Dünyayı kurtaracak nesil Z Kuşağı

Her şey yolunda gitse bile 300 yıl sürmesi öngörülen bir mücadele toplumsal cinsiyet eşitliği. Bir ya da birkaç neslin üstesinden gelmesi mümkün değil. O nedenle bizden sonraki kuşakları bu konuda eğitmeli ve aydınlatmalıyız. The Marmara Group Global CFO’su Aslı Erem de bu mücadeleyi gösterenlerden biri. Çocukluğunda ailesinden edindiği bakış açısını aynı zamanda bir akademisyen olarak yeni kuşaklara aktarıyor. Aslı Erem’le hem çalışma hayatında kadınların karşılaştıkları zorlukları hem de geleceğe dair umutları konuştuk.

 

Aslı Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Sizinle toplumsal cinsiyet eşitliği ve cam tavanı konuşacağız. Ama öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Nasıl bir ailede yetiştiğinizi, nasıl bir çocukluk yaşadığınızı ve bunun kişisel gelişiminiz ve kariyeriniz üzerindeki etkisini dinlemek isteriz. 

Geriye dönüp doğduğum evi düşündüğümde, kendimi çok şanslı hissediyorum diyebilirim. Biz 5 kardeşiz; 4 kız 1 erkek. ☺ Ailemizde hiçbir zaman kız çocuk ya da erkek çocuk ayrımı yapılmazdı. Kardeşlerimle birlikte hiçbir zaman bu ayrımcılığa maruz kalmadık. Yani evin kızları iş yaparken erkekleri otursun gibi bir yaklaşım hiçbir zaman olmadı. Hepimiz eşit haklara sahiptik ve iş insanı olmak, üretmek için yetiştirildik. Dolayısıyla bütün hayatım ve kariyerim bu bakış açısıyla şekillendi. Biliyorsunuz Türkiye’de kadın olmak, kız çocuğu olmak ailede bile her zaman mücadele gerektiriyor. Bu zorlukları hepimiz biliyor ve gözlemliyoruz. Hal böyle olunca ailemin bizi bu şekilde, bu bakış açısıyla yetiştirmesini takdir ediyorum. 

Eğitim hayatınızı ve kariyer yolculuğunda tırmandığınız basamakları okuyucularımızla paylaşır mısınız? Sizin başarınızı sağlayan birkaç püf noktasını da anlatır mısınız?

Hacettepe Üniversitesi’nden lisans, Johns Hopkins Üniversitesi’nden yüksek lisans ve Başkent Üniversitesi’nden örgütsel davranış bilimleri yönetim ve organizasyon alanında doktora derecesiyle mezun olduktan sonra kariyerime 1995 yılında ABD’nin Fortune 100 şirketi Prudential Securities’de finansal analist olarak başladım. 1998’de Türkiye’ye dönerek şimdiki adı Yapı Kredi Bankası olan Koçbank’ta 7 sene Stratejik Planlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev aldım. Ardından Gama Güç Sistemleri’nde CFO’luk görevini üstlendim. 2018 yılında CFO olarak atandığım The Marmara Grup’ta halen Global CFO ve İcra Kurulu Üyesi görevlerini yürütmekteyim.

25 yılı aşkın bir süredir çok uluslu şirketlerin gelişimine katkıda bulunurken MENAT bölgesi, Rusya ve BDT bölgesi, Sahra Altı Afrika, Avrupa ve ABD gibi birçok ülkenin kurallarını, yönetmeliklerini, iş modellerini öğrenme ve uygulama fırsatı buldum.  Şu anda Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’de çalışmakta ve grubunun gelecekteki sürdürülebilirliğinin temini üzerinde stratejik tasarımlar yapmaktayım. The Marmara’nın, GRIP (The Green Pathways for Real Estate Portfolios) adlı projede iş birliği yapmak üzere dünya çapında seçilen yüzde 100 Türk sermayeli ilk grup olması, şu an en heyecanla üzerinde çalıştığımız projemiz.

The Marmara Group Global CFO’su olarak üst düzey bir yöneticisiniz. Dışarıdan bakıldığında ilk akla gelen, yöneticiler arasında kadınlara daha eşitlikçi yaklaşıldığı yönünde. Bu algı doğru mu sizce? 

Çok doğru bir algı.  The Marmara Group’ta görev alan pek çok kadın çalışan ve yöneticiden sadece biriyim. Bu anlamda The Marmara Group fark yaratıyor ve güzel bir örnek teşkil ediyor.  Eşitlikçi Politikalar ve Uygulamaları, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Farkındalığı, Ücret Eşitliği, Yönetim Kademelerinde, Yönetim Kurullarında ve Liderlik pozisyonlarında kadınların etkin temsili gibi özen gösterilen uygulamalar mevcut.  Ayrıca kapsayıcı bir iş kültürümüz var.  Kadın çalışanların fikirlerine, görüşlerine ve katkılarına değer veriliyor ve cinsiyete dayalı ayrımcılık hususunda sıfır tolerans politikası benimseniyor. Kadın çalışanlara kariyerlerini geliştirebilecekleri eğitim ve gelişim fırsatları sunuluyor, mentorluk programları, liderlik eğitimleri ve kişisel gelişim programları gibi olanaklar sunuluyor.

Hemen bu noktada sorayım, cam tavanlarla karşılaştınız mı? Ya da bugün geriye dönüp baktığınızda, o gün fark etmediğiniz ama bugün farkına vardığınız cam tavanlarla karşılaşmış mısınız?

Cam tavanlar konusu yalnızca iş ve akademi dünyasında kadınların önündeki engeller gibi algılanıyor. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, kadınlar aslında hayatın her alanında cam tavanlarla karşılaşıyor. Kadınlar doğar doğmaz cam tavanlarla dolu bir dünyada basamakları çıkmaya çalışıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) 2020 yılında yayınladığı Cinsiyet Sosyal Normları Endeksi’nin dünya nüfusunun yüzde 80’inden fazlasını kapsayan 75 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya göre;

  • Endekse katılan erkek ve kadınların yaklaşık yüzde 90’ı kadınlara karşı bir çeşit önyargıya sahip. 
  • Endekse katılanların yaklaşık yarısı, erkeklerin daha iyi siyasi lider olduğunu düşünüyor ve yüzde 40’tan fazlası erkeklerin daha iyi şirket yöneticileri olduğuna inanıyor.
  • İş bulmanın zor olduğu ortamlarda öncelikli olarak erkeklerin bir işe alınması gerektiğini düşünüyor. 
  • Yüzde 28’i ise bir erkeğin karısını dövmesini haklı buluyor.

Bu veriler bize kadınlara karşı bu önyargıların hem kadın hem de erkeklerde yaygın olduğunu gösteriyor. Yani kadınlar hem kadın hem de erkeklerin önyargılarıyla mücadele ederek cam tavanları yıkmaya çalışıyor. Bu da çok fazla güç, inanç ve dayanıklılık (resilience) gerektiriyor. 

BM Kadın Birimi ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı (UN DESA) tarafından geçen yıl eylül ayında yayınladığı Gender Snapchat 2022 raporuna göre bu konuda yapılan çalışmalar aynı hızla devam ederse dünyada tam bir cinsiyet eşitliğine ulaşmak için 300 yıla yakın bir süre gerekiyor.

Karşılaştığım cam tavanları kişiselleştirmeyeceğim.  Ancak bu yolda ülke ve kurumdan bağımsız tüm hemcinslerimin kariyer basamaklarını tırmanırken yaşadığı zorlukları özetleyeceğim. Cam tavanı kıran kadınlar deyince, geleneksel olarak erkek egemen olan iş dünyasında üst düzey pozisyonlara yükselen kadınları ifade ediyoruz. Bu kadınların karşılaştığı zorluklar benzerlik gösteriyor. Örnek vermek gerekirse, kadınlar, erkeklerle aynı pozisyonlara yükselmek veya liderlik rollerini üstlenmek için daha fazla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Cinsiyet ayrımcılığı, iş yerinde karşılaşılan fırsat eşitsizlikleri, ücret eşitsizlikleri ve terfi şanslarının kısıtlanması gibi sorunları içerebilir.  Kadınlar, liderlik yeteneklerinin sorgulanması, duygusal veya zayıf olduğu varsayımı gibi cinsiyet temelli stereotiplerle karşılaşmışlardır. Bu stereotipler, kadınların liderlik rollerine yükselmelerini engelleyebilir ve itibarlarını etkileyebilir.  Erkek egemen bir iş ortamında, kadınlar bazen seslerini duyurmakta zorlanabilirler. Toplantılarda veya karar alma süreçlerinde görmezden gelinme, fikirlerinin reddedilmesi veya görüşlerinin küçümsenmesi gibi iletişim engelleriyle karşılaşabilirler. Geleneksel olarak erkeklerin hâkim olduğu bir iş dünyasında, kadınların destekleyici bir profesyonel ağa erişimi olmayabilir. İş fırsatları, mentorluk ve kariyer ilerlemesi için gerekli olan ağ bağlantılarına sahip olmamak, kadınların ilerlemelerini sınırlayabilir. Bazı durumlarda, kadınların üst düzey pozisyonlara yükselmelerine karşı önyargılı yöneticilerle karşılaşabilirler. Bu tür yöneticiler, kadın liderlerin yeteneklerini sorgulayabilir, terfileri engelleyebilir veya ayrımcı davranabilir. Bu zorluklara rağmen, cam tavanı kıran kadınlar kararlılık, yetenek ve destekle kendi başarılarını elde etmişlerdir ve her biri yürekten takdiri hak eder.

Cam tavanlarla karşılaşan kadınlara tavsiyeleriniz neler olur?

Cam tavanlarla karşılaşan kadınlara şu tavsiyelerde bulunabilirim: Öncelikle kendinize inanın.  Yeteneklerinize ve liderlik potansiyelinize olan inancınızı koruyun. Zira bu güven duygusuna zorlukların üstesinden gelmek için gerekli motivasyonu bulma yolunda ihtiyaç duyacaksınız. Kendinizi sürekli olarak geliştirmek için fırsatları takip edin. Liderlik becerilerini, iletişim yeteneklerini, stratejik düşünmeyi ve diğer önemli yetkinlikleri geliştirmek için elinizde olan ne imkân var ise istifade edin.  İş yerinizde destekleyici bir ağ kurun. Mentorluk ilişkileri kurmaya çalışın. Sizinle deneyimlerini paylaşacak, ilham verecek ve fırsatlar sunacak kişilerle bağlantı kurmak, cam tavanı aşmanda yardımcı olabilir. Kesinlikle cinsiyet eşitliği savunucusu olun.  Cinsiyet eşitliği için mücadele etmek, sadece kendi ilerlemeniz için değil, diğer kadınların da cam tavanları kırmasına yardımcı olacaktır. Bu sebeple kadınları destekleyen politikaları teşvik edin ve cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele edin. Kendi fırsatlarınızı yaratmak için proaktif olun. Projeler üstlenin, liderlik rolleri üstlenme fırsatlarını araştırın ve yeni beceriler edinmek için kendinizi geliştirin. Sabırlı olun ve yılmadan devam edin. Cam tavanı aşmak zaman alabilir ve zorlu bir süreçtir. Bu sebeple sabır ve hedeflerinize odaklanmaktan vazgeçmemek çok önemli. Yolunuza engeller çıkacağı kesin ama pes etmeyin. Azimli ve kararlı bir şekilde ilerlemeye devam edin. Unutmayın, her cam tavan kırma deneyimi farklı olabilir ve her kadının karşılaştığı zorluklar farklılık gösterebilir. Kendinize özgü bir yol haritası çıkararak, hedeflerinize doğru ilerlemek için kendi stratejilerinizi geliştirin. 

Yöneticisi olduğunuz The Marmara Gruop’ta çalışan kadın-erkek oranını bizimle paylaşır mısınız? Grubunuzda kadınlar için yapılan çalışmaları anlatır mısınız?

The Marmara Gruop’ta 3 sene önce başlattığımız çalışmalar neticesinde Dünya Bankası’nın özel şirketlerle iş birliği yapan iştiraki International Financial Corporation (IFC) ortaklığıyla tüm portföyümüzün yeşil dönüşüm ve karbondan arındırılması projesini geliştirdik.

Gezegenimizin geleceği için yapılan yatırımların ve insanlığın gelişmesinin el ele giden iki bağlantılı alan olduğunu görmek zorundayız. Sürdürülebilirliği yalnızca iklim krizine yönelik çalışmalar olarak değil BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde yer alan şu başlıklarla birlikte ele almak gerek: ‘Açlık ve Yoksullukla Mücadele’, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’, ‘İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’…

Bu vizyonla grubumuzun yeşil dönüşüm projesini bütüncül yaklaşımla ele aldık. Yeşil dönüşüm projemizde BM Kalkınma Hedefleri doğrultusunda ara mesleklere istihdam sağlayıcı olmayı da ekledik. Konaklama sektöründe ara mesleklerin desteklenmesi ve buralara daha çok istihdam sağlanması mümkün. Biz de bu stratejiyle belli alanlarda sertifika ve özel eğitim alan kişilere istihdam sağlıyoruz. 

Projemizin ana başlıklarından biri de iş dünyasında kadın çalışanların güçlendirilmesi üzerine. Kadın çalışanların şef, yönetici pozisyonlarına terfi etmelerini önemsiyoruz. Bu noktada uluslararası finansal kuruluşlar ve kalkınma bankaları da projelerimizi destekliyor. Doğaya bıraktığımız etkiyi en aza indirme hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Grup olarak kadın çalışan sayımızı artırmak, karar verici pozisyonlarda kadın istihdamına öncelik vermek başlıca hedeflerimizden. 

Asıl odağınızın sosyal sorumluluk olduğunu belirtiyorsunuz. Hangi sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorsunuz, hangi derneklerin faaliyetlerine katılıyorsunuz?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları ve güçlendirme, yoksulluğu sona erdirme konularında; bir rol model, lider ve aktivist olarak üstlendiğim görevler kapsamında pek çok faaliyet içerisindeyim.  Yönetim kurulundaki kadın sayısının artırılması ve şirketlerde yönetici pozisyonlara kadınların atanması için küresel çapta çalışmalar yapan Yüzde 30 Kulübü’nün de bir üyesiyim, UN Women in Energy Empowerement projesinde mentorum. UN Global Compact üyesi olarak Gender Seal almak üzere aktif çalışma içerisindeyiz. Diğer taraftan IFC Gender EDGE sertifikasını da yakın bir zamanda almış olacağız. Forbes’ta özelikle cam tavanı kıran kadınlar üzerine makaleler yazıyorum. Dünyanın dört bir yanındaki üniversite öğrencilerine mentorluk yapıyorum. Profesyonel kariyerimde akademisyenlik de önemli bir yer tutuyor. 2008 yılından beri fırsat buldukça üniversitelerde dersler vererek gençlerle deneyimlerimi paylaşıyorum. Bununla kalmayıp, ben de gençlerden mentorluk alıyorum. Karşılıklı koçluk inanılmaz geliştirici ve etkili. 

Üniversitelerde dersler veriyorsunuz, bir akademisyensiniz. Yeni kuşakla ilgili neler düşünüyorsunuz, cinsiyet eşitliği konusuna yaklaşımları nasıl? 

Ben Z Kuşağı’nın dünyayı kurtaracak nesil olduğuna inananlardanım ve kendileriyle geçirdiğim bol vakit sayesinde bu inancımı teyit ettim.  

Hayran olduğum, gözlemlediğim ve örnek aldığım özelliklerini paylaşmak isterim. Z Kuşağı çok kültürlü ve küresel düşünen bir nesil. Bu nedenle daha açık fikirli, kapsayıcı ve kültürel farklılıklara saygılı bir yaklaşım sergiliyorlar. Z Kuşağı, sosyal adalet konularına büyük önem veren bir nesil. İnsan hakları, çevreyi koruma, cinsiyet eşitliği gibi konularda aktif olarak harekete geçme ve değişim talep etme eğilimindeler. Geleneksel kurumsal yapıların dışında düşünme ve bağımsızlık arayış içindeler. Girişimcilik, kendi işlerini kurma ve yenilikçi çözümler üretme konularında inanılmaz yetenekleri var. Teknolojiye hızlı adapte olma yeteneklerini söylemeye bile gerek duymuyorum. Bu özellikleri sayesinde iş hayatında teknolojinin önemini çok iyi kavramışlar. Esnek çalışma ortamlarını ve teknoloji araçlarını kullanarak verimliliklerini artırmayı hedefleyen bir nesil. Cinsiyet eşitliği konusuna yaklaşımları ise pozitif. Bu kuşak, cinsiyet eşitliğini önemsiyor, kadınların toplumda ve iş hayatında eşit fırsatlara sahip olması gerektiğine inanıyor. Cinsiyet ayrımcılığını kabul etmiyorlar ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için çaba gösteriyorlar. Ayrıca toplumsal cinsiyet rollerinin esnekliğini ve cinsiyet temelli stereotiplerin yıkılmasını destekliyorlar. Cinsiyet eşitliği konusunda farkındalığı artıran kampanyalara katılmaktan çekinmiyorlar, sosyal medyadan da aktif olarak destek veriyorlar.  Özetle: Muhteşemler.  

2022’nin ekim ayında McKinsey tarafından yayınlanan İşyerinde Kadınlar raporuna göre, 30 yaşın altındaki kadınların 3’te 2’sinden fazlası kıdemli yönetici olmak istiyor. Ayrıca genç kadınların, mevcut kadın liderlere göre esnekliğe ve şirketin esenlik taahhüdüne daha fazla öncelik verdikleri de görülüyor.

Çok genç ve dinamik, küresel anlamda dünyayla bağları çok güçlü ve algıları açık bir nesil geliyor. Trendleri çok yakın takip ediyorlar ve iş dünyasında kalıplaşmış algıları kabul etmek istemiyorlar. Kendilerine kadın veya erkek, belirli bir üniversite mezunu olduğu için farklı davranılmasını değil, kendi kişisel özelliklerine ve çalışma hayatlarındaki katkılara göre değerlendirilmeyi istiyorlar. İş dünyasında kalıpların değişmesi zor da olsa, 10-15 yıl sonra bu nesil işe alım yapan ve çalışma şeklini belirleyen nesil olacak, o nedenle beklentilerini dikkate almak şart.

Kadınlar neden iş hayatında hep daha fazla çalışmak, daha fazla emek göstermek, daha fazla sabretmek zorunda kalıyor? Neden kadınlar sürekli savaşmalı? Kadınlar tek başına bunu başarabilir mi?

Kadınların iş hayatında daha fazla çalışmak, daha fazla emek göstermek veya daha fazla sabretmek zorunda hissetmeleri birçok farklı faktörden kaynaklanıyor. Örneğin: Toplumsal ve kültürel normlar…   Birçok toplumda, kadınlara aile içindeki bakım ve ev işleri gibi ek sorumluluklar atanmış durumda. Cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık başka bir etken. Kadınlar, iş hayatında cinsiyet temelli ayrımcılıkla karşılaşabiliyorlar. Bu ayrımcılık, terfi şanslarının kısıtlanması, ücret eşitsizliği veya liderlik pozisyonlarına yükselme konusunda engellerle karşılaşma gibi şekillerde ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, kadınlar bu eşitsizliklere karşı savaşmak zorunda kalıyorlar. Çoğu zaman, kadınlar daha yüksek pozisyonlara yükselmek için daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar. İtibarlarını kazanmak, erkek egemen iş ortamında kabul görmek ve liderlik rollerine yükselmek için daha fazla çaba göstermek zorunda kalıyorlar. Kadınlar tek başına bu zorluklarla başa çıkabilirler ancak desteğe ve eşitlikçi bir iş ortamına ihtiyaç var. Kadınlar, kendi hakları için savaşmak ve değişim talep etmek için bir araya gelmeli ve cinsiyet eşitliğine yönelik çabaları desteklemeli. Ancak erkeklerin de cinsiyet eşitliği mücadelesine katılmaları ve kadınlara destek vermeleri gerekiyor. Toplumsal değişimin sağlanması için kolektif bir çaba gerekiyor.

Ülkemizde nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadınlar ise TÜİK verilerine göre 2021 yılında istihdamdan yalnızca yüzde 28 oranında pay almışlar. Kadın istihdam oranı 2021 yılında yüzde 28 ile 2004 yılının yüzde 20,8 oranına göre artış göstermiş. Buradan ise her 10 kadından yaklaşık 3’ünün çalışma hayatında olduğunu anlıyoruz.

Yönetici rollerinde kadınların yerine baktığımızda ise TÜİK verilerine göre Türkiye’de şirketlerde üst düzey ve orta kademe yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2021 yılında yüzde 20,7 oldu. Bu konuda çok daha hızlı bir ilerlemeye ihtiyaç olduğu açık.

Tüm bu eşitsizliklere rağmen geleceğe dair iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. Pew Araştırma Merkezi’nin 2020 yılında aralarında Türkiye’nin de olduğu 34 ülkede gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 75’i, ülkelerindeki kadınların eninde sonunda erkeklerle aynı haklara sahip olacağını düşünüyor.

İkiz kızlarınız var. Onları da geleceğe hazırlıyorsunuz. Sizce toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında gençleri neler bekliyor ve onlara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

 

Sorunun iki bacağını birleştirip hem anne olarak izlediğim yol hem de tavsiyeleri aynı anda aktarmak istiyorum. 

Z Kuşağı olan kızlarımı toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında geleceğe hazırlamak için ilk olarak bilinçlendirme ve eğitime önem veriyorum. Onlara cinsiyet rollerinin esnek olduğunu ve kadınların her alanda başarılı olabileceğini anlatıyorum. Eşitlikçi değerleri teşvik ediyor ve çeşitlilik konusunda farkındalık yaratmaya çaba gösteriyorum. İyi rol modeller, ilham alacakları kişileri tanıştırmaya özen gösteriyorum. Örnek olarak, başarılı kadın liderlerin hikâyelerini ve başarılarını dinlemeleri müthiş bir deneyim. Bu, aynı zamanda onların kendi potansiyellerine inanmalarını sağlayacaktır diye düşünüyorum. Kendine güvenmeleri çok önemli. Hatta kızlarımızın başarılarına ve hedeflerine ulaşmalarında en önemli faktör. Onları destekliyorum, başarılarını takdir ediyorum ve onlara güven duygusu aşılamaya gayret ediyorum. Olumlu bir benlik algısıyla yetişmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum. Kesinlikle eşitlikçi bir eğitim ve fırsatlar sunuyorum. Onların yeteneklerini geliştirmeleri için eğitim, spor, sanat ve diğer alanlarda destekleyici ortamlar yaratmaya gayret ediyorum. Onları bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi geleneksel olarak erkek egemen alanlara ilgi duymaları için cesaretlendiriyorum. 

Gençleri, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmaya teşvik etmek çok önemli. Onları cinsiyet eşitliğiyle ilgili konuları araştırmaya, sosyal medyada aktif olmaya ve kampanyalara katılmaya teşvik etmeliyiz. Aktivist olmalarını desteklemeli ve toplumsal değişime katkıda bulunmaları için cesaretlendirmeliyiz.

Evde de eşitlikçi bir ortam yaratmak şart. Ev işleri ve sorumluluklar konusunda adil bir paylaşım sağlamak gerekiyor. Kızlarıma erkeklerle eşit iş birliği yapmayı, paylaşımcı ve destekleyici ilişkiler kurmayı öğretmeye çalışıyorum.

Son olarak, risk almayı ve başarısızlıklardan ders çıkarmayı öğrenmelerine olanak tanımalıyız. Başarısızlık korkusu yaşamamalı, hata yapmaktan korkmamalılar.  Ben hiç hata yapmayan birinin, hiçbir iş yapmadığını düşünmüşümdür her zaman.  Bu algıyı içselleştirmelerine destek olmalıyız gençlerin yola cesaretle devam edebilmeleri için. 

Röportaj: Deniz Dallı

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER