Azınlık Etkisi

Tam 165 yıl geçti.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü her sene artan oranda bir hassasiyet ve kapsayıcılıkla dünyanın gündemine oturuyor.

Yüz altmış beş yıllık mücadelenin geldiği noktada kadınlar iş ve sosyal yaşamdaki ekonomik, politik, sosyal kazanımlarını kutluyor ve daha fazlası için, daha kapsayıcı bir dünya için mücadele ediyor. 1857 yılında ABD’nin New York kentinde, kabul edilebilir, insani çalışma ortamı için greve giden ve çıkan yangında hayatını kaybeden 129 işçi bu mücadelenin sembolü oldu.

Son beş yılda bile toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık bağlamında, ciddi bir farkındalık oluştuğunu görüyorum. Kadınlar eşitsizliklere, şiddete, adaletsizliğe karşı sessiz kalmıyor. Her türlü engellemelere rağmen 8 Mart 2022 gecesi Taksim’de toplanan mahşeri kalabalık ve heyecan bunun önemli bir kanıtı. Diğer yandan dünya üzerinde her zamankinden daha fazla çatışma, ayrımcılık, ötekileştirme, savaş görmemiz; pozitif bakış açımızı bir açıdan baltalasa da, dönüşüm döneminin sancılarını yaşadığımızı düşünüyorum.

Zamansız’da bu ay, sosyal psikoloji kuramlarından yola çıkarak, daha eşit bir dünyanın ayak seslerinin bir avuç kadın ya da erkeğin ısrarlı yaklaşımlarıyla nasıl değişebileceğinin olasılıklarını tartışacağız. 

Sosyal Etki kuramında çoğunluk etkisi normatif sosyal etki olarak görülür, çünkü genellikle gruba uyma arzusuyla hareket edilir. Dikkat ederseniz sosyal yaşamda, siyasette bu kuramın yansımalarını açıkça gözlemleriz. Diğer yandan, Moscovici’nin (1980) dönüştürme teorisi, sosyal etkide dualite’den yani ikilikten bahseder. Bireyin görüşleri çoğunluğun görüşünden farklı olduğunda, bu, iç çatışmaya neden olur, bireyi bir karşılaştırma süreci kullanarak çatışmayı azaltmaya motive eder. Dışlanma ve potansiyel alaydan kaçınmak için çoğunluğun pozisyonunun ve beklenen davranışlarının kabulüne ve itaate yol açar. Bu sebeple toplumsal normlarda çoğunluk etkisi daha çok bilinir. 

Buna karşılık, azınlık görüşü daha belirgindir, dikkat çeker ve insanların kendi görüşleri ile azınlık görüşü arasındaki uyuşmazlığı dikkatlice analiz ettiği bir doğrulama süreciyle sonuçlanır. Genellikle, bireyin azınlık görüşünün doğru olduğuna ikna olduğu noktada, bireysel etki söz konusudur ve muhtemel olan tutum dönüşümle sonuçlanır. 

Grup içindeki farklı görüşlerin olması, yeni fikirlerin ortaya çıkması ve değişim için oldukça önemlidir. Tarih içinde de azınlıkların ısrarlı tutumunun, grubun uyma davranışına etkisi konusunda pek çok örnek olay bulunmaktadır. Galileo’nun dünyanın güneş etrafında döndüğünü ortaya koyması, dünyanın tepsi değil de yuvarlak olduğunun iddia edilmesi ya da Atatürk’ün milli mücadeledeki liderliği; yani inançlarında ve fikirlerinde kendilerine güvenmeleri ve ısrarla inandıklarının üzerine gitmeleri; kitlelerin fikirlerini etkilemiş, uyma davranışı sergileyerek değişimi tetiklemişlerdir.

Azınlık çoğunluğun kararlarını değiştiremese bile, kamuoyunda yaygın görüşe karşı muhalif bir fikrin olması ve savunulması toplumda değişimi tetikleyebiliyor. Bu konuda daha derin düşünme ve konuşulma fırsatı yaratılabilmekte. (Kağıtçıbaşı, 2014:80) Pandemide uzun süreli evden çalışma döneminde özellikle beyaz yakalı erkek çalışanların ev işleri konusunda farkındalığının arttığı ve sınırlı da olsa ev işlerine daha fazla zaman ayırdıkları pandemi dönemi yapılan araştırmalarda görülmüştür. Acaba uzun dönemde erkeklerdeki bu farkındalık, ev içinde iş sorumluluğu üstlenmede davranış değişikliğine yol açar mı? Pandemi döneminde liderlerin ev yaşamı konusundaki farkındalıklarını da sorduğum Zamansız Söyleşiler kitabımda (Olsun, 2021) Reklam Verenler Derneği Başkanı Ahmet Pura, Curiosity isimli araştırma şirketinin 1876 çift ile salgın döneminde evdeki iş bölümüne yönelik araştırma sonuçlarını şöyle açıklamıştı: “Ankete göre, iş bölümü yaptığını söyleyen kadın sayısı yüzde 30, erkek sayısı yüzde 39. Yani erkeklerin yüzde 9’u evde iş bölümü yaptığını zannediyor…” Yine kitapta (Olsun, 2021:9-11 Zamansız Söyleşiler: 184) P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Genel Müdürü Tankut Turnaoğlu söyleşisinde, karantina döneminde evde ne kadar bulaşık ve çamaşır yıkandığını, ev işi yükünün farkına vardığını ifade ediyor. 

Davranış değişikliklerinde bir başka önemli kuram ‘Sosyal Kolaylaştırma’dır. Etrafında kendini izleyenlerin olduğu ortamda seyirci etkisi ile ya da aynı işi yapan başkalarının olduğunu bilmesi o bireyin motivasyonunu pozitif etkiler ve performans göstermesini kolaylaştırır mı? (Tripplet, 1898:118; Allport 1924:41) Pandemi döneminde özellikle uzun süreli karantina ve akabinde evden çalışmanın pek çok erkek ve kadın çalışanın günlük algı ve davranışları üzerinde etkisi olduğunu görüyoruz. Özellikle ev işleri ve bakım konusu, iş dünyasının gündeminde en fazla tartıştığı konulardan birisi oldu.

Kadınlar için eşitlik mücadelesi 165 yıldır sürüyor. Türkiye’de ise bilinenin aksine Cumhuriyet döneminde değil, Türk kadınının görünür olma ve hakları için mücadelesinin tarihine baktığımızda, geçmişinin Osmanlı’da tazminat dönemine kadar gittiğini görüyoruz. O dönemin Fatma Aliye, Nezihe Muhittin, Şair Nigar hanım, Halide Edip gibi aydın kadınları toplumsal yaşamın her alanında varlık mücadelesi vermişlerdir. İlk siyasi partinin, derneklerin, gazete ve dergilerin kuruluşuna öncülük ettiler. Bir anlamda azınlık bir grup olarak göreceğimiz bu kadınlar, mücadeleleriyle, sadece feminist hareketin öncülüğünü üstlenmekle kalmayıp daha eşit ve özgür bir Türkiye’nin tohumlarını attılar. Türk Süfrajetlerimizi saygıyla selamlıyorum.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER