Çocuklara heykel eğitimiyle kişilik gelişiminin anahtarını öğretiyoruz

Marmara Üniversitesi Heykel Bölümü’nden mezun oldunuz. Heykeltıraşlık daha çok erkek egemen bir sanat mı? Tarihte başarılı kadın heykeltıraş örnekler verebilir misiniz? 

Heykeltıraşlık , yani yontu sanatı için her ne kadar daha çok erkek gücünün gerekli olduğu düşünülse de, evet, şu an dünya üzerinde birçok başarılı, geleceğin ritmini bugünde sanat diliyle ifade etmiş sanatçılarımız var. Gelecek sayılarda köşemde de bahsedeceğim. Bu alanda emekleri ve kendilerini gerçekleştirme hikâyeleriyle hayranlıkla, saygıyla bahsini sakınmadığım birkaç örnek vermek gerekirse, ilk aklıma gelen Camille Claudel, Gertrude Vanderbilt Whitney, Augusta Savage gibi isimler sayabilirim. 

Bu bölümü tercih etmem çok organik bir gelişimdi. Hacettepe Üniversitesi Bale Bölümü’nde okurken heykel gibi durabilmek, anı bir sonraki ritme ve harekete taşıyabilmek üzerine bize verilen telkinlerin ve öğretilerin ne demek olduğunu yıllar sonra Floransa’da anladım. Sonra Rusya’da bunun bir dil olduğunu, sonrasında da bu dilin tüm sanatın yapı taşı, sonsuzluğu olduğunu düşündüm. Ve evet, “Ben sanatçı olmak istiyorum, daha çok bu dili konuşmak, bu dille ifade etmek istiyorum” düşüncesiyle heykel eğitimine başlamak istedim. Daha sonralarda heykelin en önemli unsurunun görme sanatı olduğunu anladım. Belki de hayatımda verdiğim en güzel karardı. 

Heykeltıraş eğitimi aldınız ama şu anda aynı zamanda iç mimarlık, mekânsal tasarımlar yapıyorsunuz. Pandemi sürecinde insanlar eve kapandı ve evden çalışmaya başladı. Pandemi, iç mekân algısında nasıl bir değişim yarattı?

Pandemiyle farkındalık seviyelerimiz her anlamda değişmeye yüz tutmuş durumda, pandemi öncesi ve sonrası diye ayırıyoruz ama benim beklentim bir de farkındalık sandığımız eylemlerin sonrasında olacak. Birilerine ya da bir şeylere göre olan bir hayat tasarımındansa daha çok kendi benliğimizin uyumlarına olan ihtiyacı gördüğümüzü düşünüyorum. 

Temellerde hep kullanmaya çalıştığım geri dönüşüm sistemler ve sterilizasyon öncelikli malzemelerin sağlıksal açılımları algısı ve mabedimiz olan alanlarımızı nasıl kullandığımızın psikolojimizdeki etkilerine kadar uzanan kocaman bir yelpazeyi kapsarken, bir değişimi de görmekteyiz. Bu soruyu şöyle bir tüyo ile kapayabilirim. Eviniz beyninizin içidir. Ona nasıl önem verdiğiniz, düzeniniz, sisteminiz, renginiz, dokunuz sizi yansıtır. Evler, ofisler kişilerin sosyolojik durumlarının besin kaynağıdır. Sosyal gelişimin temelidir. Şimdi şöyle bir bakın ve size ait hissetmediklerinizi yeniden düşünün… 

Sumerian markasının kurucusu ve yöneticisisiniz. Bu marka başlığı altında ‘giyilebilir heykelcikler’ yapıyorsunuz. Bu yöntemle sanatınızı insanların yaşam alanlarına daha rahat taşıma fırsatı mı buldunuz?

‘Wearable sculpture’ (giyilebilir heykel) bambaşka diyemeyeceğim bir disiplin mesleklerim içerisinde. Sumerian 11 yıldır ünlü ünsüz dünya genelinde yaklaşık 7 bin 814 kişiye özel heykel patentli ürün tasarlamış bir markadır. Her biri kişisel tasarımlardır ve bir ikincisi üretilmemektedir. Zaten mücevher dememizim bir sebebi de heykel teknikleriyle oyularak yapılan eserlerdir. Eserlerin aynıları büyük boyutlarda çalışıldığında da heykel sanatının tüm hesap ve dilini kapsamaktadır. Giyilebilir mücevher gibi de düşünebiliriz. Giyilebilir heykel dememin en temel nedenlerinden biri de, sizin üzerinizde taşımak istediğiniz duygunun tamamlayıcısı olarak, bedeninize uyumlu olarak kişiye özel yapılmasıdır. 

Çocuklar da toplumun dezavantajlı grupları arasında. Toplumsal sürdürülebilirlik açısından onların da haklarını bilmeleri ve bunu elde etmeleri gerekiyor. Sizin çocuklarla ilgili bir sanat atölyeniz var. Erken yaşta sanatla tanışmanın çocuklara faydaları nelerdir?

Evet, üniversiteden mezun olduğum yıldan beri atölyemi hep aktif tuttum ve multidisipliner birçok konuğumun yanı sıra çocuk atölyelerini keşfetmemle ve psikolojiye olan ilgim, yetişme ve yetişkinlik döneminde insan psikolojisinin forma olan yaklaşımlarını incelediğim tezim bu konuda daha çok deneyime gerçekliğe beni çekti. Çocuklara yönelik mesleki keşifleri yaptığımız, onların iç dünyalarına yönelik birçok bilgiye ulaştığımız bir çalışma şekline döndü bu atölyeler. Ben sanat kısmını üstlenirken tabii ki pedagog ve psikologlarla da ortak işbirliğinde yürütüyoruz bu sistemi ve sistem çocukların önce kendilerini, yani yeteneklerini keşfetmelerine, bunların anlamlarını kendileri anlamlandırmaya başlıyorlar. Bu konuda aileyle destekli yürüttüğümüz tüm etkinlikler çocukların kültürel gelişimine katkı sağlarken ergenlikte çıkabilecek zorluklara ya da ergenlik çağındaki öğrencilerin ise gelecek yıllarına anlam arayışını öğrenmelerine ve kendilerini keşfetmelerine ışık tutuyor. 

Çocuklara neler öğretiyorsunuz? 

Çocuklarla öğrenme çalışması yapıyor olsak da bu aslında onlar için bir amaç değil araç. Çünkü atölyelerin amacı öğrenmeyi keşfetmek, görmeyi, duyumsamayı, okumayı keşfetmek, sanat dilinde dünya tarihinde bu dilin gelişimine bakarak tercihlerinde başka bağlamlarda düşünebilme yetilerini artırmak. Beyin de, el göz koordinasyonuyla dönüşen, değişen bir organ. Tıpkı spor yapan çocukların gelişimlerinde yardımcı olan birçok hormona ve kas sistemine vakıf oldukları gibi, beyin gelişiminde sanatın ve tabii ki kişilik gelişiminde de ciddi bir rolü olduğu uzun yıllardır birçok profesyonel alanda ispatlanmış bir gerçekliktir. Biz heykel, resim ve teknik çizim algısıyla kendi sistemimizle çocuklara bu gelişimlerin anahtarını öğretiyoruz.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER