3 çocukla ve 30 yaşında yeni bir yol açtı

Çalışma ve üretme isteği duyuyorsanız, girişimci bir ruhunuz varsa eninde sonunda hedefinize ulaşıyorsunuz. Engel mi? Bu da neyi engel olarak gördüğünüze ya da görmediğinize göre değişiyor. Oya Kalender 20 yaşında evlendikten ve 3 çocuk yaptıktan sonra girişimci oldu. 3 kişilik bir ekiple insan kaynakları şirketi kurdu, ardından kurumsal organizasyonlara imza attı ve son olarak da wellness markası olan OIA’yı kurdu.

 

Oya Hanım sohbetimize hoş geldiniz. Sohbetin girişinde, adettendir, kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Zira bu röportajda sizin girişimcilik yolculuğunuzu ve başarılarınızı konuşacağız. Kısa bir girişten sonra detaylandıralım istiyorum. Kendinizi nasıl ifade edersiniz?

Teşekkür ederim. Evet herhangi bir sıfata oturtmadan bir birey olarak bakarsak sıcak kanlı, şefkatli, iletişimi güçlü, girişimci, detaycı, özgür ruhlu, insanları bir araya getirme özelliği ve liderlik vasfı olan bir kadın diyebilirim.

Almanya’da doğdunuz. 30 yaşına kadar da iş hayatından uzak kaldınız. 3 çocuk annesiyken ne oldu da iş hayatına girmeye, girişimci olmaya karar verdiniz? İş insanı olma, çocukluğunuzun hayali miydi? Dünyaya sadece eş ve anne olmak için gelmiş olamazdınız değil mi?

Almanya’da doğdum büyüdüm evet ama Türkiye’ye ergenlik yıllarında döndüm. İnsanların hayatlarında yollarını, yönlerini değiştiren birkaç tane önemli dönüm noktası olur. Bu kararlar sizin tüm yönünüzü değiştirebilirler. Benim için de 20 yaşında evlenmeye karar vermek böyle bir dönüm noktasıydı. Çocukluk hayalim olan ‘iş kadını’ olmayı biraz ertelememe sebep olan bir durum oldu. Ama olsundu… Çünkü mutlu, huzurlu, güzel bir evlilik yaşadım ve anne oldum. 

İlk 10 yılım üst üste dünyaya getirdiğim güzel yavrularımın bakımlarıyla geçti. Sürpriz gelen üçüncü çocuğumdan sonra iki yıl bekleyebildim ve artık varoluş amacımı, yaptıklarımı ve beni ne derece tatmin edip etmediğini sorgulamaya başladım. Çünkü artık eşimin maddi durumu ne kadar iyi olursa olsun, elimde tüm imkânlar olsa da, sadece anne ve eş olmak bana yetmiyordu. Üretmeli, gücümü göstermeli ve para kazanmalıydım.  

İş hayatına atıldığınız için size engel olmaya çalışanlar oldu mu? Destek oluyormuş gibi görünüp köstek olanlar oldu mu? Çocuklarınızı ihmal ettiğinizi ima edenlerle karşılaştınız mı?

Maalesef evet. Destek oluyor görünüp de manevi ve sessiz şiddetle aşağıya çekildiğim çok oldu. Ama işin doğrusu çocuklarımın bakımını ihmal etmedim. Çünkü aşama aşama geliştim, işimi geliştirdim ve büyüdüm. O yüzden onlar büyürken ben de hem kendimi hem işimi geliştirmiş oldum. Ülkemizde maalesef şu algıyı yıkamıyoruz: “Sadece anneler çocuklarla ve evle ilgilenmek, evinin kadını olmak zorundadır, aileyi geçindirmek zorunda olan erkektir ve çalışmakta özgürdür. Hele çocuklar büyürken onlar bırakılıp okula, işe gidilmez.” 

Nedenmiş o?  Kadın da erkek de çalışma hakkına, geleceğe dair kariyer isteğine, vizyona ve farklı hayallere sahip olamaz mı? Burada şunu belirtmeliyim ki, sürenin başından beri duruşum, direncim veya tutunma çabam sadece Oya Kalender’in kendisi için değildi. İçten gelen bir duyguyla toplumdaki tüm kadınlar adına bir duruş sergiledim. 

9, 6 ve 1 yaşında çocuklarınız, bir de eşiniz… Nasıl zaman ayırıyordunuz işinize?

Çok da kolay olmuyor tabii ki 3 çocuk ve ilgi bekleyen bir eş. Fakat cidden eli hızlı ve sevecen biri olduğum için hem iş hayatını yürütmeye çalışıyor hem de haftada 3-4 kez gelen yardımcımla birlikte evdeki düzenin ve iş akışının bozulmamasını sağlıyordum.

Okulda öğrendiklerinizi belki de unutmuştunuz girişimci olmaya karar verdiğinizde. Yol mu öğretti size her şeyi? Bu öğrenme devam ediyor mu?

Çalışma ve üretme isteği durduramadığım, içeriden ateşlenen inanılmaz bir güdüydü. Üniversite eğitimim yarım kaldığı ve bilgilerimi tazelemem gerektiği için eğitim hayatına geri dönmem gerekiyordu ve öyle yaptım. İstanbul Üniversitesi kollarını açmış beni bekliyordu. Ve evet, okul sonrası yol… Yol dediğimiz şey akıştır zaten. Eğer sen öğrenmeye, araştırmaya, insan ilişkilerine önem veriyorsan yol çok genişleyerek devam ediyor. Ve evet, öğrenme her daim ve halen devam ediyor. 

Çocuklarınız şimdi başarılarınızı nasıl karşılıyor? Onların üzerindeki etkilerini anlatır mısınız?

Şükürler olsun, çocuklarım şimdi, her biri eğitimli, yurtdışında yaşayan dünya vatandaşları oldular. 32, 30 ve 24 yaşındalar. Yıllar su gibi geçmiş değil mi?

Benimle gurur duyduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Sanırım onları en çok etkileyen tarafım, 3 çocuklu ve 30 yaşındaki bir kadının kendi inançları doğrultusunda ‘yeni ve farklı bir yola’ girmesi ve başka bir kader çizmesi. Onlarla diyaloğumuz, iletişimimiz çok iyi. Fakat ben de şanslıyım, özel ve güzel çocuklar oldular. Ufukları açık, modern ve iletişimleri gayet güzel. 

Şu anda kaç markanız var? Bu markaların neler yaptığını paylaşır mısınız?

İş hayatına attığım ilk adım, 3 kişilik bir ekip oluşturarak insan kaynakları şirketi kurmak oldu ve uzun yıllar ev hizmetleri çalışanlarını işe yerleştirdim. Ardından farklı bazı ortaklıklarla iletişim dünyasına geçiş yaptık ve yaklaşık 15 sene firmaların marka iletişim stratejilerini ve kongreler, festivaller ve zirveler gibi kurumsal organizasyonlarını yaptık. 

Yol demiştik ya biraz önce, işte yol da beni pandemi döneminde çok farklı bir yere getirdi. Ben ve ortaklarım, sağlıklı olmak ve sağlıklı yaş almak, kendi en iyi halimizi yaşamak için tasarladığımız bir wellness markası olan OIA’yı kurduk.

Şimdi dermokozmetik ürünler üretiyor, hem Türkiye’ye hem Avrupa ve Amerika’ya ihraç ediyoruz. Çok özel, çok değerli ve etkili ürün içeriğine sahip olan bir marka. www.oiaformore.com tüketicilerimizi ozonla güçlendirilmiş mucizevi onarım gücüne sahip, profesyonel özelliği olan ürünlerimizi kullanmaya davet ediyorum.  

‘Senin en iyi halin’ mottosuyla hareket eden OIA, çok yakında gençliğimizi ve güzelliğimizi destekleyen supplementler ile büyümeye devam edecek. 

Siz sivil toplum kuruluşları kurarak da herkesin kafasının arkasında kurulan kadın yargısını da yıkmaya çalıştınız. Bu sivil toplum kuruluşlarını da, özellikle de Anne Meclisi’ni, nasıl hayata geçirdiğinizi ve neyi amaçladığınızı okuyucularımıza anlatır mısınız?

Kadın başlığı çok geniş. Ben ve arkadaşlarım ‘annelik’ kavramı üzerinde ve anne sorunları özelinde çalışan bir dernek kurduk: Anne Meclisi.

Anne Meclisi, ‘anne’ kavramının dünya literatüründe sadece ‘doğuran dişi’ olarak geçmediğini, ‘bir canlıyı koruyan, kollayan, şefkatle büyüten’ demek olduğunu herkese anlattı. Bunun yanı sıra bildiğimiz manada ‘annelerin’ sosyal haklar noktasında almaları gereken destekler, göçmen anneler, çalışan anneler, anne hakları, annelere uygulanan toplum baskıları, yetiştirme yurdundaki kız çocuklarının mesleki eğitim almaları, anne ve çocukların sağlıklı beslenmeleri gibi daha birçok konu başlığı için çalıştaylar ve saha çalışmaları yürütmüştür. 

Girişimci bir kadın nereden başlamalı, nasıl başlamalı? En önemli mottosu sabır mıdır bu işin? Kadınlara mesajınızla sohbetimizi tamamlayalım. 

Girişimci olan kadınlarımıza ilk tavsiyem cesaretli olmalarıdır. Ardından bilgi ve donanım gelmeli. Ne iş yapacaklarsa o konuyu iyice araştırmalı, öğrenmeli, pratik kazanmalılar. Daha sonrasında söylemek istediğim şey, sermaye planlaması ve iyi bir fizibilite. 

Tüm bunları kapsayacak ana konu, kendilerine inanarak yola çıksınlar ve “Yapamazsın” diyenlere kulak asmasınlar. Giriştikleri konuda bilgi sahibi olanları dinlesinler elbette. Çünkü tecrübe çok kıymetlidir ama tüm dinlediklerini harmanlayıp kendi bildiklerini okusunlar.  

 

Röportaj: Deniz Dallı

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER