Cinsiyet uçurumunun kıyısında itibar nasıl yönetilir?

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında stratejik iletişim danışmanlığı, son beş yılın gündeminde önemli bir yer teşkil ediyor. Daha doğru bir deyişle, biz danışmanlar konuyu gündeme taşıyacak hiçbir fırsatı kaçırmamaya çaba gösteriyoruz. Daha çeşitli, kapsayıcı ve eşit bir toplumun inşasında başlangıç noktamız da toplumsal cinsiyet eşitliği. Henüz kadın ve erkek arasındaki önyargıların üstesinden gelemeden çeşitlilikten söz etmemiz mümkün mü?

Peki çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık üst başlığında toplumsal cinsiyet eşitliği neden bu kadar önemli? Bu sorunun yanıtını vermeden önce, şirketlerin var oluş nedenini anımsayalım mı?

Varlık nedeninden başlarsak

Kâr amacı güden organizasyonların varlık nedeni çok net: Kâr elde etmek.

Şirketlerin kâr elde etmeden varlıklarını sürdürme şansları yok. Ve içinde bulunduğumuz rekabet koşulları, kârlı ve verimli bir operasyon yürütmenin ürün ve hizmet sunmanın çok daha ötesine geçmeyi gerektiriyor. Bir önceki yazımda Tony Langham’dan bir alıntı yapmıştım: “Harika bir şirket olarak görülmenin tek yolu harika bir şirket olmaktır. Güvenilir olmanın tek yolu güvenilir olmaktır.” 

Harika şirketler ürün ve hizmetin ötesine geçmeleri gerektiğini kuruldukları ilk andan beri biliyorlar, aksiyonlarını bu anlayışla planlıyor, yüzlerini daima geleceğe çeviriyorlar.

Ve stratejik plan çerçevesinde attıkları her adımda paydaşlarını haberdar ediyorlar. Değerlerinin üzerinde yükselen ‘harika yapı’, başta toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere eşitlikten güç alıyor, çeşitlilikle zenginleşiyor, kapsayıcılıkla etki alanını genişletiyor.

Fakat harika şirketler ne yazık ki henüz çoğunluğu oluşturmuyor. Hâlâ adaletsizlikle savaşan çalışanlar, kadının güçlendirilmesi gündeminin nesnesi durumunda kadınlar, içinde bulundukları iş dünyasının ‘eşit olanaklar sunduğunu’ zanneden erkekler var.

Oysa OECD, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın tüm otoriteleri, şirketleri başarıya, bu başarıları toplumsal gelişime ve nihayetinde sürdürülebilir kalkınmaya taşıyacak olan dinamonun EŞİTLİK olduğunda hemfikir.

Eşitliği mevcut durumda nasıl algılıyoruz?

BAREM’in global ortağı WIN International ile birlikte 39 ülkede gerçekleştirdiği ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ araştırması, ortaya iş yaşamında kadın erkek eşitliğine yönelik ilginç bulgular koydu:

  • Dünyada yüzde 60’lık kesim, iş yerlerinde cinsiyet eşitliğinin sağlandığına inanıyor, yüzde 34’ü ise buna ikna olmuş değil. 
  • Erkekler (yüzde 64), kadınlara (yüzde 55) göre eşitliğe ulaşıldığına daha yüksek oranda inanıyor. 
  • Eşitliğin sağlandığını düşünenlerin oranı yaş artıkça azalıyor. 18-24 yaş grubunda yüzde 63 iken, 65 yaş ve üzerinde yüzde 48’e düşüyor. 
  • Türkiye’de işyerinde kadın erkek eşitliği sağlandığını düşünenlerin oranı ise yüzde 54. Bu oranla Türkiye, 39 ülke arasında 30’uncu sırada. 

Bana göre eşitlik algısını ölçen bu araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, eşitliğin gerçekleştiğine inanan erkeklerin oranının yüzde 60, kadınların oranının ise yüzde 48 olması. Demek ki iş dünyasında erkekler, kadınların yaşamları boyunca hissettikleri eşitsizlikler için empati kuramıyorlar. 

İşte bu da tek başına bir iletişim ödevidir. Kurumsal itibarla ilgili çalışmalar planlanırken, şirket veya sektör çapından çıkmanızı gerektirir.

Adım atmanın tam zamanı

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin aslında ekonomik bir sorun olduğuna işaret eden şu saptamayı paylaşmak isterim: “Kadın ve erkek nüfuslarının birbirine eşit olduğu bir dünyada, ekonomik koşullar bu denli değişken ve riskli iken eşit olmama lüksümüz yok.” Hepimiz tüm çeşitliğimizle, düşüncelerimizle, bilgi ve deneyimimizle, gerektiğinde fiziksel gücümüzle toplumsal gelişime omuz vermeliyiz. Toplumsal farkındalığı artırmak, toplumdaki davranış kalıplarını değiştirmek konusunda hükümetlerin sorumlulukları var, fakat iş dünyasının sorumluluğu de en az onlar kadar büyük.

Yukarıda paylaştığım araştırma sonuçlarını değiştirmeye, kadının iş yaşamındaki varlığını güçlendirmeye ya da daha doğru tanımla gücünü göstermesine izin verme çabaları, bir şirketin hem itibarını güçlendirecek hem de kârlılığını artıracak güçlü adımlar olacaktır.

Gündem olan bu diye değil, rakip bu çalışmalarla büyük itibar yarattı diye değil, yeni nesil çalışanlar ve müşteriler şirketin ESG skorunu ciddiye alıyorlar diye değil. Elzem olduğu ve sürdürülebilir bir dünya için çok önemli bir ihtiyacımız olduğu için eşitlik, hemen şimdi olmalı!

Liderlerin payı büyük

Heyecan verici stratejik iletişim hamlelerinde biz uzmanların bilgi, deneyim ve emekleri elbette önemli. Fakat bize bu eforu gösterme enerjisini veren genellikle liderin ve yönetim takımlarının vizyonudur. Toplumsal cinsiyet eşitliği de dahil olmak üzere Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının her birine içtenlikle inanan liderlerin yarattığı fark hemen hissediliyor. Konuyu gündemde tutuyorlar, çünkü önem veriyorlar. Etki alanını artırmak için gönüllü olurken rol model olma sorumluluğunu taşıyorlar. Bütünsel başarının tanımına mutlak adalet kavramını yerleştiriyorlar ve devamında eşitlik, itibar ve başarı kendiliğinden geliyor.

SEVDA SOLAK
Latest posts by SEVDA SOLAK (see all)

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER