Ekonomik olarak güçlenen kadın kalkınmada etkili rol oynar

Özlem Hanım, sohbetimize hoş geldiniz. Dünyanın en lezzetli ürünlerinden biri olan çikolata sektöründesiniz. Sektörü ve sizin sektördeki yerinizi konuşacağız. Ama öncelikle sizi tanımak isteriz. 

Artvin Hopa doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Hopa’da tamamladım. Turizm ve Otelcilik mezunuyum. Bir kızım var. Otomobil sporlarına özel bir ilgim var. İş hayatına 2000 yılında başladım.

Çocukluğunuzda bir girişimci ruhunuz var mıydı, meraklı mıydınız?

Girişimciliğin 2 ana özelliği vardır. O ikisi de bende vardı. Birincisi; çok disiplinli bir baba ve ondan daha otoriter bir annenin katı kurallarıyla büyüdüm. Buna rağmen çocukluğumdan beri hiçbir şekilde kuralcı yaklaşımlara asla yakın olmadım. Girişimcilik de kuralların ötesinde ve kurallarla sınırlı kalmayan bir kavramdır. Bu da bende fazlasıyla vardı.
İkincisi; girişimcilik kavramının en temel ikinci özelliği risk almak ve cesaret etmektir. Çocukluk yıllarımda ben arkadaşlarım içinde her zaman en cesur olanıydım. Çünkü benim için kaybetmek yoktu, ya kazanmak ya da öğrenmek vardı. Girişimcilik risk almayı başarabilenlerin ve bu risk ile birlikte oluşan belirsizliğin altından kalkabilmektir. Problem mi, çözüm mü? Ben hep çözen taraftım.

Kakao sektörüyle yolunuz nasıl kesişti? 

Üniversiteden mezun olunca Türkiye’nin çok eski ve köklü bir firmasında iş başvurumu kabul ettiler. Benim kakao tozu ile yolculuğum böylece başlamış oldu.

Kendi şirketinizi, İmesta Food’u kurmaya ne zaman karar verdiniz? Karar verdikten sonra başınızdan geçen süreci, girişimci okuyucularımıza örnek olması açısından, anlatır mısınız? İmesta sektörün hangi tedarikini sağlıyor?

İlk iş başvuruma kabul edildikten kısa bir süre sonra sektörü çok iyi tanıdım. Ve 6 ay sonra kendi şirketimi kurmaya karar verdim. 2000 yılında Türk Ticaret Ateşeliği’nden Malezya ve Endonezya’daki bütün kakao üreticilerinin listesini istedim. Faks yoluyla ilettiler ve hâlâ saklarım. 

Listeyi alır almaz hızlıca irtibata geçtim ve hepsinden randevu alarak önce Malezya’ya ardından Endonezya’ya geçerek bütün fabrikaları gezdim. Türkiye’ye geri döndüğümde her fabrika ziyaretimde aldığım numuneleri birkaç bisküvi çikolata üreticisi müşterilerime denettim. Ve en çok beğenilen kakao tozunun Türkiye ve Türki Cumhuriyetleri distribütörlüğünü almak için 15 gün sonra Malezya’ya geri döndüm.

 

ilk görüşmemde kabul etmediler hatta yaşımın küçük olmasından dolayı yapamayacağımı söylediler; hatta güldüler bana… Ertesi gün tekrar ziyaret ettiğimde onlara kota koymayı teklif ettim, uzun görüşmeler sonucunda ikna ettim ve çalışmaya başladık. Ben o yıl koyduğumuz kotayı aşmıştım. Yıllarca beraber çalıştık, en iyi şekilde temsil ettim.

İmesta’nın anlamını da bizimle paylaşır mısınız?

İmesta’nın anlamı yaşadığım coğrafyadan geliyor. Ben Hopalıyım ve   Hemşinliyim. Lazlar ve Hemşinliler bir arada yaşarız. Bizim de kendi dilimiz var. Hemşince ‘Benim’ demek.

Pandemi sektörünüzü nasıl etkiledi?

Pandemiden herkes kadar bizde etkilendik. Covid-19’un bu sektöre hem olumlu hem de olumsuz etkileri oldu. Değişen tüketici harcama alışkanlıkları (kişinin kendi veya karşı tarafın duygusunu hoş tutmaya yönelme hali), e-ticaretin hayatımıza çıkmayacak şekilde yerleşmesi, genç nüfusu artan pazarların olması sektöre pozitif bir ivme kazandırdı. Bu dönemde çikolata ve çikolatalı şekerlemelerde küçük düşüşler yaşandı. Birçok ülke, küresel ticareti ve tedarik zincirlerini kesintiye uğratarak seyahat kısıtlamaları uyguladı, sınırları ve fabrikaları kapattı. Bu hem üretimi hem tüketimi azaltan bir faktör oldu. Türkiye açısından değerlendirecek olursak, Covid-19 pandemisi temel gıda ihtiyaçları başta olarak, gıda gereksiniminin ne kadar önemli olduğunu dünyaya gösterdi. 

İmesta Food’un Türkiye’deki pazar payı ne kadar? Gelecekle ilgili planlarınız neler? Kaç ülkede faaliyet gösteriyorsunuz ve yılda ne kadarlık bir kakao üretiyorsunuz?

Türkiye, dünyanın en gelişmiş şekerleme pazarlarından birine sahip; dolayısıyla bu açıdan dev bir potansiyel barındırıyor. Türkiye’de çikolatayı özel olarak ele almak gerekirse; Türkiye şekerleme pazarının üretim ve ithalat dahil olmak üzere 3.5 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor ve bu değer artmaya devam ediyor. 2021 itibarıyla yüzde 14.3’lük bir değer artışı yaşadı ve 2022 yılında bunun daha da artması bekleniyor.

Her yıl Türkiye’de 42 milyon kişinin düzenli olarak şekerleme ürünleri tükettiği tahmin ediliyor; bu da Türkiye’nin güçlü 80 milyon nüfusunun yüzde 53’ünden fazlasına tekabül ediyor. Şeker, çikolata ve unlu mamullerin dahil olmak üzere tüm ürün gruplarındaki toplam tüketim yıllık yaklaşık 4.6 kilogram değerinde.

Türkiye’nin 2020 yılında gerçekleştirdiği 17 milyar 785 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatının yüzde 41’ini tek başına gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde şekercilik mamulleri sektörü 644 milyon dolarlık, çikolatalı şekercilik mamulleri sektörü ise 633 milyon dolarlık ihracata imza attı.

Kakao tozundan da bahsetmemiz gerekirse; ithalatı 58.1 milyon dolar değerine ulaşan bu hammadde için Türkiye’de büyük talep söz konusu. 

Peki neden? 

Sebebi kakao tozunun yerli üretiminin olmaması. Çikolata Türkiye’de şekerlemenin en önemli kollarından biri ve aynı zamanda önemli bir ihracat ürünü; dolayısıyla Türkiye’deki çikolatacılar için kakao tozu neredeyse altın tozu değerinde. Biz de bu büyük pazarda yerimizi aldık. Şu an başta Türki Cumhuriyetleri olmak üzere Ortadoğu ve Uzak Doğu’ya kadar ulaştık.

Kadınların iş yaşamında var olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekonomik kalkınmaya katkıları ne olur?

Geçmişten günümüze kadar, istihdam ve işsizlik her zaman önemli bir toplumsal sorun oldu. Toplumsal refahı sağlamak için istihdam ve işsizlik sorununun çözülmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle kadın emeğinin çalışma hayatına katılması, ülkelerin kalkınması açısından kritik rol oynar.

Kadınların emek piyasalarında yer almaları, kadının özgüveninin artması, yaşam şartlarının iyileşmesi, kadının toplumsal açıdan değerinin artması, ekonomik kalkınmanın sağlanması gibi birçok açıdan yüksek fayda sağlaması mümkündür. 

Emek piyasasında kendini kanıtlayan kadın çalışanların başarılı olacaklarına dair inançlarının artırılmasıyla ülkelerin refah seviyelerinin de yükselmesi desteklenebilir. Kadınlar ekonomik ve sosyal olarak güçlendikleri zaman gelişim için potansiyel güç olacaklardır. Tarih, geçmişte kadınların rolünü dikkate almadan hazırlanan kırsal kalkınma programlarının başarısız olduğunu göstermiştir. Bunun farkına varan ülkeler kadınların kendini geliştirebilmesi için organizasyonlar ve enstitüler kurarak onların toplumda sosyal, politik ve ekonomik durumlarını iyileştirmişlerdir. Sosyal, kültürel, politik ve ekonomik olarak güçlenen kadınlar kırsal kalkınmada daha etkili rol oynamışlardır.

Kadınların kakao ve çikolata sektörüne yönelmeleri için tavsiyeleriniz nelerdir?

Çok yakın arkadaşlarım amatörce başladıkları bu uzun yolda şu anda profesyonelce üretim yapmaya başladılar. Bu sürece tanık olmak muhteşem bir duygu. Gönülden destekliyorum, asla hiçbir şekilde pes etmemeleri gerektiğini unutmamalılar. En önemlisi de başarısızlık diye bir şeyin olmadığını, daima öğrenmek olarak görmeleri gerektiğini, hayallerin gerçeğe dönüşeceğini bilmelerini asla unutmamalarını tavsiye ediyorum.

Türkiye şekerli ve çikolatalı mamuller sektörü ana hammaddelerinden birisi olan kakao açısından ithalata bağımlı bir sektördür. Kakao bitkisi Türkiye’de yetiştirilebilir mi?

Ülkemizde dört mevsim yaşanıyor olmasına rağmen kakao üretilememektedir. Bunun en büyük nedeni arada yüksek sıcak farklılıkları ve nem oranıdır. Kakao tropikal iklimin hâkim olduğu bölgelerde yetişir. Minimum sıcaklık 12-15 derece aralığında olmalıdır. Son derece hassas bir bitki türü olduğu için sıcaklığın yüksek olduğu bölgelerde yetiştirilmesi de zordur. Kakao üretiminde sıcaklığın 35 derece olduğu yerler uygundur.

Kakao ağacının yetişebilmesi için sadece sıcaklık önemli değildir. Gölge, enlem, yükseklik ve nem oranları da bu ağacın yetişmesi için önemlidir. Fildişi Sahili en çok kakao üretimi yapan ülkedir. İkinci sırada ise Gana yer alıyor. Kakaonun en fazla yetiştirildiği diğer ülkeler: Kamerun, Nijerya ve Brezilya’dır.

Yaşanan iklim krizi nedeniyle kakao bitkisi bir tehlikeyle karşı karşıya mı?

Bilim insanları, 99 milyar dolarlık çikolata endüstrisinin hammaddesini oluşturan kakaonun geleceğinin tehdit altında olduğunu söylüyor. Tehdidin boyutu öylesine ciddi ki bazı bilim insanları önümüzdeki 40 yılda çikolatanın ‘yok olacağını’ düşünüyor. Bu tehdidin arkasındaki en önemli etken ise iklim değişikliği. Küresel ısınmadan haşerata kadar birden fazla faktörle kakao için mücadele ediliyor.

Tüketiciler artık sürdürülebilir bir dünyayı önceleyen şirketlerin ürünlerini tercih ediyorlar. Kakao ve çikolata sektöründe bu konuda neler yapılıyor? Sürdürülebilir bir sektör için neler yapılmalı, bu mesajınızla sohbetimizi tamamlayalım. 

Değişim, artık yaşadığımız gezegenimizin değişmez bir özelliği haline geldi. Dünyamızdaki topraklar, okyanuslar, atmosfer, iklim ve yaşam sürekli bir değişim halinde. Mevcut değişiklikleri geçmişten farklı kılan şey, şimdiye dek görülmemiş hızda olmasıdır.

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklaşma gibi sorunlarla boğuşan günümüz dünyası için sürdürülebilirliği önemli bir çözüm stratejisi olarak görebiliriz.

Bilim, dünyadaki yaşam çeşitliliğinin sürdürülemez oranda kaybedilmiş olduğu hususunda net. Ekonomik faaliyetlerin neden olduğu kirleticiler, ekosistemlerin yenilenme ve bizler için hayati önem taşıyan hizmetleri sağlama yeteneklerini azaltarak çevrede birikmektedir. Çevresel bozulma sadece bitkileri ve hayvanları değil aynı zamanda insanları da etkilemektedir.

Hammaddeleri kullanılan, tüketilen ve daha sonra atılan ürünlere dönüştüren doğrusal ekonomik model, yalnızca yüksek miktarlarda kirlilik ve atık oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda doğal kaynaklar için küresel rekabete de yol açmaktadır. Küresel ağlar malzemelerden, mallardan ve kirleticilerden daha fazla yayılabilir. Bir ülkede finans sektöründe başlayan bir kriz tüm dünyaya yayılabilir ve yıllarca sürecek ekonomik durgunluk ve daralmaya neden olabilir.

Oysa ki başka bir gelecek mümkün. Sürdürülebilirlik işletmede bir bütün olarak ele alınmalı, bütün faaliyet kollarında ve birimlerinde uygulanması gereken bir konudur. Artık sorumluluk almamız ve bu değişimi hızlandırmamız gerekiyor.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER