Dümdüz bir kâğıdı görsel şölene dönüştürüyor

Katı’ sanatı, diğer çağdaşları ve yol arkadaşları tezhip, hat ve minyatürle aynı kadere sahip.  Klasik Türk sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan katı’ sanatı, 15 ve 18’inci yüzyıllar arasında zirve dönemlerini yaşadıktan sonra unutulmaya yüz yuttu. Ama bu sanat dalının üzerine de yeniden güneş doğuyor. Özellikle geçmiş dönemde yaptıkları eserlerin altına imza atamayan kadınlar şimdi en büyük meraklıları, emektarları. Onlardan biri de Safiye Morçay. Katı’ sanatıyla dümdüz bir kâğıdı görsel bir şölene dönüştürdüğünü vurgulayan Morçay, katı’ sanatını anlattı. 

Safiye Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Sizinle, kadim sanatlarımızdan biri olan ancak unutulmaya yüz tutmuş ya da günümüz karmaşasında az bilinen kâtı’ sanatını konuşacağız. Öncesinde sizi tanımak isteriz, Safiye Morçay kimdir?

Hoş bulduk, ben teşekkür ederim. İstanbul 1961 doğumluyum. İşletme eğitimi aldım, daha sonra ilerleyen yıllarda ise geleneksel sanatlarda yol aldıktan sonra bu alanda yüksek lisansımı tamamladım. 25 yıldır ağırlıklı olarak katı’ olmak üzere aynı zamanda tezhip sanatıyla meşgulüm. Evet, az bilinen bir sanat olduğu doğru ancak son yıllardaki gelişimine bizzat şahit olmak benim için çok sevindirici.

Çocukluk ya da ilk gençlik yıllarınızda sanata meraklı biri miydiniz? Bu konuda yetenekli miydiniz?

Çocukluk ve gençlik yıllarımda bir sanatla uğraşmadım ama hep görselliğe ve çeşitli el işlerine meraklı, incelemeyi çok seven, detaylarla uğraşmaktan zevk alan bir tarafım vardı. Ancak bir sanat dalında eğitim almayı veya meslek edinmeyi düşünmemiştim.

Kâtı’ sanatıyla nasıl tanıştınız, nasıl karşılaştınız? Sizi çeken tarafı neydi?

Başlangıçta tezhip sanatı öğrenerek geleneksel sanatlara adım atmış oldum. Tezhip hocam Hülya Erdem’den bu sanatın adını duydum, onun yönlendirmeleriyle birlikte başlamış oldum. Daha önce hiç bir katı’ çalışması görmemiştim. O günün şartlarını da düşünürsek, o derece az bilinen bir sanattı yani. İlk örneklerini görmem, az sayıdaki kaynaklara ulaşmam ise daha sonradır. Kâğıda dilediğiniz şekli verip, onu tüm detaylarıyla üç boyutlu bir hale getiriyorsunuz. Dümdüz bir kâğıt son derece incelikli bir görsel şölene dönüşüyor. Sanırım beni en çok etkileyen yönü bu.

Kâtı’ sanatını anlatmak gerekirse neler söylersiniz, nasıl tarif edersiniz? 

Katı’ sanatı, Türk kitap sanatlarının bir dalıdır. Orta Asya’da doğmuş ve gelişerek Türk sanatında varlığını devam ettirmiştir. Katı’ kelimesi adını Arapça’da kesmek anlamına gelen ‘kat’ kelimesinden almıştır. Temel malzemesi kâğıt ve deridir. Tarif etmek gerekirse kâğıt veya deriden oyulan motif, yazı veya desen kesilip çıkartılarak ve bir başka zemine yapıştırılarak elde edilen incelikli bir sanat dalıdır. 

Genellikle aharlı, mühreli, beyaz veya renklendirilmiş kâğıtlar ile ebru kağıtları kullanılır. Deriden yapılan oymalar ise genellikle el yazmalarının ciltlerini süslemek amacıyla kullanılmıştır. Çok çeşitli uygulama alanları vardır. El yazmalarının içinde, ciltlerde, levhalarda ve çeşitli objeler üzerine katı’ süslemeler yapılabilmektedir. 

Bu sanatın tarihçesini anlatır mısınız? İlk örnekleriyle ne zaman karşılaşıyoruz? İslamiyet’ten önce de Türkler bu sanatı icra ediyor muydu? 

Bu dalın en erken örnekleri Orta Asya’ya dayanıyor. Kâğıdın icadıyla ve yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bu sanatın ortaya çıktığını görüyoruz. Günümüze ulaşan ilk örnekler 5’inci ve 10’uncu yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Bu ilk kâğıt oymalar üst üste yapıştırılan renkli kâğıtlardan oluşan süslemelerdi. Tarih boyunca kültür ve sanatın gelişmesiyle birlikte aralıksız gelişerek yaygınlaşmış ve nadir bir sanat haline gelmiştir. İslam dünyasında 14’üncü ve 15’inci yüzyıllardan itibaren Heratlı sanatkârların eserlerinde katı’ sanatı örneklerine rastlıyoruz. Deri ve kâğıt oymacılığı İslam dünyasına kitap sanatları vasıtasıyla girmiştir. Timurlular ve Akkoyunlular döneminde gelişerek, 16’ncı yüzyılın başlarından itibaren Safeviler ve Osmanlılar tarafından da yaygın olarak uygulanmıştır.

Deri ile yapılan oyma cilt örneklerine ise 7’nci yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır. Zamanla cilt sanatının gelişmesiyle birlikte basit deri oyma cilt örnekleri yerini sanat değeri yüksek eserlere bırakmıştır. Osmanlı dönemi boyunca katı’ sanatı farklı kültürlerin etkileşimiyle gelişerek geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Günümüzde de kâğıt oymacılığı birçok ülkede farklı uygulamalarla varlığını devam ettiriyor.

Katı’ sanatının ana aletleri neler? Günümüzde deri oyularak yapılan örnekleri de var mı? Bu sanat hangi alanlarda kullanılıyor?

Kesim için kretuar ve ucu kıvrık küçük makas kullanıyoruz. Üzerinde rahatça çalışmamızı sağlayan mat adı verilen bir zemin üzerinde kesiyoruz. Diğer aletlerimiz ise maşa (cımbız) ve kâğıt mühresi. Kâğıt hassas bir malzeme olduğu için elimizde nemlenmemesi ve deforme olmaması için küçük pul maşasından yararlanıyoruz. Mühre ise kâğıdı kestikten sonra oymanın kenarlarını düzeltmek amacıyla kullanılıyor. Temel malzemelerimiz bunlar.

Günümüzde deri oyma cilt sanatında uygulanıyor.  Deri cildin dış ve iç kabında katı’ süslemeler yapılıyor. Klasik eserlerin yanı sıra çağdaş yorumlarla levha ve cilt çalışmalarının başarılı örnekleri de mevcut. 

Hangi dönemde bu sanat zirveye çıkmıştır ve en iyi örneklerini vermiştir? Önde gelen temsilcileri kimlerdir?

Osmanlı döneminde 15’nci yüzyıldan itibaren özellikle 16’ncı yüzyıldan 18’inci yüzyılın sonuna kadar devam eden süreçte, bu alanda Türk sanatının en önemli eserleri arasında sayılabilecek mükemmel eserler meydana getirilmiştir. Katı’ sanatıyla oluşturulan kitaplar hazırlanmış, bazı el yazmaları tamamen kâğıt oyma tekniğiyle yazılmıştır. Hat, tezhip, minyatür gibi çeşitli kitap sanatlarının bir arada uygulandığı albümlerde zengin kâğıt oymalar yer alır. Cilt sanatında da oyma ciltler önemli bir yer tutar. Levha çalışmalarında ise yine oyma hatlar, hat kenarında yer alan kâğıt süslemeler ve resim tarzında eserler yapılmıştır. 

Osmanlılarda bu alanda önemli ustalar yetişmiştir. Katı’ sanatçılarımız arasında Efşancı Mehmet, Muhammed bin Gazanfer, Ali Çelebi, Bursalı Fahri, Nakşi, Halazade Mehmet ve Gazneli Mahmut’u  bu sanatın önde gelen temsilcileri arasında sayabiliriz.

Adı geçen sanatçılarımız dışında imzasız ancak nadir ve çok incelikli eserler de olduğunu belirtmek isterim. Bu eserlerin sanatçılarını maalesef bilemiyoruz. Bunlar arasında en ilgi çekici olanlarına Topkapı Sarayı’nda bulunan ahşap ve karton zemin üzerine kâğıt oyma çalışmalar yer alan yazı çekmeleri ve kutuları, ayrıca fildişi zemin üzerine kâğıt oyma ile süslenmiş bir mimar arşınını örnek olarak gösterebiliriz.

Katı’ sanatının önemli temsilcileri arasında kadınlar var mı ya da kadınların bu sanata ilgisi olmuş mudur?

Kayıtlarda kadın sanatçıya rastlanmıyor, ancak imzasız birçok eser bulunduğu için kesin olarak bilemiyoruz. Muhtemelen olabilir. Günümüzde ise ağırlıklı olarak kadınlar ilgi gösteriyorlar.

Kâtı’ sanatının faydalandığı sanat dalları var mı? 

Birçok sanat dallarından yararlanılmaktadır. Tezhip sanatıyla, hat sanatıyla, minyatür ve ebruyla iç içe bir sanat dalıdır diyebilirim. Tezhip, hat ve minyatür sanatlarının kompozisyonları katı’da uygulanabilmektedir. Klasik Türk sanatlarının tüm motifleri bu iş için çok uygundur. Bunlar karma teknikle veya başlı başına çalışılabilir. Örnek vermek gerekirse bir hattın kenarına katı’ süsleme yapabildiğiniz gibi, ayrıca bir hat kalıbını kullanarak tamamı kâğıt oyma bir eser meydana getirebilirsiniz. Minyatür sanatı da aynı şekilde, karma teknikle yani iki teknik bir arada veya başlı başına bir minyatür kompozisyonu tümü katı’ olarak uygulanabilir. Her türlü motife uygulama yapılabildiği için böyle geniş bir uygulama alanına sahibiz.

Ebru sanatına gelince, ebru kâğıtları bizim için çok önemli bir temel malzeme. Ebru kâğıdının üzerindeki renk detayları katı’ sanatının detayları ile çok güzel uyum sağlıyor.

Günümüzde çok az bilinen bir sanat. Yeniden canlanması için neler yapılıyor?

Geleneksel sanatlar eğitimi veren özel ve yerel kurumlarda katı’ dalında da eğitim veren yerler var ve bu kurumların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu bizim için sevindirici bir gelişme. Geleneksel Sanatlar Liseleri’nde gençlerimiz artık küçük yaştan itibaren eğitim alma şansına sahipler. Bu okullarda katı’ dahil bütün sanat dallarıyla tanışarak sağlam bir temel oluşturabiliyorlar.

Geleneksel Türk sanatları yarışmaları da öğrencilerimiz için güçlü bir motivasyon kaynağı. Yeni yetişen öğrencilerimiz vasıtasıyla ve onların akademik alandaki çalışmalarıyla akademik ortamda da ileriye dönük kalıcı temeller oluşturuyoruz. 

Kâtı’ sanatını icra etmesi için bir insanın hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Geleneksel sanatlar sevgi, sabır ve disiplin gerektiren dallar. Ve yoğun bir emek söz konusu. Başlangıç seviyesinden ustalığa giden uzun bir yol. O yüzden sabır, azim ve istikrar bizler için çok önemli kavramlar. Ya bu özelliklere sahipsinizdir ya da bunları öğrenmeye talip olur, yolda öğrenirsiniz. Bir diğer önemli kavram bence saygı. Çünkü yüzyıllardan beri süregelen bir kültürü devralıyorsunuz. O yüzden kültürümüze, sanatımıza, manevi değerlerimize, ustalara saygılı olma hali içinde olmalıyız.

Bu sanata meraklı olanlara tavsiyeniz ne olur? 

Günümüzde çok güzel eğitim imkânları var, bunlardan yararlanmalarını, sanatımıza ve kültürümüze sahip çıkmalarını dilerim. Farklı sanat dallarıyla beslenmeye çok müsait bir dal olduğu için aynı zamanda diğer sanatlarla meşgul olan arkadaşlarıma da katı’ sanatını öneririm. En önemlisi de bunu kısa süreli bir uğraş olarak değil de uzun soluklu, hayatlarının bir parçası olarak düşünmelerini tavsiye ederim.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER