Dünyayı çift kanatlı çocuklar güzelleştirecek

Asude Hanım, sohbetimize hoş geldiniz. Sizin gibi genç ve geleceği oluşturan girişimcileri ağırlamak Dişi Business adına memnuniyet verici. Sohbetimize sizi tanıyarak başlayalım. Asude Altıntaş kimdir?

Mark Twain’in bir sözü var: “İnsan hayatında iki önemli gün vardır; doğduğu gün ve niye doğduğunu anladığı gün.” İlk doğumum Bursa’da oldu. Bursalı bir ailenin ortanca çocuğuyum. Liseyi Bursa’da, üniversiteyi Ankara’da ODTÜ’de okudum. 

Mark Twain’in deyimiyle ikinci doğumum ise YGA (Young Guru Academy) ile oldu. 

2009’da üniversite ikinci sınıf öğrencisiyken YGA Zirvesi’ne katıldım ve çok etkilendim. İnsanlığa fayda amacıyla teknolojinin birleştiğine; insanlığın sorunları için teknolojiyle köklü çözümler üretildiğine ilk defa orada şahit oldum. Ben de bir YGA gönüllüsü olmak istedim ve YGA’ya seçildim. 

Şimdi de YGA’daki diğer gönüllü arkadaşlarımızla birlikte kurduğumuz Twin Science’ta çocuklara bilimi sevdirmek için çalışıyorum. 

Girişim ve hayat yolculuğunda vardığınız yer için güçlü olmak gerekiyor. Güçlü olmayı kimden öğrendiniz? 

Önce annem ve babamda gördüm. Girişimci bir ailenin içinde büyüdüm ama bir gün benim de girişimci olacağımı hiç düşünmemiştim. Babam ve annem kendi işlerini kurdular. Babam tanıdığım en cesur kişi; zorluklarda asla pes etmeyen biriydi. Babamın hayatındaki tüm zorlukların üstesinden nasıl geldiğini gözlemleyerek büyüdüm. Babam 2009’da vefat etti, annem 64 yaşında ve hâlâ kendi işinde çalışıyor. Onun da babamın vefatından sonra nasıl güçlü durduğuna ve üç çocuğuna rol model olduğuna birebir şahitlik ettim.

Onlardaki ve hepimizdeki gücün kaynağını ise YGA’daki mentorumdan öğrendim. Bir gün bana “Özgüvenli insan dışarıdan etkilenmez, içindeki özgüvenle dışarıyı etkiler” diyerek asıl gücün ve cesaretin nerede olduğunu gösterdi. O güç aslında içimizde. Samimi bir niyet ve insanlığa fayda amacı için çalışmaya başladığımızda, o güç bizi ayakta tutuyor ve hep daha ileriye götürüyor.

Sosyal sorumluluk projeleriyle yakından ilgilisiniz. Nedenini bizimle paylaşır mısınız?

Babam vefat ettiğinde hayatla ilgili sorgulamalarım başladı. Kurumsal şirketlerde yaptığım stajlarda anlam bulamadım. Anlam bulduğum sosyal sorumluluk projeleri de yeterince verimli gelmiyordu, köklü çözümler üretebildiğimi düşünmüyordum. Bu sorgulamalar eşliğinde üniversitede 2 ay Hindistan’da sosyal sorumluluk projelerinde çalıştım. O dönemde tam olarak ne istediğimi keşfetmeye çalışıyordum. YGA bu anlamda benim için bir ilaç oldu. YGA’lıların teknolojiyi kullanarak dünyanın sorunlarına köklü çözümler üretmek için heyecanla çalıştığını gördüm. Aradığım şey tam da buydu. 

Kurucu ortağı olduğunuz Twin de aslında bu sosyal sorumluluk kimliğinizin bir sonucu. Twin’in kuruluş hikâyesini anlatır mısınız? Anadolu’yu dolaştığınızda nelerle karşılaştınız?

Twin’in hikâyesi YGA’da başlıyor. Bizler YGA gönüllüsüyken “En dezavantajlı çocuklara en son teknolojiyi ulaştırmak” amacıyla Prof. Aziz Sancar, Prof. Mehmet Toner, Prof. Doğan Cüceloğlu, Sevinç Atabay gibi değerli akademisyenlerin danışmanlığında; Sani Şener, Hüsnü Özyeğin, Ali Koç, Ahmet Bozer gibi iş insanlarının desteğiyle YGA’nın ‘Çocuklara Bilimi Sevdirme’ projesini başlattık.

Bunu sadece bir sosyal sorumluluk projesi olarak değil, ekonomik ve kalkınma modeli olarak düşünüyorduk. Çünkü ancak bilgi, beceri ve yetenek kazanan çocuklar kendi teknolojilerini üretebilirler ve özgüvenli bireyler olarak tüm dünya ile rekabet edebilirler.

Danışma kurulu üyemiz Prof. Aziz Sancar, “Bilim genetik işi değil, gelenek işi. Siz bilim kültürünü yayın” demişti. Yunus Emre, “İlim ilim etmektir, ilim kendin bilmektir” diyor.

Biz de kendini bilen, kendi teknolojisini üretebilen nesiller yetiştirmek ve bunu bir kültür haline getirmek için çalışmaya başladık. 

YGA’daki gönüllülerle birlikte kendi bilim setimizi üreterek, her hafta sonu Anadolu’nun farklı bir iline giderek ortaokul öğrencileriyle bilim seansları yaptık. 45 ilde 145 ilkokulda 20 binin üzerinde çocukla; onlara soru sormayı, merak etmeyi, kendi elleriyle en son teknolojiyi üretmeyi öğretmek için çalıştık.

Kendi tasarımımız olan ve Türkiye’de ürettiğimiz bu setler kısa zamanda çok ilgi gördü.

Bilimi daha çok çocuğa nasıl ulaştırabiliriz diye düşündük ve bir televizyon programı yapmaya karar verdik. CNNTürk’te 14 bölümden oluşan Bilin Deneyin isimli programı hazırladık ve sunduk. Bu programdan sonra öğretmenlerden yoğun talep gördük. Ne mutlu ki vizyoner öğretmenlerimiz bilim setlerini okullarına istiyorlardı.

YGA ve Milli Eğitim Bakanlığı’yla protokol imzaladık ve ‘Bilim Seferberliği’ni başlattık. Bu kapsamda her yıl 500 dezavantajlı okula 2 bin 500 set gönderiyoruz. Öğretmenlerimiz online platformda Twin bilim seti eğitimleri alıyorlar ve derslerinde bu setleri kullanıyorlar. Yılda 2 kez bilim yarışması düzenleyerek, öğrencileri yenilikçi teknolojileri tasarlamaya ve üretmeye teşvik ediyoruz.

Bugüne kadar YGA’nın Bilim Seferberliği projesiyle toplamda 1.500 dezavantajlı okula, 500 bin çocuğa ulaştık. 

Bir süre sonra özel okullar ve ailelerden de talep almaya başladık. Bir sosyal sorumluluk olarak başlayan projemiz, sürdürülebilir bir iş fikrine dönüştü ve 2017 yılının sonunda Twin’i bir eğitim teknolojileri girişimi olarak kurduk. İngiltere ofisimizi açtık. Bugüne kadar da 3 milyon sterlin tohum yatırım aldık. 

Twin’in çocuklar için hazırladığı ürün ve uygulamalar neler? 

Twin’de fiziksel olarak altı STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) seti ve mobil uygulaması bulunuyor. İçeriklerimizi Imperial College London, UCL gibi köklü eğitim kurumlarıyla birlikte ve Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda geliştiriyoruz. Çocuklar böylece hem robotik, kodlama, yapay zekâ gibi geleceğin becerilerini ediniyor hem de bu becerileri iklim değişikliği gibi dünyanın problemlerini çözmek için kullanıyor.  

Twin başarısını neye borçlu? Ekibinizi nasıl oluşturuyorsunuz? Yeni katılanları nasıl seçiyorsunuz?

Biz YGA’dayken ‘çift kanat’ kavramıyla tanıştık. Çift kanatlı olmanın hem vicdanlı hem donanımlı olmak olduğunu öğrendik. Kendimiz çift kanatlı bireyler olmak için, öğrenmeye ve insanlığa fayda için projeler geliştirmeye başladık. Aynı zamanda çift kanatlı çocuklar yetiştirmek için çalışmaya başladık. Takıma seçeceğimiz herkesin de bu yönde kendini geliştirme isteğine ve heyecanına bakıyoruz. Çift kanatlı insanların dünyanın sorunlarına köklü çözümler üreteceğine ve dünyayı güzelleştireceğine inanıyoruz.

Twin başarısını, bu kültüre ve bu kültürü destekleyen hayal ortaklarına borçlu. Hayal ortaklarımız sayesinde Twin bir proje olarak başladı, büyüdü, iş fikrine dönüştü, dünyaya açıldı ve etkisini tüm dünyaya yaymaya devam ediyor. 

Pandeminin sizin ilgi görmenize ve büyümenize nasıl etkisi oldu?

Twin’de hem fiziksel hem dijital ürünler üreterek hibrit bir eğitim modeli oluşturduk. Pandemide de dünya, eğitimin tamamen dijital ya da tamamen fiziksel olmayacağını, öğrenme için hibrit bir çözümün gerektiğini gördü. Doğru zamanda doğru ürünleri sunduğumuz için pandeminin ilk döneminde organik olarak 50 binin üzerinde indirme rakamları gördük ve perakende satışlarımız ilk 4 ayda 5 kat arttı.

Şirketin merkezini neden Londra’ya taşıdınız? Hedefleriniz arasında hangi ülkeler var?

İngiltere K12 eğitimi için önemli bir odak noktası. Aynı zamanda dünyanın en iyi eğitim araştırmaları ve konferansları İngiltere’de yapılıyor. Biz de İngiltere’de düzenlenen fuar ve konferanslara sık sık gidip geliyor, Twin’i tanıtıyorduk. Birleşik Krallığın Dış Ticaret Bakanlığı’nın (DIT) desteğini de yanımıza alarak Londra’da ilk yurtdışı ofisimizi açtık ve İngiltere’de büyümeye başladık. 2020 yılında İngiltere bazlı kitlesel hisse fonlaması Seedrs platformunda yatırım turuna çıktık ve 25 ülkeden 400 yatırımcı Twin’e yatırım yaptı. Sırada ise Amerika Birleşik Devletleri’nde büyüme planlarımız var. Bunun için de şu anda bir yatırım turundayız. Alacağımız yatırımla bu açılımın altyapısını kuracağız.

2025 hedefiniz var. Bu hedefi bizimle paylaşır mısınız? Kaç çocuğa ulaşmayı amaçlıyorsunuz?

Twin’i kurarken bir makale okumuştuk. O makalede “2030’da dünyanın en büyük online şirketi bir eğitim şirketi olacak ve bu şu an var olmayan bir şirket” diyordu. Biz o eğitim platformu olmak için yola çıktık. İlk günden itibaren Twin’in vizyonuna ve ürünlerine tüm çocukların ihtiyacı olduğunu düşünüyorduk, özellikle dünyanın bugünkü durumuna ve eğitim sistemine baktığımızda bu ihtiyacı çok net görüyoruz. K12 seviyesinde 1.5 milyar öğrenci var. 2025 yılı hedefimiz, bu kümenin yüzde 10’una ulaşarak 150 milyon çocuğa dokunmak.

Global şirketlerle nasıl mücadele ediyorsunuz? Rekabette avantajlarınız ve dezavantajlarınız nelerdir? Global satışlarınızın oranı şu anda nedir?

Bu yıl itibarıyla global satışlarımızın oranı yüzde 70’e ulaştı. Twin’i diğer global eğitim şirketlerinden farklılaştıran en önemli iki konu, hibrit ürünleri ve özgün eğitim içeriği. 

Çocukların birlikte eğlenerek öğrenmelerini sağlayan dijital platform ve elleri ile prototip üretmelerini destekleyen fiziksel ürünlerimiz ilk farklılaşma noktamız. 

İçeriklerimizi de UCL ve Imperial College gibi prestijli üniversitelerin danışmanlığında ve Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Gelişim Hedefleri doğrultusunda hazırlıyoruz. Müfredatımızda bilimsel bilgi ile insani değerleri birleştiriyoruz. Böylece çocuklar sadece bilgi ve beceri edinmiyor; aynı zamanda empati, birlikte başarı, vicdani zeka gibi değerlere sahip olarak dünyanın sorunlarını çözmeyi öğreniyorlar.

Eğitim problemini sadece setler ve uygulamalarla çözmek mümkün mü? 

Setler ve uygulama sadece birer araç. İyi bir eğitimin bileşenlerini İngilizce 3P ile ifade ediyoruz: Purpose-driven (etki ve amaç odaklı), project-based (proje bazlı), personalized (kişiselleştirilmiş). Verdiğiniz bilgilerin gerçek hayatla bağını kurduğunuzda ve bir amaç gösterdiğinizde çocukların ilgisini çekebiliyorsunuz ve öğrenme isteklerini artırabiliyorsunuz. Teorik bilgiler yerine kendi elleriyle proje üretmelerini sağladığınızda, öğrendiklerini içselleştirebiliyorlar. Ve her çocuğun öğrenme şekli farklı olduğu için teknolojiyi kullanarak farklı öğrenme şekillerine göre çocuğa özel bir deneyim sunabiliyorsunuz.

Böyle bir eğitimi sağlayabilmek sadece tek bir kurumun, ürünün çözebileceği bir konu değil. Bu sorunun çözümü için şirketler, üniversiteler, girişimler, eğitim bakanlıklarının işbirliği yapmaları gerekiyor. Ve biz bu işbirliği yapıldığında nasıl güzel sonuç doğurabildiğini Bilim Seferberliği projesinde birebir gördük. Bugün YGA ve partnerimiz olan şirketler, sivil toplum kuruluşları, bakanlıklar ile ‘World Science Movement’ ismi altında tüm dünyadaki binlerce dezavantajlı çocuğa en son teknolojiyi ulaştırıyoruz.

Teknolojiye olan ilgide kızlar ve erkek çocuklar arasında nasıl bir fark var? Kız çocuklarını cesaretlendirmek için neler yapılabilir?

Kadınlar STEM alanlarındaki iş gücünün sadece yüzde 28’ini oluşturuyor. Bu oranın artması için Stanford’lı profesör Raj Chetty’nin yaptığı araştırma güzel bir ışık tutuyor. Bu araştırmaya göre erken yaşta bir rol modele tanıklık etmenin, o rol modelin yolundan gitme oranını 10 kat artırdığını söylüyor. Yine bu araştırmada cinsiyetin de bu orana etki ettiğini söylüyor. Yani kadınların erken yaşta kadın bir rol modele tanıklık etmesi onları bu alanlara daha da özendiriyor. Bu kapsamda, STEM alanında çalışan kadınların sahada olup, kız çocuklarına ilham vermesi ve rol model olması büyük önem taşıyor.

Eğitimde eski dünya düzeniyle yeni dünya düzeni arasındaki farkları anlatır mısınız?

Eğitim teknolojileri pazarının 2025’te 410 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Yapılan yatırımlar her yıl iki kat artıyor. COVID ile hem içeriğin hem de eğitim araçlarının değişmesi gerektiğine tüm dünya ile tanıklık ettik. Bu açıdan önümüzdeki 5-10 yılın inovasyona çok açık ve çok heyecanlı bir dönem olduğunu düşünüyoruz. Biz de Twin’de geleceğin eğitim modelini tasarlıyoruz. VR’la dünyanın dört bir yanındaki çocukların tüm bilgiye erişebildiği, birlikte eğlenerek öğrendiği ve insanlığın faydası için birlikte proje ürettiği çift kanatlı bir dünya inşa etmek için çalışıyoruz.

Ortaya koyduğunuz başarılar, yaptığınız hatalardan da izler taşıyor. Start-up girişimcilerine, yaptığınız bazı hataları da paylaşarak, hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Çok fazla hata yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Bir girişim inşa ederken her gün onlarca problemle karşılaşıyorsunuz. Bazılarını çözebiliyorsunuz, bazılarını çözerken hata yapabiliyorsunuz. Twin’de vaktimizin büyük kısmını yaptığımız hatanın kök nedenine inmeye ve bu süreçten ne öğrendiğimize ayırıyoruz ki en kıymetli kısım burası. 

YGA Zirvesi’ne ilk katıldığımda YGA’nın kurucusu Sinan Yaman’dan “Hayat bir kitapla, seminerle değişmez, doğru insanların hayatınıza girmesiyle değişir” sözünü duymuş ve çok etkilenmiştim. Şimdi de en büyük şansımızın bize kendi hatalarıyla ve öğrendikleriyle ışık tutan mentorlarımız olduğunu görüyorum. Doğru mentorlar sizi büyük hatalar yapmaktan koruyor. Size zaman ve enerji kazandırıyor. Onları bulmanızı ve can kulağıyla dinlemenizi öneririm.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER