temennimiz, kadına karşı şiddetin her türlüsünün son bulması.

Projeye destek vermek isteyenler ne yapabilir?

Projemize destek vermek isteyenler çekmecesinde duran, kullanmadığı akıllı telefonları ya mağazalarımıza getirerek ya da çağrı merkezimizi arayıp evlerinden teslim ederek bağışlayabilir, şiddet gören kadınların seslerini duyurabilmelerine katkı sağlayabilir. Teknosa olarak biz, mağazalarımıza getirilen ya da evlerden teslim aldığımız telefonların tamir ve bakımlarını yapıyor, şiddet gören kadınlara ulaştırılması için Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’na yolluyoruz.

Proje kapsamında cep telefonu sahibi olmak isteyen kadınlar ne yapmalı? 

TKDF’ye e-posta, WhatsApp hattı, acil yardım hattı ve posta yoluyla başvuruda bulunabilirler. Detaylı bilgi için https://www.teknosa.com/kit-akilli-telefon-bagis-kampanyasi adresini ziyaret edebilirler. TKDF, halihazırda bir sığınma evinde kalan veya ev içi ya da cinsiyet temelli şiddet gören, maruz kaldığı veya risk altında olduğu şiddet hakkında ilgili kurum ya da kuruluşlara (polis, jandarma, Cumhuriyet Başsavcılığı, aile mahkemeleri, ŞÖNİM, sağlık kuruluşları vs.) şikâyet/ihbarda bulunmuş kadınların, bedelsiz akıllı telefon taleplerini değerlendiriyor. Değerlendirme sonrasında, bakımı yapılan kullanıma hazır akıllı telefonların ihtiyaç sahibi, şiddet gören kadınlara ulaşmasını sağlıyor. 

Şimdiye kadar kaç kişi destek olmak için başvurdu, kaç kadın kampanyadan yararlanmak istedi?

Kampanyayı duyurduğumuzda çok güzel bir ilgi oldu. Sosyal medyada, çağrı merkezlerimizde anlamlı mesajlar paylaşıldı. Bizim bağışlarımızın yanı sıra tüketicilerimizden de katılım oldu. Ancak henüz katılım, istediğimiz noktada değil. Özellikle kurumlardan da destek beklediğimizi bu vesileyle paylaşmak isterim. Daha fazla kadına teknolojiyle ses vermek için dayanışmayı büyütmemiz lazım. 

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadına yönelik erkek şiddeti ne yazık ki hâlâ çözemediğimiz hayati sorunlarımız arasında. Sizce çözüm için atılması gereken adımlar neler?

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, bir kadın mücadelesi değil insan hakkı olduğunun herkes tarafından benimsenmesi lazım. Bu konuda sesler yükselse de topyekûn bir zihniyet dönüşümünden ya da eşitliğe dönük hızlı gelişmelerden bahsedemiyoruz henüz. 

Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için nüfusun yarısını oluşturan kadınların, eğitimden siyasete yaşamın tüm alanlarına aktif bir şekilde katılımlarıyla ve karar mercilerinde yer almalarıyla mümkün. Bırakın eşit temsili, Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddeti dahi önlenemiyor. 

Eşit bir geleceğin şekillenmesinde teknolojinin belirleyici olacağını düşünüyorum. Toplumun dayattığı kodlardan, cinsiyetlere dayatılmış rollerden kurtulmamız lazım. Kız çocuklarının kalıplar içinde değil, her şeyi yapabileceğine dair özgüvenle büyümesi çok önemli. Ailede, okulda, iş dünyasında veya hayatını sürdürmek istediği alanda ilerlemesini sağlamak, kadınların ve çocukların dijital dünyanın imkânlarına eşit erişmesine katkı sunmak gerekiyor. Teknolojide daha çok kadın çalışan olmasını sağlayabilmenin en önemli ön koşulunun; özellikle matematik, mühendislik, fen alanlarında okuyan kız öğrencilerin sayısının artması olduğunu düşünüyorum. Kız öğrencileri, bu dallarda okumaları için teşvik etmeli ve en önemlisi önlerini açmalıyız. Bu anlamda ülke yönetimlerine, kurumlara, iş dünyasına, ailelere, kadın erkek ayırt etmeksizin herkese ayrı ayrı görevler düşüyor.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER