Belirsizlik dünyasında eksponansiyel insan modeli

Gelecekteki becerileri belirleyecek olan trendlerden biri hiç kuşkusuz belirsizlik dünyasını iyi anlamaktan geçmektedir. 

Belirsizlik, türbülans, dinamizm, bozulma, yıkıcı değişimler, karmaşıklık, hiper rekabet, işsizlik, kaygı, güvensizlik ve daha da fazlası. 

Teknolojinin eksponansiyel gelişimiyle birlikte yaşadığımız geleceğe yetişememe kaygısı, global pandemiyle birlikte var olma ve hayatta kalma mücadelesiyle birleşti. Sonuç olarak hayatlarımız tam bir kaosa dönüştü.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü Genel Müdürü Kristalina Georgieva, 2020 yılında yaptığı bir açıklamada, “Yeni 10 yılın başında bir tema belirlemem gerekirse, bu tema kesinlikle artan belirsizlik olur” demişti. 

IMF, 2020 yılının başında açıkladığı Dünya Belirsizlik Endeksi’ni Mart 2020’de tekrar revize etti.

143 ülkeyi kapsayan küresel ekonomi ve politika belirsizliğinin üçer aylık bir kesiti olan Dünya Belirsizlik Endeksi, Covid-19’un 2020 Ocak ayındaki başlangıcında zirve yapmış daha sonra görülen zirvenin yüzde 60’ına gerilemiş olmasına rağmen, yine de 1996-2010 döneminde tarihsel ortalamasının yüzde 50 üzerinde bir sonuç vermiştir.

Bugün yaşadığımız birbirine bağlı ve iç içe geçmiş küresel ekonomide, herhangi bir ülkedeki büyük risk olaylarının diğer ülkelerde yayılma etkileri çok daha travmatik olmakta.

Grafiğin bundan sonrasında bir geriye dönüş mü yoksa yukarıya ilerleme mi kaydedeceğini öngöremesek de, hayatımızın her alanının eskiye kıyasla daha da tahmin edilemez olduğu bir gerçek.

Hızlı değişim ve aşırı bilgi yüklü bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji, yaşadığımız dünyayı hiç olmadığı kadar eksponansiyel bir şekilde değiştirirken, yaşama şekillerimiz de değişiyor.

Değişim hayatımızın her alanında. Birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuz, bilgiyi nasıl, nereden edindiğimiz ve nasıl aktardığımız, nasıl seyahat ettiğimiz, nasıl müzik dinlediğimiz, alışverişimizi nasıl yaptığımız ve hatta bir ilişkiyi nasıl başlattığımız, kurduğumuz veya sonlandırdığımız… Hepsi değişimin bir parçası olarak hayatlarımızda yerlerini aldı bile.

Artık sadece 10 yıl öncesine bile benzeyen bir dünya hayal edemiyoruz. Yavaş yavaş sosyal kavramlarımız yeni bir gerçekliğe doğru kayıyor.

Dünya çok öngörülemez hale geldi. Yıllardır yapılan beş veya 10 senelik tahminler artık çalışmaz oldu. Çok daha farklı bir ekonomi, ‘unicorn’ diye adlandırılan, bir senede dünyanın en zengin şirketleri arasına giren genç beyinler, sanal para sistemi, uzaktan serbest çalışan insanlar ve daha da fazlası. Hayatımızdaki birçok alanda yaşadıklarımız artık hiç tanıdık gelmiyor bizlere.

Bu yeni dünya düzeninde ise farklı iş modellerine, farklı şirket yapılarına, farklı çalışan profillerine, farklı liderliğe ve çalışanların birbirleriyle farklı etkileşim araçlarına  ihtiyaç var. Değişmeyen tek şey değişim olduğuna göre bireylerden kurumsal şirketlere ve hükümetlere kadar, değişemeyen, değişime ayak uyduramayan herkes yeni dünya düzeninde yok olmaya mahkûm olacaktır.

Değişim?  Ama nasıl? 

Tahmin edemeyeceğiniz bir geleceğe nasıl hazırlanabilirsiniz?

       (Değişken)       V       Volatile
      (Belirsiz)       U       Uncertain
      (Karmaşık)       C       Complex
      (Bulanık)       A       Ambiguous

VUCA kısaltması ilk olarak 1990’lı yıllarda, Warren Bennis ve Burt Nanus’un liderlik teorilerinden yararlanılarak – genel koşulların ve durumların değişkenliğini, belirsizliğini, karmaşıklığını ve bulanıklığını tanımlamak veya yansıtmak için Amerikan ordusu askerlerinin eğitimlerinde kullanılmıştır. Nedeni ise, soğuk savaş dönemlerinde alışılan uzun vadeli ve öngörülebilen savaş taktiklerinin yerini savaşlarda aşırı değişken ve beklenmedik koşulların alması, etnik, dini veya coğrafi koşulların savaşın doğasını tamamen değiştirmiş olmasıdır. Peki gerçekten nedir VUCA dünyası?

Değişkenlik, bir sektördeki veya genel olarak dünyadaki değişimin hızını ifade eder. Dünya ne kadar geçici trendlerle dolu olursa, işler o kadar hızlı değişir.

Belirsizlik, geleceği güvenle tahmin edemeyeceğimiz bir durumdur. Gerçekten belirsiz ortamlar, istatistiksel olarak da herhangi bir tahmine izin vermeyen ortamlardır. Dünya ne kadar belirsizse, tahmin etmesi  de o kadar zor olur.

Karmaşıklık, hesaba katmamız gereken faktörlerin sayısını, çeşitliliğini ve aralarındaki ilişkileri ifade eder. Ne kadar fazla faktör, ne kadar çeşitli ve birbiriyle bir o kadar da bağlantılı ise, ortam o kadar karmaşıktır. Kompleks karmaşıklık altında, olayları tam olarak analiz etmek ve rasyonel sonuçlara varmak imkânsızdır. Dünya ne kadar karmaşıksa, analiz etmesi de o kadar zor olur.

Bulanıklık, bir şeyin nasıl yorumlanacağına dair netlik eksikliğini ifade eder. Örneğin, bilginin eksik ve belirsiz olduğu durumlarda net bir sonuca varmamız zorlaşır. Dünya ne kadar belirsiz olursa, yorumlaması o kadar zor olur.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, 21’inci yüzyılın iş ve yaşam koşulları da tıpkı savaşların doğasının değişmesi gibi, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı, öngörülemeyen, koşulları sürekli değişen, değişimin yıkıcı olduğu bir dünya. Bir daha asla geriye dönüp baktığımızda izlerini bulamayacağımız bir değişim yaşıyoruz.

Dünyamız, gelecekte bizi hangi koşulların beklediğini öngöremediğimiz, her bir birey için önümüzdeki beş-on seneyi dahi tahmin edemeyeceğimiz muazzam bir değişim geçiriyor. Değişirken gelişen, gelişirken değişen ve sanki kendi kendinden her gün ve yeniden doğan bir dünya. 20’nci yüzyıl kuralları, ekonomisi ve dinamikleri artık bizlerden çok uzakta. 

Kulağa korkutucu geliyor değil mi? Ancak bunun tek nedeni beynimizin kalıpları bulmayı sevmesi ve güvenli bir geleceği tahmin etmek için öngörü yapabilmeyi daha güvenli bulmasıdır. Bu alışkanlık, geçmişte türümüzün hayatta kalmasına yardımcı olmuştu ancak şimdi büyümemizi ve değişmemizi sınırlıyor. Teknoloji eksponansiyel olarak değişirken ve akıllı makineler yaşamımızın her noktasını etkisi altına almışken; neler olabileceğini tahmin etmek yerine, gelecekteki tüm olası -ve hem de tüm olası -olasılıklara odaklanmalıyız.

Değişen dünya hepimiz için bir dönüm noktası. İster geleceğe umutla bakan bir genç olun, ister emeklilik yaşının geldiğini düşünen bir çalışan, ister bir anne, ister hayata tutunmaya çalışan bir orta yaş.

Yaşadığımız bu VUCA dünyasında sadece başarılı olmak değil, daha da önemlisi, hayatta kalabilmek için; esnek, yeni koşullara uyum sağlama yeteneğine sahip, sürekli değişen koşullar içerisinde çevik, hızlı karar alan ve empati kuran bireyler olmamız gerekmektedir.

Harvard Business School’da görevli profesör Bill George yaşadığımız belirsizlik dünyasından nasıl başarılı bir şekilde çıkabileceğimize dair ikinci ve pozitif bir VUCA 2 dünyası önermiştir.

Bill George’un önerisine göre karmaşıklık ve belirsizliklerle mücadele etmenin etkili bir yolu vizyon aracılığıyla değer sağlamaktır. Karmaşık durumlar karşısında cesaret gösterip deneyimlemek ve belirsizlik ortamında yaratıcı, esnek ve çevik yani uyumlanarak hızlı hareket etmektir.

George’un önerisine tamamen katılsam da içinde bulunduğumuz pandemi günlerinde de çokça hissettiğimiz insan olmanın değerleriyle ilgili birkaç özellik de kendimden eklemek isterim.

V     Values     İnsani Değerler
U     Unity     Birlik Beraberlik
C     Clarity     Şeffaflık
A     Adaptability       Uyumlanma

Ve tabii ki

M     Mindfullness    Farkındalık!

Teknolojinin her ne kadar insanı sosyal bir dünyadan kopardığı düşünülse de –ben bu fikre katılmıyorum- aslında sürekli ve sınırsız bağlandığımız dünyayla birlikte, bireyler olarak ne kadar güçlü olduğumuzun farkında olmalıyız. 

Bir amaç uğruna gönüllü olarak bir platformda toplanan insanlar artık gündelik hayatımızın bir parçası. Sesimizi çok daha fazla bizim gibi düşünen insanlara duyurabilmek, problemlerimize global çözümler yaratabilmek için başka ülkelerdeki farklı zihniyete sahip olan insanlarla beyin fırtınası yapabilmek sizin de beyninizde yeni nöron bağlantıları sağlayıp, ufkunuzu açmıyor mu? Elimizdeki erişim ve bilgi bolluğunu, yukarıda eklediğim insani değerlerimiz, birlik beraberlik, şeffaflık ve değişime aktif bir şekilde uyumlanmamızla birleştirdiğimizde ne kadar büyük bir etki yaratabileceğimizi düşünün.

Üzgünüm!

Artık insanın hayattaki büyüme ve gelişme evresinde, okula giden, okulu bitince iş bulan, aynı meslekte emeklilik yaşına kadar çalışan ve sonra 65 yaşında emekli olan bireyler devri sona erdi. 

‘Sürekli öğrenen’, eski öğrendiklerini unutup yeniden öğrenen ve her gün öğrenen, bir yaşama bir meslek değil 40 meslek sığdıran, çevik, atak, değişime değişimle uyumlanan, empati yapabilen, paylaşımcı, girişimci, merak eden insanlar dünyası yaşadığımız. İnsan ömrünün teknolojinin getirdiği olanaklarla beraber uzamasıyla emeklilik yaşının ortadan kalktığı, ‘ömür boyu öğrenme’ dünyası.

Ben gelecek insanına ‘Eksponansiyel İnsan’ diyorum.

  • Esnek, 
  • Kolayca uyumlanabilen, 
  • Yeni deneyimleri ve fırsatları seven, 
  • Yeni yöntemleri veya fikirleri denemeye açık, 
  • Risk alabilen, işbirliği ve paylaşıma açık, 
  • Öğrenen ve öğrendikçe değişen,
  • Kendi öz farkındalığına ulaşmış,
  • Hayatının sonuna kadar öğrenmekten, değişmekten ve paylaşmaktan vazgeçmeyen insanlar.

Hayatın özüne dönüp belki de hayvanlar ve bitkilerin sadece hayatta kalabilmek için nasıl çevrelerine adapte olduklarına bakmamız yeterli olacaktır. Tıpkı bukalemunun düşmanlarından saklanmak için içinde bulunduğu ortam rengini alması gibi, tıpkı kutup ayılarının tüm tüylerinin beyaz olması gibi. 

İnanıyorum

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER