Bir kadın saçını örüyorsa bile bu bir sanattır

Meçyem Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Mozaikle ilgili sohbetimize başlamadan önce sizi tanımak istiyoruz. Çocukluğunuzda resme meraklı biri miydiniz?

Trakya Üniversitesi’nde 2007 yılında Geleneksel Türk Sanatları’ndan mezun oldum. Buradan önce de Kadir Has Üniversitesi Sinema Televizyon’da okuyordum. Babamın geçirdiği bir kaza sonucu ve rahatsızlanması nedeniyle ben okulumu bıraktım. O zamanlar hayalim yönetmen olmaktı, farklı hayatları keşfetmek ve resmetmekti. Daha çok bu yönde ilerlemek istiyordum. Resim yeteneğim hep vardı çocukluğumdan beri. Bize gelen misafir olduğunda ya da annem beni bir yere götürdüğünde, genellikle çocukların eline kâğıt-kalem verirler ve burada oyalan derler ya, benimki de öyleydi. Herkesin üzerindeki kıyafetlerin desenlerini çizerdim. Ama hiçbir zaman yeteneğimle ilgili bir şey okumayı hayal etmedim. Hayat sürprizlerle dolu. Üç kız kardeşiz, annemin kendisi de çok istedi devam etmemi eğitimime. Babam yüzünden eğitimimi yarıda bırakmamı istemiyordu. Ben her zaman, üniversiteyi okurken de daha önce Kadir Has Üniversitesindeyken de hem çalıştım hem okudum. Yaklaşık 17 yaşından beri hem çalışıp hem okuyorum. O yüzden de tekrardan annemin çok isteği üzerine sınava girdim ve Trakya Üniversitesi oldu tercihim. Ve oradan mezun oldum. 

Kendi hayat mozaiğinizi de oluşturuyorsunuz aynı zamanda. Mozaik sanatıyla ilgili ilk objeyi ne zaman yerleştirdiniz?

Mozaiği üniversitede tanıdım. Ondan önce müzelerden ve tarih kitaplarından biliyordum. Onun dışında ayrıntılı bir bilgim yoktu. Mozaiği seçme sebebim ise geleneksel sanatlar okurken motiflerin ve desenlerin kurallı olmasıydı. Ben hayatın sınırlar içerisinde yer almasına karşı biriyim. Desende hele ki hiçbir şekilde kabul etmediğim için mozaikle birleştirmek şöyle keyifli oldu. Geleneksel motifleri öğrenmek çok büyük artı kazandırdı. Tarihini, geçmişini, kültürü tanımak… Muhteşem motifler, muhteşem desenler, muhteşem bir kültür bana göre. Ve bunu farklı bir teknikte uygulamak, sanırım beni fark ettiren de o oldu. Çünkü cam ya da herhangi bir materyalle yaptığınız mozaik sanatı, resim sanatı zaten. Ve hiçbir şekilde kural tanımaz, her şeyle çalışabilirsiniz. Bunun verdiği keyif harika bir şey ve ben hayatımda da sanatımda da bunu uygulamaya çalıştım. 

Mozaik sanatının kendisi de aslında tek bir parçadan oluşmuyor. Birçok farklı süreçten geçmiş. Biz de mozaikle sohbetimize tarihsel sürecinden, ilk görüldüğü zamanlardan bakalım. İlk kez nerede görüldü mozaik ve o zamanki yapılış amacı neydi? Kimler için yapılıyordu?

Mozaik ilk önce bir tanım olarak resim sanatı, her türlü malzemeyle yapabileceğiniz, bir araya getirebileceğiniz bir resim. Tarihsel olarak ilk M.Ö. 3000’li yıllarda Sümerlerde görülmüş, farklı teknik ve malzemelerle zaten tarihsel bir süreç yaşamıştır. Roma döneminden daha çok eser günümüze yansımış. Bu dönemde de zaten insanların hayat yaşantılarını göstermek, zenginliğini hissettirmek, işte av sahneleri, evlerindeki yemek sahneleri gibi daha çok duvar ve yer döşemelerinde mozaik çok fazla kullanılmış. Bizans’ta ise malzeme git gide değişiyor, cama dönüyor. Roma’da daha çok taş görüyoruz, mermer özellikle de. Ama Bizans’ın şaşalı dönemi camı daha çok içinde barındırıyor ve daha çok dini yapılarda, kiliselerde… Amaç burada dini yaymak, dini figürleri benimsemek; İsa, Meryem, havariler gibi daha çok dini hikâyeleri anlatan duvar mozaikleri, tavan mozaiklerini gördük. Bunların gönümüze kadar yansımış örnekleri var. 

Mozaik Türkler tarafından ne zaman işlenmeye başladı? Türklerin İslamiyet’i kabulüyle birlikte nasıl bir sürece girdi?

İslam sanatında, resim sanatı ilerlemediği için tabi mozaik de çok fazla ilerlemiyor. Yani buradaki mozaiklerde daha çok sembolik bir dil var. Yani bezeme motifleri dediğimiz birbirini tekrar eden geometrik motiflerden ilerliyor. Ama günümüzde resim sanatıyla birlikte fazlasıyla mozaik sanatı ilerlemiş durumda. Her türlü malzemeyle artık daha fazla örneklerini de görüyoruz. İslam sanatında resim sanatı olmadığından minyatürle sınırlı kaldığı için zaten mozaik de bir önceki döneminde yani Bizans’ta muhteşem portrelere sahip. Ama İslam sanatında böyle bir şey yok. Ve Türkiye’de de günümüzde Roma’dan ve Bizans’tan kalma örnekler daha çok teşkil ediyor. Ama onun dışında tabii ki de Türkiye konum ve lokasyon olarak muhteşem bir bölge. Tabi burada o yüzden de esasında şu anda bile kazısanız her yerinden mozaik çıkacaktır. Yani sadece Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu bölgelerinde değil şu anda Samsun’da, Karabük’te, Batı Karadeniz’de, Doğu Karadeniz’de, güneyde, Ege’de, kazıdığınız her bölgede hemen hemen her gün mozaiklere rastlanıyor ki daha da çıkacaktır mutlaka. Ama tabii ki de günümüz şartlarında belli alanlarda müzelerimiz var ve bunların hepsi bütçe meselesi. Gün yüzüne çıkarmak değil sadece sergilemek ve koruyabilmek de çok önemli ve kıymetli. Ama Türkiye bu konuda şanslı bana göre, çok güzel müzeleri var. Gaziantep’te, Antakya’da, Mersin’de, İstanbul’da müzeler var. Onun dışında git gide bu sanata ilgi de artmış durumda. 

Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları dönemlerinde mozaik açısından nasıl farklılıklar vardı?

Osmanlı’da çok fazla örnek yok ama çini sanatı daha çok var. Köklü bir geçmişe sahip zaten. Anadolu’nun hemen her bölgesinde sıklıkla tercih edilmiş o dönemlerde. Dini ve sivil mimari eserlerde çini süslemeler bezeme unsuru olarak kullanılmış. Yani yapıların çeşitli bölgelerini hareketlendirmek ve vurgulamak amacıyla daha çok çinilerde farklı bir yaşam tekniği görülmüş. Bu teknikler dönemsel olarak değişikliğe uğramış ve gelişerek devam etmiş. Ama konumuzu oluşturan çini mozaik tekniğinin ne zaman ve nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmiyor. Ama özellikle Anadolu Selçuklu döneminde çok yoğun olarak kullanılmış. Osmanlı dönemi yapılarında çok fazla tercih edilmemiştir ama Selçuklu çini mozaik ve çini kakma olarak daha çok örnekleri barındırır. 

 

Mozaik hangi dönemlerde en iyi örneklerini vermiştir?

Bu soruya şöyle yanıt verebilirim. Çok fazla tercih yapamam. Şöyle söyleyebilirim, bana göre her dönemi kendi döneminde bir ihtişam yaşamıştır. Öyle değerlendirmek lazım. Roma dönemine göre ki kaba bir malzeme bana göre taş ve mermer, çok güzel sahneleri resmetmişler, yaşam alanlarına yerleştirmişler. Bunda sadece tabii ki de kendi gücünü ve zenginliğini göstermenin dışında sanatın ne kadar değerli ve önemli olduğunu günlük hayatlarında, yaşam alanlarında nasıl yer verdiklerini gösteriyor. Bizans tamamen farklı, çünkü materyal olarak da çok cam, altın, değerli taş da giriyor işin içine ki Karye’de var örnekleri, onlar da tamamen kendi çapında farklı, o dini figürler, çok ince detaylar, çok ince küçük taşlardan bir araya gelen motifler, desenler… Renklerin zaten birbirine olan o uyumu, ahengi, değerli taşların parıltısı, o da kendi döneminde bana göre muazzam ve muhteşem. İslam sanatlarında da geometrik anlamda zaten yine aynı şekilde devam ettiğinde birbirini takip eden bezeme motifleri bana göre güzel. Belki kendi motiflerimizle ilerlenebilinir miydi? Tabi kültürel olarak o konuda resim ilerlemediği için ilerlememiş. Bence her dönemin de kendine göre ayrı bir güzelliği var. 

Tarihsel sürecinde mozaik sanatını icra eden kadınlar var mı? Dünya tarihinde en ünlü mozaikçi ya da mozaikçiler kimlerdir?

Mozaik sanatı tabii ki resim sanatı gibi çok ünlü isimleri bir arada barındıran teknik alan değil. Mimari olarak zaten daha çok büyük eserlerde ekip olarak çalışılması gerekilen bir sanat dalı. Tek başına yapıldığında ne malzemeyi kaldırabilirsiniz ne de fazla ilerleme gösterebilirsiniz. Grup çalışmalarına daha çok hitap eder mozaik sanatı ama mimari anlamda dediğim gibi. Duvar süslemesi, yer döşemeleri gibi ufak panolar için değil bu söylediğim. Ama bilindik çok ünlü kadın mozaik sanatçısı maalesef yani tarihsel süreçte yok. Ama şu an günümüzde tabii ki de fazlasıyla var Avrupa’da ve Amerika’da.  

Sizin icra ettiğiniz cam mozaiğin diğer taş ve mermer mozaiğinden farkı var mı? Siz neden camı seçtiniz? Hangi motifleri kullanmayı seviyorsunuz? 

Ben renklerin inceliği ve zarafetinden dolayı camı seçtim. Ben geleneksel mezunu olduğum için çok ince ayrıntılı desenleri gördük ve öğrendik. Şimdi bu da şunu gerektiriyor, cam 3 milimetre kalınlığındadır ve ebru gibidir. Her dökülen plaka kendi içerisinde farklı tonu da barındırır. Şimdi resim yapmak burada başlar. Resim eğitimi almayınca tabii ki de dümdüz kesip yerleştirmek değil ama o plakanın içerisindeki tonu ayıklayabilmek, kestiğinde yerleşebilmeniz önemli olan ve o hat çizgilerini oturtabilmeniz. Geleneksel motifler çok canlı renkleri barındıran bin bir çeşit tonda, renkte ve desende olan motifler. Mermer ise kaba bir malzeme, kalın bir malzeme. İstediğim motifi onunla elde etmem çok zor. Ve daha zarif, benim için daha kolay, daha ürkütücü belki cam ama onu zaten elinize aldığınızda cam olduğunu unutuyorsunuz eserin başına geçtiğinizde. Benim içinde öyle oluyor. Ben fazlasıyla renk barındırdığı için ve daha rahat hareket etmemi, istediğim şekilde ona şekil verdiğim sağladığı için camı tercih ediyorum. 

Cam mozaikçi için hangi materyaller gerekli? Bu materyalleri nereden temin ediyorsunuz? Bu sanat maliyetli mi?

İşimizin en acı yanı bu. Bizim ülkemizde hiçbir şekilde benim kullandığım camı üretmiyoruz. Hepsi Amerikan ve Çin. Aletlerim de aynı şekilde, Alman ve Amerikan genelde. Çok çeşitli el aleti kullanıyorum. Bir dişçinin kullandığı cımbızı da kullanıyorum, keski olarak kullandığım elmas penselerim var farklı boyutlarda. Rodaj makinesi dediğim, zımpara yaptığım, törpülediğim makinelerim var. Kretuar var, bazı sanat dallarında da ortak kullandığımız el aletlerimiz var. Zaten sizi yönlendiren zamanla yaptığınızda eserinizde gerekli olan aleti bile kendiniz artık bulup ya da üretiyorsunuz ya da sizi bir şekilde o alana yöneltiyor. Ama çok fazla alet edevat kullanıyorum ve maalesef ki maliyetleri çok yüksek Türkiye’de bulunmadığı için. 

Cumhuriyet’le birlikte yeniden canlanan bu sanata kadınların şu anda ilgisi hangi düzeyde? 

Ben atölyemde haftanın iki günü yetişkinlere ders veriyorum. Bunların hepsi de kadın. Ekonomik özgürlüklerini eline alan kadınlar ve bu konuda da çok yetenekliler. İnsan doğası gereği yetenekle dünyaya geliyor bana göre, herkesin bir yeteneği var. Bu ne zaman ortaya çıkar bilmiyoruz ama hiçbir yetenek zayi olmayacaktır, buna inanıyorum ve mutlaka ortaya çıkıyor. Onu hapsedemezsiniz. Ben öğrettikçe öğrenenlerdenim ve çok yetenekli insanlarla bir araya geldim. Bu muazzam bir şey. Bizler tabii ki de teknik olarak bir şeyler öğretebiliriz ama içindeki tasarım ruhu, Yaratıcı’nın verdiği ilham ona bahşedilen bir şeydir bana göre. Tabii ki iyi bir teknik ve iyi bir el becerisiyle bu ilerleyecektir. O yüzden de çok fazla öğrenci yetiştirdim ben 2007 yılından bugüne kadar. Çoğu öğretmenlik yaptı, kendi atölyesini açtı, sergiler düzenledi. Kimi hobi olarak devam ediyor kimi mesleki olarak devam ediyor. Bu çok güzel bir şey, git gide yaygınlaşması da güzel bir şey. Burada tek sıkıntı maliyet. Çok fazla her şekilde temin edebileceğiniz ve uygun fiyata bulacağınız materyaller değil bunlar. Belki de bu da güzel özellik kazandırıyor, bu tartışılır tabii ki de. Bunu zaten Türkiye’ye getiren üç tane firma var şu anda yurtdışından. Biz de onlardan temin ediyoruz bütün aletleri. 

Kadınların, genç kızların ya da kız çocuklarının bu sanata yönelmeleri için tavsiyeleriniz ne olurdu?

Sadece mozaik sanatına değil her türlü sanata herkesin eğilmesinden yanayım. İnsan hayatında sanat mutlaka olmalı. Ki esasında var. Belki sadece tanım olarak bunu bilmiyoruz. Çünkü bir kadın zaten makyaj yapıyorsa, güzel giyinmeyi seviyorsa, saçını tarıyorsa, örüyorsa bile bu bir sanat bana göre. O yüzden kadınların hayatında sanatın olmadığını düşünmüyorum, insan hayatında da yok bana göre. Mozaik sanatıyla tabii ki de hemhaliz. Kadın ya da erkek günlük hayatımızda her şey bir mozaik, bir araya getiren, bir arada grubu oluşturan, yuvayı kuran, arkadaş topluluğunu oluşturan, iş kuran her kadın bir mozaiğin bir parçası bana göre. Sanatsal anlamda da tabii ki de bu biraz da tercih ve zevk meselesi. Çünkü mozaik çok kısa sürede ortaya çıkaracak bir esere izin vermiyor maalesef. Çünkü meşakkatli bir yol çizmeniz gerekiyor. Birincisi malzemeyi temin ettikten sonra yapılacak olan çalışmanın, tasarımınızı hazırlayıp eskizinizi hazırladıktan sonra vakit alan bir sanat dalı. Çünkü kolay  değil camı kesmek, yerleştirmek, o tabloyu oluşturabilmek. En küçük bir tablo 1.5-2 aydan önce çıkmaz. Bu biraz da zaman ayırmanızla da ilgili tabii ki de. Ama camın parlaklığı ve konsantrasyonu belli bir göz süresi gerektirir. Eliniz ağır bir malzemeyle çalıştığı için ve aletler ağır olduğu için belli bir süre zarfında elinizi kullanmanız gerekir ve dinlendirmeniz gerekir gibi teknik ve sağlık içeren püf noktaları var. Biraz da atölye ortamı gerektiren bir sanat dalı. Resim sanatı gibi kolay ve her yere taşınabilecek bir sanat dalı değil maalesef. Ama herkesin hayatında bir sanatı olmasını temenni ederim, bu hem ruh sağlığı için hem beden sağlığı için hem akıl sağlığı için çok önemli. Özellikle ellerimizi kullanmamız çok önemli. O yüzden de mozaik sanatı olsun ya da herhangi bir sanat dalı olsun, herkesin kendisini rehabilite edeceği bir sanat dalıyla uğraşmasını öneririm. 

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER