Dönüşümcü liderler kadınlar arasından çıkıyor

Yine birbirinden farklı şapkaları olan bir ‘Gastronomi Kadını’ ile beraberim. Ebru Köktürk Koralı ile tanışıklığım 15 yıl öncesine dayanıyor. O zaman Reklam Ajansı Marka Sokak, kurucu ortak olduğum Kırkpınar Lokantaları’nın reklam ajansı idi ve Ebru beni yeni afişlere bakmak için ofise çağırdığında, Çubuklu’da verdiği adrese gelince “Ama ama burası ikonik Çubuklu Hayal Kahvesi” diye gözlerimin parladığını çok iyi hatırlıyorum. Meğer onunla tanışıklığım gençlik yıllarımın en özel mekânında, kim olduğunu bilmeden başlamış… Ebru bize biraz anlatır mısın nasıl oldu yeme, içme sektörüne girişin?

Restoran, bar, cafe sahibi olmak bizim kariyer seçimi yaptığımız dönemde en çok tercih edilen işlerin başında geliyordu. Özgürlük ve sosyalleşme birlikte anılıyor, muhafazakâr yönetimler altında,  kemer sıkma politikalarıyla büyüyen gençler sokağı keşfediyor, müzik alternatif bir yaşamın simgesi haline geliyor, özgürleştiriyordu. 

Bugün gördüğümüz birçok yeme, içme, eğlence markasının temelleri de o günlerde atıldı. Popüler bir alandı. Ben de eğlence dünyasına ilgi duyuyor ve bu alanda çalışmak istiyordum. Beyoğlu’na aşıktım, daha çok sanat ve sinemanın içinde olmak istiyordum. Beyoğlu Hayal Kahvesi açılmıştı. Beraber bir iş yapma fikriyle bir araya geldik ve hemen Çubuklu’daki o büyülü mekân geldi, olur mu Hayal Kahvesi diye konuştuk ve başladık. Uzunca bir süre İstanbul için eşsiz bir mekân oldu. Herkesin uzak yakın demeden gittiği, konserler izlediği, farklı yemek deneyimleri yaşadığı bir mekân haline geldi. Maalesef ortaklık yapısal sorunları ve önünden geçen dolgu yol nedeniyle ben tamamen 2018’de çıktım. 20 yılı aşan bir süre Boğaziçi’ni, İstanbul’u yaşadık, yaşattık. 

Kariyerim boyunca hep bu iki farklı ama birbirini besleyen alanda çalıştım, hâlâ da aynı şekilde devam ediyorum. 

Evet, bir süre restoran işletmeciliğine ara verdin sonra gençliğimiz Ebru ile Çubuklu’da ‘Kahve’de geçti, orta yaşımız yine onunla Beykoz’da ‘Yalı’da geçecek diye şükrettiğim bu muhteşem yeri açtın. Yalı 77’den de bahseder misin?

Yalı 77 İstanbul’un mucize mekânlarından biri. Gelip geçerken görüyordum, hatta 2015’te kumsaldan çektiğim bir video var. İşletmeci hastalığı, bakıp görmek, aşık olmak,  burada bu olur demek, hayal kurmak… Yine bir sıra tesadüflerle bina arkadaşımın çıktı, onlar da kiraya vermek istiyorlardı, gel beraber yapalım dediler, Yalı 77 macerası başladı. 15 ay oldu. Eşsiz bir konumu var, Beykoz İncirköy’de bahçesi kumsala uzanan küçük kırmızı bir yalı. 400 yıllık kuzey çınarları, bizim ektiğimiz 100 üzerinde ağaç, manolyalar, yaseminler, leylaklarla yemyeşil bir bahçe. Dünün, Osmanlı’nın hasbahçesi, bugünün Sultaniye Parkı’nın deniz tarafında sonsuza kadar betona teslim olmadan kalmasını dilediğim, çocukluğumun Suadiye bahçelerine benzetmek istediğim bir İstanbul mucizesi. 

Son derece sade, kaliteli hizmet veren, çevreyle sürdürülebilir bağlar kuran, gösterişe prim vermeyen bir işletme anlayışıyla hizmet veriyoruz. 

Peki bütün bu işletmecilik, reklamcılık yanı sıra geçtiğimiz yıllarda benim gözlemlerime göre vaktinin önemli bir kısmını vakfettiğin TURYİD (Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği) daha da spesifik olarak belirtmek istersek gastro-ekonomi zirveleri var. Buradaki misyonunuz nedir?

TURYİD benim de kurucuları arasında olduğum Türkiye’nin en güçlü ve etkin STK’larından biri. Ben de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Başkanımız Kaya Demirer, son derece vizyoner ve yenilikçi bir anlayışla üç dönemdir başkanlık yapıyor. Yönetim kurulundaki tüm arkadaşlarımız aralarında mutlak bir rekabet olsa da masanın etrafında toplandıklarında sektörü nasıl daha iyiye götürürüz idealiyle çalışıyor. Sorun çözmek kadar, ileriye de taşımak en önemli misyonumuz. 

Gastronomi kavramını ve buna bağlı olarak turizmi konuşmaya başladığımızda çok farklı disiplinlerle etkileşim içinde olduğumuzu gördük. Gastronominin tarımdan başlayarak eğitime, kalkınma ve istihdama olan etkisini onlarca ölçülmeyen etkisini fark ettik. Bir şefin, bir restoranın kilometrelerce uzakta bir üretici ile kurduğu bağın yarattığı etki ya da bir restoranın bulunduğu beldeyi destinasyona dönüştürme gücünü anladık. 

Gastro-ekonomi bizler için böyle bağlantılarla kavramsallaştı. Sadece turizm değil, hepimiz için daha iyi olanı tarifledi gastro-ekonomi. Bu yüzden çok kıymetli. Ülkemizin gastronomi anlayışına yön veren, son 10 yıl içinde kamudan özel sektöre farkındalık yaratan, bugün gastronomiyi tüm yaratıcı ekonomiler arasında en yukarıya taşıyan görünenden fazla etkisi olan bir güç.  

Bu yıl 10 Mayıs 2023 tarihinde yapılıyor. Gastrodiplomasi, Sosyal Gastronomi, Dijitalleşme, Şarap Ekonomisi, Gastronomi Destinasyonları, Tarım ve Kadın konu başlıklarımızdan bazıları. 

Farklı şapkaları var diye başlattım röportajı, bu şapkalar içinde bana göre en kırmızısı hemen pandemi öncesi yaptığın belgesel: Gastronominin Kadınları – Kraliçe Arılar. Bu ilham veren mucize projeyi anlatır mısın?

Sanırım bu projeyi düşünmeye başlamamın üzerinden 7 yıl geçti. Sektördeki kadın çalışan sayısındaki azlık, fakat pozisyonlarında yarattıkları eşsiz değer bana hep çelişkili geldi. Buradan yola çıkarak 22 kadının dünyasına girdim, iki yıla yakın çekimler yaptık, bazılarıyla tekrar eden görüşmeler yaptım. Başladığım nokta ile bittiği nokta arasında ben değiştim, geliştim ve düşündüğümden çok fazlasını buldum. 

Özel gösterim yapmayı planladığım tarihlerde pandemi başladı, istediğim organizasyonu yapamadığım için birlikte seyredemedik. Uzun bir belgesel. 

Pandemi sürecinde onu bütünselliğinden çıkarıp kısa röportaj versiyonlarıyla dağıttım. Çünkü o dönemde rol model kadınların motivasyonuna herkesin ihtiyacı vardı ve uzun bir dokümanter seyretmeye kimsenin sabrı yoktu. Bu süreç acayip bir iş birliğinin de başlangıcı oldu. Üretici kadınlar pandemide daralan ekonomilerini genişletmek için sosyal medyayı mükemmel kullanmaya başladılar, kentli kadın ise daha iyi gıdaya ulaşmak istedi, marketten almak yerine yerinden tedarik etmeye yöneldi. Muazzam bir süreçti. Belgeselin planladığımın dışında buna olumlu bir katkı koyduğunu düşünüyorum. 

Pandemi sonrası ise benim belgeselimdeki kadınların hayatlarında değişiklikler oldu, koşulları tamamen değişti. İyi haber, eğitimde artan kadın öğrenci sayımız. Tabi iş hayatında diplomaların hakkını vermek gerekiyor. 

Şimdi devamını çekmek istiyorum ama zaman bulabilecek miyim bilmiyorum?  

Sormak için sabırsızlandığım ve çok da gururlandığım son soruya geldim. İstanbul Ticaret Odası Restoran, Yiyecek ve İçecek Komitesi seçimlerini kazandın ve 81 komite içinde tek kadın başkan oldun. Ekibinle ‘Değişim’ sloganıyla geldin. Sırf seçilmiş olman bile kadınların temsili açısından önemli bir değişim, başka neler değişecek?

Yüzyıllardır ticaret hayatında kadınlar var. Kadınlar yapısal özellikleriyle erkeklerden farklı düşünüyor, iyileştiriyor ve diğerlerini güçlendiriyor. Liderden bi tık öte, dönüşümcü liderler kadınlar arasından çıkıyor. Kadın yönetici kavramsallaştırıyor, sosyalleştiriyor, ahlaki değer seviyesini yükseltiyor, uzlaşmaya dayalı kapsayıcı ilişkiler kuruyor. Değişim ancak dönüşümcü liderlerle gerçekleşebilir. Kadınlar doğası gereği bu özellikleri taşıyor ve yansıtıyor. Gelecek kadınlar gibi düşünebilen erkekler ve kadınların ortaklığında şekillenmeli. İş dünyasında yapılan araştırmalar gösteriyor ki ‘Erkeksi’ yaklaşımlar artan bir memnuniyetsizliği beraberinde getiriyor. 

Kadınlar yüzyıllardır ticaretin içinde ama şirketlerinin temsilini, yönetim kurullarındaki pozisyonlarını farklı sebeplerle erkeklere bırakıyorlar. Cam tavanlar, gelenek, görenek, aile yapısı vs. elbet sebep ama kadınların yapabileceklerine olan inançlarında da eksiklik var. 

Ben ticaret yaşamının kadınlarla daha kapsamlı, daha güvenli olacağına inanıyorum. Girişimcilik ve sürdürülebilirlik açısından önem taşıyan hasletlerin iş hayatında belli bir noktada tutulmaması gerektiğini, her mecliste kadın erkek temsilinin eşit sayıda olmasını savunuyorum. İş dünyasında erkeklerin tanımladığı oyun alanlarına değil, dönüştüren kadın enerjisine ihtiyacımız var. 

17’nci Restoran Yiyecek, İçecek Komitesi’nde 11 kişilik komite beni başkan seçti, sağ olsunlar. Çok önemli buluyorum, arkamızdan başka komiteler de gelecektir ve hiç şüphesiz kadın meclis üyesi sayısı daha da artacaktır. Komite olarak sorunlara hızlı refleks vermek, çözüm bekleyen tüm konularda proaktif rol oynamak şüphesiz en önemli hedefimiz. Elbette ‘İstanbul’ için yeni projeler geliştirecek ve sektörümüzü en iyi noktaya taşıyacağız. Çok projemiz, çok hayalimiz ve büyük hedeflerimiz var. Uyum içinde çalışmak, kapsayıcı ve geliştirici rol almak istiyoruz.  

Sevgili Ebru, 2023’e girerken, bu büyülü mekânda, bahardan çalınmış bu güneşli aralık gününde yaptığımız  bu sohbet, sektörümüzdeki kadınların geleceği adına bana ümit veriyor, içimi sımsıcak yapıyor. Yapacak çok iş var, bunları yapacak çok güçlü kadınlar da var ve tabii ne mutlu ki bunu destekleyen erkekler de… Söylediğin gibi uyum içinde çalışmak, hedeflere ulaşmak için zaruri. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında heyecanla yeni projelerini bekliyoruz. Herkese mutlu, bereketli bir 2023 dilerim.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER