Ekonomik gelişmeler ve piyasalar

Ekonomik gelişmeler ve uygulanan politikalar açısından sıcak geçen bir yazın ardından, yoğun bir eylül ayını da geride bıraktık. Özellikle pandemi döneminde merkez bankalarının genişleme politikaları ve beraberinde arz kaynaklı oluşan gıda ve enerji fiyatlarındaki artış, global enflasyonu tetikleyen başlıca unsurlar oldu. Tüm dünyada enflasyonla mücadele devam ederken, uygulanan para ve maliye politikaları yakından izlenmeye devam etmektedir.

Eylül ayında, merkez bankalarının faiz toplantıları yakından takip edilmeye devam etti. Amerika Merkez Bankası (FED), enflasyon kaygısıyla politika faizini artırırken, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) eylül ayında faizi indirdi. Türkiye’nin eylül ayı enflasyonu yüzde 83.45 olarak gerçekleşirken, global ekonomilerde açıklanan enflasyon verileri rekor kırmaya devam etti. Ağustos ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 159.9 artarak 4 milyar 307 milyon dolardan, 11 milyar 194 milyon dolara yükseldi.

FED, gösterge faiz oranlarını 75 baz puan daha artırdı ve oranların mevcut seviyenin üzerinde yükselmeye devam edeceğini belirtti. FED yetkilileri, 2023’te yüzde 4.6’lık bir orana işaret ederken; nokta grafiği, 2024 yılına kadar faiz indirimlerinin beklenmediğini ortaya koydu. Powell, özellikle FED’in agresif bir şekilde sıkılaştırmaya devam etmesi gerekiyorsa, bir durgunluğun mümkün olduğunu kabul etti. 

TCMB, ağustos ayında gerçekleştirdiği Para Politikası Toplantısı’nda (PPK) faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 12’ye indirdi. 

Faiz indiriminin gerekçesi olarak, Türkiye’de üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmesi gösterildi. Mevcut görünüm altında yapılan faiz indiriminin yeterli olduğu ifadesi geçtiğimiz ay olduğu gibi açıklanan metinde de korundu. 

Türkiye büyümesindeki yavaşlamada dış talepteki zayıflamanın etkisi olduğu belirtildi. Politika-kredi faizi makasının takip edildiği kaydedildi. Küresel büyüme görünümüne ilişkin ifadelerde bir değişiklik olmazken,  jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisinin artarak sürdüğü belirtildi. Enflasyona ilişkin ifadelerde; gözlenen yükselişte jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam ettiği vurgulandı. Bir sonraki PPK toplantısı 20 Ekim’de yapılacak. 

Eylül ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 83.45 artış kaydetti. Üretici enflasyonu ise yıllık olarak yüzde 151.50 oldu. Eylül ayında yıllık çekirdek enflasyon yüzde 74.63 oldu. Eylül ayında ana harcama grupları bakımından en yüksek yıllık artış yüzde 117.66 ile ulaştırma grubunda yaşanırken, ulaştırma grubunu yüzde 93.05 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 89.68 ile ev eşyası takip etti.

Ağustos ayına ait dış ticaret verilerine göre; ihracat ocak-ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18.2 artarak 165 milyar 608 milyon dolar, ithalat yüzde 40.7 artarak 239 milyar 43 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-ağustos döneminde dış ticaret açığı yüzde 146.3 artarak 29 milyar 817 milyon dolardan 73 milyar 435 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Ağustos döneminde yüzde 82.5 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 69.3’e geriledi.

Yatırım araçları getirileri

Eylül ayı itibarıyla yatırım enstrümanlarının yıllık getirilerine bakıldığında TL kanadında BIST100 getirisi bankacılık sektörü öncülüğünde ön plana çıkarken, döviz enstrümanların cazibesini koruduğu görülmektedir. FED faiz politikası ONS altın üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, dolar/TL getirisi, altın (TL/gr) getirisinin artmasında temel etken olarak ön plana çıkmaktadır.  

Yatırım dünyası

Hisse senedi ile hisse senedi yatırım fonları arasındaki fark nedir?

Hisse senetleri tek bir şirkete yatırım yaparken, yatırım fonları tek bir fonda potansiyel olarak birden fazla hisse senedine yatırım yapabilir. 

Hem yatırım fonlarının hem de hisse senetlerinin çeşitli avantajları vardır. Hangisinin yatırım tarzınıza en uygun olduğunu belirlemek büyük ölçüde üç faktöre bağlıdır. Birincisi, ne kadar getiri istediğinize ve ne kadar riski tolere edebileceğinize karar vermelisiniz. Eğer yüksek bir getiri istiyorsanız, daha yüksek riskleri kabul etmelisiniz. İkincisi olarak finansal tablolar veya fonları araştırmak için ne kadar zaman ayırabileceğinize karar verdiğinizde iki yatırım aracından hangisinin sizin için uygun olduğunu belirleyebilirsiniz. Üçüncü faktör ise yatırım yaparken ne tür ücret ve harcamalara açık olduğunuzdur. Burada söz konusu olan ücretler vergi, komisyon, işlem maliyeti gibi birçok ücreti kapsar. Bu iki popüler yatırım aracı arasındaki farklar hakkında daha fazla bilgi edinirken bu üç faktörü aklınızda bulundurmalısınız.

Her hisse senedi yatırımı ciddi bir araştırma gerektirir; yatırım yapmayı düşündüğünüz şirketin yanı sıra şirketin yönetim, sektör ve finansal raporlarını da incelemeniz oldukça önemlidir. 

Yatırım riskinizi ve araştırma sürenizi en aza indirmek istiyorsanız ve bunu yaparken bazı ekstra maliyetleri de gözden çıkarıyorsanız yatırım fonları sizin için daha iyi bir yatırım seçeneği olabilir. Öte yandan, finansal araştırmalara derinlemesine dalmak, risk almak ve ücretlerden kaçınmaktan hoşlanıyorsanız, hisse senedi yatırımı aradığınız yatırım aracı olabilir.

SELMA ÇELİK
Latest posts by SELMA ÇELİK (see all)

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER