Ekonomik gelişmeler ve piyasalar

Global enflasyon baskısı nedeniyle dünya merkez bankalarının, küresel resesyon endişesi altında uyguladıkları faiz politikalarını izlediğimiz bir yaz dönemini geride bıraktık. Geçtiğimiz dönemde Türkiye ve dünyada piyasanın yönünü etkileyen gelişmeler yakından takip edilmeye devam etti. 

Yılın yaz aylarında, merkez bankalarının faiz toplantılarını yakından izledik. Amerika Merkez Bankası (FED) enflasyon kaygısıyla politika faizini artırırken, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayında faizi indirdi. Türkiye’nin ağustos ayı enflasyonu yüzde 80.21 olarak gerçekleşirken, global ekonomilerde açıklanan enflasyon verileri rekor kırmaya devam etti. Diğer yandan, dış ticaret açığı temmuzda yıllık yüzde 147 artarak 10 milyar doları aştı. 

FED Başkanı Jerome Powell’ın gerçekleştirdiği Jackson Hole konuşması piyasalarda sert hareketlere neden olurken, daha yüksek faiz oranları, daha yavaş büyüme ve daha zayıf işgücü piyasası koşulları enflasyonu düşürürken, hanelere ve işletmelere de belli bir oranda zarar getireceğinin altı çizildi. Enflasyonu düşürmenin talihsiz maliyetleri yorumu öne çıkarken, Powell’ın FED’in ekonomik acıya neden olsa bile faiz oranlarını artırmaya hazır olduğunu açıkça belirtti.

TCMB, ağustos ayında gerçekleştirdiği Para Politikası Toplantısı’nda haftalık repo (politika) faiz oranını, 100 baz puan düşürerek yüzde 13.00’e indirdi. 

Yapılan açıklamada, faiz indiriminin gerekçesi olarak, Türkiye’de üçüncü çeyrekte büyümede ivme kaybı ve küresel büyümeye ilişkin belirsizliklerin yarattığı riskler belirtildi. Küresel büyüme görünümüne ilişkin ifadelerde resesyon riski değerlendirmelerinin yaygınlaştığı kaydedildi. Bu gelişme, faiz indiriminin ana nedenlerinden biri olarak iade edildi. 

TCMB, Enflasyon Raporu’nda yılsonu enflasyon tahminini yüzde 60.4’e yükseltti. Bir sonraki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı 22 Eylül’de yapılacak. 

Ağustos ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 80.21 artış kaydetti. Böylelikle tüketici enflasyonunda 1998 yılından bu yana en yüksek seviye kaydedildi. Üretici enflasyonu ise yıllık olarak yüzde 143.75 oldu. Ağustos ayında yıllık çekirdek enflasyon yüzde 66.08 oldu. Ağustos ayında ana harcama grupları bakımından en yüksek yıllık artış yüzde 116.87 ile ulaştırma grubunda yaşanırken, ulaştırma grubunu yüzde 92.02 ile ev eşyası, yüzde 90.25 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti.

Temmuz ayına ait dış ticaret verilerine göre; ocak-temmuz döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19.1 artarak 144 milyar 331 milyon dolar, ithalat yüzde 40.7 artarak 206 milyar 508 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 143.7 artarak 25 milyar 510 milyon dolardan, 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. 

Türkiye’de ekonomi 2Ç22’de yıllık yüzde 7.6 ile piyasa paralel büyürken, 3Ç20’den itibaren kesintisiz büyümeye devam etti. Veri, 2Ç22’de aktivitenin hızlanarak canlılığını koruduğunu gösteriyor. 

Büyüme dinamiklerine bakıldığında, iç talep içinde özel tüketimin katkısı belirgin olmaya devam ederken, açıklanan 7.58 puanlık büyümede iç talep katkısı 4.84 puan, dış talep katkısı 2.74 puan oldu.

2Ç22’de yıllık bazda daralan sektörler önceki çeyrekte olduğu gibi tarım ve inşaat oldu. Büyüme rakamını, inşaat sektörü 0.7 puan aşağı çekti. Büyümeye en yüksek katkı sağlayan sektörler; hizmet (4.2 puan), imalat sanayi (1.6 puan), finans&sigorta (1.3 puan) oldu. 

IMF, temmuzda küresel büyüme tahminini 2022 için yüzde 3.6’dan yüzde 3.2’ye, 2023 için yüzde 3.6’dan yüzde 2.9’a düşürdü. Yayınlanan raporda küresel görünüme ilişkin risklerin belirgin olarak aşağı yönde olduğu görüşüne rağmen, Türkiye büyüme tahmini 2022 için yüzde 2.7’den yüzde 4.0’e, 2023 için yüzde 3.0’ten yüzde 3.5’e yükseltildi. 

Yatırım araçları getirileri

Ağustos ayı itibarıyla yatırım enstrümanlarının yıllık getirilerine bakıldığında TL kanadında BIST100 getirisi ön plana çıkarken, döviz enstrümanların cazibesini koruduğu görülmektedir. FED faiz politikası ONS altın üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, dolar/TL getirisi, altın (TL/gr) getirisinin artmasında temel etken oldu. 

 

Döviz bazında öne çıkan yatırım: Eurobond

Eurobond, devlet ya da şirketlerin, kendi ülkeleri dışında kaynak sağlamak amacıyla, uluslararası piyasalarda yabancı para birimleri üzerinden satışa sundukları, genellikle uzun vadeli borçlanma aracıdır. Eurobondlar, ABD Doları, Euro, Yen olmak üzere farklı para birimleri üzerinden ihraç edilebilir. 

Eurbond’un özellikleri ele alındığında; vadelerinin genellikle 5-30 yıl arasında olduğu, sabit kuponlu olarak ihraç edildikleri ve ABD Doları cinsi olanların yılda 2 kez, Euro cinsi olanlar ise yılda 1 kez kupon ödemesi yaptığı belirtilebilir. Eurobond’lar yatırımcısına döviz bazında cazip getiriler sunarken, vade sonu gelmeden önce nakde çevrilme imkânı vardır.

Eurobond yatırımının; TC Hazine ve Maliye Bakanlığı güvencesi altında olması ve kupon ödemesi yapıldığı için dönemsel gelir elde edilmesi avantajları arasında sayılabilir. 

Eurobond fiyatını belirleyen başlıca faktörler arasında global piyasalardaki yabancı para borçlanma maliyetleri, ülke risk priminin (CDS primi) hareketi söylenebilir. Ülke risk primi olan CDS’lerdeki artış, Eurobond fiyatlarını düşürebilir, aynı şekilde CDS primindeki düşüş Eurobond fiyatlarında artış yaşanmasına neden olabilir.

SELMA ÇELİK
Latest posts by SELMA ÇELİK (see all)

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER