Çikolatalı süt ve Hafıza Sarayı

Bu yazı en uzun gecelerden birinin yazısı…

Ben o en uzun gecemi hatırlıyorum, 21 Aralık değildi; çünkü herkesin hayatında en azından bir Şeb-i Yelda’sı vardır. Saniyelerin saatlere döndüğü, her nefes alışının göğüs kafesini kanırtıp acıttığı… 

Son aylarda bu kadar efkârlı ve melankolik olmasa da uzun geceler yaşadım. Bazen zaman, dönüşüm denen durumu sen ne kadar direnirsen diren, kapıdan kovsan da bacadan sokuyor insanın hayatına. Bu yıl yapmam dediğim ne varsa yaptım, asla dediğim ne varsa bayır aşağı koşar gibi üstüne koştum. Mecburi istikamet gibi bir şey bu aslında, gitmek istediğin yerin önünden geçerken, düştüğün yolun hiç o yer ile ilgisi olmayan bambaşka bir istikamet çizdiğini ve ne yaparsan yap o arabadan da inemediğin gerçeği ile yüzleşiyorsun. 

İşte bu gecelerden birinde, bu haller içinde; havada kar soğuğu varken birden çocukluğumda sobanın yanında çikolatalı süt içtiğim zamanları hatırladım. Banyodan yeni çıkılmış; bebe şampuanının, temiz pijamaların kokusu ve onların yanında çikolatalı süt kokusu… Nasıl masum nasıl yalındır o koku…

Hafıza Sarayı

Koku hafızası çok kuvvetli bir terapi aslında. Aklıma geldiğinde çikolatalı süt kokusu etrafımı bir güven sardı, şimdilerde birçok şeye olan inançsızlığımın yerini masum ve saf inanç aldı. Aslında derinlere gömdüğümüz o kadar çok kıymetli şeylere sahibiz ki, üstelik kimsenin elimizden alamayacağı, yıpratıp yerle bir edemeyeceği. Hafıza Sarayı bence bu yüzden çok özel bir metot. Hafıza Sarayı, basitçe, bilgiyi organize etmek ve hatırlamak için zihinsel görselleştirmeyi kullanan bir hafıza geliştirme metodudur. Hafıza Sarayı, temelinde mekân kullanımı olduğu için, Lokus (Yer) olarak da adlandırılmaktadır. Hafıza Sarayı tekniğinin kökeni Antik Yunanlara kadar uzanır. Bu yöntemin, günümüzden 2000 yıldan daha fazla bir süre önce, Roman Cicero De Oratore tarafından geliştirildiği düşünülmektedir. Bu teknik; tarihe yön vermiş, fizik, astronomi, matematik, mimari, mühendislik, tıp ve daha birçok alanda çalışmalar yürütmüş Leonardo Da Vinci tarafından çok etkili kullanılmış olduğu için Da Vinci Metodu olarak da adlandırılmaktadır.

Hafıza Sarayı Nasıl Oluşturulur?

Hafıza Sarayı, hatırlamak istediğiniz nesneler ile o nesnelerin çok aşina olduğunuz bir yer ile ilişkilendirilmesine dayanır. Önce mekâna karar verilir. Bu mekân eviniz ya da çok iyi bildiğiniz herhangi başka bir yer olabilir. Ama çok iyi bildiğiniz bir yer olmalı. Ardından gözlerinizi kapatıp, bu mekânı hayal edin. Bu yer, gözlerinizi kapattığınızda her detayı aklınıza gelecek bir yer olmalı. Depolayacağınız bilgi miktarına göre, sadece bir odayı veya evdeki tüm odaları kullanabilirsiniz. Aynı zamanda bilginin kalıcı olması için de kafanızda eşyalar belirlemeniz lazım. Bu eşyaların genel olarak büyük eşyalar olması da size kolaylık sağlayacaktır. Şimdi sıra seçilen bu mekânda kullanılacak rotayı belirlemekte. O mekâna her girdiğinize rotanız da hep aynı olmalı. Bu önemli bir nokta; çünkü hep aynı rotayı seçerseniz, düzeniniz de her zaman belirli olur ve eşyaları ilişkilendirmeniz çok daha kolaylaşır. Bu yöntemi kullandıkça kullandığınız mekânı genişletebilirsiniz ve daha fazla şeyi akılda tutabilirsiniz. Son adımda etrafınızdaki nesnelerle ilişki kurmak. Ezberlemek istediğiniz ya da hatırlamak istediğiniz şeyleri, mekânınızdaki belirli konumlara yerleştirin. Mekânla ya da mekânın içindeki eşyayla ilişkiler kurun. Bu ilişkiyi kurarken de rotanıza dikkat edin. Bu, kelimeleri hatırlamanızı kolaylaştırır. Kelimeleri abartılı bir şekilde ilişkilendirmekten korkmayın. Yani kelimeleri ilişkilendirirken olabildiğince betimleme yapın. Abartılı bir şekilde ilişkilendirdiğiniz zaman iki kelime arasındaki etkileşim daha güçlü olacaktır. 

İşte ben bu uzun gecelerde şimdilerde çokça yaşadığım dönüşümün getirisi yüzleşmelerle hafıza sarayım sayesinde baş ediyorum. İyi gelen, güvende hissettiren ve inanç tazeleyecek; kokuları, sesleri, renkleri, aşkları, kitapları, filmleri yerleştirdim köyün ortasındaki taş evime. Canım yandığında, kırıldığımda, öfkelendiğimde, isyan ettiğimde, incindiğimde koşup o evin bahçesinden süzülüyorum. Yavaşça kapısını açıyorum çikolatalı süt kokan evimin, dinginleşip, dinleniyor ve gözlerimi sakin ve dengeli anlara açıyorum.

Deneyin…

Bence insanın kendi ile yüzleşip, kendini en sert eleştirdiği dönemlerde dengeyi korumak için harika bir yol…

Einstein’ın dediği gibi, “Hayal gücünü özgürce kullanmaya yetecek kadar sanatçıyım. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır. Hayal gücü ise dünyayı kuşatır.”

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER