54 Ülkede Kadınların İşgücüne Katılmasını Destekliyoruz

 

Berna Akyüz Öğüt, telekomünikasyon, FMCG ve perakende gibi birbirinden farklı sektörlerde değişik alanlarda çalıştı. Yöneticilik yaptı. 28 yıldır edindiği deneyimleri, şimdi LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak kullanıyor. 4 kıtada, 54 ülkede, 1200’e yakın mağazasıyla hizmet veren, her hafta 13 milyon müşteriyi mağazalarında ağırlayan LC Waikiki’yi anlatırken, “Türkiye’den dünyayı giydiriyoruz” diyor. Sadece hacimsel büyüklüğü nedeniyle değil, cinsiyet eşitliğine önem veren bir firmada çalıştığı için de mutlu: “LC Waikiki’de çalışan kadın oranı yüzde 59, kadın yönetici oranı yüzde 44, yönetim kurulunda kadın oranı ise yüzde 30, kadın gücüne değer veren böyle bir şirkette çalıştığım için kendimi çok şanslı addediyorum. Nüfusumuzun yüzde 50’sinin kadın olduğu bir toplumda, iş gücünün de en az yarısının kadınlardan oluşması gerektiğine inanıyorum.” Berna Akyüz Öğüt ile pandemiden kadının iş dünyasındaki yerine, LC Waikiki’nin hedeflerinden sürdürülebilir modaya her şeyi konuştuk. 

İş hayatınıza uluslararası bir bilgisayar donanım şirketi olan Karma International’da başladınız; sonrasında Genpa ve Avea’da pazarlama yöneticiliği, 2007-2015 arasında Turkcell’de direktörlük, 2015-2018 arasında Yıldız Holding global şirketi olan Pladis’te Global Pazarlama Başkan Yardımcılığı, 2018’de English Home Genel Müdürlüğü görevlerini üstlendiniz. Kasım 2019’dan beri de LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü olarak iş hayatınızı sürdürüyorsunuz. Birbirinden farklı sektörlerde, alanlarda çalıştınız. Bütün bu deneyimler size neler öğretti, neler kazandırdı? 

Telekomünikasyon, FMCG ve perakende gibi birbirinden farklı sektörlerde deneyim kazanmış olmayı, mesleki ve kişisel gelişimim açısından önemli bir şans olarak görüyorum. Her ne kadar bu sektörler birbirlerinden farklı niteliklerde olsalar da, başarının temelinde her işte olduğu gibi müşteriyi iyi anlamak, ihtiyaçlarına uygun hizmetler sunmak ve markanın hikâyesini iyi bir şekilde müşteriye geçirmekte yatıyor. Öte yandan her sektörün kendi pazar şartları, rekabet düzlemi ve operasyonel gerçekleri içerisinde, kendine has dinamikleri ve iş yapış şekilleri var. Burada önemli olan, hangi öğrenimleri bir sektörden diğerine transfer edebileceğini doğru öngörebilmek, farklı sektörlerin iş yapış biçimlerine çabuk adapte olabilmek ve yeniden öğrenmeye açık olabilmek. Ben bu anlamda farklı alanlarda çalışmış olmayı, hem adaptasyon yeteneklerimi geliştiren deneyimler, hem de birikimlerimin üzerine bir tuğla daha eklediğim kazanımlar olarak görüyorum. 

2018’de bir perakende şirketine genel müdür olarak atanmıştınız, derken bir buçuk sene sonra yeni bir heyecanla karşılaştınız, LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü oldunuz. Bu başarıyı getiren neydi?

Bu şekilde değerlendirdiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Yaklaşık dört yıl önce adım attığım perakende sektörü oldukça dinamik, heyecan verici, güncel kalmayı ve cesaretle hızlı kararlar almayı gerektiren, yaptıklarının yansımasını çok hızlı görebildiğin, dolayısıyla da sonuç odaklı bir insan olarak, beni çok daha fazla içine alan bir sektör oldu. LC Waikiki gibi tüm Türkiye’nin gönlüne taht kurmuş, 4 kıtada faaliyet gösteren, moda perakendesinin lideri olan bir markada böyle bir rol, beni baştan itibaren çok heyecanlandırdı. Bu geçişte, farklı sektör ve domain’lerde kazandığım deneyimlerin, müşteri odaklılığı hep merkezde tutmamın, sonuç odaklılığımın ve son dönemlerdeki öne çıkan tabirle ‘unlearn’, yani yeniden öğrenmeye açıklığımın önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.

Zorluklara ve belirsizliklere karşı dayanıklılık, hızlı adaptasyon ve pragmatik davranma becerilerinin günümüzde en önemli yetkinlikler olduğunu düşünüyorum. Son birkaç yıldır önümüzdeki süreçleri okuyamadığımız, denklemin tamamını görmekte zorlandığımız bir zamandan geçiyoruz. O yüzden verilerin izini iyi sürerek, hızlı ve doğru kararlar almak gerekiyor, sanıyorum başarının sırrı da burada yatıyor. 

Kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası nedir?

Kariyerimde birden çok dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Tüm profesyonel hayatım boyunca teknoloji, FMCG ve perakende gibi dinamikleri birbirinden farklı olan sektörler arasında geçiş yaparak, yeni bir sayfa açtığım, yeniden öğrenme, yeniden başlama cesaretini gösterdiğim tüm zamanlar benim için birer dönüm noktası oldu diyebilirim.

Hayata ve iş hayatına dair bir felsefeniz var mı?

28 yıldır iş hayatında rol alan bir yönetici olarak buna oldukça yalın bir cevabım var. Gerek iş hayatımda, gerekse sosyal hayatımda; iyi niyet ve etik değerlere bağlılık, yüksek gayret ve doğru takımla birlikte hiçbir şeyin imkânsız olmadığına inanıyorum ve sürdürülebilir başarının bu üç ayak üzerinde kurulu olduğunu düşünüyorum. 

LC Waikiki ile ilgili istatistikleri en güvenilir ağız olarak sizden alsak; kaç ülkede, kaç mağaza, kaç ziyaretçi, kaç müşteri, kaç çalışan (kadın-erkek), ne kadarlık bir ciro… 

4 kıtada, 54 ülkede, 1200’e yakın mağazamızla Türkiye’den dünyayı giydiriyoruz diyebilirim. Haftada 13 milyon müşterimizi mağazalarımızda ağırlıyor, yılda 520 milyon adet ürün satıyoruz. Şu anda Avrupa’daki en büyük 6’ncı giyim perakendecisiyiz, hedefimiz önümüzdeki birkaç yıl içerisinde ilk üç marka arasında yer almak.

Bulunduğumuz ülkelerin 22’sinde pazar lideriyiz. Dünya genelinde 54 binden fazla kişiye istihdam sağlıyoruz. Tedarikçilerimizle birlikte, yaklaşık 1 milyon kişilik ekosistemi olan büyük bir aileyiz. 

2021 yılında 6 yeni ülkeye giriş yaptık ve 100’den fazla yeni mağazayı müşterilerimizle buluşturduk. 4’üncü kıtamız olan Güney Amerika’ya, Peru ve Ekvador’da açtığımız mağazalarımızla adım attık. Böylelikle Güney Amerika’ya giriş yapan ilk Türk markası olma gururunu yaşadık.

Peki şu anda yer aldığınız perakende ve giyim sektörünün durumunu nasıl görüyorsunuz?

Pandemi sürecinin sonuna doğru ilerlerken, birçok değişikliği aynı anda yaşıyor, perakende sektörü olarak büyük bir dönüşümün içinden geçiyoruz. Bir yandan satış kanalları tarafında, online ve çok kanallı alışverişe yönelimin artması ve fiziksel/online alışveriş kanalları arasındaki sınırların kaybolması gibi perakende deneyimini ciddi ölçüde etkileyen ve bize yeni sorumluluklar yükleyen alışkanlık değişimleri yaşanıyor; diğer yandan derinleşen iklim krizinin etkilerini yönetmeye yönelik sürdürülebilirlik çabalarımızı artırıyoruz; bir yandan da artan girdi maliyetlerini yönetmek için operasyonel mükemmellik süreçlerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Pandemi sonrası süreçte Türkiye ve  dünya genelinde yaşanan hammadde fiyatlarındaki artış, enflasyonist ortam, tedarik zincirinde yaşanan sorunlar, üretim merkezlerinin yer değiştirmesi, yakın coğrafyamızda yaşanan savaş süreci gibi farklı birçok etken, diğer sektörler gibi perakende ve hazır giyim sektörünü de önemli ölçüde etkiliyor.

Bunlardan Türkiye’yi en çok etkileyen konu ise, 2021’in haziran ayından itibaren, hammadde ve dolayısıyla ürün fiyatlarında radikal artışlar yaşamamız oldu. Bunun sonucunda toplam ciromuzun yarısını oluşturan yurtiçindeki talep daralmasını yönetmeye çalışırken, bir yandan da cironun diğer yarısının geldiği yurtdışı pazarlara daha da fazla odaklanmaya başladık. 

Yakın coğrafyamızda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, sürecin yarattığı değişimleri ve bu dönemin oluşturduğu yeni fırsatları iyi analiz ederek, hızlı aksiyonlar almaya ve bu değişimi yönetmeye gayret ediyoruz.

Bu zamanda artık bu soruları sormak zorunda olmayı istemezdim ancak yine de iş dünyasında kadın yönetici olmak hâlâ zor. OECD’nin 2021’de yayımlanan Kurumsal Yönetim Raporu’na göre, yönetim kurullarında özellikle cinsiyet eşitliği konusunda daha çok mesafe kat eden şirketlerin çoğu, halihazırda yüksek gelirli ülkelerde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde bile yönetim kurulunda cinsiyet eşitliğini sağlamış firma oranı yalnızca yüzde 5! Türkiye ise, OECD ortalamasının (%28) gerisinde. Siz yönetim kurulu üyesi bir kadın olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

2020 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yayınladığı cinsiyet eşitliği indeksine göre, Türkiye 156 ülke arasında 133’üncü sırada yer alıyor. Bu konu şüphesiz ülkemiz açısından önemli bir sorun. Sadece yönetim kurulundaki veya yönetici pozisyonlarındaki kadın oranlarında değil, kadın çalışan oranlarında da olumsuz bir tabloyla karşı karşıyayız. 

İki yıldan uzun süredir maruz kaldığımız küresel sağlık krizi de maalesef mevcut eşitsizlikleri derinleştirdi ve aynı zamanda daha görünür kıldı. Yine ILO tarafından 2020 yılında 55 ülkede yapılan araştırmaya göre, kadın istihdamı erkeklere oranla daha az olmasına rağmen, bu süreçte en çok iş kaybını kadınlar yaşadı. Araştırma pandemi dolayısıyla işini kaybeden kadınların sayısının, erkeklerin yaklaşık iki katı olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların iş hayatında yer almaları, sadece bireysel ekonomik özgürlükleri için değil, bulundukları toplumların ekonomilerine ve refahlarına katkı sağlamak için de çok önemli. LC Waikiki’de çalışan kadın oranı yüzde 59, kadın yönetici oranı yüzde 44, yönetim kurulunda kadın oranı ise yüzde 30, kadın gücüne değer veren böyle bir şirkette çalıştığım için kendimi çok şanslı addediyorum. Nüfusumuzun yüzde 50’sinin kadın olduğu bir toplumda, iş gücünün de en az yarısının kadınlardan oluşması gerektiğine inanıyorum. 

Bu durumu değiştirmek için neler yapılabilir? 

Çalışma hayatında cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında, kanun koyuculara, kurum ve kuruluşlara oldukça büyük roller düşüyor. Konunun temeline indiğimizde, daha çocukluk safhasında kız çocuklarını eğitimden mahrum etmemek, erken yaştaki evliliklerin önüne geçmek, ev bakımıyla ilgili iş yükünün çalışan kadın ve erkek arasında dengeli bir şekilde bölünmesini desteklemek, erkekleri kadın meselesiyle ilgili bilinçlendirmek gibi toplumsal bir dizi aksiyon söz konusu.

İş hayatına baktığımızda ise, farklı seviyelerde yapılabilecek birçok şey var. Öncelikle işe alımlarda cinsiyet ayrımına sebep olabilecek kriterlerin kaldırılması, değerlendirmelerin yalnızca beceri ve yetkinliklere göre yapılması, cinsiyet ayırt etmeksizin tüm çalışanlara eşit hak ve fırsatların sunulması, çalışanların gelişimini destekleyecek olanakların önyargısız ve adil bir şekilde sağlanması, çocuk bakımına yönelik desteklerin yeterli seviyede verilmesi, kadınların karar alma süreçlerinin her seviyesine etkili katılımının sağlanması ve liderlik için eşit fırsatlara sahip olmalarını destekleyecek pozitif ayrımcılık uygulamaları yapılması bunlardan belli başlıları diyebilirim.

Siz, bir kadın yönetici olarak fırsat eşitliği yaratmak anlamında neler yapıyorsunuz?

Ben, LC Waikiki gibi fırsat eşitliği konusunu içselleştirmiş bir şirkette çalıştığım için bu konuda oldukça şanslıyım. LC Waikiki değerlerle yönetilen bir şirket. Çeşitlilik ve kapsayıcılık LC Waikiki’nin değerlerinde var. Biz, işe yerleştirmelerde ‘fırsat eşitliği’ modelini benimsiyoruz. Son derece tarafsız bir şekilde, kim hangi işi iyi yapabilecekse kişinin din, dil, ırk gibi herhangi bir bireysel tercihi ya da özelliğini dikkate almadan o kişiyi seçiyoruz. İşe alımlarda CV’lerde fotoğraf istemiyoruz. Ücretlendirme politikamızı da cinsiyete göre değil, pozisyonların gerektirdiği yetkinliklere göre yapıyoruz, ‘Eşit İşe Eşit Ücret’ diyoruz. İnsan Kaynakları (İK) süreçlerimizdeki tüm prensiplerimizi sadece Türkiye’de uygulamakla kalmayıp yurtdışında bulunduğumuz 53 ülkeye de götürüyoruz. Böylece yeni giriş yaptığımız ülkelerin sadece ekonomilerine katkı sağlamakla kalmıyor, o ülkenin nitelikli insan kaynağını beslemeye, yetiştirmeye ve en önemlisi de her ülkede kadının iş gücüne katılımını ve istihdamını desteklemeye çalışıyoruz. LC Waikiki gibi büyük bir ekosistemi yöneten, perakendenin lider şirketinde böyle kapsayıcı bir yaklaşımın olmasının bana bir kadın lider olarak umut verdiğini söylemeliyim. 

Peki, LC Waikiki kadın çalışan ve yönetici anlamında nasıl bir karneye sahip?

LC Waikiki; yüzde 59 kadın çalışan ve yüzde 44 kadın yönetici oranıyla, Türkiye’nin en çok kadın istihdam eden şirketlerinden biri. Yaklaşık 54 bin kişilik ekibimizde, 32 bin kadın çalışanımız ve 2.000’den fazla kadın yöneticimiz bulunuyor. Yönetim kurulumuzdaki kadın oranımız ben dahil yüzde 30. Organizasyonumuzda, kadın çalışanlarımız birçok farklı seviyede şirketimizi temsil ediyor ve oldukça zorlu görevlerin üstesinden gelerek şirketimizin büyüme yolculuğuna öncülük ediyor. LC Waikiki’de kadınlar, sadece merkez ofis pozisyonlarında da görev almıyor, tedarik ve mağazacılık gibi ‘erkek işi’ olarak görülen birçok alanda da aktif rol alıyor. Ürün tasarımından üretim bandına, lojistikten sahadaki mağazacılık süreçlerimize kadar, kadınlar iş sahamızda önemli bir etkiye sahip ve katkıları yadsınamayacak kadar büyük. Üstelik bunu sadece Türkiye’de değil, bulunduğumuz tüm coğrafyalarda yaşatmaya gayret ediyoruz. Öyle ki bugün dünyada zor coğrafyalar olarak nitelendirilen Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu gibi bölgelerin yönetimi kadın yöneticilerimizde. Kadın bir yönetici olarak bu ekiplere liderlik etmekten ve fırsat eşitliğine inanan bir kurumun parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.

Sizce kadınlar, şirket yönetimlerine nasıl bir açılım getiriyor?

Ben kadınların; bakış açıları, hayata olan iştahları, tutkuları ve şefkatleriyle toplumsal hayatın her aşamasını iyileştirdiğine inanıyorum.

Gösterdikleri çaba yalnızca kendilerine değil tüm çevrelerine ve içinde yaşadıkları toplumun kültürüne de yansıyarak kelebek etkisi yaratıyor. Cesaret, yenilikçilik ve empati becerileriyle, iş dünyasında etkin olan kadın liderlerin artması, toplumu da daha ileriye taşıyacak. 

Dünya Bankası verilerine göre, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının, küresel gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) 2025’e kadar 28 trilyon dolar kadar artıracağı öngörülüyor. ILO’nun bir diğer araştırmasında; yönetimlerinde cinsiyet eşitliği izleyen şirketlerin 4’te 3’ü yüzde 5 ile yüzde 20 arasında, çoğunluğu ise yüzde 10 ile yüzde 15 arasında kâr artışı elde ettiğini belirtiyor. Rapor, cinsiyet eşitliğini sağlayan şirketlerde yetenekleri cezbetmenin ve elde tutmanın kolaylaştığını; yaratıcılık, yenilikçilik ve açıklıkta ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor. Bu anlamda toplumsal cinsiyet eşitliği romantik bir gündem değil, toplumsal ve ekonomik kalkınma için önemli bir yapı taşı.

Aynı zamanda, 2021 sonunda Doğtaş Kelebek Mobilya Grubu Yönetim Kurulu’na bağımsız üye olarak da katıldınız. Sizce yönetim kurullarında bağımsız üye olmasının yararı nedir? 

Şirketlerin sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için kurumsallaşması, bunun içinde yönetim kurullarında icra ekiplerinden farklılaşan, farklı background’lardan gelen, geçmiş bilgi ve birikimleriyle farklı bir vizyon ortaya koyabilen, fikir ve önerilerini etki altında kalmaksızın bağımsızca ifade edebilen bağımsız yönetim kurulu üyelerinin olması önemli bir gereklilik. Bağımsız yönetim kurulu üyeleri, görevlerini etki altında kalmadan yaptığı için, paydaşlara da daha fazla güven veriyor ve farklı bakış açılarıyla şirketlere değer katıyor diye düşünüyorum. Benim için bu üyeliğin anlamı ise büyük. Uzun yıllardır Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nin bir parçası olarak, kadın konusunda aktif olarak çabalayan, 1.5 yıl süren eğitimin sonunda yönetim kurulu sertifikasyonu almaya hak kazanmış yüzlerce kadından biri olarak, bağımsız yönetim kurulu üyeliğimi, aynı zamanda kadınların iş hayatındaki etkinliğini arttırmayı amaçlayan bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyorum.

Dünyanın öngöremediği ve ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı pandemi döneminde LC Waikiki nasıl bir yol izledi? Bu süreçten ne öğrendi, ne keşfetti?

Pandemi dünya için oldukça zorlayıcı ve öğretici bir süreç oldu. Dünyayla birlikte önceliklerimizin altüst olduğu, değişen önceliklere göre mütemadiyen şekil aldığımız, adaptasyon yeteneklerimizin sınandığı bir süreç yaşadık. Sosyal ortamlarımızdan ve çalışma alanlarımızdan uzaklaş-tığımız bu dönemde, uzaktan çalışma gibi daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir süreçle baş başa kaldık. Uzaktan çalışmayla birlikte hayatımıza, “Bu şekilde şirket kültürünü nasıl yaşayacağız ve yaşatacağız, bu yeni düzlemde çalışan bağlılığını nasıl sağlayacağız?” gibi yeni konu başlıkları girdi. Giyim ve moda tarafından baktığımızda, insanların giyim alışkanlığının topyekûn değiştiğine, kısa bir zaman içinde yeni hayata uygun, yepyeni bir giyim tarzına adapte olduklarına, sonrasında eskiye özlem duyduklarına, sonrasında ise kendilerine bir orta yol geliştirdiklerine şahit olduk. Bu süreçte tüm insanlığın, dünyanın karşı karşıya kaldığı ekolojik ve sosyal eşitsizlik gibi zorlukları daha fazla içselleştirmesiyle, çevre ve sürdürülebilirlik konularına olan yaklaşımlarındaki değişim hızlandı. Öte yandan tüketicilerin kanal tercihleri de tüm sektörlerde olduğu gibi değişti, önce online’a yönelim arttı, beraberinde de fiziksel ve dijital kanallar arasındaki sınırlar azaldı. Özetlemek gerekirse, hem iş alanımızda hem de iş yapış şeklimizde birçok değişikliği hızlandırılmış modda yaşadık ve halen yaşamaya devam ediyoruz. Neticede ise pandeminin en çok adaptasyon becerilerimizi geliştirdiğini, çevik iş yapış şekline geçişimizi hızlandırdığını, daha önce yapılamaz diye düşündüğümüz birçok konuda düşünce sınırlarımızı olumlu anlamda zorladığını, yani tüm sisteme zihinsel bir dönüşüm yaşattığını söyleyebilirim. 

1988 yılında Fransa’da doğan LC Waikiki, 1997 yılında Tema Grup tarafından satın alınarak bir Türk firması oldu. 34 yıldır varlığını büyüterek sürdürmeye devam ediyor. Sizce bir markayı uzun ömürlü yapan nedir?

Bir markayı uzun ömürlü yapan en önemli etkenin, gelişime açık olması ve odağına her zaman ‘insan’ı alması olduğunu düşünüyorum. LC Waikiki olarak, gelişen teknoloji ve trendler kapsamında kendini her zaman yenileyen bir şirketiz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru anlayarak hızlı aksiyonlar almak başarımızdaki en önemli faktörlerden biri. Bunun da arkasında, farklı kültür ve yeteneklerden oluşan son derece çeşitli ve kapsayıcı bir insan kaynağımızın olması yatıyor.

Bugün, LC Waikiki’de bir başarıdan söz edebiliyorsak, şirketimizin eğitime ve gelişime verdiği önemden bahsetmeden geçmek olmaz. Bünyemizde yer alan 600 kişilik iç eğitmen kadrosuyla, Kurumsal Akademi ve Mağazacılık Eğitim Departmanlarımız, çalışanlarımızın kendilerini geliştirebilmeleri için birçok farklı program geliştiriyor, eğitimlerin yanı sıra bireysel koçluk ve mentorluk desteği vererek bu yolculuğu hızlandırıyor. Böylelikle zaman içinde öğrenimlerimizi kurumsallaştırıyor, bilgiyi transfer edilebilir hale dönüştürüyoruz. Bu sebeple de LC Wakiki sıklıklamoda perakende sektörünün okulu olarak görülüyor.

LC Waikiki, ‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ misyonuyla yol alıyor. Peki sizin için nedir ‘iyi giyinmek’?

LC Waikiki, ‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ misyonuyla kurulan bir şirket. Bu inancın arkasında, kurucularımızın, dar gelirli bir ailenin çocuklarının da kendi çocukları gibi giyinmeye hakkı olduğunu düşünmesi yatıyor. Bu düşünceden hareketle, biz dünyanın neresinde olursa olsun herkesin; kaliteli, sağlıklı, ulaşılabilir ve modaya uygun giysilere erişme hakkı olduğuna inanıyoruz ve misyonumuzu, yüksek modayı elimizden geldiğince demokratikleştirme hareketi olarak görüyoruz. 

‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ dediğimiz için ürün yelpazemizde 7’den 70’e tüm müşteri kitlelerine hitap eden ürünler bulunduruyoruz. Ürünlerimizin uygun fiyatlı ve ‘ödenen paraya değer’ ürünler olmaları için tüm tedarik ve satış sürecimizi optimum maliyetlerle yönetiyoruz. Bu ürünleri kolay erişilebilir kılmak için yaygın mağaza zincirimiz ile müşterilerimize ulaştırıyoruz. 

Benim için ise iyi giyinmek, yoğun seyahat tempoma uygun, rahat ve zamansız modeller, nefes aldıran konforlu kumaşlar diyebilirim. 

Gerek küresel ısınma gerekse pandemiyle birlikte dünyayı ne kadar tükettiğimizin, yorduğumuzun daha iyi farkına vardık. Dolayısıyla artık giyim sektöründe de temiz kıyafet, sürdürülebilir üretim, az atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu gibi birçok konuyu konuşmaya başladık. Müşterilerin bu konudaki duyarlılıkları yükseldi. LC Waikiki bu konularda ne gibi çalışmalar yapıyor?

Aslında LC Waikiki olarak bu konuda çok uzun süredir çalışıyoruz. LC Waikiki 1990’lı yıllarda kimyasal kirliliği önlemeye yönelik süreç ve sistemleri geliştirerek, Türkiye’de sektöre öncülük eden, sektör standartlarının belirlenmesinde önemli rol alan bir firma. Türkiye’nin uluslararası akreditasyonlara sahip, en büyük laboratuvarlardan birisi bünyemizde bulunuyor. Bu laboratuvarlarda performans ve ekolojik testler yapan 8 farklı bölümümüzde, hammadde aşamasından başlayarak üretim sürecinin sonuna kadar, bitmiş ürünlerimiz de dahil olmak üzere, günde 10 binden, yılda 3.5 milyondan fazla test yapıyor, hem ürünlerimizin kalite standartlarını hem de çevreye bıraktığımız kimyasal atıkları yönetiyoruz. Birlikte çalıştığımız tedarikçilere kimyasal atık yönetimi çerçevesinde, yılda 1000’in üzerinde eğitim veriyor, yaptığımız denetlemelerle uygulamaları kontrol altında tutuyoruz.

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER