Burada Yaptıklarımız Globale Örnek Oldu

Eğitiminiz mühendislik üzerine. Bu kulvarda devam etmemek tercihiniz miydi? Ne gibi hayalleriniz vardı o zamanlar?

Ankara Üniversitesi’nde fizik mühendisliği eğitimi aldım evet ama ardından da Los Angeles International University’de MBA yaparak kariyer hedeflerimden biri olan yöneticilik alanındaki altyapımı tamamladım. Yöneticilik konusunda aslında hep çok nettim ama beni hayal ettiğim noktaya getirecek olan yolun da kolay olmadığının farkındaydım. İş hayatıma 1994 yılında Migros’ta başladım. Migros’taki Mağaza Müdürlüğü görevimin ardından Otacı-Kurtsan’da Satış ve Pazarlama Müdürlüğü, Telsim’de Satış Planlama ve Geliştirme Direktörlüğü yaptım, sonrasında gıda perakendeciliğiyle tanıştım. 6 yılı aşkın bir süre Domino’s Pizza’da Genel Müdür Yardımcılığı’nı yürüttüm ve sonrasında kısa bir girişimcilik deneyimim oldu. Fakat gıda perakendeciliği ağır bastı ve 1 Ağustos 2013’ten bu yana da Çelebi Gıda AŞ ve Little Caesars Türkiye’de Genel Müdür olarak çalışıyorum. Aslında hayallerim yolda gelişti ve aldığım eğitimin de yol boyuncu faydasını gördüm. 

Sadece ‘pizza’ sektöründe geçen 16 yıllık tecrübe. Pizzanın kraliçesi diyebiliriz size. Bu sektörün sağladığı en büyük kazanımınız ne oldu? 

Gıda perakendeciliği ve özelinde pizza alanı zorlu fakat son derece dinamik ve keyifli bir alan. Her zaman insanlarla bir arada olabileceğim, onlara katkı sağlayabileceğim görevlerde olmak istedim, şu anda da bana bunu en zengin şekilde sunan işi yapıyorum. Global bir markanın çatısı altında olmak apayrı bir zenginlik. Ülkeler arasında hem sağlıklı bir işbirliği ve benchmark olanağı hem de motive edici bir rekabet var. Türkiye operasyonunun tüm dünyayla rekabet etmesi ve daha başarılı olması için sürekli öğreniyoruz, gelişiyoruz ve bu sadece benim için değil tüm ekibim için büyük kazanım.

Little Caesars’ı diğer pizza firmalarından ayıran en büyük fark nedir? Mesleğinizde en sevmediğiniz şeyler nelerdir?

Little Caesars’ın çok farkı var ürünlerimizin de firma kültürümüzün de… Little Caesars kültürü, tüm çalışanlarının gönülden bağlı olduğu değerlerinin üzerinde yükselir. Bir hizmet firması olmanın gerektirdiği özveri ve cömertliği kurumsal atmosferimizde hissedersiniz. Hepimiz yaptığımız işin lideri hatta sahibiyiz. Yenilikçilik ve herkesin bir şeyleri icat etme olanağının olması Little Caesars’ın çok önemli bir farkı. Sonuna kadar gider ve pes etmeyiz. Little Caesars ekibini, sadece oyuncu değil yıldız olmaya yönlendirir. Rekabet etmekle kalmaz yeni kulvarlar açarız. Ve hepsinin ötesinde iyiliğin gücüne ve eğlenceli olmaya odaklanırız. Bunlar hem değerlerimiz hem de bana göre en önemli farklarımız. İşimin sevmediğim yanı yok, zorlayıcı yanları var. Gıda hizmeti sunmak çok büyük bir sorumluluktur ve yaptığımız işin içinde insan sağlığı olduğunu bir an bile unutmamak büyük bir yüktür. Bu yükü taşımanın metotlarını doğru kurgulamanız gerekir. Ekip olarak bu yükü paylaşıyoruz ve mutluyuz.

Çalıştığınız sektör dönemsellik, ekonomi, pandemi gibi birçok faktörden etkileniyor. Siz bu dönemleri artıya çevirmek için ne gibi yollar izliyorsunuz? Dalgalı dönemleri atlatmada hangi rotaları takip ediyorsunuz?

Biz çevik bir şirketiz ve tüm süreçlerde çeviklik yaklaşımını benimsiyoruz. İçinden geçtiğimiz dünya hızlı değişimlere gebe. Kuralları esnetebilme, dönüşüm yaratabilme, bürokrasi engeli olmadan hızlı aksiyon alabilme becerimiz bize hızlı adapte olma ve çözüm üretme becerisi getirdi. Pandemiyi örnek alalım. Nasıl aşılacağını ve ne zaman sonuçlanacağını tam olarak bilemediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Çeviklik kültürü bize hızlı aksiyon alma olanağı getirdi. Küresel bir marka olmanın gücünü tüm krizlerde hissediyoruz. Gelişmiş işbirliği kültürümüz sayesinde ülkeler arasında da hızlı çözüm paylaşımları oluyor ve sorunları hızla çözme şansı doğuyor. 

Pizza satışlarında en çok hangi dönemleri kârlı kapatıyorsunuz? Sipariş yoğunluğunda özellikle maç  dönemleri çok etkili öyle değil mi?

Pandemi bu sorunun yanıtını büyük ölçüde değiştirdi. İnsanlar uzaktan çalışmaya başladılar ve bu eğilim sürecek. Maç dönemlerinde elbette yükselir satışlarımız ama artık e-spor kategorisinin de resmi yiyeceği pizza. E-sporda ise hayat her zaman dinamik ve canlı. Ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğiniz konular var. Biz basketbolu ve fiziksel spor aktivitelerini de gönülden destekliyoruz, e-spor aktivitelerini de… Bilgisayar başında olan genç arkadaşlarımızı eleştirmek yerine yanlarında yer alıyoruz ve geleceğin gerçekleri içinde online ortamda daha fazla zaman geçirmek olduğunu kabul ediyoruz. Dolayısıyla artık sipariş oranlarımız hep yüksek ve şubelerimiz her zaman yoğun. Pazar, pijama, pizza geleneğini konunun dışında tutuyorum, pazar bizim günümüz.

Pandemi sürecini firma olarak nasıl yönettiniz? Etkilendiğiniz en önemli şey ne oldu? Ne gibi çözüm  yolları ürettiniz?

Elbette her şeyin önüne sağlığı aldık. Kapanmaların olduğu pandemi döneminde eve servis hizmeti veren gıda markası olarak biz en şanslı alanlardan birinde faaliyet gösteriyoruz. Yüksek hijyen standartlarımız, herkesten önce başlattığımız temassız teslimat yani ‘Sıfır Temas’ politikamız gibi halihazırda hassasiyet gösterdiğimiz noktalar ve pandemi dönemine ek tedbirlerimizle ilk günlerdeki düşüş tam tersi yüksek bir talep artışına dönüştü. Tüm bu süreçte global, güven duyulan ve güçlü bir marka olmanın olumlu etkisini çok net bir şekilde yaşadık. Hatta Little Ceasars Türkiye olarak burada yaptığımız uygulamalar global operasyonlarımıza örnek oldu.

Kurumsal firmaların kadın istihdamına yönelik girişimleri son yıllarda dikkat çekici noktalara ulaştı. Little Caesars’ın bu istihdama yönelik özel girişimleri var mı? Firma özelindeki oranlara biraz değinir  misiniz?

Dünya nüfusunun yarısı kadın yarısı erkek. En basit bakış açısıyla baktığınızda nüfusun yarısının çalışıp diğer yarısına baktığı bir ekonomik düzen mümkün değil. Kadının, 100 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, karar verme aşamalarında yeri artmış durumda ama hâlâ temsil oranı çok düşük. Daha fazla kadının ekonomik katkısına ihtiyaç var ve bu bir an önce gerçekleşmeli. Kadın çalışanlarımızı desteklemek, kadın ve erkek çalışan oranlarımızda denge yaratmak ve her şeyden önemlisi ‘Çeşitlilik-Diversity, Eşitlik-Equity, Kapsayıcılık-Inclusion (DEI)’ prensibiyle hareket etmek bir kadın yönetici olarak daima gündemimde oldu. Hem Little Caesars Türkiye Merkez Ofis hem de franchise ekiplerimizin seçme, yerleştirme ve yetenek yönetiminde bu prensipleri gözetiyoruz. Geliştirmek ve süreci bir adım öteye taşımak için de stratejiler üretiyoruz. 

Sizi hayatta bir adım öne taşıyan şeylerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Sorumluluk duygum daima yüksekti ve hep çok çalışan, azimli biri oldum. Tabii ki ailemin bana sunduğu eğitim olanaklarını yok sayamam. Yeniliğe açık olmamın bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Sürekli yenilenmek ve gelişmek için çaba harcıyorum.

Mesleki olarak, bulunduğunuz alanda hangi hataları hoşgörüyle karşılarsınız? Nelere affınız yoktur? 

İnsana ait her hata tolere edilebilir. Pandemi bize hayatın ve insanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretti. Birbirimizi anlamaya ve hatalar karşısında yüksek empati göstererek işbirliği yapmaya mecburuz. Şefkatli yönetim ve şefkatli liderlik konuşuluyor artık. Tolere edilemeyecek hatalar ise kötü niyet ve yalan barındıranlar. Bu çatı altında hepimiz emek harcayarak evlerimize, çocuklarımıza ekmek götürüyoruz. Kötü niyet ile bu sistemi tehlikeye atan bir hareket kabul edilemez. Ama tekrar ediyorum: Önce empati. 

Aynı zamanda çok stresli bir iş kolundasınız. Banu Arıduru kendi stres yönetimini nasıl yapıyor?  Ruhunuzu besleyen şeyler neler?

Ne kadar yoğun çalışsam da kişisel gelişimime ve aileme her zaman vakit ayırırım. Sağlıklı bir iş-özel yaşam dengesi kurmak biz yöneticiler için başarının en önemli anahtarı. Okurum, ailemle zaman geçirmeye özen gösteririm ve az önce söylediğim gibi ruhumu yenilenerek beslerim. 

Başarılı ve iyi yönetilmiş bir kariyer. Hedeflerinizde bundan sonrası için neler var?

Little Caesars Türkiye’nin kendi kulvarında en başarılı şirket olması, dünyadaki Little Caesars operasyonlarına örnek gösterilmesi ve sadece finansal açıdan değil, sosyal etki ve faydada en iyiler arasında yer alması şu anda öncelikli hedefim. 

Yeni iş hayatına atılan gençlere, başarılı bir iş kadını olarak neleri öğütlersiniz?

Öğüt vermeyi çok sevmiyorum açıkçası, herkesin kendi yolculuğu ve herkesin dinamikleri çok farklı. Öneri olarak düşünmeleri ricasıyla; hayal etsinler, tüm hayallerin hayata geçirilebileceğine inansınlar ve bu uğurda yapabileceklerinin en iyisini yapsınlar. Genç insanların içinden geçtiği dönemin ne kadar zor olduğunu görüyorum. Klişe cümleler kurarak ‘kendinize inanın, yaparsınız edersiniz’ demek istemiyorum. Neyi iyi yaptığınızı anlamaya çalışın, ona odaklanın. Herkesin iyi yaptığı bir şey vardır. Onu keşfetmeye çalışın.

Evinde Banu Arıduru nasıldır? Mesela pizza yapar mı?

Elbette yapar ama Sezar’ın pizzasını tercih ederiz, çünkü tüm pizzalarımıza bayılıyoruz. İşin aslı pizza yapmayı, hamurla uğraşıp yeni ürünler yaratmayı çok seviyorum. Farklı salatalar, avokadolu başlangıçlar, makarna çeşitleri hazırlayıp servis etmeyi seviyorum. Gıda kategorisine ilk başladığım 2004 yıllarına denk geliyor yemek yapmayı sevdiğimi keşfetmem. Hatta sonrasında o kadar keyif almaya başladım ki şirketteki yeni ürün geliştirme komitelerinde aktif rol alarak şirketin ana merkezi Amerika’daki ürün geliştirme ekiplerine bile örnek olacak Sezar Döner, Pide de Pizza, Sucuk Ekmek gibi inovatif ürünlerin gelişiminde rol aldım. Evde diğer annelerden ve kadınlardan farklı olduğumu sanmıyorum. Ailem, dostlarımız ve birlikte geçireceğimiz sağlıklı, kaliteli anların tadını çıkarmak en önemlisi. Büyük sofralarda ailemi ve dostlarımı ağırlamayı çok severim. Hepsinin dışında da müzik ve dansı çok severim, vakit ayırmaya çalışırım.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER