Bu eylül, kendim için kendi hikâyemi yazıyorum

 “Ah, eylül! Sen benim toprağımı uyandıran mevsime açılan kapısın.”( Peggy Toney Horto)

Eylül ayı beni hep etkilemiştir. Sanki tırtılın kelebek olma yolculuğunun başlaması gibi; hem yeni bir başlangıca gidecek bitiş hem de yeniden doğumla bitecek bir ölüm… Eylülde her şey zor ve güzeldir. Günler kısalmaya başlar, gittikçe daha da kısalır. Yaz günlerinin o kavurucu sıcakları yerini tatlı bir serinliğe terk eder yavaş yavaş. Doğa bir başka bahara kadar vedaya hazırlanır; sarının, kızılın her tonu sarar evreni, yapraklar rüzgârların peşi sıra koşturup durur. Eylül hüzün ve bitişin ayıdır. Sert kavramlar aslına bakarsanız teke tek düşündüğümüzde. Belki de o yüzden Yaradan hayat döngümüzde tekrar eden bu sert virajı eylül olarak yaratmıştır. 

Hem kaçmak isteriz hem de bekleriz

Bir dönüşüm ve oluşum yolculuğudur eylül,  o yüzden düşünmek değil, teslim olup yaşamak gerekir. Eğer tırtıl oluşum halindeki kelebeği düşünseydi ve deseydi ki “Benim kanatlarım ve antenlerim olacak” asla kelebek olamazdı. Tırtıl dönüşümünde kendi kayboluşunu kabul etmelidir. İhtişamlı kelebek kanatlarını açtığında tırtıla dair hiçbir şey kalmamıştır. Bir insan da uyanış yaşamaya başlayıp bu yolculuğa çıktığında bir önceki halinin yok olmasını göze almalıdır. Dönüştüğünde eski ‘sen’ olmayacaksın.

Benim eylülüm

  • Yalnız geçirdiğim zamanlara hak ettiği değeri vermeyi öğreniyorum ve bundan büyük bir keyif alıyorum. Hayatımın yoğunluğundan kaçıp yalnızca kendime ayırdığım vakitlerin artığını gördüğümde, büyümeye başladığımı fark ettim. Yalnız geçirdiğim vakitler daha değerli. Çünkü benliğimi, ruhumu tanımaya başladım. 
  • Hassasiyetimin doruk noktada olduğu anlar artmaya başladı. Kalbimi ve ruhumu evrene açtığımda sevgisini ve enerjisini hissettiğimde ve içsel yolculuğuma çıktığımda olaylara gösterdiğim tepkiler ve hissettiklerim farklılaştı. Duyarlılığım daha da arttı ancak dengelendi de ve ben bu hissettiğim duyguları kucaklamaya başladım.
  • Doğa beni çağırıyor. İçe döndüğünüzde etrafınızdaki doğal güzelliklerle aranızda bir bağ hissedeceksiniz. Böylece dışarı çıkmak, doğayla iç içe olma ihtiyacı duyacaksınız. Kısa ve yalnız yürüyüşler artacak. Nefes almak, düşüncelerinizi sorgulamak isteyeceksiniz.
  • Korku ve belirsizlikle; terk edilme ve sevilmeme gibi duygularla mücadele etmeye başladım. Ruhsal olarak kendimi keşfettiğim bu dönemde konfor alanımın dışına çıkıp, gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldım. Bu noktada korku, belirsizlik, terk edilme, endişe, sevilmeme gibi birçok duygu çıktı karşıma. Hatta bir an geldi ki seçtiğim yolun yanlış olduğunu düşündüm.  Ancak bu oldukça normaldi, biliyordum. Tüm bunlarla yüzleşmek yol almamı sağladı, çünkü bilip farkında olmama rağmen kaçtığım sürece yerimde sayacaktım.

Biliyordum ki bu eylül başka olacak

Herkes için geçerli olmasa da bu mecburi kendini keşfetme sürecinde, kaderin belirlenmesi, keskin yol ayrımları derken bunu kaldıramayanlar olduğunu görmüştüm ve bu da beni oldukça endişelendiriyordu, ya başaramazsam? Kendi adıma şimdiye kadar kendim için yaptığım en güzel adımı başaramazsam?..  

O yüzden sormayı ve düşünmeyi bıraktım. Çünkü çok daha derin bir çıkmaz yaratıyordu. Ancak bu yolculuğun bir parçasıydı ve bunu aşmak için elimden geleni yapmam gerektiğini biliyorum ve kendim için kendime inanıyorum.  

Bu eylül başladığım yolculukta olacaklar 

Her şey bir uyum içindedir ve biz fark etmeden birbirini etkiler. Bu etkiler sonucu ise kaderimiz belirlenir. Önemli olan, olaylara odaklanmayıp büyük resmi görebilmektir. Bir yandan her şey yerli yerinde, olması gerektiği gibiyken diğer yandan içinizden bir ses daha farklı olacağını ya da olması gerektiğini söyleyebilir. Bu sese kulak verin çünkü hayattaki durumların değişme hızı düşündüğünüzden çok daha fazla. Bir anda kendinizi hayal bile edemeyeceğiniz bir yerde bulabilirsiniz. Elbette sezgilerinizin peşinden giderseniz…

Daha büyük bir bulmacanın parçası olduğunu gördüğünüz an, her şeye çok daha farklı bakmaya başlayabilirsiniz. Adeta bir keşfetme sürecine girersiniz. Merakınız ve bilginiz artar. Elbette her şeyi sorgulamaya, derin anlamlarını keşfetmeye çalışırsınız.

Birçok insan geçmişte yaşamaya, geçmişe bağlı kalmaya devam eder. Bir yandan da sürekli geleceği düşünüp planlar yapmaya çalışır. Tüm bunları yaparken ise şimdiki zamanı kaçırır. Ancak her şeye uzaktan bakmaya başladığınızda kontrol dürtünüzden de kurtulmaya başlarsınız. Ne geçmiş ne gelecek, tek önemli olan şu ‘an’ olacaktır.

Yaşam görüşünüzün değişmesinin eskiden sevdiğiniz şeyleri sevmemek, yapmak istediğiniz şeylerden uzaklaşmak gibi etkileri olabilir. Artık yepyeni bakış açısına sahipsiniz ve eskiden, belki de sonsuza kadar sıkılmayacağınızı düşündüğünüz şeyler şimdi çok anlamsız geliyor. Bu da kendinizi keşfetme sürecinizin bir parçası.

Ruhsal uyanış süreci, tüm bencil düşüncelerden de sıyrılmamızı sağlar. Çevremizdekilere karşı daha hassas olmamıza ve empati kurmamıza yardımcı olur.

Ruhsal uyanışla birlikte kendinize yeni bir yaşam tarzı belirlersiniz. Bu süreçte yeni şeyler öğrendiğinizde yaşadığınız tatmin artar ve hep daha fazlasını öğrenmek istersiniz. Bu da aslında dünyaya birçok farklı pencereden bakabilmenizi, içinde olduğunuz durumları daha sağlıklı değerlendirebilmenizi ve bilgi birikiminizi en doğru şekilde kullanmanızı sağlar.

Bu yolculuğa şunu bilerek çıkıyorum:

Mehmet Rauf’un Eylül romanında yazdığı gibi; “İnsan eminim zannettiği şeylerde o kadar yanılır ki…”

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER