25 Kasım’a giderken: Kadınlar eşit, özgür ve güvenli bir hayat istiyor!

Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 3

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken oldukça karamsar bir tablo ile karşı karşıyayız. Ne yazık ki kadına şiddet dur durak tanımıyor! Kadınlar sokakta, evde, köyde, kentte, işte, toplu taşımada, kısacası hayatın hemen her alanında şiddet görüyor. Bir diğer ifadeyle, şiddet virüsü her yerde kol geziyor. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar kendini hiçbir güvende hissetmiyor, diğer bir deyişle diken üstünde yaşıyor. Kadınların temel bir insan hakkı olan ‘yaşama hakkı’ gasp ediliyor. Oysa ki, şiddetsiz yaşam hepimizin en doğal hakkı. 

Şiddet virüsü her yerde

Kadına şiddet dünyanın ortak sorunu. Türkiye’de ise hemen her kadının kâbusu, maruz kaldığı bir gerçeklik. Ülkemizde kadınlar daima bir şiddet sarmalı içerinde yaşamak zorunda. Yapılan araştırmalar kadına karşı şiddetin boyutlarını gözler önüne seriyor, durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koyuyor. 

Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı’nın hazırladığı, 12 büyükşehirden (Adana, Ankara, Balıkesir, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Samsun ve Trabzon) 350 kadına ulaşarak hazırladığı ‘Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu’na göre:

  • En yaygın şiddet türünün ‘psikolojik şiddet’ (duygusal şiddet) olduğu,
  • Psikolojik şiddete uğrayan kadınların görmezden gelindiği, hakarete uğradığı, tehdit edildiği, aşağılandığı, baskı altına alındığı, yetersiz hissettirildiği ve suçlandığı,
  • Psikolojik şiddete uğrayan kadınlarda depresyon, kaygı bozukluğu, yalnızlık, korku, gerginlik, huzursuzluk ve stres gibi çeşitli problemlerin sıklıkla görüldüğü,
  • Psikolojik şiddetin ispatı daha zor olduğu için kadınların kendilerini çaresiz, değersiz, yalnız ve tükenmiş hissettiği,
  • Kadınların yüzde 60’a yakınının anne, baba, erkek kardeş, eş, eski eş ve diğer aile büyükleri tarafından şiddete uğradığı,
  • Evlerin kadınlar için güvenli alanlar olmadığı ve kadınların evin içinde daha fazla şiddete maruz kaldığı,
  • Psikolojik şiddete uğrayanların büyük bölümünün bekâr kadınlardan oluştuğu tespit edilmiştir. 

Verilerle Türkiye’de kadına şiddet

Bir dizi veri ile kadına şiddette korkunç tabloya yakından bakalım. Bianet Bağımsız İletişim Ağı’nın medyada yer alan haberleri kullanarak hazırladığı ‘Erkek Şiddeti Çetelesi’ne göre:

  • 2022’nin ilk 10 ayında erkekler en az 280 kadını öldürdü. 
  • 2021’de erkekler en az 339 kadını öldürdü, 213 kadının ölümü şüpheli, 20 kadın “koruma” kararına rağmen öldürüldü. 
  • 2020 yılında erkekler en az 284 kadını öldürdü, 792 kadına şiddet uyguladı, 96 kadına tecavüz etti, 147 kadını taciz etti, 265 çocuğu istismar etti, 26 çocuğu öldürdü. Her beş kadından biri ayrılmak istediği için öldürüldü. Erkekler kadınları genelde ateşli silah ve kesici aletle öldürdü. Kadınların yarısı ev içinde öldürüldü. Fail çoğunlukla koca veya sevgili!.. 
  • 2019’da erkekler en az 328 kadını öldürdü, 630 kadına şiddet uyguladı, 51 kadına tecavüz etti, 232 kadını taciz etti, 279 çocuğu istismar etti, 15 çocuğu öldürdü. 

Bu rakamlar korkunç. Kadınların şiddete uğramadığı bir gün bile yok! Türkiye’de hemen her gün en az 1 kadın öldürülüyor, hayattan vahşice koparılıyor. Grafikte de görüldüğü üzere, 2022’nin ekim ayında erkekler 32 kadını öldürdü, 70 kadına şiddet uyguladı, 13 kadını taciz etti, 18 çocuğu istismar etti, 4 çocuğu öldürdü. 14 kadının ölümü şüpheli, 4 kadın koruma kararına rağmen öldürüldü. Tablo çok vahim!

Kuşkusuz kız kardeşlerimizin hayatı rakamlara indirgenemez ama bu rakamlar her şeyi anlatıyor. En önemlisi kadın cinayetlerinin politik olduğunu, görmezden gelindiğini ve bir türlü önlenemediği apaçık anlatıyor. 

/////Grafik bianet’ten alınmıştır: Erkek Şiddeti Çetelesi, Ekim 2022 (bu yazı gönderdiğim grafiğin altına gelecek. Bir de grafiği üstten keser misin fotoğrafı)

 

Kadına şiddet önlenebilir!

Kadına karşı şiddet bir insan hakkı ihlalidir, bir insanlık suçudur. Fakatsız, amasız, lakinsiz şiddetin kesinlikle mazereti olmaz. Şiddetsiz bir yaşam için toplumun tüm bireylerine toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri düzenli periyotlarla verilmeli, şiddetin her türüne sıfır tolerans ilkesi gözetilmeli, şiddetle topyekûn -kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşları birlikte- mücadele etmeli. 

En önemlisi, küresel bir sorun olan kadına karşı şiddetin çözümü yerelde aranmalı. Unutmayalım, eşitlik yerelde başlar. Mahalle ölçeğinde yapılacak çalışmalara öncelik verilmeli, farklılaşan şiddet türleri ve bu şiddetin kök nedenleri iyi araştırmalı. Her yerelin kendine has sorunları iyi okunmalı ve yerel ölçekte kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar bir an önce geliştirilmeli. Artık kaybedecek zamanız yok.

Kadın dayanışması yaşatır!

Kadın kadının yurdudur, kadın kadının umududur. 

Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte kız kardeşlik kazanacak. 

Sonsöz

Kadınlar eşitlik, özgürlük ve güvenli bir hayat istiyor.

Kadınlar şiddetsiz bir dünya istiyor, eşitlik istiyor, adalet istiyor, yaşamak istiyor, özgürlük istiyor, kimsenin geride kalmamasını istiyor. 

Kadınlar haklarından ve yaşamlarından vazgeçmiyor. Kadınlar bir gün değil her gün meydanlarda haklarını savunuyor, haklarına sahip çıkıyor.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde (ve her gün): Bir kişi daha eksilmeyeceğiz. Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok. 

Ezcümle, yaşasın kadınlar!

Manşet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

SON HABERLER