Eseri fırında o kapısında pişiyor

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü mezunusunuz. Çiniye de o zaman yöneldiğinizi biliyoruz ancak neden özel olarak çiniyi seçtiniz? 

Mimar Sinan Üniversitesi benim hayalimdi. Ve çok çalışıp sınavlara girdim. Geleneksel Türk sanatlarının kapsamlı bir bölüm olduğunu ve çok yönlü yetişebileceğimi düşünerek seçtim. Bölümde ilk sene temel derslerin eğitimi verilir, bu sürede öğrenci bölüm içindeki beş ana sanat dalını tanıma şansına sahip olur. Ben de bu süreçte karar verdim çini bölümünü seçmeyi. Bizim zamanımızda bir ana sanat dalının yanında birde yardımcı sanat dalı seçilirdi. Böylece iki branşta eğitim alırdık. Ben de yardımcı olarak halı kilim ve eski kumaş desenleri bölümünü seçtim. Her iki branşı da çok keyifle okudum.

Bu seçim hayatınızı nasıl etkiledi? 

Her şeyden önce ruhuma iyi gelen bir iş yapıyorum. Her bir eseri üretirken aşkla, tutkuyla işimi yapmanın keyfini sürüyorum. Bir eser üretmek, bunu ben yaptım diyebilmek çok kıymetli. Yaptığım işlerin beğenilmesi, takdir görmesi de ayrıca çok değerli. 

Bir çini eserin üretim süreci sizin için nasıl gelişir? 

Her şeyden önce eserin nerede duracağına göre hangi altyapıyı kullanmam gerektiğine karar veriyorum. Altyapının kaliteli olması, renklerin canlılığı, sırrın parlaklığı benim işimin etkisini yükseltir. Kullandığım fırça motiflerin yüzeyde kıvrak dans etmesinde büyük etkendir. Desen ve tasarıma karar vermek bu işte en uzun süreçtir. Karar verdiğimde eseri gözümde bitmiş olarak canlandırmış olurum. Bundan sonrası daha hızlı gelişen süreçtir. Tabi işi boyayıp bitirip sırçayla kapladıktan sonra ateşe teslim etme işi kalıyor. Eser fırında pişip son halini alırken ben de fırının dışında onu beklerken pişiyorum. Çok işlerim fırından bozuk ya da kırık çıkmıştır. Pes etmemeyi, yeniden başlamayı, daha güzelini yapmayı öğretti bu iş bana. Bazen de çiniyi hatalarıyla sevmek gerektiğini öğrendim. Mükemmel diye bir şeyin olamayacağını, daha iyisinin bir sonraki olduğunu öğrendim. 

Üretirken özellikle dikkat ettiğiniz mevzular nedir?

Üretimde altyapının temiz ve kaliteli olması bu işin temelini oluşturuyor. Tasarımda da eserin nerede duracağı, hangi koşulara maruz kalacağına göre seçimler yaparak tasarım ve altyapı seçimlerimi yapıyorum.   

Çini önemli kültürel miraslarımızdan biri ama sizin için ne ifade ediyor, neyi temsil ediyor? 

Anadolu’da insanoğlu var olduğundan beri çömlekçilik hep olmuş. Osmanlı döneminde Türk çiniciliği ve çinisi bildiğimiz halini almış. Ustalar en güzel çiçeklerle bezedikleri evaniler (kullanım seramikleri) ve kaşiler (duvar karoları) üretmişler. En değerli mimari binaları süslemişler. Benim için sabretmeyi, vazgeçmemeyi ifade ediyor çini. Aksaklıklarda yeniden başlayabilmek, yeniden daha güzelini yapmayı temsil ediyor. 

Sizce kültürel mirasımızdan biri olsa da çiniye yeterli önem, destek veriliyor mu? Neler yapılmalı? 

Çini üretimi oldukça meşakkatli bir iştir. Nazlı bir kız çocuğu gibidir. Eserleri özene bezene çizer, boyar, sırlarsınız sonra da ateşe teslim edersiniz. Son sözü ateş söyler. Artık geri dönüş yoktur. Bundan sonra oluşacak aksaklıklarda baştan başlamak gerekir. 

Bir tasarımcının ve atölyenin her zaman desteğe ihtiyacı vardır. Destek olmalı ki yeniden başlayabilme gücü olsun. Yeterli destek yok maalesef. Birçok atölye ağır faturalar altında var olabilme mücadelesi verirken sanattan uzaklaşmaktadır. 

“21’inci yüzyılda neler üretilebilir?” sorusunun peşine düştüğünüzü söylüyorsunuz. Neden? 

Atalarımız, bahçesinde gördüğü çiçeği en güzel şekilde resmetmiş. Bugüne kadar bizlere ulaşmış eserler hâlâ müzelerde en büyük hayranlıkla seyredilen parçalardır. Bizler de onların izinden giderek bugünün bize ilham veren motifleriyle yaptığımız tasarımları yarınlara bırakmalıyız. Biz nasıl geçmişimizden feyz alıyorsak yarınların da geçmişlerinden feyz alırken etkilendikleri yüzyıllar sıralamasında yerimizi hazırlamalıyız. 

Peki yanıt bulabildiniz mi? Yeni desenler ortaya koymak mümkün mü?

Yeni desenler, yeni motifler keşfetmek uçsuz bucaksız bir deniz gibi bence. Doğa hep yanımızda duran engin bir kitap. Sadece doğru bakmayı ve görmeyi öğrenmek gerek. Doğa bize her gün yeni tasarımlar için tüyolar veriyor. Sadece onları görmek, hissetmek lazım. 

Çini, eskiye oranla daha popüler. Sizce bunu ne sağladı? 

Evet, çini günümüzde daha popüler uygulama oldu. Bunu da kontrollü ya da kontrolsüz açılan kurslar sayesinde insanların hammaddeye rahat ulaşması ve fırınlayabilmesi sağlamıştır. Önceden bu kadar çeşitli  hammadde bulmak ve uyguladığın işi fırınlatmak kolay değildi. Ayrıca çininin kullanılabilir bir ev eşyası olması da popülaritesini artırmıştır. 

Çini sanatıyla daha çok kadınlar ilgileniyor gibi. Neden sizce?

Çünkü kadınlar daha çok evlerinde kullanacakları ya da hediye olarak verebilecekleri objeler ürettiler. “Bunu ben yaptım” demenin hazzını yaşadılar. Bu da onları çok teşvik eden bir motivasyon oldu. 

Çini sanatı eğitimi verilen birçok kurs var. Bu kurslar kadınlar için nasıl kapılar açıyor? Kadınlar için geçim yolu da olabilir mi? Sizin eğitimlerinize katılanlarla ilgili verebileceğiniz örnekler var mı?

Evet, çok kurslar açıldı. Kaliteli, olması gerektiği gibi eğitim veren kurs maalesef çok az. Doğru noktalardan eğitim alarak kendini geliştiren kadınlar bu hobilerinden para kazanmaya başladılar. Gerek yaptıklarını satarak gerekse öğrendiklerini paylaşarak kendilerine gelir sağlama imkânı buluyorlar. Sıradan bir ev hanımı iken benimle çalıştığı 3 yılın ardından kendi atölyesini kurup hem üreten hem de bilgisini paylaşan öğrencilerim var. Onların bu başarılarını görmek, hayatlarındaki bu büyük değişimde bir nebze katkım olduğunu bilmek bana onur veriyor. Onlarla gurur duyuyorum.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER